F estivalin bu akşam, gözde Fransız sinemasının, hem seyircilerin hem de eleştirmenlerin beğenisini kazanmış önemli adlarından Pierre Salvadori’nin (1964) on birinci filmi olan “La Vénus électrique” ile açılıyor olmasının gerisinde birçok simge bulmak mümkün.
İlk simge, küresel düzeyde yaşadığımız ve seçilen filmlerin geneline de yansıdığı anlaşılan çok boyutlu derin bunalım dönemlerinde bile, sinemanın seyircisini bambaşka dünyalara davet eden heyecanlı aşk öykülerini anlatmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceği.
Cannes’da bir kez, 2018’de, “Yönetmenlerin On Beş Günü” yan bölümü seçkisinde yer almış olan Pierre Salvadori’yi resmi seçkiye taşıyan “La Vénus électrique”in yarışma dışı sunulması da kuşkusuz bu bağlamda değerlendirilmelidir.
FRANSIZ YAPIMLARIN AĞIRLIĞI…
İkinci simge, yapılan tercihin, Fransız sinemasının bu yıl Cannes’da ciddi ağırlığına göndermede bulunması. Bu ağırlık her zamankinden çok daha fazla değil ama 22 filmin “Altın Palmiye” ödülü için yarıştığı ana seçkide, üçü kadın beş Fransız yönetmen bulunmakta. Üstelik, geniş kitlelerin henüz yeterince tanımadığı, 35-50 yaş çatalında yer alan yönetmenler kuşağının isimleri hepsi de. Ayrıca, dünya sinemasının tanınmış dört adı daha (Asghar Farhadi, Ryûsuke Hamaguchi, Laszlo Nemes ve Andreï Zviagintsev) Fransa’da, Fransız yapımcıların ana desteğiyle Fransızca olarak çektikleri filmleriyle, söz konusu 22 aday arasında yer almaktalar. Bu veriler, Fransa’da 1980’li yıllarda temeli atılan, özellikle genç yönetmenlere ve yaratıcı sinemasına yönelik devlet destek politikalarının ve televizyon kanallarına getirilen finansman zorunluluğunun, Cannes’da süregelen izdüşümü, kuşkusuz.
Ana seçkide dikkati çeken diğer nokta, Amerikan sinemasının, özellikle de büyük Hollywood yapımlarının yok denecek kadar az olması. Ancak, bu durumun bilinçli bir tercih sonucu oluştuğunu düşünmek yanlış olur. Büyük Amerikan yapımlarının, Oscar ödülleri tarihine daha uygun düşen Venedik Festivali’ne öncelik vermesinin yanında, sinema salonlarında gösterime girmeyen platform yapımlarının Cannes seçkilerine aday olamaması, bu sonucu doğuran iki temel neden. Kaldı ki popüler birçok Amerikan filmi, yarışma dışı ya da özel gösterimler gibi resmi nitelikli yan seçkilerde, yıldız oyuncularıyla birlikte boy gösterecekler yine. Steven Soderbergh, Andy Garcia, John Travolta gibi isimlerin yönettiği filmlerin yanısıra, 2001 yapımı “The Fast and the Furious”un 25’inci yaş günü, bu çarşamba gece yarısı, büyük salonda düzenlenecek gürültülü bir anma töreniyle filmin oyuncularının eşliğinde kutlanacak. Ayrıca, Barbra Streisand ile Peter Jackson’a, birer “Onur Altın Palmiyesi” (Palme d’or d’honneur) verilecek.
GRİ TONLARI BOL ÇOK RENKLİ YELPAZE…
Toplamda, resmi seçkilerde 66, bağımsız yan bölümlerde de 40 filmin sunulduğu geniş bir yelpaze var önümüzde. Beklenenden, hatta umulandan daha genç, çok renkli bir yelpaze bu. Coğrafi açıdan da zenginleşmiş. Örneğin, yukarıda sözünü ettiğimiz, aralarında belgesel ya da animasyon türlerinde örneklerin de bulunduğu 106 uzun film arasında, Kosta Rika sineması ilk kez yer alıyor. Ayrı bir jürisi olan, yarışmalı ikinci resmi seçki “Belirli Bir Bakış” (Un Certain Regard) programında sunulan 20 film arasında, genç kadın yonetmen Valentina Maurel’in (1988) dördüncü filmi “Ton animal maternel” de bulunmakta. Hemen belirtelim; daha önce Locarno Festivali’nde ödüllendirilmiş olan Valentina Maurel, sinema eğitimini Fransa’da yapmış, kısa filmiyle de Cannes seçkilerinde yer almış; festivalin “Cinéfondation” adlı destek mekanizmasından da yararlanmış bir yönetmen. Kuralı bozmayan bir istisna belki de.
Yarışmalı ana bölümdeki 22 filmde işlenen konulara kâğıt üzerinde göz atınca, birçoğunda, hem güncel savaşlardan hem de 2. Dünya Savaşı gerceklerinden yansımalar görüyoruz. Gergin küresel ortamın getirdiği tedirginlikler, çok renkli yelpazede gri renk tonlarının hâkim olduğunu gösteriyor.
ULUSLARARASI RESMI YARIŞMADAKİ FİLMLER
– Açılış filmi: LA VÉNUS ÉLECTRIQUE, Pierre SALVADORI (Yarışma dışı)
– AMARGA NAVIDAD, Pedro ALMODÓVAR
– LA VIE D’UNE FEMME, Charline BOURGEOIS-TACQUET
– LA BOLA NEGRA, Javier CALVO ve Javier AMBROSSI
– COWARD, Lukas DHONT
– HISTOIRES PARALLÈLES, Asghar FARHADI
– PAPER TIGER, James GRAY 4 DAS GETRÄUMTE ABENTEUER, Valeska GRISEBACH
– SOUDAIN, HAMAGUCHI Ryusuke
– L’INCONNUE, Arthur HARARI 4 GARANCE, Jeanne HERRY
– HEEP IN THE BOX, KOREEDA Hirokazu
– HOPE, NA Hong-jin
– NAGI NOTES, FUKADA Koji
– GENTLE MONSTER, Marie KREUTZER
– NOTRE SALUT, Emmanuel MARRE
– FJORD, Cristian MUNGIU
– HISTOIRES DE LA NUIT, Léa MYSIUS
– MOULIN, László NEMES
– FATHERLAND, Paweł PAWLIKOWSKI
– THE MAN I LOVE, Ira SACHS
– EL SER QUERIDO, Rodrigo SOROGOYEN
– MINOTAURE, Andreï ZVYAGINTSEV
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































