Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 çağrısından sonra Türkiye’de önemli değişimler yaşandığını belirten KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, gelinen aşamada artık demokratik siyasal yolla mücadele yürütmek istediklerini vurguladı
Apocu Hareket Yönetimi, PKK’nin fesih kongresinin birinci yıldönümü ve Önder Apo’nun başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde gelinen son aşamaya ilişkin bugün Medya Savunma Alanları’nda bir basın toplantısı düzenleyerek açıklamada bulundu.
Hareket Yönetimi adına açıklamanın Türkçesini okuyan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, fesih kararının ardından geçen bir yıllık sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
Günümüzde artık mücadele koşullarının değiştiğini belirten Mustafa Karasu, “PKK’nın feshi, eğer kuruluşunu Apocu gruptan başlatırsak, elli yıldan fazla oldu. Elli yıllık bir parti, bir mücadele, bir hareket var. Bu yönüyle mücadelenin koşulları değişti, Ortadoğu’da değişim oldu. Öte yandan bizde de paradigma değişimi oldu. Klasik reel sosyalist yaklaşımlardan ayrı yeni bir sosyalist anlayışa, demokratik sosyalist anlayışa vardık. Bu yönüyle elli yıl sonra bir partinin kendini feshetmesi anlaşılır bir durumdur. Elli yıl mücadele etmiş, çok büyük değerler yaratmış, elli yıl öncenin koşullarına göre örgüt kurmuş, mücadele etmiş, sonuç almış bir parti gerçeği var.
PKK elli yıl içinde hiçbir şey yaratmamış, sonuç almamış, başarısız; bu nedenle feshedilmiş değil. Elli yılda çok büyük başarılar elde etti ama elli yıl içinde büyük değişimler yaşandı. Bu bakımdan mücadele kendisini yenilecek, değiştirecek bir noktaya geldi. PKK’nın feshedilmesi, bir mücadelenin sonlandırılması, mücadelenin bırakılması değil. Mücadelenin yeni bir başlangıç yapması. Ama elli yıl önceki zihniyet değil, elli yıl önceki örgütlenme anlayışı değil. Elli yıl önceki amaçlarını tümden benimseyen durumda değil. Elli yıl önce diyelim ulus devlet anlayışımız vardı. Bunu bıraktık. Elli yıl önce silahlı mücadele yürüttük. Silahlı mücadeleyle çok önemli sonuçlar aldık. Büyük gelişmeler yarattık.
Bu yönüyle bu değişimi artık daha iyi mücadele etmek, daha etkili mücadele etmek açısından artık gelinen aşamada eski yol yöntemlerle, eski örgüt anlayışıyla mücadeleyi sonuca götüremeyeceğimizi, geliştiremeyeceğimizi düşünerek Önderlik partiyi feshetti ve yeni bir mücadele perspektifi önümüze koydu. Demokratik siyaset stratejisini önümüze koydu. Bu bakımdan PKK’nin feshini mücadele stratejisinde, yol ve yöntemlerinde değişiklik yapmak olarak anlamak gerekiyor. Mücadeleyi bırakma değil. Demokratik siyasetle, demokratik mücadeleyle amaçlarımızı gerçekleştirmek istiyoruz” dedi.
PKK çok büyük değerler yarattı
50 yıllık mücadelenin çok önemli sonuçlar aldığı ve önemli gelişmeler sağladığını ifade eden Karasu konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Bu yönüyle elli yıldaki söylemler, elli yıldaki yöntemlerle devam etmek sanki elli yılda PKK hiçbir şey yapmamış, hiç değişim yaratmamış, mücadeleyi geliştirmemiş gibi anlamamak gerekiyor. Bu bakımdan PKK’nin feshini yeni bir başlangıç olarak değerlendirmek gerekiyor. Tabii bunda yeni paradigmanın da etkisi var. Önderlik özellikle 2004’te kadın özgürlükçü, ekolojik, demokratik toplum paradigmasını gündeme getirdi. O zaman da bazı değişikler yapmak istedi. Sizler hatırlarsanız o zaman bir Kongra Gel gerçekleşti. PKK bir nevi o zaman da feshedilerek onun yerine ideolojik mücadele yürütecek, düşünce gücünü geliştirecek bilim ve sanat komitesinden söz edildi. Bu yönüyle PKK’nin feshi yeni gündeme gelmedi. Önceden de 2004’te de artık mücadelenin geldiği noktada PKK’nin feshinin gerekli olduğunu yeni mücadele yolu ve yöntemleri yeni örgüt anlayışının gerekliği ortaya kondu.
Gelinen aşamada artık demokratik siyasal yolla mücadele yürütmek istiyoruz. Mücadelenin de artık ulaşmak istediğimiz amacın da eğer devlet bu konuda açık olursa demokratik siyasal yollarla taleplerin, amaçların gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Bu bakımdan böyle bir değişiklik oldu. PKK’nin feshi konusunda bunları belirtebilirim. Öyle işte PKK zorlandı, işte PKK başarısız oldu, PKK tarih içinde hiçbir anlam yaratmadı, hiçbir değer yaratmadı, bu nedenle feshedildi gibi bir durum yok. Aksine çok büyük değerler yarattı. Elli yıllık yarattığı değerleri anlamlı kılmak açısından o değerleri gerçek anlamda amacına ulaştırmak açısından feshi gerekiyordu. Yani PKK’nin feshi bir yönüyle de PKK’ye saygının gereği PKK’yi tarih içinde yarattığı değerlerin anlamlı bulunması için feshedilmiştir. Böyle anlaşılırsa doğru anlaşılır.”
Türkiye’de önemli bir değişim ortaya çıktı
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 çağrısından sonra Türkiye’de önemli bir değişimin ortaya çıktığını ve Türkiye’deki siyasal iklim değiştiğini hatırlatan Mustafa Karasu, “Düşünün yani önceden AKP iktidarı, devlet; CHP bir şey söylediğinde muhalefet bir şey söylendiğinde bölücülükle terörizmle suçluyordu. En başta da devletin AKP iktidarının bu muhalefete bu demokrasi güçlerine yönelik kullandığı argüman ortadan kalktı. Çünkü önceden gerçekten CHP’nin ya da muhalif güçlerin -hareketimizle herhangi bir ilişkisi yok. Hatta bazı yönleriyle olumsuz tutumları var- ama buna rağmen muhalefeti sıkıştırmak için hep işte terörizme hizmet ediyor, PKK’ye hizmet ediyor, DEM Partisi’ne hizmet ediyor, denerek yani bölücülükle suçlanarak üzerlerine gidiliyordu. Bu kalktı. Şimdi bu konuda bir örnek var.
2007’den sonra ateşkes ilan ettik. 2015’e kadar bu ateşkes sürdü. Şunu söyleyebilirim. Türkiye’deki en demokratik yıllar zamanlar o yıllardı. Edebiyatta, sanatta, düşüncede özgür ifadenin ortaya çıktığı bir dönemdi. Gezi olayları oldu. Gezi olayları da aslında o bizim çatışmasızlık yaratmamız, siyasal ortamı yumuşatmamız, demokratik mücadele yaklaşımını ortaya koymamızın yarattığı siyasal iklim ortamında mayalandı, yeşerdi ve o sonuç ortaya çıktı. Eğer araştırıyorsanız o dönemde hangi belgeseller yapıldı, hangi filmler yapıldı, hangi araştırma, inceleme yapıldı, hangi kitaplar çıkarıldı bakılırsa o dönemde gerçekten de bir yumuşamanın olduğunu, bir demokratik havanın olduğunu ve bundan da demokrasi güçlerinin, özgürlük güçlerinin yaralandığını söyleyebiliriz.
Şimdi de evet hala iktidar muhalefetin üzerine gidiyor, muhalefete yükleniyor. Ama yine de iktidarın söylemleri eskisi gibi çok sert değil. Böyle biz bir savaş içindeyiz, beka sorunumuz var diyerek böyle çok sert yöntemleri deneyemiyor. Çünkü onun zemini yok. PKK’nin feshedilmesinin bir nedeni de aslında Türk devletinin PKK’yi gerekçeye göstererek, silahlı mücadeleyi gerekçeye göstererek muhalif güçlerinin, demokrasi güçlerinin, Kürt halkının üzerine sert gitmesinin önünü almayı da sağlamıştır. Evet sadece bu amaçla feshedilmemiştir, silahlı mücadele sonlandırılmamıştır. Sonuç itibariyle PKK’nin silahlı mücadelenin sonlandırılması gerekçelerinin ortaya çıkardığı bu durum gerçekten de demokrasi güçleri açısından olumlu bir bahar yaratmıştır” diye konuştu.
Demokrasi güçleri bu süreci yeterince değerlendiremedi
Demokrasi güçlerinin bu süreci yeterince değerlendirmediğinin altını çizen Mustafa Karasu konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Bu konuda bir yetersizlikler var, eksikler var. Aslında bu süreç aynı zamanda demokrasi güçlerin de örgütlenme özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün daha fazla geliştirebileceği bir süreçtir. Bunu değerlendirmek gerek. Yani bizim yarattığımız çatışmasızlık ortamın Türkiye’deki demokrasi güçleri açısından da Türkiye’deki halklar açısından da bir nefes, soluk aldırdığını düşünüyoruz. Kuşkusuz muhalefete yönelik saldırıları görüyoruz. Özellikle Kürt Özgürlük Hareketi’yle yakın ilişkide olduğu düşünülen çeşitli çevrelerin üzerine gidildiğini de düşünüyoruz. Geçmişte böyle bir durum vardı.
Şimdi bunlar eskiye göre azaldı diyebiliriz. Ama tabii ki demokrasi güçlerinde AKP iktidarına yönelik rahatsızlıklar var. Bunu görüyoruz. Ama eğer bizim başlattığımız Barış ve Demokrasi Toplum süreci iyi sahiplenilirse tüm demokrasi güçleri sahiplenirse, halkımız sahiplenirse Türkiye halkları sahiplenirse zaman içinde o iktidarın muhalefete yönelik demokrasi güçlerine yönelik saldırıların da püskürtüleceğini, bu sürecin ilerlemesine paralel olarak demokratikleşme ve özgürleşme alanlarının daha da fazlalaşacağına inanıyoruz. Bizim inancımız budur. Ben bu süreçte yaşanan olumlu gelişmelerin eğer barış ve demokratik toplum sürecine sahip çıkılırsa daha da gelişeceğine inanıyorum.”
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































