CUMALİ ÖNAL | ANALİZ
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları bir haftayı geride bıraktı. Taraflardan güvenilir ve net bilgiler gelmese de sahadaki tablo, İran’ın direncinin giderek zayıfladığını gösteriyor. Bunun en somut göstergesi ise İran’ın sağa sola fırlattığı füzelerin sayısındaki belirgin düşüş.
Tahran yönetimi her ne kadar tehdit dolu açıklamalar yapmayı sürdürse de, bu söylem molla rejiminin yıllardır başvurduğu alışılmış bir retorikten öteye geçmiyor ve artık eskisi kadar caydırıcı bir etki yaratmıyor. Saldırıların bu şiddette devam etmesi İran’da bir süre sonra farklı senaryoların oluşmasını tetikleyebilir. Bunların başında şüphesiz muhtemel bir halk ayaklanması geliyor.
İran toplumu sadece molla rejiminin baskıcı politikalarından muzdarip değil, aynı zamanda büyük bir açlık ve sefaletin de her an tezahür etmesi muhtemel. Ülkenin en önemli gelir kaynağı olan petrol ve doğal gaz akışı neredeyse durdu. ABD İran’a ait her gemiyi hedef alıyor.
Çok yüksek olan enflasyonun (savaştan önce yüzde 40’lar civarındaydı) daha da yükselmesi beklenen bir gelişme. Bir ABD Doları’nın 1,5 milyon İran Riyali olduğu bir dönemde, İran para biriminin daha hızlı bir değer kaybı yaşaması kuvvetle muhtemel. Bu da hayatın daha da pahalı gelmesi ve işsizliğin artması anlamına geliyor.
Tek sorun savaş değil!
Su kıtlığı halkın günlük yaşamını derinden etkiliyor. Hemen her şehirde su ve elektrik kesintileri yaşanıyor. İran son yılların en büyük kuraklık problemlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor.
İkinci kritik mesele, İran’daki askeri ve siyasi kadroların takip edilme korkusuyla teknolojiyi ya sınırlı kullanmaları ya da tamamen devre dışı bırakmaları nedeniyle aralarındaki iletişim ağının neredeyse felç olmasıdır. Bu durum da birimler arası iletişimin tamamen kopması ihtimalini giderek güçlendiriyor. Bu korku, savaşın daha başında öldürülen dini lider Ali Hamaney’in yerine geçecek ismin hâlâ belirlenememesinde de açık biçimde ortaya çıkmış durumda.
Sahadaki savaşın büyük ölçüde Devrim Muhafızları ve toplum üzerindeki kontrolü sağlayan ve olası protestoları bastıran güç ise Besic birlikleri tarafından yürütüldüğü görülüyor. Ancak bu iki yapının komuta kademeleri arasındaki iletişimin sağlıklı işlemediği tahmin ediliyor. Sağa sola kontrolsüz düştüğü anlaşılan füze ve insansız hava araçları bu durumu gösteriyor.
Kara harekatı yapılacak mı?
Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan bu birliklere seslenerek silah bırakmaları ve teslim olmaları çağrısı yapması, İran’daki komuta ve kontrol zincirinde ciddi bir kırılma yaşandığına işaret ediyor.
Rejimin devrilmesi için bir kara harekatı yapılması elzem ancak ABD ve İsrail’in bu tür bir riske girmesi şu aşamada ihtimal dahilinde görülmüyor. Bundan dolayı da Trump yönetimi başta Kürt gruplar olmak üzere azınlıklara mensup milis güçlerini harekete geçirmeye çalışıyor.
Özellikle sosyal medyada Kürt grupların harekete geçtiğine dair dezenformasyon amaçlı bilgiler yayılıyor. Bu bilgilerin çoğunun üst düzey Amerikalılar olması dikkat çekiyor.
Şu ana kadar başta Kürtler olmak üzere herhangi bir azınlık grubunun harekete geçtiğine dair güçlü emareler oluşmuş değil. Ancak rejimin direncinin kırıldığına ikna olmaları durumunda Kürtlerin batıdan, Belucilerin doğudan isyan hareketine öncülük etmeleri kuvvetle muhtemel.
Ülkede rejime en sadık grup olarak görülen Azerilerin dışındaki diğer azınlıkların da bu isyan hareketine katılması bekleniyor. İran nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan Farsların da rejimi ayakta tutmak için bir çaba sarfetmeyecekleri ortada. Ancak ülkenin parçalanması söz konusu olduğunda bu kez büyük bir iç savaşın patlak vermesi de kuvvetle muhtemel.
İran’ın hemen savaşın başında, özellikle Körfez ülkelerini hedef alarak ABD ve İran karşıtı bir cephe oluşturma gayretinin de çok işe yaramadığı görülüyor.
Savaş Trump’ın beklentisinin tersine daha da uzayabilir. Ancak İran rejimi de zamanla yarışıyor. Kaynakları sınırlı bir rejimin bombardıman altındaki 90 milyonluk bir topluluğu kontrol etmesi hiç kolay değil. Hele hele bu topluluk siyasi, ekonomik ve moral olarak rejimden kopuk ise…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





































