NECİP F. BAHADIR | YORUM
O eski Türkiye’de bir eleştiriler cümle bile Ankara’da sorun olarak algılanırdı. Sadece muhalefet diline dolamaz, iktidarlar da kendilerine çeki düzen vermek için çaba gösterirdi.
Avrupa Parlamentosu’nun ‘Türkiye raporundan’ söz ettiğimi anlamış olmalısınız. Çok ağır bir rapor… T24’ten Cansu Çamlıbel işaretini günler öncesinden vermişti. AKP önünü almak için devreye girdi fakat çabası sonuç vermedi.
Nasıl versin ki… Gerçekler ortada. Sağır sultan duydu, kör sultan gördü. Avrupa da gereğini yaptı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek resmen ‘yaptırım listesine’ alındı. Siyaset tarihinde ilk kez yaşanıyor bu… AKP sonunda ülkeye bu utancı da yaşattı. Adaleti tesis etmesi gereken bir bakanın kendisi ‘adalet sorunu’ haline gelebilir mi? Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir tablo? Var mı örneği?
AKP’nin devri iktidarında Akın Gürlek maalesef bir ‘adalet sorunu’ olarak karşımızda duruyor. ‘Adalet’ AKP’nin en büyük vaadiydi. Onun için partisine isim olarak koydu. İddiasıyla sınandı ve çok kötü kaybetti. Tarih AKP dönemini ‘adaletsiz’ olarak yazacak.
Türkiye’nin 2026 karnesini içeren rapor 17 Haziran’da oylandı. Akın Gürlek’e adı açıkça yazıldı. AB’nin ‘yaptırım listesine’ alınması talep edildi. Bir öneri veya tavsiye… 107 ret oyuna karşılık 381 oyla kabul edildi. Ezici bir çoğunluk söz konusu…
Dışişleri Bakanlığı tepki göstermiş ve dalga geçer gibi o klasik cümleyi kullanmış: “Türkiye’de yargı bağımsızdır.”
Bu cümlenin gerçekliğine AKP’liler bile inandığını söylemek zor. Fıkra konusu oldu bu cümle… Gürlek’in ‘siyasetten bağımsız’ biri olmadığını bilmeyen mi var bu ülkede, hatta dünyada?
Kariyer trafiği bile siyasetin ne denli belirleyici olduğunun ispatı değil mi? Başsavcı, bakan yardımcısı ve bakan… Siyasi operasyonların adamı… Dün ‘savcı’ olarak yapıyordu, bugün ‘bakan’ olarak. Tamamen Erdoğan’ın gölgesi altında…
Sınırlarını fazla zorladığı da ortada… AKP içinde rahatsızlık oluşturduğu söylentileri doğru. Erdoğan sonrasının siyasi hesaplarının içine kendisine de dahil etmek için yoğun çaba gösterdiğini fark etmeyen mi kaldı? Siyaset onun boyunu çok aşar… Dolmuşa binmeye hazır… Ankara orası… Kahpe Bizans… Entrikası bitmez.
Adamı “Saray’a…” diye dolmuşa bindirir, Mamak’ta indiriverirler. Bu yolda telef olan nice ergen siyasetçi gördü bu gözler. Oysa karşısında ibret alması gereken o kadar çok ‘siyasi mevta’ var ki…
Süleyman Soylu’ya layık görülen makamların haddi hesabı yoktu. İstanbul ve Ankara gibi büyükşehir adaylığından Erdoğan sonrası AKP’nin liderliğine kadar… Bu yüzden Berat Albayrak’la sürtüştü. MHP’ye bile yakıştıranlar çıktı. Koltuk gitti, hikaye bitti. Kullanıldı ve tarihin çöplüğüne atılıverdi.
Ali Yerlikaya 3-4 ay öncesinin en kudretli bakanlarından biriydi. Her sabah operasyon mesajları paylaşırdı. Adı ‘Drone Ali’ye çıktı! Ne oldu? Bugün adı bile unutuldu.
Gürlek’in ağırlığı yok!
Akın Gürlek sanıyor ki ‘koltuk baki’ ve oradan daha ‘yukarılara sıçramak’ mümkün… Akıllı olursan, bahtın açık olursa ‘evet’ o yolda yürüyebilirsin. Ama her dolmuşa atlamaya kalkarsan ‘siyasi mevtaya’ dönüşüverirsin. Gürlek de büyük hesapların adamı olacak Ankara ağırlığı yok. Kaldı ki sicili de berbat. Bagajı ağzına kadar dolu. O koltuk bile kendisine bir kaç numara büyük. Nitekim daha o koltuğa oturur oturmaz ‘Küçük Hüsamettin’ gibi kalakaldı. Korumalarının çabası da ise yaramadı. Tarihin ve kaderin bir cilvesiydi bu… Belki de mesajı… Ama alamadı.
Koltuk fena bozar adamı. ‘Ne oldum delisine’ çeviriverir. Akın Gürlek’in de yaşadığı bu… Bir ergen siyasetçiden farksız. Daha ilk hafta kırmızı plakalı arabasına atladı, memleketine caka satmaya gitti. ‘Görmemişin kırmızı plakası olmuş’ hali bu. Bir otur, koltuğunu biraz ısıt, kırmızı plakayı ‘bakanlık faaliyetlerinde’ biraz eskit… Memleketin kaçmıyor ya… Gidersin… Memleket ziyareti bakanlık faaliyetleri arasında mı?
Avrupa’da olsa faturayı önüne koyarlardı. Ama orası Türkiye… Maça da, memleketine de kırmızı plakayla gitmene ses edecek birileri çıkmaz.
Akın Gürlek, ‘tapuların hesabını’ verebildi mi? Hayır, unutulmuş falan değil. Gündemden düşmüş, medyanın ilgisi azalmış olabilir. Fakat o sorular orada duruyor… Ve hala cevapsız. Toplumun hafızasından silinmiş değil. Bir savcı o kadar tapuyu hangi ara sahiplenebildi.
Fakir bir ailenin çocuğu olduğu kendisinin itirafı… Ne kazandıysa devlet hizmetinden… ‘14 değil de 4 imiş…’ 4 değil, o bir villanın hesabı bile verilmedi, verilemedi. Gürültüye getirdi. Yurt dışından maaş meselesi de duruyor daha… Ahlak ve etiğin az çok dikkate alındığı bir ülke olsaydı Türkiye, o gün savcılığı da bakanlığı da bitmişti.
Ne CHP, ne de eski dosyaların ısıtılması, artık gına gelen temcit pilavının medyanın önüne konması ve başka operasyonlar haberi kendisini aklayamaz. Belki bir süre gündemden düşürür; ama günün sonunda, Akın Gürlek’in bu dosyalarla yüzleşmesi kaçınılmaz. Sadece o da değil, hiçbiri AKP’li kaderinden kaçamaz. O tarih nehrinden akıp gittiklerini herkes görecek. Kaderin doğasında ‘mühlet var’ ve fakat ihmal asla yok.
Adaletsizlik tescillendi!
Avrupa Parlamentosu’nun raporu adaletsizliğin tescilidir. Kayyım uygulamaları ve siyasi davaların faili olarak tescillendi. Üzülerek soruyorum ama yanlış mı? Kim ister vatandaşı olduğu bir ülkenin bakanı bu halle düşsün? Ülkeyi cümle aleme rezil etsin… Ülkenin yüzünü karartsın… Adalet gibi hassas bir konuda karnesi kırıklarla dolsun…
Gürlek ‘beyhude çaba’ falan demiş. Hayır, beyhude falan değil. İsmini tarihe yazdırdı. Ama altın harflerle değil.
Pratikte yakın vadede sonuç doğurmayabilir. Raporun hemen yaptırıma dönüşmeyeceği ortada… Bir öneri de olsa adının yaptırım listesine alınması sıradan ve basit bir olay değil. AKP Türkiye’si için de çok ağır bir tablo. Bir bakanı yaptırım listesine alınmış bir iktidar söz konusu… AB, Erdoğan’ın hedeflerindendi. Meğer her şey köprüyü geçinceye kadar imiş… İçeride engelleri AB eliyle ortadan kaldırdıktan sonra Brüksel’i de, evrensel kriterleri de unuttu. Bir zamanlar tam üyelik için tarih verilirken bugün AB süreci AKP politikaları yüzünden tamamen donmuş durumda.
Kendisine bir dünya kurdu. Hayal ettiği ülke bu muydu? 24 yılın sonunda ülkenin geldiği nokta hangi AKP’linin hayali ve rüyası olabilir?
BBVA’nın siyasi risk araştırmasında Türkiye 1.39 puanla 9. olmuş. Önümüzde Afganistan var… Afganistan’dan daha kötü bir sıra… Arkamızda ise Sudan yer alıyor. Türkiye’nin ligi bu!
Bu tablo kimi memnun eder? ‘Vatan, millet, Sakarya’ edebiyatıyla bu gerçek örtülebilir mi? Damadın ‘İHA ve SİHA’larıyla bir ülkenin yüzünü aydınlatmak mümkün mü?
Evet, Akın Gürlek namını Avrupa’ya da duyurdu. Bizzat kendisinin bir ‘adalet sorunu’ olduğunu cümle alame tescilledi. Raporun müeyyideye dönüşmesi için Avrupa Konsey’inin karar alması gerekiyor. Ondan sonra varlıklarının dondurulması bile gündeme gelecek.
İşin o noktaya gelmesi zor. Gürlek’in sicilinden dolayı değil. AB’nin siyasi tutumundan dolayı… Bu kadarı bile felaket… Adalet gibi bir bakanı AP’nin yaptırım listesinde!
Ve Ankara’nın bunu düzeltmek gibi bir çabası da yok; kötü olan bu. AKP ve Erdoğan’ın umurunda olmayabilir. Fakat ülkenin umurunda…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































