Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir parfüm fabrikasında yedi kişinin yaşamını yitirdiği yangınla ilgili dava, Kandıra’da bulunan Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde devam ediyor.
Davada 16 şüpheliden dördü hakkında “olası kastla öldürme” suçundan yedişer kez müebbet, diğer sanıklar için ise “bilinçli taksir ve suçluyu kayırma” suçundan çeşitli hapis cezaları talep ediliyor.
24 Mart’ta başlayan davada Ravive Kozmetik firmasının sahipleri İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal dinlendi.
Firma sahibi babaları Kurtuluş Oransal 30 Kasım’da cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu ölmüştü.
İki kardeş yaptıkları savunmada, yetkinin ölen babalarında olduğunu savundu.
Oransal kardeşlerden sonra “suçluyu kayırma” suçlamasıyla yargılanan Onay Yürüklü savunma yaptı.
Sanık savunmalarının ardından müşteki beyanları dinlendi.
Tanık Engin Aras, “Mahallede herkes bu fabrikanın çok tehlikeli olduğunun farkındaydı, defalarca yetkili yerlere ve muhtara şikayet ettiler. Belediye yetkililerine söylediler” dedi.
İşçi Gülhan Bendi de firma sahibi Kurtuluş Oransal’ın ona para teklif ettiğini savundu.
Bendi, yangın merdivenlerinin “yüksek maliyetli” bulunduğunu iddia etti.
Firma yetkilileri: Üretimle ilgimiz yok
Şirket yetkilisi İsmail Oransal davanın ilk duruşmasında verdiği savunmasında şirketin kendi adına göründüğünü ancak üretim süreçleri ile ilgisinin olmadığını savundu.
Duruşmada konuşan Altay Ali Oransal da üretimden sorumlu olmadığını iddia etti. Oransal, asıl gelirlerinin Fransa’da üretildiğini söylediği kendi markalarından sağlandığını ileri sürdü.
Oransal kardeşler 8 Kasım 2025’te çıkan yangının ardından Tekirdağ’da yanlarında yeşil pasaport ve bir miktar nakit para ile yakalanmıştı.
Konuyla ilgili savunma veren Ali Oransal, yangının ardından avukatlarının onlara işçilerin tepkili olduğunu, uzaklaşmaları gerektiği uyarısında bulunduğunu iddia etti. Yurtdışına çıkabilecek durumdayken çıkmadıklarını savundu.
İki kardeş de fabrikaya çok az gittiklerini, aslen e-ticaret işleriyle ilgilendiklerini söyledi. Asıl yetkinin babaları Kurtuluş Oransal’da olduğunu iddia ettiler.
İşçiler ve aile yakınları savunmalara tepki gösterdi.
İşyerinde çalışan Emine Bulut, İsmail Oransal’ın fabrikaya seyrek geldiği savunmasına karşı çıktı.
Bulut, “Bir ay boyunca o insanlara nefes aldırmadan çalıştırdığını çok iyi biliyorum. Her gün orada olduğunu, ‘geç kalıyoruz’ diye emirler verdiğini çok iyi biliyorum” dedi.
Yürükü: Akat ‘ben emniyet ile iletişim halindeyim’ dedi
Duruşmanın üçüncü gününde konuşan Yürüklü’nün, yine aynı suçlamayla yargılanan ve fabrika sahiplerinin kaçışına yardım ettiği öne sürülen Ali Osman Akat’tan talimat aldığı iddia ediliyor.
Yürüklü, fabrika sahibi iki kardeşin dayısı olan Akat’ın kendisine “yeğenlerimin babasının fabrikası, can güvenliği nedeniyle orada bulunuyorlar” dediğini aktardı.
Yürüklü ayrıca Akat’ın kendisine “Her türlü gücümüz var, ben emniyet ile iletişim halindeyim” dediğini savundu.
Sanık daha sonra polise ihbarda bulunduğunu anlattı.
‘Yangın merdiveninin maliyeti yüksek’
Sanık savunmaları tamamlandıktan sonra davacıların beyanları da dinlendi.
Yangının çıktığı anda fabrikada bulunan ve yaralı kurtulan işçi Gülhan Bendi, “Her şey saniyeler içerisinde oldu. Büyük bir alev topu oluştu. Kapıya yakın olduğum için dışarı çıktım. Çıktığımda üzerimdeki kıyafetler yanıyordu. Çevredekiler yardım etti” dedi.
Hastanede tedavi gördükten sonra ifade vermek için emniyete gittiğini, 3 gün nezarette kaldığını anlatan Bendi, “Gebze Adliyesi’nde beklerken Kurtuluş Oransal bana ‘işçilerin SGK’lı olduğunu söyle’ dedi ve para teklif etti” iddiasında bulundu.
Mahkeme Başkanı’nın yangın merdiveniyle ilgili sorusuna Bendi şöyle cevap verdi:
“Kurtuluş Oransal yangın merdiveni yaptırmak için iki kez teklif aldı ama maliyeti yüksek geldiği için yaptırmadı. İlkinde 300 bin, ikincisinde 500 bin lira istediklerini söyledi. Eğer yapılsaydı içeride mahsur kalan arkadaşlarımız dışarı çıkabilirdi” yanıtını verdi.
Bendi ayrıca fabrikada İsmail ve Altay Ali Oransal’ın kendi sattıkları markanın ürünlerini de ürettiklerini ileri sürdü.
Kurtuluş Oransal’ın isteğiyle Ataşehir’deki ofise gittiklerini, yeni yere geçmeleri sonrasi İsmail ve Ali Oransal’ın “daha çok gelmeye başladığını” söyleyen Bendi, “müşterileri getirip üretim koşullarını gösteriyorlardı” dedi.
Fabrika işçilerinden Keriman Miskin, İstanbul Ataşehir’deki ofise 3 kez gittiğini iş güvenliği eğitimi almadığını söyledi.
Miskin, “Koruyucu ekipman ve malzeme verilmedi. Zabıtalar geliyordu, Kurtuluş Oransal ile görüşüp gidiyorlardı, en son grup halinde gelmişlerdi. Zabıtalara hediye veriliyordu. Hiç iş güvenliği ve uzmanı gelmedi” iddiasında bulundu.
Aileler: Yaptırım olmazsa devamı gelecek
24 Mart’ta dava başlamadan önce yakınlarını kaybeden aile üyeleri ve avukatları açıklama yaptı.
Ailelerin avukatı Sevgi Eren, soruşturma sürecinin bugüne kadar “eksik ve taraflı” yürütüldüğünü öne sürdü.
Evren, “Kamu görevlileriyle ilgili yürütülen soruşturmada aylar geçmesine rağmen bir adım yol gidilmemiş, sorumlular yargı önüne çıkarılmamıştır” dedi.
Yangında hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kızı Emine Yılmaz, “Bu katliamlara bir yaptırım olmazsa bunun devamının geleceğini düşünüyorum” dedi.
Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut da “Ben adaletimize güvenmek istiyorum. Böyle adalet olacaksa olmasın” dedi.
Duruşmaya ayrıca Sakarya Hendek’teki Havai Fişek Fabrikasında 2020 yılında gerçekleşen patlamada ve Beşiktaş’ta 29 işçinin öldüğü Masquerade gece kulübü yangınında hayatını kaybedenlerin aileleri de destek amacıyla katıldı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































