CUMALİ ÖNAL | RÖPORTAJ
Afrika’nın Sahil bölgesi son yıllarda hızla değişen jeopolitik dengelerin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Özellikle Nijer’de 2023 darbesi sonrasında ortaya çıkan yeni siyasi ortam, yalnızca ülkenin iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgedeki uluslararası güç rekabetini de yeniden şekillendirmiştir. Uzun yıllar boyunca Sahil’de güvenlik ve ekonomi alanlarında önemli bir aktör olan Fransa’nın etkisinin zayıflaması, bölgede yeni ortaklıkların ve güç dengelerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Bu süreçte Türkiye’nin artan askerî ve ekonomik iş birliği, Rusya’nın bölgedeki nüfuz arayışı ve Sahil Devletleri İttifakı’nın (AES) ortaya çıkışı, Sahil’i küresel ve bölgesel aktörler arasında giderek daha belirgin bir rekabet alanına dönüştürmektedir. Nijer’deki siyasi aktörlerin açıklamaları ve bölgesel gelişmeler, Fransa’nın gerileyen rolü ile Türkiye ve diğer aktörlerin yükselen etkisi arasında yeni bir jeopolitik denge arayışının yaşandığını göstermektedir. Bu bağlamda Sahil’deki gelişmeler yalnızca güvenlik ve terörle mücadele açısından değil, aynı zamanda enerji kaynakları, doğal zenginlikler ve bölgesel güç politikaları açısından da stratejik önem taşımaktadır.
Sahil’deki bu rekabeti daha iyi anlamak için, Nijer’de muhalefet saflarında yer alan bir siyasi aktörün değerlendirmelerine kulak verdik. Demokratik geçiş, güvenlik krizi ve dış aktörlerin rolü üzerine sorularımızı Ömer Muhtar Muhammed El-Ensari’ye yönelttik.
- Kendinizden bahseder misiniz?
Ömer Muhtar Muhammed El-Ensari: Nijer’de cumhuriyeti, ulusal birliği ve sürdürülebilir kalkınmayı savunan demokratik bir parti olan Demokratik ve Cumhuriyetçi Yenilenme Partisi (RDR Tchanji) kurucu üyesiyim. Partimize eski Cumhurbaşkanı Mahamane Ousmane liderlik etmektedir. 2021 seçimlerinin ikinci turuna halkın büyük desteğini alan adayımızla girdik; ancak eski Cumhurbaşkanı Mahamadou Issoufou, halefi Mohamed Bazoum’u demokratik olmayan bir şekilde dayattı.
Maalesef partimiz, 26 Mart 2025 tarihinde askeri cunta tarafından idari bir kararla feshedildi. Bugün demokratik muhalifler olarak halkın hakları konusundaki bilincini artırmaya çalışıyor; anayasaya ve gücün barışçıl devrine tam saygı gösterilerek, mümkün olan en kısa sürede özgür ve adil seçimlerin düzenlenmesi yoluyla anayasal demokrasiye hızlı ve kapsamlı bir dönüş talep ediyoruz. Faaliyetlerimiz ulusal diyaloğu güçlendirmeye, kalkınma ve eğitim yoluyla aşırıcılıkla mücadeleye ve bölgesel zorluklar karşısında Nijer’in birliğini savunmaya odaklanmaktadır.
- Son raporlar, Niamey havaalanına yapılan saldırı dahil olmak üzere terör örgütlerinin saldırılarında bir artışa işaret ediyor. Bu saldırıların temel amacı nedir?
Ocak 2026’da Diori Hamani Uluslararası Havalimanı’na yapılan ve IŞİD tarafından üstlenilen son saldırı gibi artan terör eylemleri, esas olarak istikrarı bozmayı, devlete olan güveni zayıflatmayı ve Sahil bölgesinde yayılmayı kolaylaştırmak için kaos yaratmayı amaçlamaktadır. Temel hedef, iç ve bölgesel gerilimlerden kaynaklanan güvenlik ve siyasi boşluğu istismar etmektir. En iyi yanıt ise; etkili güvenlik operasyonlarını, gerçek ekonomik kalkınmayı ve vatandaşla devlet arasındaki güveni yeniden tesis edecek demokratik iyi yönetişimi birleştiren kapsamlı bir stratejide yatmaktadır.
- Nijer ile Fransız madencilik şirketi Orano arasındaki anlaşmazlık ışığında, Fransa’ya ait olan ve Niamey havaalanında depolanan yaklaşık 300 milyon dolar değerindeki uranyum stoklarının mevcut durumu nedir? Bunların Rusya’ya satıldığı iddiaları doğru mu?
Cevap: Niamey havalimanında depolanan ve yaklaşık bin ton olduğu tahmin edilen uranyum stokuyla ilgili anlaşmazlık, karmaşık bir ekonomik ve egemenlik gerilimini yansıtmaktadır. Mevcut durum şudur: Stoklar, Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözümü Merkezi (ICSID) kararı ve Fransız şirketi Orano’nun talepleri gibi uluslararası yargı kararları nedeniyle dondurulmuş durumdadır. Rusya’ya veya başkasına satıldığı iddiaları henüz resmi olarak doğrulanmamıştır ve sevkiyat henüz gerçekleşmemiştir. Demokratik bir bakış açısıyla, Nijer’in doğal kaynakları, uluslararası anlaşmalara saygı gösterilerek ve gelirlerin herhangi bir siyasi istismardan uzak, Nijer halkına adil bir şekilde dağıtılması garanti edilerek tam bir şeffaflıkla yönetilmelidir.
- ABD/İsrail ve İran arasındaki savaşa yönelik pozisyonunuz nedir?
Ülkemiz gibi gelişmekte olan devletleri olumsuz etkileyecek herhangi bir tırmanıştan kaçınmak için diplomatik çözümler ve yapıcı diyalog çağrısında bulunuyoruz. Aynı zamanda, ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşı şiddetle kınıyoruz; bunun yanı sıra İran’ın Körfez ülkelerine yönelik, Amerikan üslerinden uzak sivil tesisleri ve altyapıyı hedef alan saldırılarını da kınıyoruz.
- Sahil Devletleri İttifakı (AES) üyesi ülkeler (Burkina Faso, Nijer ve Mali) arasındaki iş birliğinin mevcut durumu nedir?
AES, Aralık 2025’te yaklaşık beş bin askerden oluşan birleşik bir askeri güç oluşturdu ve bir yatırım bankası ile ortak televizyon kanalı kurulması gibi ekonomik ve güvenlik alanlarında dikkate değer ilerlemeler kaydediyor. Ancak ittifak, koordinasyon ve komşularla ilişkiler konusunda büyük zorluklarla karşı karşıyadır. Güvenlik iş birliği devam ediyor, ancak gerçek ve sürdürülebilir başarı; halkın güvenini ve uzun vadeli istikrarı garanti eden demokratik bir sivil yönetim gerektirir.
- AES ittifakına yeni bir ülkelerin katılması söz konusu mu?
Şu ana kadar ittifaka yeni bir ülkenin katılmasına dair güçlü resmi göstergeler bulunmamaktadır. İttifak şu anda mevcut üç üye arasındaki iş birliğini güçlendirmeye odaklanmış olup, ekonomik ve güvenlik boyutunun genişletilmesi üzerine tartışmalar yürütmektedir.
- ABD’nin AES ülkelerine yönelik politikasındaki son değişikliğin ardındaki temel neden nedir?
2026’da ABD’nin bölgeye yönelik yaklaşımındaki değişim, özellikle kritik madenler ve terörle mücadele alanındaki stratejik çıkarlarla bağlantılı görünmektedir. Ayrıca Fransız nüfuzunun gerilemesi ve ittifakın Rusya ile yakınlaşması da bu değişimde etkili olmuştur.
Bazı yorumculara göre bu yakınlaşma, Batı’nın içeriden etki kurmaya yönelik “yumuşak güç” politikasının bir biçimidir ve ABD’nin Sahil’e yaklaşımı Avrupa’dan temelde farklı değildir; daha çok “havuç ve sopa” politikasının rol paylaşımıdır.
- Nijer’in AES dışındaki komşularıyla (Libya, Cezayir, Çad ve Nijerya) ikili ilişkilerinin mevcut durumu nedir?
2026 yılında Cezayir ile ilişkilerde; resmi ziyaretler, güvenlik, enerji ve Sahra ötesi otoyol ile gaz boru hatları gibi altyapı anlaşmaları yoluyla gözle görülür bir iyileşme yaşandı. Libya ile ilişkiler, oradaki ikili yapı, güney sınırlarının kontrolü ve göç dosyası nedeniyle nispeten gergin. Çad ile Çad Gölü havzasında iyi bir güvenlik iş birliği mevcut. Nijerya ile ortak güvenlik ve ekonomik zorluklara rağmen geleneksel olarak güçlü ilişkiler var. Benin ile ilişkiler ise maalesef çok gergin.
Bu ilişkileri yöneten temel dinamikler sınır güvenliği, terörle mücadele ve ekonomik çıkarlardır. Özellikle Nijerya ve Benin ile bölgesel bağların güçlendirilmesi çağrısında bulunuyoruz.
- Türkiye’nin Nijer politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Mevcut yönetimle olan yakın ilişkilerinin ülkedeki demokratik geçiş sürecine engel teşkil ettiğini düşünüyor musunuz?
Türkiye; askeri eğitim, insansız hava araçları ve ekonomik iş birliği alanlarında Nijer ile yakın ilişkiler içinde. Türkiye’den beklentimiz askeri geçiş dönemini uzatmak yerine uzun vadeli istikrarı ve sivil yönetime dönüşü desteklemelidir. Herhangi bir geçiş yönetimiyle kurulan çok yakın ilişkiler, gerçek siyasi reformlarla ilişkilendirilmediği sürece demokrasi lehine olan uluslararası baskıyı engelleyebilir.
Türkiye’nin, ülkemdeki askeri otoritenin devamına verdiği destek beni şaşırttı. Hatta Türk rejimi, Mali’deki Goita rejiminin terörle mücadele bahanesiyle ülkenin kuzeyinde kendi halkını tasfiye etmek için İHA’ları kullanmasına destek vererek, demokrasi ve insan haklarını feda edip siyasi pragmatizm sınırlarını aşmıştır.
- Cezayir ve Nijer arasındaki ilişkiler çok kötüydü ama aniden stratejik bir ortaklığa dönüştü. Bu değişimin arkasındaki nedenler nelerdir?
Cezayir ile Nijer arasındaki ilişkiler aslında hiçbir zaman gerçekten kötü olmadı; sadece bazı olaylar nedeniyle geçici gerilimler yaşandı ve bunlar barışçıl şekilde aşıldı.
Cezayir’in anayasal düzene dönüş girişimi konusunda bir anlaşmazlık yaşanmıştı. Bazı Nijerli taraflar ECOWAS’ın olası müdahalesine karşı Cezayir’in devreye girmesini istedi. Askerî konsey başlangıçta bu girişimi kabul etti; ancak Başkan Bazum’un istifa etmemesi meselesi nedeniyle daha sonra bunu reddetti. Bu durum Cezayir’i zor durumda bıraktı ve geçici bir soğukluk yarattı.
Cezayir’in düşürdüğü Türk-Mali insansız hava aracı olayı da bir kriz yarattı. Mali böyle bir kriz istemiyordu ancak üçlü ittifak anlaşması nedeniyle Nijer ve Burkina Faso da sürece dahil oldu.
Mali olayı teknik arıza olarak göstermeye çalıştı fakat Türkiye İHA’larının itibarını korumak için bu açıklamayı kabul etmedi.
Bugün ise iki ülke arasındaki ilişkiler yeniden en güçlü seviyesine ulaşmıştır. Coğrafya, demografi, ortak çıkarlar ve güvenlik ile kalkınma alanındaki ortak zorluklar — özellikle terörle mücadele ve Trans-Sahra gaz boru hattı projesi — bu yakınlığı desteklemektedir.
Cezayir bölgesel rolünü güçlendirmek isterken, Nijer de coğrafi olarak güvenilir bir ortağa ihtiyaç duymaktadır.
- Nijer ile Fransa arasındaki ilişkilerin son yıllarda değişmesinin nedeni nedir?
Bu köklü değişim, 2023 darbesinden sonra ortaya çıktı. Nijer doğal kaynakları — özellikle uranyum — üzerinde daha fazla egemenlik talep etti ve önceki sözleşmelerin eşitsiz olduğu yönünde eleştiriler dile getirildi.
Bu gelişmeler Fransız askerlerinin ülkeden çıkarılmasına ve bazı madenlerin kamulaştırılmasına yol açtı.
Ulusal egemenliği güçlendiren her adımı destekliyoruz; ancak bunun tam anayasal meşruiyete sahip demokratik bir sistem içinde gerçekleşmesi gerekir.
- Son yıllarda Sahel bölgesinde artan terör saldırılarında Fransa’nın herhangi bir rolü olduğunu düşünüyor musunuz?
Böyle bir iddiayı destekleyen doğrudan kanıtlarım yoktur ve güçlü deliller olmadan komplo teorilerini reddederim.
Terör saldırılarındaki artışın temel nedenleri; zayıf yönetim, ordunun güvenlik görevleri yerine siyasi işlerle meşgul olması, uluslararası güçlerin çekilmesi sonucu oluşan güvenlik boşluğu ve bölgenin sosyal-ekonomik sorunlarıdır.
Gerçek çözüm, demokratik devlet kurumlarını güçlendirmek ve etkili bölgesel iş birliğini geliştirmektir.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































