Silivri’de görülen İBB Davası’nın ilk duruşmasının 5’inci celsesi başlamadan sona erdi. CHP’nin hukukçu isimlerinden Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, karar sonrası yapılan basın açıklamasında mehkeme heyetine tepki gösterdi. Davada toplam 107 tutuklu sanık olduğunu hatırladan Günaydın, henüz 4 sanığın bile ifade işlemlerinin tamamlanamadığını hatırlattı. Günaydın, “Bir hafta boyunca yalnızca 4 kişinin sorgusunu yapabilen mahkeme, acaba bayram arasını düşündüğümüzde Nisan sonuna kadar bu işi nasıl tamamlamayı planlıyor? Senin amacın bu mahkemeyi görmek mi yoksa görmemek mi? Çok açık söylüyorum. ‘TRT’den yayımlansın’ dedik, kabul etmediniz. Niye? Çünkü burada anlatılanların kamuoyuyla paylaşıldığı zaman yaratacağı etkiyi biliyorsunuz. Şimdi de mahkemeyi görmemeye çalışıyorsunuz.” diye sordu.
Gökhan Günaydın’ın açıklamalarından bazı bölümler şöyle:
- 107 tutuklu sanığın ifadelerinin ve sorgularının Nisan ayı içerisinde tamamlanacağı söylendi. An itibarıyla dördüncü sanığın henüz sorgusu bitmedi. Yani geride 103 tane sanık var. Sorgusunun tamamlanması gerekir. Bu planlamayı mahkemenin başkanı yaptı. Ben yapmadım. Peki soralım: Bir hafta boyunca yalnızca dört kişinin sorgusunu yapabilen mahkeme acaba bayram arasını da düşündüğümüzde Nisan sonuna kadar bu işi nasıl tamamlamayı planlıyor?
- Şöyle bir baskı yapıyor; Diyor ki ‘bu sorguları yapacağım ki tahliyeler dahil olmak üzere ara kararlar vereceğim’. İnsanın aklıyla dalga geçmenin bir anlamı yok. Burada tutuklu sanık arkadaşlarımız içerisinde iddianamede ismi geçmeyen arkadaşlarımız var. Kendisine isnat edilen suçun yatarı olmayan arkadaşlarımız var. Yatarı olanların içerisinde bir yıldır yatmış ve yatarını tamamlamış arkadaşlarımız var. Sen bunları iddianamenin kabulüyle beraber niye tahliye etmedin? Sen bunları tensip zaptıyla beraber niye tahliye etmedin? Şimdi diyorsun ki ‘sorguları yapabilmeliyiz ki ben ara karar verebileyim’. Peki sorguları yapmana kim engel oluyor senin?
- Perşembe günü mahkemeyi bıraktın gittin. Gerekçesi neydi? ‘Efendim gazeteciler orada oturmayacak’. Gazetecilerin oturduğu yerde mahkeme düzenini bozan ne vardı? Gazeteci elbette diyaloğu duymak istiyor ki aktaracak onu. İfade alma özgürlüğü, basın özgürlüğü… Sen sanıkla ne konuştun ki onu görecek, gözleyecek ve aktaracak.
- Basına oturabilecek bir yer, çalışabilecek bir yer tanımıyorsun. Perşembe günü bırakıp gittiğin gibi bugün de ‘milletvekili vay efendim niye orada oturuyor’ diyerek mahkemeyi tatil edip gidiyorsun. Hem de nasıl bir tatil biliyor musunuz? Arkadaşlar bunlar hangi fakültelerden mezun oldular bilmiyorum. Eğer bir mahkeme başkanı bir ara karar verecekse ya da mahkemeye ara verecekse ara verdiğini ilan eder, ne kadar süreyle ara verdiğini söyler, ne zaman başlayacağını söyler. Mahkeme başkanı çekiyor gidiyor, aradan bir saat geçiyor, mübaşir ‘mahkeme tatil’ diye ilan ediyor. Siz bu fakülteleri nerede okudunuz?
- Senin amacın bu mahkemeyi görmek mi yoksa görmemek mi? Çok açık söylüyorum. ‘TRT’den yayımlansın’ dedik, kabul etmediniz. Niye? Çünkü burada anlatılanların kamuoyuyla paylaşıldığı zaman yaratacağı etkiyi biliyorsunuz. Şimdi de mahkemeyi görmemeye çalışıyorsunuz.
- Ben mahkeme heyetini görevini yapmaya davet ediyorum. Hakimler Savcılar Kurulu’nu İstanbul’da 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin uygulamalarına dikkat etmeye davet ediyorum. Türkiye tarihinin bu en önemli duruşmasını, duruşmaları tatil edip kaçarak bitiremezsiniz. Adalet mutlaka tecelli edecek. Tahliyesi çoktan geçmiş arkadaşlarımızı derhal bırakın.
- Bunun için sorguya dahi gerek yok. Tensiple bırakabilirdiniz, bırakın. Sorguyu da doğru dürüst yapacak şekilde önlemlerinizi alın. Biz bu işin kolaylaştırılması için Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasetçileri, milletvekilleri örgütü olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.
- Çağlayan Adliyesi’nde 41 ağır ceza mahkemesi var. Biz hangi davamızın hangi Ağır Ceza Mahkemesine düşeceğini tahmin ediyoruz ve o da birebir oluyor. Bu normal mi? Bu normal değilse o halde tesadüfi bir doğal hakim ilkesi yoksa 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne de paralel heyetler atanıyor ise o zaman benim bu soruya yalnızca hukuki bir yanıt verebilmem mümkün değil.
- Sen burayı erteleyerek arkadaşlarımızın zulmünü artırmak istiyor olabilirsin. Başka davaları bekleyerek burayla birleştirme yapmak istiyor olabilirsin. Buranın takvimini siyasetin takvimine ayarlamaya çalışıyor olabilirsin. Bunların tamamı hukuka yabancı işlerdir. Kendinize gelin, ettiğiniz yemine bağlı kalın, üzerinizdeki cübbeye uygun davranın.
- Sanık yakınlarıyla Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri bir arada oturuyorlar. Eğer burada avukatları baskılayabilirlerse, gazetecileri geriye atarak basın özgürlüğünün önüne geçerlerse, milletvekillerini yıldırmaya gayret ederlerse, seyirci adıyla tanımladıkları aileleri buradan bir şey çıkmaz düşüncesiyle geri ittirmeye çalışırlarsa heyet ve sanıklar baş başa kalacak. Biz o heyetle o sanıkları baş başa bırakmayacağız.
- Biz arkadaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün tutuklu yakınlarıyla ya da sanık yakınlarıyla oturduk bunların hepsini konuştuk. Aramızda bir dayanışma var. Eğer burada milletvekilleri olmasa hakimin hangi uygulamayı nereye kadar götüreceğinin garantisi yok. Dolayısıyla buradaki arkadaşlarımız adil yargılanma için ve aynı zamanda tutukluların hak ve hukuklarını korumak için buradalar.”
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise şunları söyledi:
- Duruşmanın başladığı gündn itibaren sürekli çeşitli gerekçelerle mahkeme heyeti duruşmaya ya ara veriyor ya da çeşitli gerekçelerle erteliyor. Sağlıklı bir duruşma süreci gerçekleşemiyor. Bu davaların sağlıklı şekilde yürümesi için en büyük sorumluluk mahkeme heyetinde. Biz bu mahkemelerin sağlıklı yürüyebilmesi için bütün tedbirleri aldık. Duruşma salonu içerisine sadece aileleri, basın mensuparını ve avukatları yönlendiriyoruz. Ortaya çıkan her ara verme kararında gidiyoruz, aracılarla, komutanlarla görüşüyoruz. Ama mahkemenin sağlıklı yürümesi için sonuç alamıyoruz. Bu duruşmaya özel kararlar alınıyor.
- Perşembe günü basın mensuplarınnı yerleri değiştirilmek istendi. İtiraz edilince duruşma ertelendi. Bugün milletvekili avukatların yerlerinin değiştirilmesi isteniyor. Hem basın mensupları, hem milletvekilleri notlar alıyorlar duruşmaya ilişkin. Hakimin gaetecileri göndermek istediği yerden hakimin sesi bile duyulmuyor.
ÖNCEKİ YAZIGazeteci Erk Acarer: “Bülent Arınç, Özgür Özel’le Saray’ın elçisi olarak görüştü; talepleri iletti”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































