NECİP F. BAHADIR | YORUM
Ah izlemez olsaydım… A Haber karşıma çıkıverdi. Canlı yayına geçmişti. Sunucu büyük heyecanla, “ABD Başkanı Donald Trump, Türk hava sahasına girdi!” dedi. Sonradan öğreniyorum ki Trump’ın uçağını internet ortamında 20 bine yakın kişi takip etmiş… Trump’a kendi ülkesinde acaba bu denli ilgi gösterilir mi? Kameralar Trump için yeniden inşa edilen havaalanında konuşlanmış durumda. Sürekli “Geliyor… Dakikalar sonra uçağı inecek…” anonsu…
Ve Ankara semalarına girdi Trump…
Kameralar gökyüzüne çevrildi. Önce ekibini taşıyan uçak indi. Ardından Trump’ın uçağı da uzaklardan göründü. Kuş gibi süzüldü ve piste doğru yaklaştı. Ekranlarda heyecan arttı. “İşte geliyor… O geliyor!” dendi. Apronda hareketlilik ve telaş başladı. Turkuaz renkli halı uçağın yanaşacağı yere doğru serildi. Eskiden halının rengi kırmızıydı. AKP ‘turkuaz’ çevirdi. Her neye dokundularsa ki her şeye dokundular, onu değersizleştirdiler… Uçak aprona yaklaşırken tören mangası yerini aldı.
Trump övgüsü ‘uçak övgüsüne’ dönüştü. 24 saat havada kalabiliyormuş. Her türlü donanıma sahipmiş… ‘Uçan Beyaz Saray’ yorumu yapıldı. Uçak tepesindeki Amerikan bayrağını dalgalandıra dalgalandıra park etti. Ve kapı açıldı.
Merdiven yanaştı. O an heyecan zirvede… Sanırsınız ki milli takım penaltı atacak. Sunucu ve gazeteciler ‘trans’ halinde. Hem Trump’a vurgunlar hem de uçağa… Fiyatı 1 milyar dolara yakınmış… Katar Emiri’nin hediyesi mi neymiş! Zengin şımarıklığı mı siyaset mi?
Bu nasıl bir sevgi böyle!
Kapı açıldı ama inen yok. Heyecan dorukta… Bir an, “Ay doğdu üzerimize…” müziği girecek sandım. O kadar abarttılar… Alt yanı bir ABD başkanı… Çok tartışmalı bir isim… Epstein skandalından yakasını kurtarabilmiş değil. İtibarı yerlerde… Sonbaharda yapılacak Senato seçimlerini kaybetmesine kesin gözüyle bakılıyor. Gazze kasabı Netanyahu’nun suç ortağı… Trump’ın desteği olmasaydı Netanyahu Gazze’yi yakıp yıkamazdı. İran’a saldırdı. Bir okulu vurdu. Ve elinde çocukların kanı var. Ama Erdoğan’ın dostu… AKP medyasının yayınları da bu dostluğun dışa vurumu… Hatta dosttan da öte… Adını koymak zor.
Eski AKP milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı bile, “Utanç ve mahcubiyet duyuyorum!” diye mesaj atmış… Başka da rahatsız olana rastlamadım. Çamlı, Erdoğan’a yakın bir isimdi, şoförlüğünü yaptı. YouTube’da yayın yapan bir gazetecinin Çamlı hakkında iddiasını duydum, şaşırdım; Bir devlet kurumuna rapor verdiğini söyledi. Açıkça ‘muhbir’ dedi. O gazeteci böyle derin meselelere vakıftır. Yoksa iddiasını ciddiye almazdım.
Dakikalar geçti… Herhangi bir hareket yok. Rutin bir durum mu yoksa Trump küstahlığı mı? Derken Erdoğan göründü. Uçağa doğru ağır adımlarla yürüdü. En üst düzeyde karşılama…
NATO zirvesi iki yıl önce Amerika’da toplandı. Erdoğan’ı kim karşıladı biliyor musunuz? Bir başka program için ABD’de bulunan Numan Kurtulmuş… Yönetimden kimse yoktu. Erdoğan da ayakta bir süre bekledi. Ve Trump uçağın kapısında belirdi. Önce kendisini karşılayanlara el salladı. Kucaklaşmayı andıran sıcak karşılama… Trump bir elini Erdoğan’ın omuzuna koydu. Erdoğan da aynı şekilde karşılık verdi.
Ayrılmaz ikili turkuaz halı üzerinde kol kola yürüdüler… Erdoğan’ın gözünde koyu renkli güneş gözlüğü… Buna rağmen memnuniyeti yüzüne yansıdı. ‘İki dost’ sonunda buluştu. Sadece AKP medyası değil, Amerikan medyası da bu görüntü ve fotoğraf üzerine yorum ve analizler yayınladı. Trump’ın Erdoğan’a ilgisinin sıra dışı olduğu vurgulandı. İki ülke arasındaki ilişkiler bu temaslı görüntüler üzerinden aktarıldı.
Biraz ayrıntılı anlattım. Çünkü tarihe not edilmesi gereken tabloydu.
‘Dış güçlerle’ sarmaş dolaş!
Trump ‘dış güçlerin’ en başındaki isimdi. Erdoğan’ın o ‘dış güçler’ ile nasıl sarmaş dolaş olduğu kayıtlara girsin ve dost düşman görsün istedim. Yoksa kıskanmış falan değilim. ABD ve NATO ile ilişkiye karşı değilim. İtirazım aşırılığa ve iki yüzlülüğe… Çelişkiye, ikircikli politikaya…
15 Temmuz’un yıldönümüne birkaç gün kaldı. AKP yine ‘dış güçler’ diyecek mi? Diyebilecek mi? Yoksa efsane çöktü mü? AKP’nin tüm politikaları böyle… Yalan dolan ve hamaset üzerine kurulu… “Süleyman Soylu neredesin?” diye sorasım geliyor. “15 Temmuz’un arkasında ABD var… Bu kadar net…” demişti… Hala aynı yerde mi? Kullanıldı ve siyaset çöplüğüne atıldı.
Yeri değil ama şu kadarını söyleyeyim; Tarih, 15 Temmuz’un arkasında AKP’nin olduğunu da gösterecek bize… Gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu var. 15 Temmuz karanlığı da aydınlacak… Hele AKP’nin gölgesi kalksın üzerinden… Gerisi çorap söküğü gibi gelir.
Sabah’ın sitesinde Erdoğan’ın NATO zirvesinde yaptığı konuşmayı okudum. “Acaba ne tür mesajlar verdi!” diye… İsrail’in adı bile yok. ‘Gazze ve Lübnan’da kalıcı barış’ diyor o kadar… Karşısında hazır bu kadar lider varken bir ‘Gazze manifestosu’ ve İsrail’e gününü göstermesi beklenirdi.
‘Katil, soykırımcı, terörist’ falan diyememiş… Netanyahu yönetimine esip gürlemesi iç kamuoyuna dönükmüş…
Trump’a, “Ayıp oluyor… Netanyahu’dan desteğini çek…” diyemedi demiyorum. “Bölgeyi ateşi atıyorsun… İran’a saldırma!” demesini de beklemiyordum. En azından zirve toplantısında bir duruş koyabilseydi. Kemal Kılıçdaroğlu olsaydı o da aynı konuşmayı yapardı. Erdoğan gibi liderler ‘güç gösterisini’ karşı tarafa değil, içeride masum halkına karşı sergiler. Erdoğan’ın bunun tipik örneği…
Zirvede ne kararlar aldılar, ne yediler ne içtiler?
“Ben yaptım!” demekle olmuyor!
Ayrıntıları Adem Yavuz’un yazısında mevcut… Trump’ın F-35 ve Caatsa vaadi kolay değilmiş… Orası Amerika… “Ben yaptım oldu!” olmuyor. Kongre’den geçmesi lazım. Kongre üyelerini ikna etmek zor. Üye ve senatörler ‘Erdoğan’ın müminleri gibi parmak kaldırma makinası’ değil. Trump da giderken F-35’ler için “Henüz karar vermedim, düşüneceğim, değerlendireceğim!” dedi. Yani önceki gün söylediği sözünü esnetmiş…
AKP medyası ‘erken bayram’ yaptı. Amerika bu, arifeyi gösterir bayram yaptırmaz. Trump, Erdoğan’ı öve öve bitiremedi. Övgü ayrı, politika ayrı. Böyle durumlarda “Eniştem beni niye öptü?” diye sorulması gerekmez mi?
Trump yine durduk yere, ‘Rahip Brunson olayını’ hatırlattı. Kaç yıl geçti üzerinden… Neredeyse 10 sene olacaktı. “Erdoğan ben ne dersem yapıyor.” dedi.
Erdoğan ve AKP bu sözleri duymaktan memnun oldu mu? Keşke, “Yeter artık, o bir istisnaydı!” diyebilseydi. Trump’ın anlattıklarını ‘kuzu kuzu’ dinledi. Bir özeleştiri bile yapamadı. Rahip Brunson konusunda ne söyleyebilir ki! “Bu can bu tende olduğu sürece serbest kalamayacak.” dememiş miydi? O gün, “Bu yargının işi!” deseydi, bugün başı ağrımazdı. Can o tende fakat Rahip Brunson Amerika’da…
Normal şartlarda bir siyasetçiyi bu olay bile bitirir. Ne şartlar normal ne de ülke…
İki günlük NATO zirvesi bitti. Trump, İran’la ateşkese son verdiğini Ankara’da duyurdu. Sözde ‘barış zirvesiydi’ NATO… Trump savaş çığlıkları atarak gitti. Erdoğan tüm dünyanın gözleri önünde ‘dış güçler’ ile sarmaş dolaş görüntü sergiledi.
Trump’la verdiği el ele, kol kola fotoğraf dostluğun çok ötesindeydi. Bu ibretlik manzara asla unutulmayacak… Dünya döndükçe hatırlanacak…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































