Seçil Erzan’a 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 TL adli para cezası verilen davada İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararını düzenledi. Erzan’ın mağdurlardan yararlanarak, imzalarını da almak suretiyle bordrodaki miktarlardan ödeme yapmasının zimmet değil, zincirleme dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun ifade edildiği gerekçeli kararda bankanın araç olarak kullanılmadığı söylendi. Olayı Arda Turan yönünden inceleyen mahkeme, Turan’ın parasını sorduğunda Erzan’ın annesinin sağlığını bahane ederek ödeme yapmadığını ifade etti. Galatasaray’ın eski kalecisi Fernando Muslera yönünden gerekçesinde mahkeme; Erzan’ın tercüman Musa Mert Çetin aracılığı ile faaliyetlerde bulunduğu ve bu durumu inkâr etmediği söylendi. Fatih Terim yönünden kararında mahkeme, deliller kapsamında Erzan’ın dolandırıcılık değil güveni kötüye kullanmadan cezalandırılması gerekdiği belirtildi. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Aydoğdu’nun beraati hakkında mahkeme, delil yetersizliği ve savcılık tarafından verilmiş bir takipsizlik kararı gerekçe olarak gösterildi.
Aralarında futbolcuların da yer aldığı birçok ismi dolandırmakla suçlanan Seçil Erzan’ın yargılandığı davada 102 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Heyet, Seçil Erzan’ın hükümle birlikte tutukluluğunun devamına karar verdi. Erzan’a hükümle 753 bin 880 TL para cezası da verildi. Sanıklar eski banka yöneticileri Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun ise beraatine hükmedilmişti.
Dava hakkında İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını düzenledi. İşte mahkemenin verdiği her bir karar için gerekçesi:
Seçil Erzan’ın katılanlara söz konusu fona paranın döviz üzerinden yatırıldığını söylediği gerekçeli kararda, paranın bankanın genel merkezine fiziki olarak götürülerek elden alındığını ve oradan sisteme sokulduğu söylendi. Bu nedenle de uygulamadan görünmediğini söyleyerek genel olarak katılanların iradelerini sakatladığı ifade edildi.
Kararda; Seçil Erzan’ın bankanın bir faaliyeti kapsamında bankayı temsilen hareket etmediğinin ve suçun işlenmesi sırasında bankanın herhangi bir maddi varlığının kullanılmadığının belirtildi. Erzan’ın banka müdürü olması, mağdurlardan elden alınan paranın banka veya kredi kurumunun dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanıldığının kabulü için yeterli olmadığı, bu sebeple Erzan’ın eylemlerinin ‘banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle’ nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı aktarıldı.
Gerekçeli kararda; Seçil Erzan’ın katılanlara genel olarak banka anlamında getirisi yüksek olan fon bulunduğunu ve bu fona herkesin alınmadığını söylediği ifade edildi. Söz konusu fonun Fatih Terim adına olduğunu, fonun başında o dönemde bankada genel müdür ve genel müdür yardımcısı olarak görev yapan, sonrasındaysa ‘sanık’ olarak yargılanan Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun olduğu söylendi. Fonun kapalı bir fon olduğunu ve Fatih Terim’in de bu fondan kazandığını belirterek ne kadar para yatırırlarsa getiri tutarının o kadar fazla olacağını söylediği belirtildi.
“Banka araç olarak kullanılmadı”
Erzan’ın bankanın bir faaliyeti kapsamında bankayı temsilen hareket etmediğinin ve suçun işlenmesi sırasında bankanın herhangi bir maddi varlığının kullanılmadığının belirtildiği gerekçeli kararda, Erzan’ın banka müdürü olması, mağdurlardan elden alınan paranın banka veya kredi kurumunun dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanıldığının kabulü için yeterli olmadığı söylendi. Bu nedenle Erzan’ın eylemlerinin ‘banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle’ nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı aktarıldı.
“Bankacılık zimmeti yönünden sisteme girmiş bir para yok”
Gerekçeli kararda ayrıca, bankacılık zimmeti suçundan Erzan hakkında kesin karar bulunduğundan bu suçtan yargılama yapılması usulen mümkün olmadığı ifade edildi. Bankacılık zimmeti yönünden bankacılık sistemine girmiş bir paranın da bulunmadığı söylendi. Zimmet suçunun söz konusu olabilmesi için, failin zimmetine geçirdiği para ve diğer varlıkların bankaya ait olması gerektiği ve üçüncü kişilere ait malların zimmete geçirilmesinin ancak hırsızlık, dolandırıcılık gibi başka suçlara vücut verebildiği ifade edildi. Bu nedenle Erzan’ın, mağdurlardan yararlanarak, imzalarını da almak suretiyle bordrodaki miktarlardan ödeme yapmasının zimmet değil, zincirleme dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ifade edildi.
“Turan parasının durumunu sorduğunda Erzan annesinin sağlık durumunu bahane ederek ödeme yapmamış”
Erzan’ın faaliyetlerinin Arda Turan yönünden incelendiği gerekçeli kararda şu ifadeler kullanıldı:
“Sanık Seçil Erzan’ın katılan Arda Turan’ı Denizbank bünyesinde kurulmuş banka yöneticilerine ait bir fon olduğunu ve bu fondan çok fazla insanın kazanç sağladığını katılanın faiz konusunda hassasiyetini dile getirmesi üzerine sanığın katılanı bunun bir faiz olmadığına ikna ederek ne kadar fazla para yatırırsa getirinin o kadar yüksek olacağını söyleyerek10 milyon dolar civarında bir yatırım yapması konusunda ikna ettiği, katılanın da kasım ayından ocak ayına kadar sanığa gerek taşınmaz satmak suretiyle gerekse kredi çekerek her defasında sanık tarafından ikna edilerek fona yatırmak amacıyla sanığa elden para verdiği sanığın toplamda katılandan13.900.000 USD nakit elden para aldığı alıp6.400.000 USD parayı fon getirisi olarak geri verdiği akabinde sanık Seçil Erzan’ın Denizbank kaşesi ve kendi ıslak imzası bulunan sahte belgeleri oluşturup katılana verdiği, ancak katılana ödeme yaptığı paralar ile ilgili olarak herhangi bir belge vermediği tespit edildi.
Sanık Seçil Erzan’ın ilk savunmalarında katılanın beyanlarını doğrulayarak eylemini ikrar ettiği ve Arda Turan’dan 13.900.000 USD alarak sadece 6.400.000 USD parayı geri verdiğini sonraki savunmalarında bu beyanlarından dönerek katılan Arda’nın 2 milyon dolar alacağı kaldığını daha sonra da yine savunmalarını değiştirerek katılan Arda’nın hiç alacağı kalmadığını savunduğu bu katılan yönünden sanığın aşamalarda değişen çelişkili savunmalarına itibar edilememiş ve oluşun sanığın ilk savunmalarındaki vekatılan Arda Turan’ın soruşturma ve yargılama aşamasındaki beyanları gibi olduğu değerlendirilereksanığın katılandan 13 milyon 900 bin dolar alarak fon getirisi adı altında ancak aslında diğer mağdurlardan aldığı paralardan 6 milyon 400 bin dolarını katılana iade ettiği ve kalan 7 milyon 500 bin dolarını iade etmediği kabul edilmiştir. Dosya kapsamında müşteki tarafından sunulan sanıkile aralarında gerçekleşen görüşmelerden de anlaşılacağı üzere Arda Turan’ın sanık Seçil Erzan’a yatırım amacıyla vermiş olduğu paranın durumunu sorduğu ve sanığın görüşmelerde annesinin hastalığı gibi çeşitli bahanelerle katılana ödeme yapamadığı anlaşılmıştır.”
“Sanığın üzerine atılı suçu inkara yönelik savunmalarına itibar edilmediği anlaşılmıştır”
Galatasaray’ın eski kalecisi Fernando Muslera yönünden gerekçesinde mahkeme şöyle dedi:
“Sanık Seçil Erzan’ın, katılan Nestor Fernando Muslera’ya bir diğer katılan Musa Mert Çetin tercümanlığı ile Denizbank’ın bir kurumsal fonunun olduğu ve fonun başında da banka yöneticileri Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun olduğunu, fona para yatırılması durumunda yüksek gelir getireceğinisöyleyerekkatılandan1.200.000 USD aldığı daha sonra bu paranın bunun 700.000 USD’nı geri verdiği, akabinde sanık Seçil Erzan’ın Denizbank kaşesi ile yine Denizbank bünyesinde müdür yardımcısı olarak çalışan Asiye Öztürk ile birlikte imzaladıkları sahte belgeleri oluşturup katılana verdiği, sanık Seçil Erzan’ın soruşturma aşamasında alınan ilk savunmalarında katılan Nestor Fernando Muslera’ya fon vaadinde bulunduğunu ikrar ettiği daha sonra mahkememizde alınan savunmalarında katılan Muslera’yı Mert Musa Çetin’in ikna ettiğini savunmuş ise de katılan Mert Musa’ının Galatasaray’da tercüman olduğu ve kendisinin de sanık Seçil Erzan’a para verdiği değerlendirildiğinde sanık Seçil’in sanık Musa Mert Çetin’i kazanç konusunda ikna ettikten sonra dosya kapsamında bulunan WhatsApp yazışmalarından da anlaşıldığı üzere sisteme para yatırılması gerektiği konusunda katılan Musa Mert Çetin’den yardım istediği ve bu nedenle Musa Mert’in Muslera ile sanık Seçil Erzan arasında tercüme görevini yerine getirdiği, bu durumun katılan Muslera ve Musa Mert Çetin’in beyanlarından da anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçu inkara yönelik savunmalarına itibar edilmediği anlaşılmıştır.”
“Sanığın kastının katılanın dolandırılmasına ve maddi zarara uğramasına yönelik olduğu”
Fatih Terim’in kızı Buse Terim yönünden değerlendiren mahkeme gerekçeli kararındaki değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Katılan Terim Arıcan’ın Buse Terim’in kuzeni olduğu. Katılan Buse Terim’in paraya dair işlemlerini yürüttüğü, sanık Seçil Erzan’ı Denizbank Şube Müdürü olması sebebiyle tanıdığı, sanığın Terim Arıcan’ı arayarak sanık Hakan Ateş’in ve çok daha fazla güvenilir kişilerin içerisinde olduğu bir hazine fonu olduğunu, bu fona çok özel isimlerin dahil olduğunu, konuyu katılan Buse Terim’e anlattığı, katılan Buse Terim’in Denizbank Levent Şube’sinde bulunan 3.600.000 TL parasını Etiler Garanti Bankası’na EFT yaptığı, katılan Terim Arıcan’ın da bu parayı çekerek 190.000 Amerikan Doları (USD)’na çevirmek suretiyle Denizbank Levent Şubesi’ndeki odasında 22/11/2022 tarihinde sanık Seçil Erzan’a teslim ettiği, sanık Seçil Erzan’ın yanında sanık Nazlı Can’ın bulunduğu parayı sanık Nazlı Can ile birlikte hazineye götürüp teslim edeceğini söylediği,
Sanık Seçil Erzan alınan savunmasında ‘Buse Terim’den 150-200 bin dolar aldım ancak ondan da aldığım parayı ödeyemedim’ dediği. Yine Buse Terim’in ofisinin olduğu Levent’ten ofisinden elden teslim aldım ancak onlara herhangi bir belge vermedim diyerek eylemini ikrar ettiği,
Her ne kadar sanık bu katılan özelinde katılan ile para almadan önce görüşmemiş ve bu katılanın zaten ikna olmuş olarak parasını gönderdiğini savunmuş ise de; Dosya kapsamında diğer bir katılan olan Terim Arıcan’a yatırımdan bahsettiği bu katılana Buse Terim’e iletilmek üzere de aynı şekilde parasını yatırmayı teklif ettiği ve katılan Buse Terim’in parasını katılan Terim Arıcan’ın sanık Seçil’e vermesi üzerine deparaya getiri sağlayacağı vaadi ile aldığı ve sanığın kastının Katılan Buse Terim’in dolandırılmasına ve maddi zarara uğramasına yönelik olduğu değerlendirilerek eylemi nedeniyle TCK 158/1-h maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerektiğine karar verilmiştir.”
“Erzan’ın dolandırıcılıktan değil güveni kötüye kullanmadan cezalandırılması gerekir”
Fatih Terim yönünden kararında mahkeme Erzan’ın “dolandırıcılık”tan değil “güveni kötüye kullanma”dan cezalandırılması gerekeceğini belirtti. Mahkeme gerekçesinde şöyle dedi:
“Her ne kadar sanık Seçil Erzan hakkında katılan Fatih Terim’e yönelik olarak dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; Sanığın savunmaları, katılan Fatih Terim’in talimat mahkemesinde alınan beyanları, tanık Umut Akgöze’nin beyanları, dosya kapsamında bulunan katılan Fatih Terim’in Denizbank bünyesindeki hesap hareketleri hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda yapılan değerlendirmede katılanın alınan beyanlarında sanık Seçil Erzan’ın kendisinden fon vaadiyle para almadığını, kendisinin banka işlemlerini o dönemde Denizbank şube müdürü olan Seçil Erzan’ın takip ettiğini tüm banka işlemlerini Seçil Erzan ile yaptığını, yatırımları konusunda da kendisini Seçil Erzan’ın yönlendirdiğini ve kendisinin sanık Seçil Erzan’a güven duyarak bu tür işlemleri yapmasında rıza gösterdiğini, kendisinin banka şubesine hiç gitmediğini, nakit para gerektiği takdirde kendisine banka çalışanları tarafından paranın getirilerek teslim edildiğini, kendisi tarafından bizzat sanık Seçil Erzan’a elden para vermediğini beyan ettiğini, tanık Umut Akgöze’nin de katılan beyanını destekler mahiyette bankaya katılan Fatih Terim adına kendisinin giderek bazı işlemleri yaptığını, para götürdüğünü beyan etmesi, sanık Seçil Erzan’ın katılan Fatih Terim’den 300.000 dolar ve 400.000 dolar olarak iki parça halinde para aldığını, bu paraları fazlasıyla hesabına yatırdığını savunduğu ancak buna ilişkin olarak herhangi bir belge sunmadığı sanığın katılandan şoförü vasıtasıyla elden teslim aldığı paraları ne yaptığı sorulduğunda da faiz getirisi olarak dağıttığını savunması karşısında sanığın eyleminin dolandırıcılık suçu değil TCK 155/1 maddesi kapsamında güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek sanığın atılı suç nedeniyle bu katılana yönelik eylemiyle ilgili olarak değişen ve dönüşen suç vasfına göreTCK 155/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.”
“Aydoğdu ve Ateş hakkında delil yetersizliği ve takipsizlik kararı olması nedeniyle beraat kararı verildi”
Beraatlerinde karar verilen Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Aydoğdu hakkında mahkeme gerekçe olarak şunları sundu:
“Sanık Seçil Erzan’ın da savunmasının hiçbir bölümünde bu sanıklar tarafından azmettirildiğini yada katılanlardanaldığı paralardan bu sanıklara da verdiği yönünde bir savunmada bulunmadığı, dosyada bulunan MASAK raporunda suça konu paraların bu sanıklar ile herhangi bir şekilde irtibatlı bir yere gönderildiğine dair herhangi bir veri elde edilmediği, sanıklardan Mehmet Aydoğdu’nun sanık Seçil Erzan ile Arda Turan’ın kredisi nedeniyle görüşme yaptığı, sanık Mehmet Aydoğdu’nun kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı olması hasebiyle ve katılan Arda Turan’ın konumu itibariyle şube müdürü ile yaptığı görüşmenin hayatın olağan akışına uygun değerlendirildiği, her ne kadar sanık Hakan Ateş ile ilgili olarak olayın ortaya çıktığı andan itibaren sanık Seçil Erzan’ı bankada alıkoyduğu ve delilleri gizlediği iddiasıyla aşamalarda gerek katılanlar gerek vekilleri tarafından suçlamalarda bulunulmuş ise de; bu konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunduğu, sanıkların şube müdürü olan Seçil Erzan’ın eylemlerinden haberdar olup buna iştirak ettiklerinin tüm bu anlatımlar ışığında sabit bulunmadığı değerlendirilmiş ve CMK 223-2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.”
Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































