Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Türkiye ve İstanbul olarak parlamentolar arası birliğin genel kuruluna 4. kez ev sahipliği yapmaktan duyduğumuz memnuniyeti sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum. Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek temasıyla toplanan 152. genel kurulun tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Alınacak kararların, yapılacak tartışmaların, tespit, tenkit ve tekliflerin, komite toplantıları, forum oturumları ve yan etkinliklerin aramızdaki dostluk ve dayanışmayı daha da güçlendirmesini, Gazze’deki mezalim başta olmak üzere mevcut sorunların çözümüne katkı vermesini temenni ediyorum.
‘ULUSLARASI SİSTEM MEŞRUİYET KRİZİYLE YÜZ YÜZEDİR’
Diyalog ve işbirliği imkanlarının artırılması ve yoğunlaştırılması temelinde birliğin üstlendiği misyonu kıymetli buluyorum. 152. genel kurulun parlamenter diplomasi zemininde daha adil ve güvenli dünyanın yeni ümitlerle yeşeren huzur ve barış dolu geleceğin inşasına önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Akıl ve vicdan sahipleri olarak şu gerçeği çok iyi biliyoruz. 80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir. Değerler, ilkeler, kurallar ve teamüller küresel ölçekteki anlam ve itibarını kaybetmenin eşiğindedir. Uluslararası hukukun bağlayıcı hükümleri işledikleri savaş ve insanlık suçlarına her gün yenilerini ekleyen aktörler üzerindeki tesirini yitirmiştir.
‘DİPLOMASİNİN YERİNİ SİLAH VE FÜZELER ALDI’
Diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze, bombaların aldığı ortamda kimse güvende değildir. Türkiye olarak insani değerler üzerinde bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır. Bölge ülkelerin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven anlayışına cevap veremeyeceği açıktır. Gazze, Ukrayna, Afrika ve daha birçok yerde üstlendiğimiz barış girişimlerimizin özü ilkeli ve gerçekçi yaklaşımdır. Milletlerin iradesinin tezahür ettiği kurumlar olan parlamentolara kritik görevler düşüyor.
‘BARIŞIN VE HUZURUN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL İSRAİL’
Hükümetlerin bu noktada çok daha geriden geldiklerine tanık oluyoruz. Son 2 ayda yaşananları hep birlikte takip ettik. Dünyanın odağı İran’daki savaşa kaymış iken Filistin ve Lübnan’da binlerce kişi İsrail hükümetinin saldırılarında hayatını kaybetti. 1 milyondan fazla Lübnanlı yerlerinden edildi. Hem kendi halkı hem Filistin hem de bölgemiz için barışın ve huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükümeti uluslararası toplumun çabalarına rağmen durmuyor, durdurulamıyor. Aynı hukuk ve kural tanımazlık Filistin’de de katmerlenerek devam ediyor. İsrail güçleri ateşkesin imzalandığı 10 Ekim 2025’ten bugüne 755 Filistinliği şehit etti 2 bin 100 kişiyi yaraladı.
73 bin Filistinli hayattan kopartılırken Gazze’de yaralananların sayısı 172 bini geçti. Ateşkes çerçevesinde taahhütlerine uymayan İsrail, Gazze’ye insani yardım girişlerine de engel oluyor. Kudüs, Mescid-i Aksa, Batı Şeria’da mütecaviz politikalar ile yasadışı yerleşimci terörü aynı şekilde sürüyor. Batı Şeria’yı yeni Gazze yapma planını açık açık dillendiren İsrail, Filistinlilere idam cezasını getiriyor. Yalnızca Filistinlilere uygulanacak bu karara karşı dünya parlamentolarının en sert şekilde vermesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.
‘FİLİSTİN’DE BARIŞIN TEK FORMÜLÜ 2 DEVLETLİ ÇÖZÜM’
Filistin’de adil ve kalıcı barışın tek formülü olan 2 devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesi için tüm parlamenterleri güç birliği yapmaya, barışın sesini yükseltmeye davet ediyorum. 13,5 yıllık zulmün ardından özgürlüğe kavuşan Suriye halkının hak ettiği huzur ve istikrarın önündeki en büyük engel terördür. Uluslararası aktörlerin yapıcı desteğine ihtiyaç vardır. Biz milli birlik ve toprak bütünlüğü temelinde Suriye’ye elimizden gelen her türlü desteği veriyoruz, vereceğiz. Aynı şekilde bir başka kardeş coğrafyada Libya’da sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarımızı sürdürüyoruz. Ukrayna savaşının sonlandırmaya dönük diplomatik çabaların kesintiye uğramaması büyük önem arz ediyor.
‘KIBRIS TÜRKLERİNİN MARUZ BIRAKILDIĞI İZOLASYON SONA ERMELİ’
Ukrayna ve Rusya’nın güven duyduğu ülke olarak samimi çabalarımızı sürdürüyoruz. Güney Kafkasya’da huzurlu bir geleceğin inşası yönünde atılan adımları takdirle karşılıyoruz. 1963’ten bu yana gündemimizde olan Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı, sürdürülebilir çözümün zamanı çoktan gelmiştir. Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun sona ermesi çağrısında bulunuyor, sizlerden destek beklediğimizi dile getirmek istiyorum. Eşit ortaklık anlayışıyla şekillenen Afrika politikamız, dost ve kardeş Afrika ülkelerinin teveccühü ile güçleniyor. Sudan’daki çatışmalar bizleri de derinden yaralıyor. Sudan’daki istikrarsızlığın sonlandırılması için her türlü diplomatik çabayı destekliyoruz.
Kaynak: Haber Merkezi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***




































