Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Wan Newroz’unda yaşanan müdahalelerin sürecin ruhuna aykırı olduğunu belirterek soruşturma çağrısı yaptı. Kayyım yönetimindeki Wan’ın sorunlarına da işaret eden Sayyiğit, ‘Van halkının en temel ihtiyaç olan suya erişim hakkı bile gasp ediliyor. Kayyım idaresindeki VASKİ, yüzde 100’ü aşan oranlarda suya zam yaptı, astronomik faturalarla halkı bezdirdi, halkın kapısına icra ekiplerini gönderdi’ dedi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Wan Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Wan Newroz’unda yaşanan polis saldırıları ve Wan’ın yerelinde yaşanan sorunlara dair Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Yüzbinlerce insanın zorlu hava koşullarına rağmen inatla alanları doldurduğunu anımsatan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Wan’da yaşanan saldırılara işaret etti. Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve beraberindeki heyetin üst taramasına tabii tutulduğunu da hatırlatan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, iktidarın ve valiliğin bu konuda açıklama yapması, soruşturma açılması gerektiğini söyledi. Bu husus ve pek çok uygulama nedeniyle Wan’da Newroz çoşkusunun darbelenmek istediğini, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ruhuna aykırı davranıldığını ifade eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, bu uygulamaların karanlık ellere fırsat verdiğini kaydetti.
‘Suya erişim hakkını bile gasp ediyor’
Wan’a atanan kayyımın taşınmazları sattığını, çeşitli usulsüzlükler de yaptığını, bunun Sayıştay raporlarına da girdiğini paylaşan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “2019 seçimlerinden sonra Van Büyükşehir Belediyesinin kayyım eliyle 1,1 milyar lira borçlandığı ortaya çıktı. Bu rakam 2024 seçimlerinden sonra 11 milyar liraya ulaştı. Son olarak kayyım atanan 15 Şubat 2025 tarihinden bugüne belediyenin ne kadar borçlandırıldığı ise meçhul” dedi. Kayyımların kentin sorunlarına çözüm olmadığını, hatta mevcut çözümü ortadan kaldırdığını söyleyen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “İmar, trafik, çevre düzeni, park sorunu dahil olmak üzere hiçbir sorun çözüm üretilmedi. VASKİ eliyle Van halkının en temel ihtiyaç olan suya erişim hakkı bile gasp ediliyor. Kayyım idaresindeki VASKİ, yüzde 100’ü aşan oranlarda suya zam yaptı, astronomik faturalarla halkı bezdirdi, halkın kapısına icra ekiplerini gönderdi. Van halkı artık bu uygulamaların yarattığı ağır yükü taşıyamaz durumda. Kayyım rejiminin bir an önce sonlandırılması, halk iradesinin yeniden tesisi ve yerel yönetimlerin demokratik işleyişine dönülmesi, temel bir demokratik gerekliliktir” diye konuştu.
‘Kadın cinayetleri artıyor’
Wan’da yaşanan kadın katliamlarına de değinen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, ciddi bir artışın yaşanmaya başladığı uyarısında bulundu. Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, devletin kadınları korumadığını ve erkekleri cesaretlendirdiğini de söyledi. Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Rojin Kabaiş dosyası, Gülistan Doku dosyası gibi bir bilinmeze sürüklenmek isteniyor. Rojin’in kaybolduğu süreçte yaşanan ihmaller, Adli Tıp Kurumu’nun bir yıl geciken raporu, kaldığı yurtta gerekli incelemelerin yapılmaması, üzerindeki DNA örneklerinin kime ait olduğunun açıklanmaması, telefonunun İspanya’ya gönderilip şifresinin çözülemediği açıklaması gibi birçok sorun var, birçok ihmalle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
‘Yaşam hakkı gasp ediliyor’
Bu durumların faillerin korunduğunu ve cinayetin üstünün örtülmek istendiğinin açık göstergesi olduğunun altını çizen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, aynı zamanda Kabaiş’in babasının da açıkça tehdit edildiğinin de anımsattı. Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Bu karanlık el ya da eller kim? Rojin Kabaiş’e ne oldu? Rojin Kabaiş için adalet sağlanana, dosya üzerindeki gizlilik kararı kaldırılarak şeffaf ve etkin bir soruşturma yürütülene kadar ‘Rojin için adalet’ demeye devam edeceğiz. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin yarattığı olumlu atmosfere rağmen Van’da kadınların güvenliği hiçe sayılıyor, yaşam hakları açık bir şekilde gasp ediliyor. Bizler kadınlar olarak, cezasızlığa ve karanlık uygulamalara karşı sesimizi daha güçlü yükselteceğiz. Kadın cinayetleri politiktir. Kadın ölümleri politiktir. Ve kadınlar olarak bu şiddete, bu cezasızlığa, bu sistematik saldırıya karşı örgütlü mücadelemizi sürdüreceğiz.
‘Yok olma tehdidi altında’
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit aynı zamanda Wan’da son iki ay içerisinde 14 kadın, öğrenci ve gencin ajanlatırılmaya baskısı ile karşı karşıya kaldığını vurgulayarak, bunu yapan kişilerin tespit edilmesi için İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Aynı zamanda kente yaşanan çevre sorunlarına işaret eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Van Gölü, herkesin gözü önünde günden güne maalesef ihtişamını kaybediyor. Dünyada yaşanan bir Aral gölü felaketi var, yanı başımızda Urmiye gölü örneği var. Bu sebeple küresel iklim krizinin derinleştiği bir çağda ‘Van Gölü yok olmaz’ diyemeyiz” dedi.
‘Kanunlar uygulanmıyor, ihlal ediliyor’
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Wan Gölü çevresinde yoğun nüfuslu yerleşim yerlerinin bulunduğuna değinerek şunları söyledi: “Bu havza endemik bir balık türü olan İnci Kefali ve içerdiği sazlıklarda yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan bir havza. Buna rağmen Kıyı Kanunu ve Çevre Kanunu hükümleri bizzat devlet eliyle ihlal ediliyor. Bugün birçok kamu kurumuna ait sosyal tesisler kanuna aykırı bir şekilde göl sahilini işgal etmiş durumda. Bunun yanında Van Gölü kıyısında bulunan çimento fabrikası ve kum ocaklarının yasal mevzuatlara itibar etmemesi, kanalizasyon ve evsel atıkların doğrudan göle dökülmesi de gölün kirlenmesinde ciddi bir şekilde rol oynamakta. Her ne kadar artan yağışlar, Van Gölü’ne de olumlu yansısa da suyun geri çekildiği gerçekliği halen güncelliğini korumaktadır” şeklinde konuştu.
‘Yaşam hakkı sorununa dönüştü’
Wan’ın korunması için DEM Parti Van Milletvekilleri olarak Koruma Kanunu’nu Meclis’e sunduklarını söyleyen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Fakat üzerinden geçen onca zamana rağmen siyasi iktidarın bununla ilgilenmediğini de maalesef görüyoruz” dedi. Van’da yol sorununun artık bir yaşam hakkı sorununa dönüştüğünü vurgulayan Sayyiğit “Her yıl Van – Hakkari, Van – Yüksekova ve Van – Bitlis yolunda yaşanan kazalarda birçok yurttaşımız hayatını kaybediyor. En son Kuskunkıran Tüneli ve çevresinde meydana gelen kazada Hakkari’nin Yüksekova ilçesi nüfusuna kayıtlı Nazmi Atsız, eşi Zehra Atsız ve 6 aylık bebekleri Fatma Atsız maalesef yaşamını kaybetti. Van–Bitlis karayolu, Van ve Bitlis’in yanı sıra başta Hakkari olmak üzere çevre kentlerde yaşayan bölge halkı için önemli bir ulaşım güzergahı olmasının yanında kentleri sağlık, eğitim ve ticaret açısından birbirine bağlayan kritik bir hattır. Bununla birlikte tünelin hâlâ tek tüplü bir yapı ile hizmet veriyor olması, artan trafik yoğunluğu ve ağır tonajlı araç geçişleri düşünüldüğünde ciddi güvenlik riskleri yaratıyor” diye kaydetti.
‘Wan yol bekliyor’
Wan ve çevresinde ulaşım ve erişim meselesinde acil adım atılması çağrısı yapan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit şunları söyledi: “AKP iktidarı, onlarca kente yol – köprü – otoban yapmakla övünürken Van’a ulaşım ambargosu uygulamaya devam etmektedir. En az 30 kentte çevre yolu kısa sürede bitirildi ama 15 yıldır Van’da bitmeyen bir çevre yolu var. Yol yapılmadığı gibi 18. Madde dayatmasıyla yurttaş ayrıca mağdur ediliyor. Aynı şekilde Van – Şırnak yolu da yılan hikayesine dönmüş durumda. ’12 tünel ile 6 saatlik yolculuk 2 saate inecek’ denildi ama 13 yıldır ortada herhangi bir yol yok. Anlaşılan o ki AKP, Van’a bitmeyen yol projesi inşa etmiş durumda. Bir an önce çevre yolu ve Van – Şırnak yolu bitirilmeli.”
‘İşsizlik ve yoksulluk diz boyu’
ABD-İsrail ve İran savaşına da değinen Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Wan üzerinde yarattığı etkiye dikkat çekti. Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Akaryakıt fiyatlarının yükselmesiyle kamyoncu esnafının kontak kapattı. Van, 1 milyonu aşan nüfusuyla sağlık, eğitim ve ticarette bir pilot kent özelliği taşıyor. Ama sosyo-ekonomik göstergelerde bu önemli kentimiz maalesef son sıralarda. İşsizlik ve yoksulluk ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Özellikle Van’ın ticaret verileri içler acısı. Resmi ihracat verilerine bakıldığında, yarı nüfusa sahip bölge kentlerinin bile gerisinde kaldığına şahit oluyoruz. Tabii Van’ın 4 ilçesinin İran’la sınır olmasına rağmen yaşanan bu tabloyu kabullenmek biz Vanlılar açısından mümkün değil. Kabul edilir değil. Van’da çok önemli bir inanç ve kültür turizmi potansiyeli olsa da konaklama ve ulaşım imkanları ısrarla geliştirilmiyor. Geçtiğimiz yıl, yani 2025 yılında en az 799 esnafın kepenk kapattığı belirtiliyor. Bunun her yıl tekrar ettiğini biliyoruz. Bugün Van’ın yanı başında bir savaş var. Bu durum, İranlı turist ve tacirlerin kente gelişini de etkileyen önemli bir etken olarak karşımızda durmakta. Dolayısıyla savaşın böyle devam etmesi durumunda, 2026 yılının Van esnafı ve taciri için kötü bir yıl olması tahmin edilebilir. Bu sebeple siyasi iktidar, İran’da süren savaşın etkilerinin sınır kentlerinde minimuma inmesi için tedbir alması gerekiyor” dedi.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































