İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının 64. duruşmasında, aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 59’u tutuklu 414 kişinin yargılanmasına Silivri’de devam edildi. Duruşmada, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in avukatı Nergiz İnce’nin savunması süre kısıtlaması nedeniyle yarıda kesilerek İmamoğlu sanık kürsüsüne çağrıldı. Mahkeme başkanı ile savunma süresi ve yargılama takvimi üzerine sert bir tartışma yaşayan İmamoğlu, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle salondan çıkarıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de takip ettiği duruşmada, jandarmanın salonu tamamen boşaltması talimatı verilirken SEGBİS kayıtları kapatıldı ve oturuma ara verildi.
Aralarında CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 59’u tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının 64. duruşması Silivri’de yapıldı. Sabah saat 10.00’da başlayan duruşmaya, daha önceki oturumlara katılamayan Ekrem İmamoğlu da katılarak salondaki yerini aldı. İzleyiciler, İmamoğlu’nu “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla karşıladı. Duruşmayı CHP Genel Başkanı Özgür Özel de takip etti. Gazeteci Alican Uludağ, mahkemenin davanın ilk bölümünü ısrarla 9 Temmuz’da bitirmek istediğini ve İmamoğlu’nun savunma saatinin Ankara’daki NATO Zirvesi liderlerinin basın toplantısı saatine denk getirilerek gölgelenmek istendiğini yazdı.
Duruşmada ilk olarak iş insanı ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in avukatı Nergiz İnce, yarım kalan savunmasına devam etti. Savunmasında Leonard Cohen’in şarkısına atıfta bulunarak hileli zarlardan ve su alan gemiden bahseden avukat İnce, müvekkili hakkında iddianamede sürekli değişen “kasa” yakıştırmalarına tepki gösterdi. İnce, savcılığın Keleş’i bazen İmamoğlu’nun kasası, bazen örgütün kasası, bazen de kasalardan biri olarak tanımladığını belirterek, “Nasıl bir kasa olduğumuzu bilirsek biz de ona göre daha etkili bir savunma yapabiliriz. Kim olduğu belirsiz bu topluluktan yola çıkılarak müvekkilime kasa yakıştırması yapılamaz. ‘Herkes’in tespit edilmesini istiyoruz.” dedi. Müvekkilinin konut güvenliği kameralarının alınması talimatını verdiği iddiasını reddeden İnce, “Görüntülerde müvekkilim yok. Atılı suç tarihinde cezaevindeydi.” bilgisini verdi.
Savunmasında “etkin pişmanlık” beyanlarına değinen avukat İnce, müvekkili aleyhine ifade veren Sarp Yalçınkaya’nın tahliye olmak için 8 milyon dolar ödediğini belirterek, “Hangi suçu işledi de 8 milyon dolar vermeyi göze aldı? Türk savcılarına güvenmiyor mu? Masum olduğuna inandığı halde savcılara güvenmediği için mi 8 milyon dolar para ödüyor?” sorusunu yöneltti. Bir diğer etkin pişmanlık sakini Ertan Yıldız’ın, ifadelerinde Süleyman Atik’i tanımazlıktan geldiğini ancak ilk ifadelerinde 10 yıldır tanıdığına dair beyanı olduğunu belirten İnce, savcılığa seslenerek, “Bir gün çıkıp ‘Ertan Yıldız bizi kandırdı’ diyeceksiniz. Ama siz Ertan Yıldız’ın beyanlarına çok güvendiniz.” dedi.
Eyüp Subaşı’nın gizli toplantı iddialarını da reddeden İnce, ortada doğrulanmış bir HTS kaydı olmadığını, sadece soyut beyan bulunduğunu söyledi. Savcılığın intikam aldığını ileri süren İnce, “Ertan Yıldız bu soruşturma dosyasında ne kadar gözetildiyse Fatih Keleş de bir o kadar cezalandırılmıştır. Müvekkilim özelinde aşırı bir cezalandırma olduğu açık. Çay sohbetine karşılık verseydi, itirafçı olsaydı bugün burada olmazdı.” ifadelerini kullanarak Keleş’in tahliyesini istedi. Avukat İnce savunmasına devam ederken araya giren mahkeme başkanı, “Saat 13.00’te savunmanıza son vereceğiz, Ekrem İmamoğlu’na geçeceğiz.” dedi. Avukat İnce’nin, savunmasının yüzde 60’ını tamamladığını ve bunun bir hak ihlali olduğunu belirtmesi üzerine mahkeme başkanı, “Kayda geçti, devam edelim!” diyerek duruşmaya öğle arası verdi.
İmamoğlu: Savunma için burada değilim!
Öğle arasının ardından Ekrem İmamoğlu, yoğun alkış ve sloganlar eşliğinde sanık kürsüsüne geldi. Duruşma salonunda İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da yer aldı. Kürsüye çıkan İmamoğlu, “Savunma için burada değilim.” dedi. Mahkeme başkanının, “4 aydır duruşma yapıyoruz. Şimdi savunma yapmamanızın nedeni nedir?” sorusu üzerine İmamoğlu, sorgu vermeye gelmediğini, talep ve itirazlarını dile getirmek istediğini söyledi. Önceki oturumlarda davanın diğer sanıklarının ve avukatlarının savunma sürelerinin kısıtlandığını, kendisinin de dün karar olmaksızın salona getirilmediğini belirterek ağır bir hak ihlali yaşandığını vurguladı. Mahkeme başkanının, “Yeni planlama yapmadık, baştan belliydi, en son sıra size geldi.” cevabı üzerine İmamoğlu, en fazla suçlanan Fatih Keleş’in savunmasını bile tam dinleyemediğini ifade etti.
Ya savunma yaparsın ya susma hakkını kullanırsın!
Savunma sürelerinin kısıtlanmasına geçmiş davalardan örnekler veren İmamoğlu, Ümit Özdağ’ın tam gün, Selahattin Demirtaş’ın ise 14 gün kesintisiz savunma yaptığını belirterek kendisine 6-7 saatlik bir süre dayatıldığını söyledi. Mahkeme başkanı ise 9 Temmuz tarihli takvimi daha önce ilan ettiklerini hatırlatarak, “Kuralda değişiklik yapmayacağız. Yargılamayı belirlediğimiz takvimde bitireceğiz. Savunma yapıp yapmamak sizin takdirinizde. Ya savunma yaparsınız ya susma hakkınızı kullanırsınız. Susma hakkınızı kullanmayacaksanız savunma alacağız.” dedi.
İmamoğlu, davanın tamamen siyasi olduğunu ve örgüt lideri olarak suçlanmasına rağmen savunma sırasının en sona bırakıldığını belirterek tepkisini şu sözlerle sürdürdü:
“Bu dava tümüyle siyasidir ve yüce Türk milletini ilgilendiren bir davadır. Ülkenin yüzde 75’inin siyasi olarak gördüğü bir davada 4-5 saatte savunma yapmamın beklenmesi davayı heba eder. Ekrem İmamoğlu’nu kısıtlamak size, kürsünüze, Türk yargısına zarar verir. Sizin verdiğiniz kararı umursamıyorum, siz bununla baş başa kalırsınız ama Türk yargısı zarar görür. Bugün ne konuşacağıma karar verecek değilsiniz, metni ben belirlerim. Bir dayatma süreci yaşıyoruz. Bu ağır bir ihlal. Bu izah edilemez bir şey. 63 duruşma bitti, tek bir delil, evrak iddia makamı tarafından yansıtılamadı. Biz bunu bir hukuk cinayeti olarak görüyoruz. Beni susturmanın ne faydası var? Dünya liderleri Türkiye’de, Ankara’da. Böyle bir ortamda Ekrem İmamoğlu’nun susturulmasını kime izah edebilirsiniz?”
Mahkeme başkanının, “Heyet olarak duruşmaların uzamasına biz sebep olmadık. Sen buraya yargılamaya değil yargılanmaya geldin. Burası senin yargılayacağın yer değil, biz de senin yargılayacağın makam değiliz. CMK 203 uyguluyorum, çıkarın salondan.” demesi üzerine salonda büyük bir gerginlik yaşandı. Mahkeme başkanı SEGBİS kaydını durdurarak jandarmaya salonun tamamen boşatılması talimatını verdi.
CMK 203 kapsamında duruşma salonundan çıkarılan İmamoğlu, salondan ayrılırken şu ifadeleri kullandı: “Benim Ankara’da yargılayacaklarım buradaki yargılamayı yönetmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir, ben millete konuşuyorum. Millete yüzümüzü dönelim.”
İmamoğlu salondan çıkarıldığı sırada kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu gözyaşlarını tutamazken, eşi Dilek İmamoğlu ve salondaki izleyiciler “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları attı. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































