Zilan Katliamı panelinde, ‘Zilan’da katledilenlerin anısını yaşatmalıyız’ denildi
Zilan Katliamı İnisiyatifi, İstanbul Bahçelievler ilçesinde bulunan Doğu-Güneydoğu Dernekler Konfederasyonu (DGD-KON), binasında Zilan Katliamı’na dair panel etkinliği düzenledi. “Tarihi bir trajedi geliyê Zilan Katliamı” başlığıyla düzenlenen panelde, moderatör yazar Şahabettin Demir olurken, yazar Suat Gökalp, tarihçi Faik Bulut, hukukçu Cemal Demir ise konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde ilk olarak konuşan Cemal Demir, katliamın hukuki yanına değineceğini ifade etti. Demir, askerlerin Zilan’a girdiğini ve çok sayıda kişiyi katlettiğini söyledi. O dönem gazetelerde de katliamın yer aldığını ifade eden Demir, 40 bine yakın insanın hayatını kaybettiğini dile getirdi. Devletin hukuki olarak katliamın üzerine gitmediğini ve faillerin yargılanmadığını vurgulayan Demir, “O dönem ‘İsyan Mıntıkasında İşlenen Ef’âlin Suç Sayılmayacağına Dair Kanun’ çıkartıldı. Ve yargılananlar bu sayede aklandı. Cezadan muafiyet edildi. Hukukta her suçun bir karşılığı vardır. Mahkemelerin de arşiv edildiğini biliyoruz. Şeyh Saîd duruşmasında sadece onun davasını gösterdiler. Mesela Doktor Fuat’ın dosyasını açmadılar. Bunların tamamını gizleyip arşivledirler. Söylenenlere göre çok politik savunmalar yapmışlar. Türk gazetelerinde ulaşıyoruz ki mahkeme süreci Adana’da olmuş. Oradakiler sadece Zilan’dakilerin yargılanıyor. 1931’de başlamış dava. Akşam Gazetesi, 700 kişinin yargılandığını ve kararın 5 ay sonra verildiğini yazmış. Gerekçelere de yer verilmiş ve gerekçe özerk Kürdistan talep edildikleri suçlama konusu yapılmış. Genel kurmay belgelerinde ise tüm mallarına ganimet olarak el konuldukları ifade edilmiş” diye konuştu.
‘Zilan Katliamı diğer katliamlar gibi Kürdistan halkının hafızasıdır’
“Zilan Katliamı diğer katliamlar gibi Kürdistan halkının hafızasıdır” diyen yazar Suat Gökalp da “Tarihsel arka plandan Zilan katliamını Kürtlerden ayrı göremeyiz. Önder Apo’nun çizdiği felsefe bizim çizgimizdir. Aktaracaklarım o minvalde olacaktır. Zilan Katliamı, Agirî isyanıyla ilgilidir. Agirî isyanı boğulurken, genişletilmeye çalışılıyor. Onlardan biri bölgelerden biri Zilan’dır. Gruplar oraya gidiyor. Ama yetersiz askeri hatalardan dolayı geri çekilme oluyor. Geri çekilmeden sonra Zilan halkına onlar şahsında bir katliam yapılıyor. Güncel nedeni budur. Tarihsel boyutu önemli. Zilan aşiretlerin kökeni çok araştırılmamış. Bugünkü Kürt yurdu 4 parçalı yurttur. Antik Kürdistan ise çok daha geniştir. Bugün ana coğrafya ile bağı kopmuştur. Örneğin Horasan, Güney Kafkasya’dır, bu aradaki bölge tarihi Kürt aşiretlerin yeridir. Burayla Serhat bölgesi arasında kültürel bağ vardır” ifadelerini kullandı.
‘Zilan’da katledilenlerin anısını yaşatmalıyız’
Kürtlerin tek güç kaynağının kendi örgütlü gücü olduğunu ifade eden Gökalp, “Kürt halkı adına dağınık, parçalı bir akıl vardı. Ulusların akıllarından bahsederler. Bizim için anlamlı olan şu ki: Artık Kürdistan’da da önderlik sayesinde bir Kürt aklı vardır. Doğru yanlış ayırt edebiliriz. Zilan Katliamına da bir bakışımız var ve bu stratejik bir akıldır. Bu yüzden hepimiz Zilan’da katledilenlerin anısını yaşatmalıyız. Önderliğimiz süreç başlattı. ‘Dar ağacından masaya getirdim sorunu’ diyordu. Bundan sonra devletle ilgili bir şey yok. Bundan sonra herkesin mücadele etmesi önemlidir. Zilan’da katledilenlerin anısına ancak bu şekilde bağlı kalabiliriz” diye konuştu.
‘Zilan halkı da yüzleşmeye katılmalı’
Ardından tarihçi Faik Bulut, “Osmanlı arşivlerinde ‘Zilanu’ deniliyor. Zilan isyanın merkezi değildi. Merkez Agirî’dir. Devlet de böyle diyor. Kaç kişi öldürülürse öldürülsün bu katliamdır. O dönem ‘kadın ve erkeklerimiz, gençlerimiz, çocuklarımızı katlettiler. Yetmedi köpeklerimizi de katlettiler’ diyorlardı. İsmet İnönü döneminde de Erciş’i talan etti. Onlar zengin oldular. Kadınlarımızı, çocuklarımızı sattılar. Peki bunlardan ne ders çıkarmalıyız? Örneğin Zilan müzesi yapabilir miyiz, Serhat bölgesinde imza toplayıp bunu Birleşmiş Milletlere (BM) sunabiliriz. Yüzleşme ve süreç deniliyor. Zilan halkı da yüzleşmeye katılmalı. Eğer bu tür şeyler yaparsak o zaman onların ruhları şad olabilir. Gün ağlama günü değil. Ne yapabiliriz de bunun demokratik yollarla intikamını alırız. Bunu yapmazsak her sene ağlarız. Örgütlenmeliyiz, amacımızı belirlemeliyiz. Her yere başvurular yapacağız” dedi.
Panel soru ve cevapların ardından sona erdi.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































