NECİP F. BAHADIR | YORUM
AKP koro halinde ‘asrın yolsuzluğu, yüzyılın davası’ dedi. İktidar medyası mesajı aldı, aylarca köpürttü. CHP ise “Bu bir siyasi dava!” dedi. Demokrat Parti’nin yargılandığı ‘İkinci Yassıada’ benzetmesi yaptı. İmamoğlu mahkeme heyetine hatırlattı, Yassıada’yı… Erdoğan bir ara ‘ahtapot’ demişti. CHP’nin 17- 25 Aralık hatırlatmaları karşısında çark etti, geri adım attı. Çünkü ahtapot AKP’ye daha çok yakışıyordu. Sokaktaki insanın aklına yatabilirdi.
Kamuoyunda ‘İBB Davası’ olarak bilinen (İmamoğlu davası) söz ettiğimi anlamış olmalısınız. Nihayet yargılama başladı. Dün bir, bugün iki… Medyaya yansıyan haberlere bakılırsa salonun havası tiyatro gibi… Mahkeme demeye bin şahit lazım. Değil zaten… Bir AKP mahkemesi bu… Silivri’nin AKP zindanı olduğu gibi… Hiçbir devlet hukuk ve adaletten bu denli vazgeçmez. Vazgeçerse devlet vasfını yitirir. Hüküm cümlesini biraz erken kurdum ama gerçek bu…
Ortam gergin… Günler öncesinden ‘yasaklar’ duyuruldu. Yasak, AKP iktidarının alameti farikası… Olmazsa olmazı yani. İddiası bambaşkaydı. Yasakları yasaklayacaktı! Kader insanı iddiasından böyle vurur. Mahkeme etrafında gösteri, yürüyüş ve toplantı yasak. Maksat belli; İmamoğlu’nu desteklemek için ülkenin dört bir yanından gelecek vatandaşları engellemek… Yoksa asayiş, güvenlik endişesi falan değil. İmamoğlu sadece ‘mahkeme salonunda’ yargılanmıyor. Kamuoyu önünde bir yargılama söz konusu…
AKP ve Erdoğan davanın savcı ve hakimi… CHP ve Özel ise avukatı… Yargılamanın mekanı da ‘televizyon ekranları’… Ve gazete sayfaları… ‘Adli yargılama sürecini’ etkilemek mi? O eski Türkiye’deydi. En azından o zamanlar bir adalet kaygısı vardı. Siyasetçiler yürüyen bir dava hakkında konuşmamaya, görüş bildirmemeye özen gösterirdi. AKP ile birlikte yargının bu temel ilkesi yıkıldı. Adalet de sizlere ömür… Ne Erdoğan’ın ne de partinin bir ‘adalet’ derdi kalmadı. Yoksa daha mahkemesi başlamamış İmamoğlu hakkında ‘hüküm cümleleri’ kurulur muydu?
Silivri sadece AKP zindanı değil siyasi yargılamaların da üssü oldu. Tıpkı Yassıada gibi… Daha büyük mahkeme inşasının yapımı sürmekte… İmamoğlu’na yetişmedi. Belki ilerleyen süreçlerde devreye girer. Çünkü İmamoğlu davasının kolay bitmeyeceği ortada… 400’ü aşkın sanık var. Kaderin cilvesi kim bilir o devasa mahkemenin görkemli salonlarında AKP yargılanır. Olur mu olur… Hiç de düşük ihtimal değil.
Ve ilk duruşma başladı… CHP milletvekilleri tam kadro salonda yerini aldı. Bir o kadar da sanıkların yakınları ve izleyiciler… Yabancı medya ve gözlemciler… Basit bir dava değil. Herkesin gözü burada… Mahkeme heyeti salonun düzenini sağlamak da bile aciz. Başkan ve üyeler sanıklardan daha gergin… Özel’in iddiası ilginç; “Bu mahkemede Akın Gürlek’in hemşehrisi çok yakın görüştüğü birisi başkan… Bir başkan iki üye daha yolladılar… Üçte üç yaptılar. Yarın diyelim bir maça çıkıyoruz, hakim rakip takımın formasını giymiş…”
CHP, ‘zulmü ve adaletsizliği’ görmezden geldi
CHP yeni fark etti galiba, yargının hali pürmelali bu. Hem de yıllardır… Anayasa, yasa ve mevzuat takan yok. 10 yıldır ‘düşman hukukuna bile rahmet okutan’ yargılamalar yapılmakta mahkeme salonlarında. Adaletin bırakın adını ve kendisini kokusu bile yok. CHP görmezden geldi. Başını başka yere çevirdi. Adalet çığlıklarını duydu, kulağını kapattı. AHİM, AYM kararlarını takmayan yerel mahkemeleri önemsemedi. Şimdi o yargıyla kendisi yüzleşmekte… Keşke daha önce uyansaydı. Artık çok geç…
İki üye yeni hakim olmuş… Başkan ise yeteri kadar kıdemli değil. Hepsi avukatlıktan yatay geçiş yapmış… ‘Özel misyonu’ olan yargıçlar… Aranan ‘adalet’ olmayınca ne önemi var? AKP’nin devri iktidarında mahkemeler Ankara’nın kararlık dehlizlerinde verilen kararların icrasından başka şey değil. Salonun intizamını bile sağlayamayan bir mahkeme heyetinden hak, hukuk, adalet beklenir mi?
Başkan heyecanına yenilmiş ve ‘Sen, Sanık Ekrem!’ gibi hitaplarda bulunmuş. Uyarı üzerine ‘Bey’ diyebilmiş. Salon mu heyeti yönetiyor, heyet mi salonu belli değil!
Kimin kimi yargıladığı belli değil. Siyasi davalarda böyle olur… ‘Savunma saldırır…’ İddia makamı ve mahkeme ise ‘savunmaya’ geçer. “İmamoğlu ve arkadaşları asla yolsuzluk yapmaz/yapmadı!” diyemem. Ülkede yolsuzluğu üreten bir sistem yürürlükte… Özellikle de AKP’nin devri iktidarında… Siyasete girip de yolsuzluk çamuruna bulaşmamak imkansız gibi bir şey… Belki istisna…
İlk taşı günahsız olan atsın! AKP yolsuzluk konusunda hesap soracak makamda değil. Önce hesap vermesi lazım…
17 – 25 Aralık dosyaları hala açık… ‘Darbe’ falan diyerek günü kurtardı belki ama kaderin elinden kaçamaz. AKP yılları tarihe ‘talan dönemi’ diye geçecek. Moğollardan sonra Anadolu’nun gördüğü en büyük talan… Sadece maddi değil manevi talan da söz konusu… İlkeler, değerler, kutsallar da talan edilmekte… Anadolu topraklarında din ve ahlak bu kadar ağır yara almamış ve bu denli ağır kriz yaşamamıştı. Sözde muhafazakar ve sözde İslamcı AKP’ye nasip oldu. Erdoğan ve arkadaşları din ve kutsaları baştacı edeceği yerde siyasetine sermaye yaptı.
Şu cümle iktidarın kalemlerinden Ahmet Taşgetiren’e ait; “17 – 25 Aralık olayları, evet FETÖ’nün emniyet – yargı hakimiyetiyle gerçekleştirdiği bir darbe idi, ama aynı zamanda ciddi yolsuzluk iddialarını da içeriyordu. O kısım örtülü kaldı!”
Ah Taşgetiren ah… O kısmı örtülü bırakan kimdi? En başta sen ve arkadaşların değil mi? Madem ki yolsuzluk iddiaları ciddiydi, emniyet ve yargı görmezden mi gelmeliydi? Hangi devlet yönetimi böyle bir yaklaşımı mazur görür?
Kabile hukukunda ile olmaz bu.
Eğer bir darbe söz konusuysa bunu yapan yolsuzluğa bulaşan bakanlardan başkası olabilir mi? Hem boğazına kadar yolsuzluğa bat, hem de yargı harekete geçince ‘darbe’ olsun! Bu nasıl kafa, nasıl zihniyet?
Parti fanatizminde bile bu kadarına yer olmaz. Taşgetiren’in bu gerçekler karşısında ‘susan dilsiz şeytandan’ ne farkı var?
Şu Ramazan günlerinde bir özeleştiri yapar insan… Kalbine, içine döner… Taşgetiren gibi isimlerin esaslı bir ‘tevbe etmeden’ hiçbir şey olmamış gibi ‘günah çıkarmaya’ hakkı yok…
Neyse konumuz Taşgetiren değil… Ama yeri geldi gediğine koymak gerekti.
CHP duruşmaların canlı yayınlanmasını istedi. Bahçeli destek verdi. Erdoğan “Olabilir!” dedi. Fakat bırakın canlı yayınlanmasını medyanın mahkeme çevresinden yayın yapmasına bile izin verilmedi. MHP lideri ‘canlı yayın’ ısrarını tekrarladı; “Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir.”
Tamam da niye gereğini yapmadı? Erdoğan’ın üzerinde baskı kurmadı. Kapısına kadar gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek’i ikna etmedi.
Keşke canlı yayınlansaydı da AKP yargısının hali pürmelalini bütün dünya görseydi. CHP lideri Özel ilk gün yaşananları izledikten sonra, “Vallahi, billahi bir TC vatandaşı olarak utandım yaa… Altı saat izledim, utandım… Söyleyecek söz bulamadım. Bu kadar mı düştünüz?” dedi.
Evet, utanın Özel… Ama unutmayın bu çorbada sizin de tuzunuz var… Siz de suç ortaklarından birisiniz. ‘Adaletsizlikler başkasına, başka gruplara ve insanlara yapılıyor’ diye önemsemediniz; hatta o ayarı bozuk teraziyi savundunuz.
Şimdi orada tartılıyorsunuz. AKP gülmesin sıra ona da gelecek…!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































