Milli Savunma Bakanlığı, Malatya’ya konuşlandırılan Patriot sistemi ve KKTC’ye konuşlandırılan F-16’lar hakkında açıklamalarda bulundu. Rusya’dan alınan ve 2,5 milyar dolar verilen S-400’lerin neden kullanılmadığına da açıklık getirildi. Buna göre Türkiye’ye çok pahalıya patlayan ve F-35 projesinden atılmasına neden olan S-400’ler NATO’ya entegre olmadığı için kullanılmamış! Söz konusu dönemde kamuoyunda S-400’lerin NATO’ya entegre olmadığı ve kesinlikle alınmaması gerektiği defalarca yazıldı, söylendi. Ancak iktidar inatla Rusya’nın hava savunma sistemine 2,5 milyar Dolar ödedi… Şimdi ise MSB, söz konusu sistemin NATO’ya entegre olmadığı için kullanılmadığını açıklıyor!
MSB, S-400’lerin neden devreye alınmadığı sorusuna, hava ve füze savunmasının tehdit değerlendirmesi ile operasyonel ihtiyaçlara göre çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğü cevabını verdi. Açıklamaya göre Türkiye, NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin parçası olduğu için balistik füze tehdidinde en hızlı ve en uygun önleme unsuru otomatik olarak seçiliyor. Bakanlık, İran’dan ateşlenen iki balistik mühimmatın da bu çerçevede en etkin savunma unsurları kullanılarak imha edildiğini belirtti.
MSB ayrıca NATO kapsamında bir Patriot sisteminin Malatya’ya konuşlandırıldığını, KKTC’deki F-16 ve hava savunma unsurlarının ise caydırıcılığı artırmak amacıyla görevlendirildiğini açıkladı. Böylece Bakanlık, S-400’lerin kullanılmamasını teknik ve operasyonel tercihle açıklarken, Türkiye’nin hava savunmasında NATO entegrasyonunu öne çıkardı.
MSB’nin bugünkü açıklaması, fiilen şunu söylüyor: Balistik füze tehdidinde karar anı geldiğinde Türkiye, NATO’nun entegre hava ve füze savunma yapısı içinde en hızlı ve en uygun unsuru devreye sokuyor. Bu durumda kamuoyu doğal olarak şunu soruyor: Madem gerçek saldırı anında NATO ağı, Patriot veya başka entegre unsurlar kullanılacaksa, o zaman S-400 neden alındı? Çünkü Türkiye S-400’leri alırken resmî söylem, bunların Türkiye’nin hava savunma açığını kapatacağı ve NATO sisteminden bağımsız çalışacağı yönündeydi. 2019’da da Ankara, S-400’lerin NATO’ya entegre edilmeyeceğini açıkça söylemişti.
Sıkıntı da tam olarak burada; S-400’ler, Türkiye’ye çok pahalıya mal oldu. ABD yaptırımlarına yol açtı, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına neden oldu ve Washington bunu açıkça S-400/NATO uyumsuzluğu gerekçesiyle yaptı.
Dolayısıyla bugün ortaya çıkan tablo şu soruyu meşrulaştırıyor: S-400’ler gerçekten operasyonel savunma ihtiyacı için mi alındı, yoksa daha çok siyasi mesaj, pazarlık gücü ve stratejik gösteri amacı mı taşıyordu?
İncirlik bir Türk üssüdür!
MSB’nin açıklamasında İncirlik Üssü’yle ilgili bölümler de vardı. Şu ifadeler kullanıldı:
İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır.”
MALATYA’DA KONUŞLANDIRILAN PATRİOT SİSTEMİ
ABD-İsrail ile İran arasında devam eden şiddetli çatışmalar kapsamında ülkemize yönelik İran’dan farklı zamanlarda ateşlenen iki balistik mühimmat NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir.
Yaşanan gelişmeler karşısında hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde aldığımız tedbirlere ilave olarak NATO müttefiklerimizle yürütülen istişare mekanizmaları etkin şekilde devreye alınmıştır.
Bu kapsamda, NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya’ya konuşlandırılmaktadır.
NATO, müttefik ülkelerin hava sahalarını ve topraklarını koruma iradesine sahip bir güvenlik ittifakıdır; Türkiye ise jeostratejik konumu, güçlü ordusu ve İttifakın güneydoğu kanadındaki kritik rolüyle bu yapının en önemli unsurlarından biridir.
Atılan bu adımlar; hem Türkiye’nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır.
KKTC’DEKİ F-16’LAR
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği ile Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın muhafazası, Türkiye açısından stratejik önemdedir ve bu konudaki tutumumuz net ve değişmezdir.
ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve drone tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız; caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır.
Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs’ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz.
Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; Garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































