Şemzînan’da 15 Mayıs’ta gözaltına alınan ve cinsel saldırı dâhil ağır işkencelerden geçen Rojhilatlı çobanlara dair hazırlanan ATK raporu çıktı. Raporda işkence tam olarak doğrulanmazken, aradan geçen zamanda izlerin silinmiş olabileceği belirtildi
Reyhan Hacıoğlu
Colemêrg’in Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Salah ve Resul Bimari isimli iki çobanın tecavüz dâhil ağır işkencelerden geçtiğinin ortaya çıkmasının ardından süre dair talep ve tepkiler sürüyor. 15 Mayıs’ta gözaltına alınan Bimari’lere Şemdinli Emniyeti’nde yapılan üç günlük işkencenin ardından çobanlar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Hakkâri Cezaevi’ne gönderilmişti. Cezaevine gönderilmeden çıkarıldıkları Hakkâri Devlet Hastanesi’nde işkence raporlara yansımazken, cezaevi girişinde infaz koruma memurluğunun çobanları o halde kabul etmeyeceğini belirtmesiyle yeniden götürülen hastanede işkence aynı doktor tarafından raporlara yansıtılmak zorunda kaldı.
Görgü tanıkları doğruladı
3 Haziran’da tekli hücreye alınan çobanlara 10 Haziran’da yeniden cezaevinde işkence uygulanırken, çobanlardan Resul Bimari’nin yapılan işkence sırasında attığı çığlıklarının tüm cezaevinden duyulduğu görgü tanıklarının ifadeleri ile doğrulanmıştı. Günlerce avukat ziyaretleri engellenen Bimari’lere bu süreçte cezaevinde işkence izleri için tedavi uygulanırken, 22 Haziran’da avukatların yaptıkları görüşmelerin ardından kurumlar duruma dâhil oldu.
Bir buçuk ay sonra
Yaşanan gelişmeler üzerine Bimari’ler kendilerine yapılan işkenceden yaklaşık bir buçuk ay sonra 1 Temmuz’da Hakkari Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne götürülerek rapor tutuldu. Buna göre Salah Bimari için tutulan raporda daha önce tutulan raporlara da yer verilerek, Hakkari Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nde yapılan muayeneye ilişkin şu ifadelere yer verildi: “Yakalandığında gözüne yumruk atıldığında, 10 Haziran’da bacaklarına vurulduğunu ifade etti. Şahsın yapılan muayenesinde herhangi bir skar veya yeni oluşmuş travmatik lezyon görülmedi” denildi.
Yeni belge gelirse
Salah Bimari için tutulan raporun sonuç kısmında ise şu ibareler yer aldı: “Yeni oluşmuş herhangi bir travmatik lezyona rastlanmamıştır. 10/06/2026 olay tarihli herhangi bir adli muayene formu, acil epikriz formu vb. Tıbbi belgesi tarafımıza gönderilmediğinden 01/07/2026 tarihli muayene ve anamnez dikkate alınarak bu rapor düzenlenmiştir ancak ekimoz, sıyrık, kızarıklık vb. bazı travmatik bulguların darp eyleminin üzerinden geçen zaman dikkate alındığında zamanla kaybolabileceği de tıbben bilindiğinden yeniden tarafımıza olay tarihli yeni bir tıbbi evrak gönderildiğinde yeniden rapor düzenlemek mümkün olacaktır. Mevcut haliyle 18/05/2026 tarihinde oluştuğu iddia edilen yaralanmaların kişinin hayatını tehlikeye maruz bırakmadığı ve basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilir (BTM) aitoliite olduğu kanaatini bildirir rapordur.”
Gözaltında cinsel saldırı dâhil ağır işkenceye uğrayan Resul Bimari için de benzer bir değerlendirme yapılarak hakkında tutulan raporlara yer verildi.
Yaralar iyileşmiş!
ATK’nin yaptığı muayeneye dair yer alan bilgi de, “Şemdinli’de yakalandığında polisin ağzına yumruk attığını, dişlerinin düştüğünü, bacaklarına vurulduğunu ifade etti. Şahsın yapılan muayenesinde;
1- Sol ön 1. Ve 2. Dişlerinin mevcut olmadığı,
2- Sol diz altında 2,5×0,1 cm, 3×0,1 cm, 0,5 cm çaplı, 2×0,5 cm ciltle aynı seviyede ciltten koyu
renkli iyileşmiş skar,
3- Sag diz altında 2,5×1 cm ciltle aynı seviyede ciltten koyurenkli iyileşmiş skar görüldü” denildi.
İz var ama tespit yok
ATK raporunun sonuç kısmında ise şu ibareler yer aldı: “Yeni oluşmuş herhangi bir travmatik lezyona rastlanmadığı, şahsın 18/05/2026 ve 10/06/2026 tarihinde darp cebire maruz kaldığını ifade etmesine karşın,10/06/2026 olay tarihinde düzenlenmiş tıbbi evrak bulunmadığı, 22/06/2026 tarihinde düzenlenen raporda ilk muayenesinde belirtilen izler dışında darp cebir izine rastlanmadığının belirtilmiş ise de tespit edilen lezyonlar hakkında lokalizasyon ve yara özelliği (yara türü, yara yaşı vb.) bilgilerinin yer almadığı görülmektedir. Bu cihetle ekimoz, sıyrık, kızarıklık vb. bazı travmatik bulguların darp eyleminin üzerinden geçen zaman dikkate alındığında zamanla kaybolabileceği tıbben bilindiği ve tarafımızca yapılan muayene tarihi ile iddia olunan lezyon yaşı arasında geçen zaman göz önüne alındığında; söz konusu nedenlerin 18/05/2026 tarihli genel adli muayene raporunda belirtilen lezyonlar ile uyumlu olabileceği ancak 18/05/2026 veya 10/06/2026 tarihlerinden hangisine ait olduğunun tıbben kesin olarak ayırt edilemediği, mevcut yaralanmaların kişinin hayatını tehlikeye maruz bırakmadığı ve basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilir (BTM) nitelikte olduğu, nihai ayrımın yapılacak adli tahkikat sonrası tüm tibbi evrakları ile birlikte adli tahkikat dosyasının İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek görüş alınmasının uygun olduğu kanaatini bildirir rapordur.”
Her şey kayıt altına alınmalıydı
Bimari’lerin 18 Mayıs tarihli sağlık raporları ile ATK raporlarına dair görüşünü aldığımız TİHV Van Temsilciliği Başvuru Hekimi Dr. Hüseyin Yaviç de raporlar üzerinden yaptığı değerlendirmede,” Bahse konu olan kişilerin gerek gözaltı sürecinde gerekse de tutuklanma sonrası darp cebir muayeneleri yapılmış ve darp raporları düzenlenmiş. Ancak bu muayene ve raporların düzenlenme süreçlerinin hangi koşullarda yapıldığına dair bilgimiz yok. Şahıslar var olan şikâyetlerini farklı zamanlarda dile getirdikçe adli raporlar tanzim edilmiş. Oysaki işkencenin kayıt altına alınabilmesi için ilk giriş muayenesinde tüm bulguların detaylı bir darp cebir muayenesi sonucunda kayıt altına alınmış olması gerekiyordu” dedi.
İşkence açıkça görülüyor
Devamında, “Dolayısıyla gerçekten İstanbul protokolüne uygun koşullarda darp cebir muayeneleri yapılmış mı?” diye sonra Hüseyin Yaviç, “Bunu bilmiyoruz. Ancak var olan raporlara dahi baktığımızda her iki kişinin de bariz bir şekilde kolluk kuvvetlerinin işkencesine maruz kaldığını görüyoruz” dedi.
Cezasızlıkla sonuçlanıyor
Raporlar üzerinden belgelerde yer alan tıbbi göstergelere değinen Hüseyin Yaviç şunları dile getirdi: “Göz, uyluk, bacak, ve vücutlarının farklı bölgelerinde ekimoz (darpa bağlı morarma) ve laserasyonlar (darpa bağlı cilt kesileri) tespit edilmiş. Yine Resul Bimari’de darp sonucu diş kırıkları geliştiği darp raporunda belirtilmiş. Belirtilen bu bulgular sonuç kısmında ‘basit tıbbi müdahale ile giderilebilir bulgular’ olarak değerlendirildiği için çoğunlukla bu tür işkence davaları hukuki süreçlerde cezasızlık politikası ile sonuçlandırılıyor ve işkenceciler ceza almıyor.”
Raporlamanın önüne geçilmiş
Son olarak Resul Bimari’ye yapılan ağır işkenceye de değinen Hüseyin Yaviç, “Resul Bimari isimli şahıs olaydan 3 gün sonra makattan kanaması olduğunu ve kendisine şişe ile tecavüz edildiğini bildirmesi üzerine hastaneye götürülüyor ancak anal bölgede yapılan fizik muayene tecavüz bulgusuna rastlanmadığı ifade ediliyor. Ayrıca bazı kan tetkikleri yapılarak kan değerlerinde düşme olmadığı söylenerek bir şekilde şişe ile tecavüz olmadığı algısı oluşturulmuştur. Oysaki üst üste yapılacak birkaç gayta tetkiki ile bu şikâyetlerin doğru olup olmadığı teyit edilmeliydi. Yanısıra bu tür vakalarda akut dönemde hafif düzeyde kanamaların kan değerlerinde düşme şeklinde yansımayabileceği göz önünde bulundurulmalıydı. Dolayısıyla bu tabloda bu süreçlerin eksik işletildiği ya da bu süreçlere yapılan müdahaleler nedeniyle işkencenin belgelenmesinin önüne geçilmiş olabileceği kanaatindeyim” dedi.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/07/New-Yorkta-tarihi-karar-Reza-Zarrab-tamamen-serbest-birakildi-10-360x180.jpg)































