• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Cannes Film Festivali’nin jüri başkanı belli oldu

    Cannes Film Festivali’nin jüri başkanı belli oldu

    Epstein belgeleri: Davos CEO’su Borge Brende istifa etti

    Epstein belgeleri: Davos CEO’su Borge Brende istifa etti

    Dolar 2022’nin rekorunu kırdı

    Merkez Bankası’nın rezervleri bir haftada 5,7 milyar dolar eridi!

    Tarih Belli Oldu: Danimarka Erken Seçime Gidiyor

    Tarih Belli Oldu: Danimarka Erken Seçime Gidiyor

    Eric Dane’in ölümünün ardından skandal sözler: Tepki yağdı

    Eric Dane’in ölümünün ardından skandal sözler: Tepki yağdı

    TR724 HABER

    78 kişiye mezar olmuştu; Grand Kartal Otel yangını davası istinafa taşındı!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Bakırhan: Kayyım uygulamaları bu ülkenin utancıdır, halkın iradesi iade edilmeli

    Bakırhan: Kayyım uygulamaları bu ülkenin utancıdır, halkın iradesi iade edilmeli

    Mêrdîn’de kayyım 11 taşınmazı satılığa çıkardı

    Mêrdîn’de kayyım 11 taşınmazı satılığa çıkardı

    SAMER raporu: Meclis raporu kamusal müzakere alanı üretti

    SAMER raporu: Meclis raporu kamusal müzakere alanı üretti

    Öcalan’ın Kürt ulusal birliğine ilişkin yoğun çabaları

    Öcalan’ın Kürt ulusal birliğine ilişkin yoğun çabaları

    Saçını ören öğrencinin tutukluluğuna itiraz reddedildi

    Saçını ören öğrencinin tutukluluğuna itiraz reddedildi

    KJK: Kritik bir eşikteyiz, önderlik özgür olmalı

    KJK: Kritik bir eşikteyiz, önderlik özgür olmalı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Necip F. Bahadır

    Erdoğan’ın ‘algılama’ sorunu; yaşı 72, peki işi?

    Fenerbahçe’nin kaybı 2 puandan çok öte

    Fenerbahçe’nin kaybı 2 puandan çok öte

    Trump’ın masasındaki dört senaryo

    Trump’ın masasındaki dört senaryo

    Sebepler çökünce mümin ne yapar?

    Sebepler çökünce mümin ne yapar?

    M. Ahmet Karabay

    Bir Ramazan sayıklaması…

    Hızır ile İlyas arasında: Epstein tartışmaları gölgesinde ‘Baal’ ve şeytani sembolizm

    Hızır ile İlyas arasında: Epstein tartışmaları gölgesinde ‘Baal’ ve şeytani sembolizm

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Cannes Film Festivali’nin jüri başkanı belli oldu

    Cannes Film Festivali’nin jüri başkanı belli oldu

    Epstein belgeleri: Davos CEO’su Borge Brende istifa etti

    Epstein belgeleri: Davos CEO’su Borge Brende istifa etti

    Dolar 2022’nin rekorunu kırdı

    Merkez Bankası’nın rezervleri bir haftada 5,7 milyar dolar eridi!

    Tarih Belli Oldu: Danimarka Erken Seçime Gidiyor

    Tarih Belli Oldu: Danimarka Erken Seçime Gidiyor

    Eric Dane’in ölümünün ardından skandal sözler: Tepki yağdı

    Eric Dane’in ölümünün ardından skandal sözler: Tepki yağdı

    TR724 HABER

    78 kişiye mezar olmuştu; Grand Kartal Otel yangını davası istinafa taşındı!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Bakırhan: Kayyım uygulamaları bu ülkenin utancıdır, halkın iradesi iade edilmeli

    Bakırhan: Kayyım uygulamaları bu ülkenin utancıdır, halkın iradesi iade edilmeli

    Mêrdîn’de kayyım 11 taşınmazı satılığa çıkardı

    Mêrdîn’de kayyım 11 taşınmazı satılığa çıkardı

    SAMER raporu: Meclis raporu kamusal müzakere alanı üretti

    SAMER raporu: Meclis raporu kamusal müzakere alanı üretti

    Öcalan’ın Kürt ulusal birliğine ilişkin yoğun çabaları

    Öcalan’ın Kürt ulusal birliğine ilişkin yoğun çabaları

    Saçını ören öğrencinin tutukluluğuna itiraz reddedildi

    Saçını ören öğrencinin tutukluluğuna itiraz reddedildi

    KJK: Kritik bir eşikteyiz, önderlik özgür olmalı

    KJK: Kritik bir eşikteyiz, önderlik özgür olmalı

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Necip F. Bahadır

    Erdoğan’ın ‘algılama’ sorunu; yaşı 72, peki işi?

    Fenerbahçe’nin kaybı 2 puandan çok öte

    Fenerbahçe’nin kaybı 2 puandan çok öte

    Trump’ın masasındaki dört senaryo

    Trump’ın masasındaki dört senaryo

    Sebepler çökünce mümin ne yapar?

    Sebepler çökünce mümin ne yapar?

    M. Ahmet Karabay

    Bir Ramazan sayıklaması…

    Hızır ile İlyas arasında: Epstein tartışmaları gölgesinde ‘Baal’ ve şeytani sembolizm

    Hızır ile İlyas arasında: Epstein tartışmaları gölgesinde ‘Baal’ ve şeytani sembolizm

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Güncel

Propagandist bir balon: Dücane Cündioğlu

SG by SG
26 Şubat 2026
in Güncel, Politika
0
Propagandist bir balon: Dücane Cündioğlu


ADEM YAVUZ ARSLAN | ANALİZ

Bu köşenin ve YouTube kanalımın takipçileri bilir;  kişisel polemiklerle işim olmaz. Bilgiye, delile ve sahaya dayalı bir gazetecilik tarzım var. Yazılarımda da yayınlarımda da basit, düz ve anlaşılır bir dili özellikle tercih ediyorum; sonuçta akademik dergi çıkarmıyoruz. Bu tercih, gerektiğinde teorik tartışmalara girmeyeceğim anlamına gelmez. Çünkü bazen polemiklerden kaçamazsınız. Hele hakareti, iftirayı, yalanı “fikir” diye pazarlayanlar ortaya çıktığında, ‘kalemin namusu’nu korumak gerekir.

“En Okumuşu” Böyleyse…

Eskiler liyakat krizini anlatmak için “kaht-ı rical” derdi; devlet adamı kıtlığı demekti. Bugün mesele sadece devlet adamı kıtlığı değil, hayatın her alanına yayılan bir standart çöküşü. Çeyrek asırdır iktidarda olan Erdoğan rejimi parayı da gücü de buldu; makamları doldurdu ama kültürel iktidar üretemedi. Öyle ki bu dönemin en popüler “düşünür”leri bile ülkenin en yakıcı meselelerini “hariçten gazel” seviyesinde ele alıyor. Üstelik bunu yaparken, “Siz üzerinde durmaya değmezsiniz ama ben lütfediyorum.” türünden bir üstten bakışı da satır aralarına serpiştirmeyi ihmal etmiyorlar.

Hem Kişi Hem Standart Sorunu

Bu yazıyı iki bölüm halinde kurguladım. İlk bölümde Dücane Cündioğlu’nun talihsiz yayınını, argümanlarını ve bariz yalanlarını ele alacağım. İkinci bölümde ise meselenin teorik çerçevesini kuracağım.

Peşinen söyleyeyim: Bu bir polemik yazısı değil. Cündioğlu’nun yaptığı gibi hakaret, iftira, karakter suikasti de yok. İki saatten uzun bir yayında tek bir doğrulanabilir belge zinciri kurmadan insanları “yalancı”, “düdük” diye mahkûm ediyorsanız; hem kişiyi hem yöntemi tartışmak gerekir. Ben burada yalnızca kayıt altına alınabilir yanlışları ve mantık sıçramalarını göstereceğim.

Cündioğlu’nun “Zaman Gazetesi’nden Cemaat Medyası’na” Yayını

Dücane Cündioğlu 18 Şubat’ta iki saat on yedi dakikalık “Zaman Gazetesi’nden Cemaat Medyası’na” başlıklı bir yayın yaptı. Peki ben bunu neden yazı konusu yapıyorum?

Öncelikle cevap hakkı nedeniyle. Normalde cevap hakkı, iddianın ortaya atıldığı mecrada kullanılır. Ancak Cündioğlu buna yanaşmadı—belki de çekindi. Bu yüzden değerlendirmemi burada yapmak zorunda kalıyorum. İlerleyen bölümlerde neden cevap hakkı kullanmak istediğimi anlatacağım; fakat bir şeyi itiraf etmeliyim: Cündioğlu’nu dinlemenin bu kadar yorucu olduğunu bilmiyordum. Kafası dağınık, cümleleri yarım, konular arası bağ zayıf; çok ağır iddiaları sistematik bir çerçeveye oturtmadan sıralıyor. Üstelik “teorik” ve “akademik” iddiasıyla kurduğu kısımlar, açık söylemek gerekirse, felaketin ötesinde.

Ama asıl problem üslup ya da dağınıklık değil: iddia–delil zincirinin kurulmaması. Ağır ithamlar var; bu ithamları taşıyan doğrulanabilir dayanak yok.

Değersizleştirme Taktiği: Tartışmayı İmkânsızlaştırmak

Cündioğlu yayın boyunca “aptal”, “davar”, “düdük”, “çakal” gibi ifadeleri rahatlıkla kullanıyor. Bu, “sert eleştiri” değil; muhatabı insanlıktan düşürerek argümanı tartışılmaz kılmaya çalışan bir değersizleştirme tekniği. Üstelik bu tekniği tanıyoruz: Önce insanı itibarsızlaştır, sonra söylediklerini değersizleştir, en sonda da hükmü dağıt.

İşin ironik tarafı şu: Her yerinden kibir akan birinin, beni haberlerim üzerinden “kibirli” olmakla suçlaması ayrıca dikkat çekici. Kibir, kendini mutlak doğru ilan etme halidir; başkasını küçülterek kendini merkeze koyma tavrıdır. Bir tartışmada bu ton baskın hale geldiyse, ortada sadece fikir ayrılığı değil, daha derin bir zihniyet sorunu vardır.

Manidar Zamanlama

Türkiye’de klişeye dönüşmüş bir ifade vardır: “Zamanlaması manidar.” İzahı zor, hayatın olağan akışına uymayan gelişmeleri tarif etmek için kullanılır. Cündioğlu’nun beni ve sürgündeki gazetecileri merkeze alan bu yayını da gerçekten manidar bir zamanda geldi.

Uzun süredir Gülen Cemaati eksenli yayınlar yapan İsmail Sezgin ve X’te odalar açan bazı Cemaat muhalifleri, benim de aralarında olduğum sürgündeki bir grup gazeteciyi “Cemaatin havuz medyası” olmakla itham ediyor. Tartışma dar bir diaspora çerçevesinde dönüyor; çünkü hem eleştirenlerin hem eleştirilenlerin önemli bir kısmı Türkiye’de erişime kapalı. Tam bu noktada “ağır felsefe” iddiasıyla bilinen bir ismin, böyle bir tartışmayı gündemine alması ister istemez “acaba” dedirtiyor.

Dahası, Cündioğlu’nun merkeze aldığı X odası yeni bir yayın değil; yaklaşık sekiz ay öncesine ait. Üstelik o program dört saati aşıyor ve ben yalnızca kısa bir bölümünde konuşuyorum. Açıkçası bugün benim bile arayıp bulmakta zorlandığım o yayını Cündioğlu’nun nasıl keşfettiğini merak ediyorum. VideonTR kanalında yaklaşık bin dört yüz video var; adımı yazıp aratsanız bile 80 civarında içerik çıkıyor. Sekiz ay önceki, uzun bir yayının içinde “tam o bölümü” bulmak samanlıkta iğne aramaya benziyor.

Önümüzde iki ihtimal var: Ya Cündioğlu aylar öncesine gidip o yayını özel olarak aradı, buldu ve üzerine bir yayın yapma ihtiyacı hissetti…

Ya da birileri bu yayını önüne koyup “Buradan yürü!” dedi. İlk ihtimal, hayatın doğal akışı açısından ikna edici görünmüyor. Ben burada niyet okuması üretmek istemem. Ama şunu not etmek zorundayım: Sekiz ay önceki bir yayın bugün “ana delil” gibi merkeze alınıyorsa, bu seçici örnekleme (selection bias) riskini büyütür. Tartışmayı güncel veriyle değil, seçilmiş bir kesitle kurarsınız. Bu yüzden “Akıl hocanız kim Dücane Bey?” sorusu polemik olsun diye değil, mantık gereği sorulmuş bir sorudur.

Üstelik aradan geçen sekiz ayda köprünün altından çok su aktı. O programda konuşulan başlıklara dair yeni veriler, yeni gelişmeler ortaya çıktı. Bugün hâlâ o programı referans alarak hüküm dağıtmak, kaçınılmaz biçimde eksik ve anakronik bir çerçeve üretir.

Cündioğlu’nun Anlatısı: İyi–Kötü Şeması ve “Politbüro” Masalı

Cündioğlu’nun yayının ana çerçevesi özetle şöyle: 15 Temmuz sonrası Gülen Cemaati’nin yaşadığı travma, taban açısından “hakikatle yüzleşme” ve “irfan sahibi olma” fırsatıydı. Ancak bu fırsat, onun “Cemaat Medyası” diye adlandırdığı yapılar tarafından engellendi. Bu medya, iddiasına göre “Politbüro”nun kontrolünde bir propaganda ve “aptallaştırma” aygıtı gibi çalışıyor; eleştirel sorgulamayı bastırıyor ve tabanın kendini masum görme eğilimini sürdürüyor.

Dikkat çekici olan şu: Bu tez, iktidar çevrelerinde sıkça dolaşıma sokulan argümanlarla belirgin biçimde paralellik gösteriyor.

Cündioğlu anlatısını keskin bir iyi–kötü ayrımı üzerine kuruyor. Ahmet Dönmez ve Kamil Maman gibi isimleri “hakikatle yüzleşen” figürler olarak övüyor; beni ve benim gibi isimleri ise “Politbüro’nun çizgisinden çıkamayan”, gazetecilik etiğinden uzak, hatta kendi ifadeleriyle “düdük” kategorisine yerleştiriyor.

Yayında neredeyse bir roman kurgusunu andıran karakter dağılımı var: Bir tarafta “makbul” isimler—övgü, idealizasyon, mitoloji; öte tarafta “kötüler”—hakaret, damgalama, değersizleştirme. İşin ilginci; ‘iyiler’ kategorisinde saydığı isimlerin çoğu yıllar önce medya sektöründen çekildi. Onların yayınlarını nasıl buldu izledi ya da hüküm verecek kadar nasıl bilgi sahibi oldu?

Doğal olarak bu bir analiz değil; tasnif. Bu bir sorgulama değil; hüküm.

“Mektup” Meselesi: Çarpıtmanın Kendisi

Cündioğlu’nun temel ithamlarından biri şu: Canlı yayında “Mektup yok kardeşim!” diyerek kamuoyunu yanılttığım. Öyle iddia ediyor…

Oysa yayında söylediğim şey son derece net: Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Fethullah Gülen’e mektup gönderdiği, Gülen’in de cevap yazdığı iddiasını araştırdığımı; ancak somut belgeye ulaşamadığımı; “onun sözüne karşı bunun sözü” seviyesinin ötesine geçemediğim için haberi henüz yazmadığımı anlattım.

Bu anlatım nasıl olur da “Mektup yok dedi” diye paketlenir?

Aradaki fark hayati: “Belgeye/mektuba ulaşamadım!” demek, belgesiz hüküm vermemek demektir.

“Mektup yok dedi!” diye damgalamak ise kanıt standardını bozan, gazeteciliği ithama indirgeyen bir çarpıtmadır. Ben ‘belgeye/mektuba ulaşamadığımı’ söylüyorum; mektup yok, hiç olmadı vs. demiyorum…

Üstelik Cündioğlu’nun referans verdiği haberi yapan da benim! Meslektaşım Abdulhamit Bilici ile birlikte ilgili adrese gittik, taraflarla görüştük; Osman Şimşek’le görüşmek üzere Connecticut’a doğru yola çıktığımızı, ancak kendisinin görüşmeyi kabul etmediğini 28 Ağustos 2025 tarihli yayınımızda ayrıntılı biçimde anlattık.

Benim motivasyonum “örtmek” olsaydı dosyanın peşine düşmez, o haberleri yapmazdım. Buna rağmen “İnsanların gözünün içine baka baka yalan söylüyor” ithamıyla karşı karşıyayım. Yayını gerçekten dinlemiş biri bunu kolay kolay yapamaz.

Üslup ve Seviye: Eleştiri Değil Aşağılama

Yayın boyunca kullanılan dil ayrıca problemli: “Köpeklik yapıyorsun”, “sahibinin sesi”, “kemiği biz de veririz”, “kuyruk sallama”… Bu ifadeler eleştiri değil; açık aşağılamadır. 30 yıllık meslek geçmişi olan iki sürgün gazeteciye bu dili kullanmak, tartışmanın değil, hakaretin alanına girer.

Daha da ileri gidiliyor: “Utanacak çok şeyin var”, “Ahmet Dönmez’in tırnağı bile olamazsın”, “Türkiye’de kimse sizi gazeteci saymıyor”…

Somut veri yok; genelleme var. Delil yok; hüküm var.

İsmail Sezgin’e “gıcık olduğum” iddiası da bunlardan biri. Oysa Sezgin’in kanalında onlarca yayınım var. VideonTR’ye girip baksaydı bunu görürdü. “Dersime çalıştım” iddiasıyla başlayan bir yayın için bu, en hafif ifadeyle, özensizliktir.

Cündioğlu yayın boyunca gazetecilik dersi veriyor, “Tarafsız mısınız?” diye soruyor. Ancak daha yayının başında adımı yanlış okuyarak başlıyor; atıf yaptığı isimleri hatırlamakta zorlanıyor. “Dersime çalıştım” cümlesiyle açılan bir yayın için bu ciddi bir çelişki.

Daha önemlisi şu: Evrensel gazetecilik ilkelerinden söz ederken gazetecilikte yapılmaması gereken ne varsa yapıyor. Hakaret ediyor, itham ediyor, belge göstermeden suç isnat ediyor.

Üstelik zaman zaman Fatih Tezcan ya da Melih Gökçek tarzı komplo çağrışımlı önermeler sıralıyor: “Cemaat yöneticileri Ahmet Dönmez’i gizlice izliyor, reyting almasın diye videoları indirip kendi aralarında kopyasını dağıtıyor…”

Bu iddianın kanıtı ne? Bunu kim söyledi? Kim gördü? Kim doğruladı? Belli değil. Üstelik bunu anlatırken “İt gibi izliyorlar!” diyebiliyor. Bu analitik eleştiri değil; öfke dilidir.

Devlet Kutsaması ve İndirgeme

Cündioğlu’nun yaklaşımı temelde devlet merkezli. Devlet ile cemaat arasında bir savaş olduğunu, cemaatin kaybettiğini ve bugün yaşananların “yenilmiş tarafın sızlanması” olduğunu söylüyor. Cezaevlerinden çıkan tabutları, Meriç’te boğulan çocukları, ağır insan hakları ihlallerini gündeme getirmeyi “sızlanma” diye küçümsüyor.

“Devlet yenilgiyi kabul etmez… devlet kaplumbağa gibi gelir, sonunda seni ezer.” türü sözlerle güç merkezli bir siyaset anlayışını meşrulaştırıyor. Daha önce de “Aslan ceylanı yer kardeşim!” demişti.

Bu, yaşananları hukuki ve insani bir kriz olarak değil, güç realizmi olarak okumaktır: Hak ihlalini ahlaki bir problem olmaktan çıkarıp “oyunun doğası”na indirgeyen bir zihniyet.

Düşünür Kibri Maskesi Altında Propaganda

Bir diğer temel problem yöntem. Sahaya inmeden, veri üretmeden, öznenin deneyimini dinlemeden hüküm vermek; sosyolojide de akademide de sağlıklı bir yaklaşım değildir. Burada görünen şey kanaatin analizin önüne geçmesidir: hüküm başta, gerekçe sonda.

Max Weber’in vurguladığı gibi, toplumsal aktörün öznel dünyasını anlamadan yapılan analiz eksik kalır. Bilimsel yaklaşım önce veri toplar, sonra analiz eder, en sonunda hüküm verir. “Hariçten gazel” ise önce hükmü verir, sonra gerekçe arar.

Burada daha temel bir problem var: Epistemik tutarsızlık. Bir düşünürün değeri vardığı sonuçtan değil, o sonuca nasıl ulaştığından ölçülür. Eğer bir kişi “hakikat”, “irfan”, “yüzleşme” gibi büyük kavramlar kullanıyor ama iddialarını doğrulanabilir kanıt, sistematik yöntem ve mantıksal zincirle desteklemiyorsa, ortaya çıkan şey düşünce değil, retoriktir.

Daha açık söyleyeyim: Hakikat iddiası + kanıtsız hüküm = düşünce değil, kocaman bir epistemik boşluk.

Karl Popper’ın temel ölçütü basittir: Yanlışlanabilir olmayan iddia bilgi değildir; inançtır. Cündioğlu’nun anlatısı ise yanlışlanabilir önermeler yerine metaforlar (“aptallaştırma bombası”, “düdük”, “politbüro”) üzerinden yürüyor. Bu, hakikati arayan düşünürün değil; izleyiciyi yönlendirmeye çalışan bir retoriğin dilidir.

Az daha açalım:

Max Weber’in “anlama sosyolojisi” (Verstehen) yalnızca aktörün ne yaptığını değil, yaptığına hangi anlamı yüklediğini kavramayı zorunlu kılar. Bir toplumsal hareketi ya da bir düşünsel pozisyonu analiz ederken, öznenin kendi anlam dünyasını dışarıdan bir şemaya indirgemek analitik değil indirgemeci bir yaklaşımdır.

Weber’e göre bilimsel çözümleme, önce anlamayı, sonra açıklamayı, en son değerlendirmeyi gerektirir. Oysa  Cündioğlu’da görülen şey, anlamadan hüküm verme şehvetinin ne bariz örneklerinden biri: aktörlerin öznel motivasyonlarını, tarihsel bağlamlarını ve deneyimlerini çözümlemek yerine onları hazır kategorilere yerleştiren bir tasnif mantığı.

Bu yaklaşım, sosyolojik analiz üretmez; yalnızca normatif bir yargı mimarisi kurar.

Karl Popper’ın yanlışlanabilirlik ilkesi ise bir iddianın epistemik değerini ölçmenin asgari şartını ortaya koyar: Bir önerme, yanlışlanma ihtimaline açık değilse bilgi değil varsayımdan ibarettir. Eğer bir anlatı, kendini doğrulayacak metaforlar ve kapalı kavramlar üzerinden ilerliyor; somut veri, açık kriter ve sınanabilir önermeler üretmiyorsa, bu durumda eleştirel düşünce değil retorik ve propaganda hâkimdir.

Hannah Arendt’in propaganda çözümlemesine bakalım: Propaganda, karmaşık gerçekliği çözümlemek yerine onu basitleştirir, belirsizliği ortadan kaldırır ve dünyayı keskin ahlaki kamplara böler. Analiz ise tersine, gri alanları görünür kılar, kesinliği azaltır, soruları büyütür. Bir anlatı kesinlik arttıkça açıklama gücünü kaybediyor, karmaşıklık yerine tasnif üretiyorsa, orada düşünce değil, anlamı kapatan propagandadan ibaret bir söylem işliyordur.

Bir düşünür hakikati “ilan etmez”; hakikate giden yolu gösterir. Yol yoksa, “hakikat” söylemi sadece popülizm soslu bir “sözde otorite” performansıdır.

Düşünür Değil, Propagandist Bir Pazarlamacı

Cündioğlu’nun yanıldığı bir başka alan gazetecilikte bağımsızlık ve objektivite/nesnellik. Objektiflik, hoşumuza giden haberi yapanı “gerçek gazeteci” ilan etmek değildir. Ölçü şudur: İddialar kanıta dayanıyor mu? Belgeler doğrulanmış mı? Karşı görüş alınmış mı? Dil hakaret içeriyor mu? Çıkar ilişkisi var mı?

Bağımsızlık kimseden emir almamaktır. Tarafsızlık propaganda yapmamaktır. Gazeteci insan haklarını savunabilir, hukukun üstünlüğünü talep edebilir, yolsuzluğu eleştirebilir. Bu “taraf olmak” değil; mesleğin normatif zemini, yani asgari ahlaki çerçevesidir. Oysa Cündioğlu’na göre uluslararası kabul görmüş kuralların bir anlamı yok: Onun hoşuna gidenler “makbul”, hoşuna gitmeyenler “köpeklik yapan tasmalılar.”

Dücane Cündioğlu, analitik çözümleme yerine ahlaki hiyerarşi kuruyor. Düşünür karmaşıklığı açar. Propagandist pazarlamacı dünyayı ikiye böler.

Cündioğlu’nun anlatısı dikkatle incelendiğinde, klasik bir hiyerarşi şeması görülüyor: “Hakikatle yüzleşenler” = iyi/cesur/namuslu.  “Politbüro–düdük–inkârcılar” = kötü/bağımlı/yalancı

Bu felsefi analiz değil; dramatik anlatıdır. Hannah Arendt’in işaret ettiği gibi, düşünce karmaşıklığı kabul eder; propaganda dünyayı basitleştirir. Bir anlatı, veri çözümlemek yerine karakter tasnifi yapıyorsa, orada düşünce değil, anlatı mühendisliği vardır, yani propaganda.

Gerçek analiz belirsizlik içerir; propaganda kesin konuşur. Cündioğlu’nun dili sürekli kesinlik üretiyor: “Bunlar böyledir.” “Şunlar hakikatle yüzleşmiştir.” “Diğerleri düdüktür.”

Bu dil, epistemik tevazuya değil, entelektüel otorite performansına dayanır. Oysa Sokrates’ten beri düşüncenin ilk şartı şudur: Bildiğini sanmamak. Kesinlik arttıkça düşünce azalır.

Kısacası; Cündioğlu’nda analiz yok tasnif var. Sorgulama yok yargı var. Bu da düşünür değil, basit retorik, propagandist aktörler üretir.

Zalimi İfşa, Mazlumun Sesi Olmak 

Ortada ağır insan hakları ihlalleri iddiaları varken—hamile kadınların kelepçeli doğum yaptığı, ağır hastaların cezaevinde hayatını kaybettiği, insanların sosyal ölüme sürüklendiği bir tablo konuşulurken—bütün enerjiyi mağdurları suçlamaya ayırmak sorunlu bir tercihtir. Cündioğlu bu tercihi yapmış.

Ne olursa olsun, en ucuz iktidar biçimine bu kadar sığınacağını beklemezdim Cündioğlu’nun. Hani balon olunur da, bu kadar ucuzundan olmaya gerek var mıydı? Gerçi geçtiğimiz aylarda sosyal medyada tartıştığı genç bir kadına kullandığı cinsiyetçi dili hatırlayınca şaşırtmadı.

Ben neyi tercih ettiğimi anlatmak için Nobel Barış Ödüllü Elie Wiesel’in sözünü hatırlatarak bitireyim: Zulme uğrayanların “olumsuz yönlerini” öne çıkarıp meseleyi oraya yığmak, mağduru ikinci kez cezalandırmaktır. Asıl görev, zalimi ifşa etmek ve mazlumun sesi olmaktır.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Nilüfer Kent Tiyatrosu, ‘Lüküs Hayat’ ile İstanbul’a Geliyor

Next Post

Başbakan Frederiksen seçim kararı aldı; Danimarka 24 Mart’ta sandık başına gidiyor

Related Posts

İletişim Başkanı Duran’dan Çarpıcı Mesaj: Türkiye Küresel Vicdanın Sesi ve İnsani Çözümün Ortağıdır
Güncel

İletişim Başkanı Duran’dan Çarpıcı Mesaj: Türkiye Küresel Vicdanın Sesi ve İnsani Çözümün Ortağıdır

26 Şubat 2026
Balıkesir’de düşen F-16’nın görevi neydi?
Güncel

Balıkesir’de düşen F-16’nın görevi neydi?

26 Şubat 2026
Son 33 Yılın En Yüksek Kaybı: 2025’te Gazeteci Ölümleri Zirvede
Güncel

Son 33 Yılın En Yüksek Kaybı: 2025’te Gazeteci Ölümleri Zirvede

26 Şubat 2026
Mahmut Tanal’dan AKP yeleği giyen İçişleri Bakanı Çiftçi’ye tepki
Güncel

Mahmut Tanal’dan AKP yeleği giyen İçişleri Bakanı Çiftçi’ye tepki

26 Şubat 2026
TR724 HABER
Güncel

78 kişiye mezar olmuştu; Grand Kartal Otel yangını davası istinafa taşındı!

26 Şubat 2026
Ensar Nur
Güncel

Hindistan Başbakanı Modi’ye İsrail’de sıcak karşılama; kapsamlı işbirliği anlaşmaları imzalandı

26 Şubat 2026
Next Post
Ensar Nur

Başbakan Frederiksen seçim kararı aldı; Danimarka 24 Mart’ta sandık başına gidiyor

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter