BÜLENT KORUCU | YORUM
‘Meraba Televole’den Merhaba Premier Lig’e! Bir başarı hikayesi mi yoksa toplumsal çöküşün kısa tarihi mi? Hakkında verilmiş bir hükmünüz varsa Acun Ilıcalı portresi yazmak kolay. Ancak anlamak ve adil olmak istediğinizde iş karışıyor.
O bir sirk işletmecisi, kendisi de cambazlığa hevesli lakin dükkan onun olmasa kimse yüzüne bakmazdı. Çarkı iyi dönüyor, çok kazanıyor ve fazlasıyla ilgi çekiyor. Bu sayede iyi para harcıyor, dördüncü evliliğini yaptı. Fenerbahçe’ye asbaşkan bile oldu.
Kopyaladığı yayın formatlarıyla reyting rekorları kırıyor. O yüzden hazır yiyici ve kopyacı olarak anılıyor. Eğitim hayatında yabancı olmadığı bir eylemdi bu; ‘Acun’ olacak çocuk o günlerden belliymiş. Başkalarının ithal programları böylesine başarılı olmuyor. Demek ki ya iyi seçiyor ya da güzel uyarlıyor. Halkın kodlarını/zaaflarını çözmüş ve onlarla oynamasını biliyor. Toplumsal merakın ‘röntgenciliğe’ indirgenmesini en hızlı nakde çeviren figür diyebiliriz.
Kıran kırana müsabaka görüntüsü veren yarışmalarında, topluma ve bireye isabetli göndermeler var. Aslında ayna tutuyor ve yansıyanların gittikçe kötüleşmesi onun suçu değil. Yansımaya kaynaklık eden şey kötü. Aynaya kızınca da hata düzelmiyor, sadece avunmak için bahane bulunuyor. Rahatlıyor ve gerçeklikle bağ kurmayı yine ertelemiş oluyoruz. Kurduğu sahte dünyalarda sahici zayıflıklarımızdan yakalıyor; öylece ekrana kilitliyor kalabalıkları. Onun dünyasında, dramatik yenilgiler, gösterişli başarılardan daha fazla reyting getirdiğinden gözyaşı köpürtülür ve arenadakileri andıran infazlar göze sokulur.
Acun Ilıcalı’nın kariyer basamaklarından ‘Acun Firarda’ önemli bir eşik olarak görülüyor…
Elbette ‘Televole Kültürü’ kötüleşmeyi hızlandırdı; elbette erozyona giden yolda her damlanın payı var. Bunun kısır döngü olduğunu inkar edecek değilim. Fakat zeminin müsait olduğunu da kabul etmek zorundayız. Acun Ilıcalı, Televole Kültürünün ürettiği yapay bir ikon olmaktan çok, o iklimi bizzat yaşayan ve yaşatan bir model.
Sebep mi sonuç mu, ayırt etmek zor. Simsiyah boyalı saçları, gençlik iksiri içmiş modern aşiret ağası edasıyla, hem eski feodal kodları hem yeni zengin estetiğini aynı anda taşıyor. Beyaz cama yansıyan feodal raconlar da o kimliğin parçaları.
Pekala, onun yayınlarını kültürel çoraklık ve çöl olarak eleştirenler haklı mı? Kim sirkte tiyatro izlemek ister ki! Hamlet izlemek için yanlış yerdesin arkadaş… İşini fazlasıyla iyi yapıyor, uyuşmaktı arzunuz, bunu sağlıyor.
Formatlar uyarlama olsa da ona ‘yerli ve milli afyon’ yakıştırması haksız değil. Medya dünyasının ‘son imparator’u, seleflerinden epeyce farklı. Aydın Doğan ve Sedat Simavi gibi eski patronların aksine, siyasetin dizaynına yeltenmiyor, tam tersine o alandan mümkün mertebe uzak duruyor. Erdoğan rejiminin hışmına uğramamak adına adımlarını alabildiğine dikkatli atıyor.
Uyarlama olan Survivor, izlenme rekorları kırıyor.
Acun Ilıcalı’yı bu coğrafyada tehlikeli ve kalıcı kılan şey, kibirli medya patronu gibi davranmamasıdır. Aksine, üstündeki siyah tişörtü, ayağındaki terliği ve her cümleye ‘arkadaşlar’ diye başlayan o samimiyet ambalajıyla, kitlelerin savunma mekanizmasını daha baştan yıkıyor. ‘Sizden biriyim’ illüzyonu, arkasındaki devasa sömürü çarkını gizleyen en kullanışlı maskedir.
Aynı iklimin içinden çıkıp da aynı başarıyı yakalayamayanlar da var. Can Tanrıyar bunun en çarpıcı örneği… Sporun magazini diyebileceğimiz Televole’nin kurucu babası Tanrıyar. Yapım, 11 yıl boyunca aynı anda birçok kanalda yayınlanarak rekorlar kırdı. Tanrıyar, Ilıcalı ile yarışa birlikte başlayan ve hedefi ıskalayan bir örnek. O da televizyon kanalı kurdu, benzer işler yapmak istedi ama başaramadı.
Acun Ilıcalı, programın bir parçası olan ‘Acun Firarda’ ile zirvelere çıktı, Tanrıyar’ın Uçankuş’u ise çakıldı. Bu açıdan baktığımızda Acun Medya’nın tesadüflerin eseri olmadığını görür ve bir başarı hikayesi diyebiliriz. Evet çok başarılı ama bunun topluma maliyeti ağır.
Bozuk Türkçe ve yarım İngilizceyle yaptıkları, başarıya daha doğrusu paraya susamış yığınların gözünde onu mesih gibi gösteriyor. İngiltere’nin Süper Ligi diyebileceğimiz ve dünyanın en fazla izlenen futbol arenasına takımını yükseltti. Hull City, Acun Markasına doping etkisi yapacak. Rus oligark ya da Arap petrol şeyhlerinin gücünün ancak yettiği bir çıtayı aştı. Kendisine burun kıvıranlara doksandan gol attı. Ne diyelim; sirk büyük, seyirci memnun, kasa her zamanki gibi kazandı.
Şimdi kısa bir reklam arası, az sonra tekrar birlikte olacağız ve kimin kaybettiğini açıklayacağız!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































