AKP rejimi, 15 Temmuz sözde darbe girişiminin yıldönümüne iki gün kala Türkiye genelinde ‘soykırım’ operasyonu için düğmeye bastı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin paylaşımlarına göre Hizmet Hareketi’ne yönelik 81 ilde 968 şüpheli hakkında operasyon başlatıldı. Basın açıklamasında operasyonun hedefinin ‘güncel mahrem yapılanma ve bağlantılı unsurlar’ olduğu belirtildi. Rejimin tek bir amacı var; meşruiyetini dayandırdığı 15 Temmuz travmasını canlı tutmak. Travmayı canlı tutmalı ki iktidarını devam ettirebilsin…
AKP, her yıl 15 Temmuz’un yıldönümü öncesinde benzer operasyonları yapıyor. Peki burada amaç tam olarak nedir?
AKP gibi otoriter hatta diktatöryal rejimlerde “yıldönümü operasyonu” bir ritüel olarak yapılır. AKP de bunu yapıyor. Her yıl haklarında hiçbir somut delil olmaksızın yüzlerce insan gözaltına alınıyor, günlerce nezarethanede tutuluyor, bir kısmı tutuklanıyor.
Buna siyasi literatürde ‘tehdidin ritüelleştirilerek yenilenmesi’ deniliyor. Peki bunun mantığı ne?
Bir rejim meşruiyetini bir “kurucu travma”ya (mesela 15 Temmuz’a) dayandırdığında, o travmanın canlı tutulması rejimin kendisinin varlık sebebi olarak görülüyor. Eğer tehdit gerçekten bitmiş görünürse, olağanüstü yetkilerin, tasfiyelerin, KHK mirasının hâlâ neden gerekli olduğunu açıklamak zorlaşıyor. Dolayısıyla yıldönümü, hem “Bak hâlâ mücadele ediyoruz, tehlike bitmedi!” mesajını yeniliyor hem de kurumsal hafızayı güncel tutuyor.
AKP, devasa propaganda makinesi sayesinde bu konuda oldukça başarılı. Örneğin bugün yapılan operasyon neredeyse bütün yayın organlarında ‘Son Dakika’ olarak, “FETÖ’ye dev operasyon” başlıklarıyla veriliyor. Rejim, bu operasyon nedeniyle muhalif kanallarda bile ‘tebrik’ yağmuruna tutuluyor. Televizyonlardaki yorumcular, “F.töyle mücadele devam etmeli, asla gevşeme olmamalı.” diyor.
AKP rejimi için artık bu operasyonların gerçek bir güvenlik tehdidine orantılı cevap olması da beklenmiyor. Zaten iktidarın da ‘kamuoyuna delil sunmak’ gibi bir derdi yok. Basın açıklamaları da hamaset dolu… Bugün 81 ilde eş zamanlı 968 kişilik “mahrem yapılanma” operasyonu gerektirecek somut bir örgütsel kapasitesi olduğuna dair kamuya açık, doğrulanabilir bir delil var mı? Yok…
Televizyon yorumcularının aksine; toplumda bu operasyonların bir karşılığı bulunmuyor. Yorumcular biraz da ‘rejim korkusu’ nedeniyle, bu ve benzeri hukuksuz operasyonları ‘onaylıyor’. Toplumun büyük kısmı için iktidarın uydurduğu F.TÖ artık soyut bir kavram… Günlük hayatı doğrudan etkilemiyor.
Bu ve benzeri operaysonlarda asıl mesaj ise bürokrasi ve yargıya veriliyor. “Sakın ha, gevşemeyin!” mesajının yanı sıra tehdit de var burada! “Mahrem yapılanma” soyut bir kavram… Herkes bu kavramın içerisine dahil edilebilir… Rejim bu kavramı kullanarak, devlet içindeki herkese “Senin de geçmişin didiklenebilir!” diyor aslında… Sadakat testi mekanizması canlı tutuluyor yani…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































