İDRİS GÜRSOY | YORUM
Bediüzzaman Said Nursî, hayatının son döneminde, tam yirmi sekiz yıl boyunca kendisini sürgünden sürgüne, hapishaneden hapishaneye dolaştıranlar için şöyle der: “Ben onlara hakkımı helâl ettim.”
Bu cümle ilk bakışta bir feragat gibi okunabilir. Oysa içinde çok daha derin bir idrak saklıdır.
Said Nursî bu sözü, zulmü meşrulaştırmak için değil; zulmün ruhu esir almasına izin vermemek için söyler. Çünkü ona göre zulüm yalnızca zalimi kirletmez; mazlumu da içten içe zehirleyebilir. İntikam duygusu, kin ve nefret, insanın ruhunu sessizce tüketen bir yüktür.
15 Temmuz 2016’dan bu yana benzer bir kaderi paylaşan binlerce insan var. Hapishaneler, sürgün yolları, yarım kalan hayatlar, dağılan aileler…
Suçsuzların suçlu ilan edildiği, masumiyetin delil gerektirdiği bir zaman yaşandı. Tarih birebir tekerrür etmedi belki; ama aynı acı, aynı dille yeniden konuştu.
Said Nursî’nin dersi tam da burada derinleşir. O, yaşadıklarını inkâr etmedi. Zulmü hafife almadı. Ama kalbinin anahtarını da zalimin eline bırakmadı. “Hakkımı helâl ettim!” derken, zulmü onaylamadı; zulmün kendisini zehirlemesine izin vermedi.
Dahası, o zulmü yapanların farkında olmadan bir hakikate hizmet ettiğini söyledi. Çünkü kaderin daha büyük bir hesabı vardı. Onlar zulmettiler fakat hakikatin yayılmasına vesile oldular.
Hizmet Hareketi mensuplarının yaşadığı da bundan bütünüyle ayrı değil. Baskılar, sürgünler, dağılan hayatlar; aynı zamanda dünyanın dört bir yanına yayılan bir hakikat yürüyüşüne dönüştü. İnsanlar ülkelerinden koparıldı ama sesleri susturulamadı. Gittikleri her yerde yeni diller, yeni toplumlar, yeni vicdanlarla buluştular. Zulüm, muradının aksine, hakikatin coğrafyasını genişletti.
Yeni bir yıla girerken belki de asıl soru şudur: Bizi ezenlere benzemeden, onların kurduğu karanlığa benzemeden nasıl ayakta kalacağız?
Said Nursî’nin cevabı sade ama derindir: Hakikatten vazgeçmeden, insanlıktan düşmeden, vicdanı kirletmeden…
Çünkü hakikat er ya da geç, kendi yolunu mutlaka bulur.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































