NATO zirvesinde Erdoğan’ın bir gazeteciye yönelttiği “Are you İran?” sorusu, toplantının en çok konuşulan anlarından biri oldu. İngilizce bilme iddiasıyla tanınan Erdoğan’ın bu basit hatası, sosyal medyada geniş yankı buldu. Üniversite diploması şaibeli diyelim; yahu bu ilkokul seviyesi İngilizcesi! Ortaokul ve lisede de mi İngilizce görmedin? Hiç mi bir şey öğrenemedin? Yıllardır siyasetin içindesin, birkaç cümle bile mi ezberleyemedin?
NECİP F. BAHADIR | YORUM
Bu da kayıtlara geçmeli… NATO toplantısında bir gazeteci soru sormak için elini kaldırdı. Yorgun ve bitkinliği yüzüne vurmuş Erdoğan kürsüye yaslanmış vaziyette… Bir yere tutunmadan ayakta duracak mecali yok. Galiba “metal yorgunluğu!” Herkes farkında da tesir altındaki tabanı hâlâ ayılmadı. Vaktiyle Melih Gökçek, Kadir Topbaş gibi başkanların ‘metal yorgunluğunu’ gerekçe göstererek görevden almıştı. Ne yazık ki Erdoğan’a, “Senin de çekilme vaktin geldi!” diyecek birileri yok.
Gazeteci mikrofonu aldı, sorusunu İngilizce olarak sordu. Erdoğan kürsüde ‘anlıyormuş’ gibi dinliyor. Gazetecinin memleketini merak etti ve sordu. Kameraların önünde tüm dünya şöyle bir soru duydu; “Are you İran?”
(“Are you from İran?” demek istiyor aslında. Yani İran’dan mısın; iranlı mısın manasında. Ama sorduğu sorunun çevirisi şu: Sen İran mısın?)
Herkes şaşkın… Salonda sessizlik… Kimse ne yapacağını bilemedi. Erdoğan’a soru yanlış diyecek biri çıkmadı veya çıkamadı. Kolay mı Erdoğan gibi birini düzeltmek… Hatasını yüzüne vurmak?
Değil elbette…
Gazeteci de şaşkın… Anlayamadı soruyu… Cevap vermekte gecikti. Erdoğan çevresine bakınarak ikinci kez tekrar etti. Kendisi İngilizce biliyor ya! Gazeteci neden sonra Erdoğan’ın “İranlı mısın?” demek istediğini anlamış olacak ki, “I am from Afganistan…” diye cevap verdi. “Afganistanlıyım.” dedi.
NATO zirvesinin unutulmaz manzaralarından biriydi. Hem Erdoğan’ın İngilizce bildiğini öğrendik hem de Afganistan’dan gazeteci geldiğini…
Cem Yılmaz’ın yaptığı gibi, “Türk’ün İngilizce ile imtihanı” demeyeceğim… Ama bu kadarı da ayıp olmuyor mu? İlkokul seviyesi bu. Erdoğan’ın üniversite diploması yok muydu? Hadi o şüpheli diyelim… Ortaokul ve lise tahsili yapmadı mı? Hadi okul yıllarını da geçelim… Bir ara İngilizce kursu almıştı. Hiç mi bir şey öğrenemedi? 25 yıldır sayısız “uluslararası” toplantılara katıldı. Bir cümlelik İngilizceyi hafızasında tutamadı mı?
İlk döneminde çat pat da olsa konuşmak için çabaladığını hatırlıyoruz. Yabancı bir liderin sorusunu anlamış ve “Next year inşallah…” diye cevabı yapıştırmıştı.
İki günlük NATO zirvesi medyaya magazin yönüyle çok malzeme üretti. Bazı film sahneleri gerçek oldu. Şener Şen’in “Selamsız Bandosu”nda yolların, binaların boyanması gibi… Şener Şen, kötü bina ve duvarların önüne branda asmayı akıl edememişti! Cem Yılmaz’ın gösterilerinde “Are you disko?” diye bir bölüm var. Neredeyse bire bir yaşandı. Erdoğan, Cem Yılmaz’ı izlemiş olsaydı “Are you İran?” diye sormazdı.
Hiç komik değil!
Bazı Erdoğan sevdalıları bu anekdotu “sempatik” bulabilir. Fakat hiç sevimli bir tarafı yoktu. O kadar banal ki, espri olsa çekilmez. Kaldı ki Erdoğan espri yapan bir lider değil. Güldüğüne pek nadir tanık oluyor ülke insanı. Trump’la birlikteyken pek mutluydu ama yüzünde gülücükler açtı. Ne de olsa “iki dostun buluşması.”
Sırf bu vuslat için koca şehri hayalet kente döndürdü. Dostu Trump’ı da çok memnun etti. Havaalanı için bile “Benim için yapmış!” dedi. Bir de “Bir binaya benim ismimi vermiş!” dedi ama neyi kastettiği tam anlaşılamadı.
First Lady Emine Erdoğan lider eşleri için özel programlar tertipledi. İçeriği kamuoyuna duyurulmadı. ‘Süper Star’ Ajda Pekkan da sahne almış… Konuklardan biri paylaşmasa ülke medyasının haberi olmayacaktı. Böyle bir haber neden gizlenir ki? Acaba Ajda Pekkan hangi parçaları seslendirdi? İletişim Başkanlığı bir bilgilendirme yapsa… X’te bir espri gördüm, “Osmanlı’dan kalan ne varsa gösterildi, Ajda Pekkan dahil…” diye…
O kadar da değil. Yaşını pek göstermese de NATO’dan daha ihtiyar olduğu da gerçek… Bu arada “defile gösterisi” de unutulmamış…
Zirve sonrası “S-400” bilmecesi ortaya çıktı. Erdoğan’a bu konu soruldu. “Bizi izlemeye devam edin!” gibi tuhaf bir cevap verdi.
S-400’ler şu an nerede? Paketleri açıldı ve sisteme alındı mı? Yoksa depoda bekliyor mu? Erdoğan 7 yıl önce içeriden ve dışarıdan gelen uyarılara kulaklarını tıkamış, milyar dolarlar harcamakta beis görmemişti. Cebinden çıkmıyor tabii… Yoksa böyle hesapsız harcama yapabilir miydi? İnadı inattı Erdoğan’ın… Yönünü de Rusya’ya dönmüştü o dönem… Şangay Beşlisi’ne katılmaktan falan söz ediyordu. Bu arada Erdoğan’ın Rusya ve Putin aşkının 15 Temmuz’la ilişkisi araştırılmalı…
Yine tükürdüğünü yalayacak mı?
Trump “kem küm” etti, F-35’ler için birazcık kapı aralandı. Fakat bu S-400’ler ne olacak? Erdoğan kendisini bağladı; “Şimdi bizim yeniden bir geri dönüşümüz asla olamaz. Çünkü bize böyle bir ahlaksızlık yakışmaz. Bu ahlaki değildir. Çünkü biz bir anlaşmayı yaptıysak onun arkasında dururuz. Kimse bizden tükürdüğümüzü yaşamamanı beklemesin…”
Bu cümleler unutulmuş değil. Dün gibi canlılığını koruyor. Erdoğan ahlaksızlık mı yapacak, tükürdüğünü mü yalayacak? Yakışır mı ona? AKP tabanı ne der? Sokaktaki insan ne düşünür? Erdoğan çoktan, “Dün dündür, bugün bugündür!” siyasetini benimsedi. Kimleri satmadı ki Putin veya Rusya’ya ihanet etmesin? Onun için önemli olan günü kurtarmak…
Kuruşu kurusuna parasını ödediği S-400’leri kullanamayan, paketini bile açmadan depoda tutan, yine eksiksiz ödeme yaptığı halde F-35’leri alamayan bir siyasetçi Erdoğan… S-400 ile F-35 arasına sıkışmış durumda… Kelepir fiyatına sahibinden satılık S-400? Ama ikinci el…
Gözler Körfez ülkelerinde… Peki Rusya ne diyecek bu işe? Kapıyı kapatmadı. Ama şartları var. Putin bırakır mı yanına? Acısını başka yerden çıkarır. Erdoğan yine tüm ikazlara rağmen ülkeyi doğalgazda Rusya’ya bağımlı hale getirdi.
Bir Körfez ülkesi gerçekten S-400’leri alacak mı? Yoksa Erdoğan orada bir depo mu kiralayacak?
Evet, akıl ve vicdan sahipleri için NATO zirvesi AKP veya Erdoğan’ın gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Her açıdan dökülen, tüm kutsallarını yitirmiş bir iktidar!
Umarım AKP tabanı da gerçeklere uyanır.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































