Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ‘tarihi fırsat’ olarak tanımlayan Ahmet Özer, sürecin toplumsallaşması için güven verici adımların atılması gerektiği belirterek, ‘Barıştan başka, hukuk temelinde bir arada yaşamaktan başka bir yol yoktur’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yasal düzenlemelerin tartışıldığı bir dönemde, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik açılan iptal davasında “mutlak butlan” kararı verildi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) de yaptığı açıklamayla söz konusu duruma tepki göstererek, kararın “hukuk ve adaletle bağdaşmayan, siyaseti yargı eliyle dizayn etmek isteyen bir siyasi baskı operasyonunun ve anlayışının parçası” olarak değerlendirdi.
İstanbul’un Esenyurt ilçesinde “Kent Uzlaşısı” ile seçildikten sonra yerine kayyım atanan ve bir süre tutuklu kalan Belediye Başkanı Ahmet Özer, süreç kapsamında yaşanan gelişmeler ile “mutlak butlan” kararına dair konuştu.
‘Sürecin sunduğu tarihi fırsat heba edilmemeli’
Barış ve Demokratik Toplum sürecine dair konuşan Ahmet Özer, süreci tarihi bir adım olarak tanımlayarak, sürecin Türkiye için demokrasi, ekonomi ve dünya açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.
Sürecin üzerinden geçen 1.5 yılda toplumda oluşan güven verici adımlar beklentisinin karşılanmadığını belirten Ahmet Özer, Meclis’te kurulan komisyon raporuna işaret ederek, “Bu rapor yayınlandı. Çeşitli eleştirilere de muhatap oldu. Bu normaldir. Bu rapor yüksek bir katılım ve mutabakatla oluştu. Bu önemli. MHP ile DEM’in, AK Parti ile CHP’nin aynı raporda bir araya gelmesi belki raporun içeriğinden daha önemli bir adım olarak değerlendirilmeli” dedi.
‘Toplumsal mutabakat oluşturulmalı’
Komisyonun hazırladığı raporun 6 ve 7’nci maddelerinin önemine dikkat çeken Ahmet Özer, “Çünkü 6’ncı bölüm bir çerçeve, bir geçiş süreci yasasını vadediyor. 7’nci maddede ise demokratikleşme adımları dile getiriliyor. 6’ncı maddedeki yasa önemli. Bu sürecin ‘kök çözüm’ noktası orada aranmalı” diye belirtti.
Sürecin topluma mal edilmesinin önemine dikkat çeken Ahmet Özer, şöyle devam etti:
“Meclis’te kurulan siyasal mutabakatın toplumsal mutabakata dönüştürülmesi gerekir. Siyasal mutabakattan kastım ne; Meclis’te grubu olan 6 siyasi parti var. 5 tanesi işin içinde, grubu olmayan partiler de temsilci verdi. Bir siyasal mutabakat oluştu. Ama bu yeterli değil. Ne olması lazım? Bu siyasal mutabakatın toplumsal mutabakata dönüşmesi gerekir.”
Toplumsallaşma için hangi adımlar atılmalı?
Sürecin toplumsallaşabilmesi için güven verici adımlar atılması gerektiğine işaret eden Ahmet Özer, gerekli adımlara dair şöyle konuştu:
“Mesela orada da vazediliyor. Tutuksuz yargılanmanın gerekliliği ile ilgili. Çünkü bizim yasalarımızda tutukluluk bir istisnadır. Oysa bugün bir tutukluluk fetişizmi var. Bir kere bu seçilmişlerin tutuksuz yargılanması gerekir. İkincisi, hasta tutsaklar var. Bunların kendi sağlık koşullarını dışarıda takip etmeleri siyasi bir iş değil, vicdani ve insani bir şeydir. Aynı zamanda insan haklarının bir gereğidir. Bunun yapılması gerekir. Üçüncü olarak, 21. yüzyılda kayyımlarla idare ediliyoruz. Kayyımların kalkması lazım. Üstelik toplumda büyük bir mutabakat da var. Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in verdiği kararlar var. Bu kararların uygulanması lazım. CHP’ye yapılan operasyonlar var. Yani toplumun yarısı dışlanarak bir barış yapılabilir mi? Hepimiz barıştan yanayız. Bakın, ben çıktığımdan beri 10 tane il gezdim. Barışla ilgili konferanslar veriyorum. Bazen dinleyiciler beni eleştiriyor. “Sana bu kadar ceza verildi. Sen hala barış davulunu çalıyorsun” diyorlar. Ben de ‘evet’ diyorum. Barış bizden büyüktür. Yeter ki barış gelsin, benim çektiğim eza, ceza feda olsun. Dolayısıyla barışın gelebilmesi için hepimizin fedakarlık yapması lazım.”
‘Sözlerin yerine getirilmesi önemli’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Çağrısı’nı ve Devlet Bahçeli’nin ‘Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş eve dönünceye kadar kararımız nettir ve bu çabamızı devam ettireceğiz” sözlerini hatırlatan Ahmet Özer, şöyle devam etti:
“Şimdi iki tane temel aktörün sözleri eğer yerine getirilmezse o zaman her iki tarafın taraftarları kendilerine “Siz bizi bu yola soktunuz ama bir adım atılmıyor, bir gelişme olmuyor” derler. Onların sözlerinin itibarının sarsılması çözüm sürecini zora sokabilir. O nedenle de o sözlerin gereğinin yerine getirilmesi önemlidir.”
‘Mutlak butlan barış sürecine zarar veriyor’
CHP’ye dönük “mutlak butlan” kararını değerlendiren Ahmet Özer, şöyle belirtti:
“İktidar, kendini büyütemediği ve rıza üretemediği için Cumhuriyet Halk Partisi’ni bölüp parçalamak için birtakım operasyonlar yapıyor. Bu aynı zamanda barış sürecine de zarar veriyor ve barışa olan güveni sarsıyor. Bundan vazgeçilmesi lazım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde olmadığı bir barışın başarıya gitmesi mümkün görünmüyor.”
‘Barıştan başka yol yok’
Ortadoğu’nun “ateş çemberi içerisinde” olduğunu belirten Ahmet Özer, “Bu barış süreci aslında bu ateş çemberi ile birlikte düşünüldüğünde, barış sürecinin ne kadar yerinde bir adım olduğunu da ortaya koyuyor. Çünkü bu sadece Türkiye’yi değil, bölge barışını da etkileyecek bir adımdır. Barıştan başka, hukuk temelinde bir arada yaşamaktan başka bir yol yoktur. Bu sorun çözüldüğü takdirde Türkiye 5-10 yıl içinde bu bölgenin en saygın demokrasilerinden biri haline gelebilir diye düşünüyorum” dedi.
Haber: Melik Varol / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































