Ezgi Sıla Demir, şiddetin bireysel değil toplumsal olarak üretildiğini söyleyerek, sorunun yalnızca ailelere indirgenemeyeceğini, kamusal bir sorun olduğuna dikkati çekti
Sosyolog Ezgi Sıla Demir, son günlerde Sêwereg ve Mereş’te okullara yönelik yaşanan silahlı saldırıların bireysel olaylar değil, yapısal ve kültürel şiddetin çocuklar üzerindeki yansıması olduğunu vurguladı.
Ezgi Sıla Demir, “Bir çocuk okul koridorunda silahı ateşlediğinde, o parmakta yalnızca anlık öfke yoktur. Yıllar boyunca birikmiş bastırılmış duygular, görülmeyen çocukluklar ve toplumun aktardığı sert, tahakküm kurucu dilin izleri vardır” dedi.
Şiddetin bireysel değil toplumsal olarak üretildiğini belirten Ezgi Sıla Demir, “Şiddet bir anda ortaya çıkan patlama değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir mirastır. Bugün bunu çocukların ellerinde görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Toplumun çocukları koruyan yapılarının zayıfladığını dile getiren sosyolog Ezgi Sıla Demir, erkek çocuklarının küçük yaştan itibaren duygularını bastırmaya ve öfkeyi tek meşru ifade biçimi olarak görmeye yönlendirildiğini söyledi. Johan Galtung’un ‘buzdağı’ metaforunu kullanarak, yaşananların sadece suyun üstündeki fiziksel şiddet olduğunu, asıl büyük kısmın altta yatan yapısal ve kültürel şiddetten oluştuğunu belirtti.
Ezgi Sıla Demir, çocukların hem fail hem de mağdur olarak öne çıktığına dikkat çekerek, “Bu, şiddetin bir döngü halinde kendini yeniden ürettiğini gösteriyor” dedi.
Sorunun yalnızca ailelere indirgenemeyeceğini vurgulayan Ezgi Sıla Demir, “Bu kamusal bir sorundur. Siyasetin dili, hukukun işleyişi ve medyanın yaklaşımı şiddeti azaltacak yönde değilse, bu tabloyu değiştirmek mümkün olmaz” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: ANF
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































