HASAN CÜCÜK | ANALİZ
2026 Dünya Kupası’na Haiti’den sonra en erken veda eden ikinci ülke olan Türkiye, gruptaki son maçında ABD’yi 3-2 mağlup etti. Milli Takım’a galibiyeti getiren golleri Arda Güler, Orkun Kökçü ve Kaan Ayhan kaydetti. Arda Güler, 24 yıl sonra Dünya Kupası’nda gol atan ilk Türk futbolcu olarak tarihe geçti.
Türkiye’nin 2026 Dünya Kupası yolculuğu büyük umutlarla başlamıştı. “Çeyrek final oynarız” diyenlere dudak bükenler, en az yarı final bekliyordu. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hedefi daha da büyüterek, “Kupayı kazanacağız” derken, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ise “19 Temmuz’da kupayı alıp geleceğiz.” ifadelerini kullanıyordu.
Hayaller başka, gerçekler başka
Ancak hayaller final olsa da gerçekler çok farklıydı.
Turnuvadaki ilk maçta Avustralya karşısında varlık gösteremeyen Türkiye, teknik direktör Vincenzo Montella’nın kadro tercihinin bedelini ağır ödedi. Forvet hattında görev verdiği Kerem Aktürkoğlu, uzun rakip savunmacılar arasında etkisiz kaldı ve hücum organizasyonları istenilen seviyeye ulaşamadı.
İlk maçın telafisi için çıkılan Paraguay karşılaşmasına ise adeta kâbus gibi başlandı. Henüz 64. saniyede yenilen gol, planları altüst etti. Paraguay ilk yarının son bölümünde 10 kişi kalmasına rağmen Türkiye, rakip kalede yeterli baskıyı kuramadı. Montella yine Kerem Aktürkoğlu’nu santrfor olarak tercih etti. İkinci yarıda tüm hücum kozlarını sahaya sürmesine rağmen sonuç değişmedi. Son düdük çaldığında skor tabelasında 1-0 Paraguay üstünlüğü yazıyordu.
Böylece Türkiye, 48 takımlı turnuvada Haiti’nin ardından Dünya Kupası’na resmen veda eden ikinci ülke oldu. 39 gün sürecek Dünya Kupası, Ay-Yıldızlılar için yalnızca altı günde sona erdi.
Onur maçında farklı bir Türkiye
İlk iki maçını kazanarak grup liderliğini garantileyen ABD, Türkiye karşısına rotasyonlu bir kadroyla çıktı. Teknik direktör Mauricio Pochettino, bir önceki maçın ilk 11’inden yalnızca Weston McKennie’yi sahada tuttu. Diğer 10 oyuncuyu değiştirerek hem genç isimlere şans verdi hem de as kadroyu dinlendirdi.
Montella ise “onur maçı” olarak görülen karşılaşmaya farklı bir 11 ile başladı. Üçlü savunmayı tercih eden İtalyan teknik adam, Merih Demiral’ın yerine Ozan Kabak’a görev verdi. Orta sahada oyun kurma sorumluluğunu Orkun Kökçü üstlenirken, yanında Salih Özcan yer aldı. Kanatlarda Oğuz Aydın ve Eren Elmalı forma giyerken, santrfor pozisyonunda bu kez Barış Alper Yılmaz görev yaptı.
Eleştiri oklarının hedefindeki kaptan Hakan Çalhanoğlu başta olmak üzere Merih Demiral ve Kerem Aktürkoğlu ise karşılaşmayı yedek kulübesinde tamamladı. Maçın ardından Orkun Kökçü’nün, “Ortada onurumuz ve şerefimiz vardı.” sözleri, takımın motivasyonunu özetliyordu.
İlk iki maça kıyasla daha organize, daha istekli ve daha agresif bir Türkiye vardı. Kuşkusuz bunda rakibin durumu da etkiliydi. Liderliği garantileyen ve büyük ölçüde yedek ağırlıklı bir kadroyla sahaya çıkan ABD’de doğal bir rehavet göze çarpıyordu.
Galibiyet yetmez, hesap verilmeli
Türkiye, 24 yıl sonra katıldığı Dünya Kupası’na galibiyetle veda etti. Ancak hepsi bundan ibaret.
Bu bir zafer değil. Prestij maçında futbolcular karakter ortaya koyarak sadece onurlarını kurtarmaya çalıştı. Alınan galibiyet, yapılan hataların üzerini örtmedi; sorumluları da aklamadı.
48 takım arasında en erken elenen ikinci ülke olmanın mutlaka bir bedeli olmalı. Real Madrid, Juventus ve Inter gibi Avrupa’nın dev kulüplerinde forma giyen oyuncuların, milli takım formasını giydiklerinde neden aynı performansı sergileyemediklerine makul bir açıklama getirilmeli.
Federasyon başkanı başta olmak üzere teknik heyet, yapılan hatalarla yüzleşmeli ve gerekli dersleri çıkarmalı. Daha da önemlisi, siyaset futbolun üzerinden elini çekmeli. Hamaset yerini gerçekçi değerlendirmelere bırakmalı.
Aksi halde benzer hayal kırıklıklarını yaşamak, Türk futbolu için sıradan bir tabloya dönüşecektir.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































