ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki NATO Liderler Zirvesi’nde Türkiye’ye yönelik yaptırımları kaldıracağını ve F-35 satışını ‘değerlendireceğini’ açıkladı. Middle East Eye tarafından yayımlanan analize göre, bu vaatlerin önünde aşılması güç Kongre ve mevzuat engelleri bulunuyor. Haziran sonunda bildirilen 700 milyon dolarlık jet motoru satışı CAATSA yaptırımlarını aşmak için doğrudan TUSAŞ ile yürütülüyor. Ancak F-35 programına tamamen geri dönüş, başkanlık muafiyeti tanımayan 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) engeline takılıyor. Uzmanlar, sürecin aşılması için S-400’lerin tamamen işlevsiz kılınması veya üçüncü bir ülkeye gönderilmesi konusunda Kongre ile uzlaşı aranacağını belirtiyor.
Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Liderler Zirvesi marjında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’ye yönelik yaptırımları kaldıracaklarını ve F-35 savaş uçaklarının satışını yeniden değerlendireceklerini açıkladı. Ancak Londra merkezli Middle East Eye’ın (MEE) yayımladığı analiz, Trump’ın bu konuda tek taraflı bir irade gösteremeyeceğini ve sürecin önünde aşılması güç, çok katmanlı yasal engeller bulunduğunu ortaya koydu. Ankara’da gazetecilerin karşısına çıkan Trump, müttefik ülkelere yaptırım uygulamak istemediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Yaptırımları kaldıracağız. Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz. Bu çok basit. F-35 satışı ise vereceğimiz bir karar. Çok iyi bir uçak, açık ara en iyisi ve kesinlikle bunu değerlendireceğiz.”
Trump’ın bu açıklamalarına rağmen savunma ve siyaset uzmanları, ABD Başkanı’nın yasal mekanizmalarda tek yetkili olmadığını vurguluyor. Dış Politika Araştırma Enstitüsü (FPRI) Başkanı Aaron Stein, sürecin hukuki boyutuna dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu çok karmaşık bir mesele. Trump sihirli değnek sallayamaz. Trump bir şeyler satmak istiyor ancak kontrolü altında olmayan yasalar tarafından engelleniyor. Seçeneklerden biri Kongre’ye değişiklik yapması için baskı kurmak ya da S-400’lerin Türkiye’de bulunmadığını onaylayıp Kongre’yi buna ikna etmektir.”
S-400’ler Türkiye’nin başını ağrıtmaya devam ediyor!
Analizde yer alan verilere göre Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistema almadan önce F-35 ortak üretim programının bir parçasıydı. Bu kapsamda uçağın yaklaşık 900 parçasının Türkiye’de üretilmesi planlanıyordu ve Ankara 100 adet F-35 satın almayı taahhüt etmişti. S-400 teslimatlarının ardından Temmuz 2019’da Trump yönetimimi Türkiye’yi F-35 programından çıkardı; bir yıl sonra ise Amerika’nın Düşmanlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı’na (SSB) yönelik yaptırımlar yürürlüğe girdi.
Türkiye, Rusya’dan alınan S-400’ler için 2,5 milyar dolar ödedi. Şimdi ne yapacağını düşünüyor!
Eski ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Trump’ın CAATSA yaptırımları konusunda hareket alanı olduğunu belirterek, haziran ayı sonunda Kongre’ye bildirilen 700 milyon dolarlık jet motoru satışını örnek gösterdi. Türkiye’nin KAAN milli muharip uçak projesinde kullanmayı planladığı bu motorların satışı, CAATSA yaptırımlarına takılmaması ve SSB’yi devre dışı bırakmak amacıyla doğrudan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile yürütülüyor. Beyaz Saray, geçen ay bu satışa ilişkin Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin Demokrat kıdemli üyesi Gregory Meeks’in koyduğu engeli aşmayı başarmıştı. Meeks, Beyaz Saray’ın satışa dair ayrıntı taleplerini görmezden geldiğini belirtmişti.
Motor satışı daha kolay aşılabilecek bir sorun
Middle East Institute kıdemli uzmanı Gönül Tol ise motor satışının daha kolay ulaşılabilir bir hedef olduğunu ancak yaptırımlar ve mevzuat açısından en zorlu unsurun Türkiye’nin yeniden F-35 üretim hattının bir parçası haline gelmesi olduğunu vurguladı. Analize göre, Türkiye’nin F-35 almasının önündeki en büyük yapısal engeli 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’na (NDAA) eklenen mevzuat değişikliği oluşturuyor. Bu yasa, Türkiye S-400’lere sahip olduğu sürece F-35 satın almasını açıkça yasaklıyor ve başkana bu yasağı doğrudan kaldırma muafiyeti (waiver) tanımıyor. Bu hukuki durum, Trump yönetiminin F-35 satışını onaylatabilmesi için Türkiye’nin artık S-400’lere sahip olmadığını Kongre’ye resmen doğrulamak zorunda kalacağı anlamına geliyor.
Mevcut durumda Türkiye’nin 2,5 milyar dolarlık S-400 sistemini hiçbir zaman aktif hale getirmediği ve birçok parçanın hâlâ kutularda bekletildiği belirtiliyor. Eski Büyükelçi James Jeffrey, yasal engellerin aşılması için yürütülen arka plan diplomasisine dair şu iddiayı paylaştı: “Başkan, NDAA değişikliğini tek taraflı olarak kaldıramaz. Trump ve Erdoğan’ın perde arkasında S-400’leri tamamen işlevsiz kılacak bir tür anlaşma üzerinde müzakere yürüttüğünü tahmin ediyorum.”
Gönül Tol ise Erdoğan’ın ikinci parti S-400 alımından vazgeçerek mevcut sistemi kutusunda tutmasının zaten ABD’ye verilmiş bir sinyal olduğunu, ancak Kongre’deki dış ilişkiler komitelerinin silah satışlarını engelleme yetkisi bulunması nedeniyle, Trump-Erdoğan uzlaşmasının Kongre direncini kırmaya tek başına yetmeyebileceğini ifade etti.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































