NECİP F. BAHADIR | YORUM
CHP lideri Özgür Özel ile Adalet Bakanı Akın Gürlek fena kapıştı ve her şey ortalığa saçıldı. Bu kadar pisliği hangi bünye kaldırır. Başka bir ülkede yaşansaydı, kıyamet kopardı ama Türkiye AKP’nin devri iktidarında ‘pişkinler ülkesine’ döndü.
Eskiden ‘utanma/arlanma’ vardı. Milat galiba 17-25 Aralık… AKP suçüstü yakalandı, Erdoğan 4 bakanın yolsuzluğa karşısında, “Kumpas ve darbe!” dedi. Toplum da bunu satın aldı! Ayakkabı kutularından, banyo liflerinden çıkan milyonlarca dolara, ‘sıfırlama’ tapelerine, havaalanında çekilen rüşvet parası görüntülerine rağmen 17/25 Aralık’ın iktidara yönelik bir kumpas olduğuna inandı! Ondan sonra bozulmanın, çürümenin önü açıldı. Piyasa ‘pişkinden geçilmezlerle’ doldu.
AKP’li Özlem Zengin, ‘akraba kayırmacılık’ iddiaları üzerine Meclis çatısı altında milletin gözünün içine bakarak, “Evet, utanmıyoruz…Gurur duyuyoruz!” dedi. Yaptıkları ‘nepotizmi’ savundu… Yüzü bile kızarmadı…
Muhittin Böcek’in oğlu ‘itirafçı’ oldu. Kendi irade ve inisiyatifiyle değil… Bir pişmanlık yaşadığı ve vicdanı dile geldiği için de değil. Önüne dosyalar kondu. ‘Ahlaksız şantaja’ muhatap oldu. Sırt çantası içinde CHP, Genel Merkezi’ne ‘para götürdüğünü’ söyledi. Haberi kamuoyuna Adalet Bakanı Gürlek duyurdu. Bakan değil, iletişim danışmanı sanki…
Daha önce de ‘Böcek’in itirafçı olacağını’ söylemişti. Baba direndi fakat oğul teslim oldu. Gürlek’in dediğini yaptı. CHP ‘zan altında’ kaldı.
Özgür Özel de boş durmadı. Dikeni battığı yerden çıkarmanın çabasına girdi. Doğrudan Akın Gürlek’e yüklendi. İki ‘bomba iddiayı’ gündeme getirdi. “Akın Gürlek’in bakanlığa ‘Tapu kayıtlarını silebilir miyiz’ dediği ve olumsuz cevap aldığını biliyoruz…” dedi.
Nereden bildiğini açıklamadı. Kaynağı devletin içinden olmalı… İddianın yenilir yutulur cinsten olmadığı açık. Çok ağır… Akın Gürlek gerçekten böyle bir girişimde bulundu mu? “14 değil 4 tapum var!” demişti. O 4 tapu bile bir yargı bürokratı için sorunluydu.
AKP kaynıyor!
Şimdi bir başka iddiayla karşı karşıya… Gürlek ‘tapu kayıtlarını’ silmek istedi mi? İligili bakanlık nezdinde sözlü veya fiili girişimde bulundu mu? Özel kesin bir dil kullandı; “Biliyoruz!” dedi. Bu sadece basit bir duyum olamaz. Bir partinin genel başkanı söylenti üzerine böylesine iddialı konuşmaz. Yarın mahçup olacağı bir iddiayı toplumun önüne getirmez. Elinin güçlü olduğunu tahmin etmek zor değil. ‘Bir iki hafta içinde basın toplantısı yapacağını’ da duyurdu.
Yeni iddia ve belgelerin yolda olduğunu söylemek yanlış olmaz. CHP muhalefet de olsa bilgi ve belgeye ulaşmakta zorlanmadığı ortada… Özel, belgeler için, “AKP’den geliyor…” dedi.
Mümkün… AKP’nin içi kaynıyor. Erdoğan sonrasının hesapları erken başladı. Herkes birbirinin ayağını kaydırmakla meşgul… Akın Gürlek ise ‘paraşütle’ indi. Ve bir anda ‘siyasi odak’ haline geldi. İktidarın neredeyse en çok konuşan ismi… Her uzatılan mikrofon ve kameraya söyleyecek sözü var. Gülistan Doku dosyasından, İBB davasına kadar…
Eskiden adalet bakanları az konuşurdu. Özellikle yürüyen davalarla ilgili konuşmaktan imtina ederdi. Mesajlarını örtülü veya ima yoluyla verirdi. Gürlek öyle değil, yargı ve hüküm bildiren cümleleri peşpeşe sıralamakta bir beis görmüyor. CHP’ye yönelik operasyonlar hakkında söyledikleri toplansa bir ansiklopedi olur. Operasyon ve davaların siyasi olduğunun kanıtı bu aslında.
Gürlek’in bu kadar öne çıkmasının AKP içinde rahatsızlık oluşturduğu aşikar. Ben Erdoğan’ın da pek hoşnut olmadığını sanıyorum. Kendisi varken bakanlarının ulu orta konuşmasını sevmez. Zaten Akın Gürlek’in kendisi de Özgür Özel tapu kayıtlarını ilk gündeme getirdiğinde yandaş basına yaptığı açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı var, o yüzden susuyorum.” demişti.
Akın Gürlek, Erdoğan’la konuşmalarını kayda mı alıyor?
Özgür Özel, Gürlek hakkındaki bir başka iddiayı da daha gündeme getirdi. İlkinden daha ağır. ‘Kıyameti koparacak’ cinsten… “Kriptolu telefonla konuşurken Tayyip Erdoğan’ı kayda alıyor… Net, bu kadar açık söylüyorum…” dedi.
Nedeni belli; ‘Yarın bana bir şey yapamasınlar’ diye… Bakan ile Cumhurbaşkanı ‘kriptolu telefonla’ mı konuşuyor? Galiba öyle… Program yoğunluğu nedeniyle sık sık ‘yüz yüze görüşmeleri’ zor. Bunu Ankara’da herkes bilir. 17 – 25 Aralık operasyonlarından sonra bakanlara kriptolu telefon verildiği konusu haber olmuştu.
CHP lideri, Rize’de, Erdoğan’ın memleketinde bu iddiasını bir adım öteye taşıdı; “Suç olacak her şeyi ona onaylatıp kayda alıyor. Bir kasa tutmuş bankada, o bankadaki kasaya ses kayıtlarını istifliyor. O kasayı bugün açtırırsan memleketi de kurtarırsın büyük bir yanlıştan da dönersin…”
Vay vay vay…
Bu kadar ayrıntı fazla değil mi? Bu basit bir duyum ve söylenti olabilir mi? Gürlek ile aralarında bir ‘kan davası’ oluştu. Ve kavgada yumruk sayılmaz. En ince detaylarına kadar anlatması ilginç…
Ne olursa olsun, ne kadar güvenirse güvensin ki siyasette en çok yıpranan kavram güven ve sadakattir. Bunu en iyi Erdoğan bilir… Nice güvendiği dağlara kar yağdı. Yeri geldi kendisi kar oldu. Bütün güveni boşa çıkardı. Korkunç bir iddiayla karşı karşıya… En azından zihninde bir soru işareti oluşturur bu. Oğlu Bilal Erdoğan’ın Gürlek’in elini sıkmadan geçip gittiği görülmüştü. Özel, Gürlek’i, Erdoğan’ın en hassas yerinden vurdu. İddiası bile Erdoğan’ı alt üst etmeye yeter. Zaten o eski yaraları bir türlü kabuk bağlamadı. Üzerine bu geldi…
Akın Gürlek iddiayı yalandı. “Alçakça bir iftira!” dedi; “Milli güvenliğe açık saldırı” diye de ekledi. Konunun ‘milli güvenlikle’ ne alakası var? Akın Gürlek kendisini ete kemiğe bürünmüş ülkenin milli güvenliği olarak mı görüyor yoksa? Bu öteden beri siyaset adamları ve bürokratların en çok kullandığı sığınaktır! Zorda kalınca ‘milli güvenlik’ denir.
CHP lideri Özel’in iddiasının milli güvenlikle falan bir ilgisi yok. Gürlek’in açıklama metnini dikkatle okudum, ‘iftira’ derken bile şüphe uyandırmakta… İster istemez zihinlerde ‘soru işareti’ oluşturmakta… Özel’in bu denli ayrıntı vermesi öyle basitçe geçiştirilecek bir husus olmadığının kanıtı.
Akın Gürlek, sadece ‘kriptolu telefon’ kısmına cevap verdi. Tapu meselesine hiç değinmedi. “Tapu kayıtlarını silmek için girişimde bulundu!” iddiası karşısında sessiz kaldı. Hayır, gözden kaçması falan düşünülemez.
‘Sükut ikrardan’ olduğuna göre… Doğru demek ki… Tapuların silinmesini istemiş…
Bir siyasetçinin koltuğunu terk etmesi için daha ne olması gerekiyor. Bu kadar pişkinlik Türkiye için bile fazla değil mi? CHP’ye dönük rüşvet iddiaları Gürlek’in ‘tapu ve kriptolu telefon söylentisini’ anlamsız kılar mı?
CHP’ye rüşvet mi daha büyük skandal yoksa AKP’li Bakan Gürlek’in tapu ve Erdoğan’la kriptolu telefon görüşmesini kayda aldığı iddiası mı? Gürültüye getirerek skandaldan kurtulmak mümkün mü? CHP açısından da AKP açısından da durum felaket ve facia… Tencere dibin kara; seninki benden kara…
Ortaya saçılan pisliğin başka izahı olabilir mi? AKP mi daha kirli yoksa CHP mi? İş buraya geldi!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































