CHP lideri Özgür Özel, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik müdahalesini sert sözlerle eleştirdi. Maduro’nun otoriter uygulamalarının savunulamayacağını belirten Özel, buna rağmen bir ülke liderinin uluslararası hukuk hiçe sayılarak gözaltına alınmasının “dünya düzenine açık bir tehdit” olduğunu söyledi.
A+
Yazı Boyutunu Büyüt
A–
Yazı Boyutunu Küçült
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 2026 yılının ilk grup toplantısında hem iç politikaya hem de dünyadaki gelişmelere ilişkin mesajlar verdi.
2025’in “acı, adaletsizlik ve yoksullukla geçen” bir yıl olduğunu söyleyen Özel, yeni yıla umutla girdiklerini vurgulayarak “Hiç kimse yalnız değil, bu düzenin çaresi CHP’dir” dedi.
Ekonomide vergi yükünün yoksulların sırtına bindirildiğini, emekli ve asgari ücretlinin tarihin en ağır sefalet koşullarına mahkûm edildiğini savunan Özel, “İktidarımızın ilk yılında bu kara düzeni yıkacağız” ifadesini kullandı. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki kayyımm uygulamalarına ve YÖK’e de tepki gösteren Özel, adalet vurgusunu öne çıkardı.
Konuşmasının dış politika bölümünde ise Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından gözaltına alınmasına değinen Özel, Maduro’nun otoriter uygulamalarının savunulamayacağını ancak bir ülke liderinin uluslararası hukuk hiçe sayılarak kaçırılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Özel, “Trump düzeni dünyanın düzeni olamaz” diyerek Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukukun savunulması çağrısında bulundu.
Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“2026 yılının ilk grup toplantısındayız. 2025 yılı ülkemiz ve milletimiz için çok zor bir yıl oldu. Ancak yeni yıla, 2025’i bütün acılarıyla, bütün haksızlıklarıyla, adaletsizlikleriyle, bütün yaşattıklarıyla geride bıraktığımızı ümit ediyor; yeni yıla yeni umutlar ve yeni inançlarla giriyoruz. Bir kez daha 86 milyon yurttaşımızın yeni yılını kutlarken her biri için sağlık, huzur, refah, adalet diliyor ve içinde bulunduğumuz bu zorlu şartlarda, bu zorlu günlerde hiçbiriniz yalnız değilsiniz; her şeyin var bir çaresi, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi demek istiyorum.
‘YÖK’ÜN ETİNDEN SÜTÜNDEN İSTİFADE EDİYORLAR’
Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin de 5. yıldönümüydü. 2 Ocak 2021 tarihinde üniversitenin iradesine karşı rektör değil bir kayyum atadılar. Melih Bulu, Boğaziçi’nde siyasal vesayetin ilk kulu oldu. Ve o günden bugüne hem ona hem kendisinden sonra atanan kayyuma karşı öğretim görevlileri ve Boğaziçi’nin öğrencileri ve mezunları büyük bir direniş gösteriyorlar. Her hafta aynı gün, aynı saatte direniyorlar. Sırtlarını kayyımlık binasına dönüyorlar, yüzlerini özgür akademiye dönüyorlar.
Biz parti programımızda YÖK’ü, 1980 darbesinin tortusu, her partinin iktidara gelirken kaldıracağız deyip sonra etinden, sütünden, yününden istifade ettiği YÖK’ü; AK Parti’nin geldiğinde en önemli taahhüdü olan, şimdi en önem verdiği alan olarak kullandığı YÖK’ü kaldıracağımızı yazdık. Rektör atamalarıyla ilgili çalıştık. Buradan Boğaziçi öğrencilerinin, öğretim görevlilerinin ve tarihin huzurunda şunu ifade etmek istiyorum: Bir sandık gelecek. O sandıkta herkes bir şeylerle yüzleşecek ve hesaplaşacak. Yoksullukla hesaplaşacağız, işsizlikle hesaplaşacağız, güvencesizlikle hesaplaşacağız. İş cinayetleriyle, kadın cinayetleriyle, doğa katliamlarıyla hesaplaşacağız.”
‘İKTİDARIMIZIN İLK YILINDA YIKACAĞIZ BU DÜZENİ’
Ekonomide maalesef çok zor geçecek bir yıla girdik. Kimden ne alınacağını kime ne verileceğini karara bağladılar. 15.16 Trilyon lira vergi ödeyeceğiz, saniyede millet olarak 500 bin TL vergi ödeyeceğiz. Bu vergiyi asgari ücretli ile milyarder aynı vergiyi ödeyeceğiz. Saniyede 496.000, 500.000 lira. Saniyede 500.000 lira vergi ödeyeceğiz. Kim ödeyecek vergiyi? 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle, yani fabrikatörle fabrikanın kapıcısını ayırmayan, multimilyarderle asgari ücretliyi ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz. Elektrik harcarken, doğalgaz harcarken, süt alırken, ayakkabı alırken, çocuğumuza hırka, gocuk alırken gelirimize bakmadan aynı vergiyi ödeyeceğiz. Yüzde 64.
Sonra bir de yüzde 24’lük bir dilim var. Onu da maaşı çekmeden, maaş eline değmeden maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek. Yani beyaz yakalılar, mavi yakalılar, işçiler, emekliler. Geriye ne kalıyor? Yüzde 12. Onun yüzde 1’i gayrimenkul sahiplerinden alınan diğer vergiler. Yüzde 11, Türkiye’de yapılan tüm ticaretten, imalattan, ihracattan, hizmet sektöründen para kazananların verecekleri kurumlar vergisi, yüzde 11. Yüzde 88’ini orta direk ve yoksullardan alan, verginin sadece yüzde 11’ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İktidarımızın ilk yılında yıkacağız bu düzeni.
‘SAVAŞA MI GİRDİK? İŞGALE Mİ UĞRADIK?’
Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2025 yılını çok önemli bir mücadeleyle, çok önemli bir direnişle, bunu da tek başımıza değil, Türkiye’nin bütün demokratlarıyla birlikte… Teker teker isimlerini saymayayım, bütün muhalefet partilerinin dayanışmasıyla ve Türkiye’nin bütün demokratlarının sahip çıkmasıyla bir büyük mücadeleyle geçirdik. Bir yönetimde çarkın ilk dişlisi hiç şüphesiz adalettir. Adalet olmazsa refah da olmaz, zenginlik de olmaz. Bakın, 2025’in enflasyon hedefi yüzde 17 idi, yıl sonunda yüzde 31’le bitti. Ne oldu 2025’te? Büyük bir felaket mi oldu? Deprem mi oldu? Meteor mu düştü? Savaşa mı girdik? İşgale mi uğradık? Ne yaptık, ne oldu da bu hale geldi bu memleket? 19 Mart’ta, bir yıl önce 31 Mart’ta partisiyle ilk kez seçim kaybeden birinin hazımsızlığı yüzünden ve seçim kazandığında baş tacı yaptığı milli iradeyi küçük gören, “onlar karar veremez, İstanbul’u kimin yöneteceğine ben veririm. Binali yönetsin’ dedim, ‘olmaz’ dediler, ‘Murat Kurum yönetsin’ dedim, ‘evine dönsün’ dediler, deyip bu iradeyi hiçe sayan birisinin cumhuriyetimizin bir sonraki cumhurbaşkanına, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sonraki iktidarına mevcut gücüyle, haksızca kullandığı, bağımsız olması gereken yargı üzerindeki talimatlarıyla bir sivil darbe girişimi oldu.
ABD BAŞKANI TRUMP’A TEPKİ
Dünya günlerdir Venezuela meselesini konuşuyor. Trump yönetimi uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler şartını hiçe sayarak bir başka ülkeye tek başına gitti, askeri müdahalede bulundu. Maduro yatak odasında uyurken eşiyle birlikte ve kötü muameleyle gözaltına alındı, sürüklenerek, paketlenerek kaçırıldı ve Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldü. Bir devletin başkanı dün bir arabanın arkasında sokak sokak New York sokaklarında dolaştırılarak teşhir edildi. Bir ülkenin onuruyla, gururuyla oynandı.
Kolombiya, Küba, Meksika, İran, Danimarka, Danimarka’ya bağlı Grönland Trump tarafından açıkça tehdit edilmeye başladı. Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun maalesef tam ortasındayız. Daha sözün en başından söylüyorum. Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır. Bu çıldırmışlık haline karşı durulmalıdır. Dünya şimdi susarsa daha sonra dünya savaşlarından sonra dizini dövdüğü gibi dizini dövecektir. Trump düzeni, Amerika’nın düzeni, dünyanın düzeni olamaz.
‘CHP DÜNYADA EN YÜKSEK OYA SAHİP SOL SOSYAL DEMOKRAT PARTİDİR’
Bunun kabul edilebilecek bir tarafı yoktur. Nasıl Trump Gazze’ye gideceğim, oraya oteller yapacağım dediğinde, İsrail’e her türlü desteği verdiğinde, Netanyahu’yu savaş kahramanı ilan ettiğinde birileri susarken susmadıysak bu mevzuda da ilk andan itibaren susmadık. Ayıptır söylemesi, nasip oldu Cumhuriyet Halk Partisi son seçimlerde aldığı oy oranıyla, yüzde 38’lik oy oranıyla dünyada en yüksek oya sahip sol sosyal demokrat partidir. Ayıptır söylemesi dünyada nüfus üzerinde yüzde 65’le en fazla belediye bölgesini yönetmeye görev almış partidir. Avrupa’nın, dünyanın bütün sol sosyal demokrat partilerinin gözünü döndüğü, Avrupa’da aşırı sağ yükselirken Türkiye’de sol nasıl yükseliyor diye mücadelesini ve siyasetini irdelediği partidir. Buradan hem bütün kardeş partilerimize hem de demokrasinin yanında duran dünyada bu haydut devletlere, sömürgeci devletlere, emperyalist devletlere karşı ulusların, milletlerin şerefini, onurunu koruma noktasında doğru yerde duran, duracak tüm partilere, tüm üyelere, tüm ülkelere sesleniyorum: Bu haydutluğa karşı sessiz kalmayacağız, kalmamalıyız.
‘NE YAPILACAKSA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇATISI ALTINDA YAPILMALI’
Bu Maduro’nun geçmiş yönetimini savunma anlamına gelmez. Maduro kendi ülkesinde adil olmayan seçimler yapan, kendi halkına adaletsiz davranan, 20.000’den fazla muhalifin cezaevlerinde tutulduğu ve kendi ülkesinde adil siyasi bir rekabeti ortadan kaldıran, dünya sisteminin eleştirdiği bir liderdi. Maduro dünyanın kurumları, kuralları önemseyen ve merkeze alan yapısıyla uyarılmalı, eleştirilmeli, demokrasiye davet edilmeli, kurallar dahilinde zorlanmalı, ne yapılacaksa da Birleşmiş Milletler çatısı altında yapılmalıydı.
‘DÜNYANIN BARIŞINI, DÜNYANIN HUZURUNU SAVUNMAMIZ LAZIM’
O günlerde Maduro haksızlıklar yaparken Sayın Erdoğan ‘canım kardeşim’ diyordu, sırtını sıvazlıyordu. Bir ülkedeki otokratı, bir ülkedeki demokrasiyi askıya almaya çalışanları dünyanın demokrasisiz zeminine davet etmesi lazım. Bu konuda ne yapacaksa hep birlikte yapması lazım. Kurumlar, kurallar, yapılar bunun için var. Yoksa bir tane büyük abi seçelim, eline sopayı alsın, ona ayarı versin. Oradan döner, yarın başka tarafa ayar vermeye çalışırlar. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz Maduro’nun otokrat ya da demokrat olmasıyla değil, Amerikancı ya da değil olmasıyla ilgilenen Trump’ın bu tavrına karşı dünya düzenini savunmak, Birleşmiş Milletler sistemini savunmak, bir daha dünyada ki şimdi nükleer silahlar dünya kadar herkesin elinde, dünyanın kökünden yok olma tehlikesi var üçüncü dünya savaşıyla birlikte. Burada bizim hep birlikte dünyanın barışını, dünyanın huzurunu savunmamız lazım. Trump gibiler karşısındakiler sustukça kükrerler. Trump gibiler karşısındakiler sindikçe büyürler. Biz Trump gibi büyüyenleri, Trump gibi kükreyenleri, hatta işgale, istilaya gelenleri nasıl püskürttüğünü bilen bir milletiz. Herkes ayağını denk alacak.
‘YOK ÖYLE YAĞMA TRUMP EFENDİ’
400 yıl önce Vestfalya Anlaşması yapılmış, artık devletlerin sınırları, iç işlerine karışmamak, ulusal egemenlik tanımları kabul edilmiş. Gelmiş 4 sene ortalığı karıştırmış, kaybettiği seçimde Senato binalarını bilmem neleri bastırmış, gitmiş hazımsız, geri gelmiş yüzde yarımla 400 yıl geri götürecek sistemi. Yok öyle yağma Trump efendi, yok öyle yağma.
‘MÜESSİF HADİSE’ TEPKİSİ
Peki ne oldu? Maduro’nun başına bunlar geldikten sonra ‘dostum, kardeşim, canım, ciğerim’ diyen Erdoğan’a döndü baktı dünya. 48 saat ‘tık’ yok, tık! Ne zaman ki, ne zaman ki tepkiler yükseldi, ayyuka çıktı. Ne zaman ki eleştirilerimiz, bütün AK Parti’ye oy veren, MHP’ye oy veren seçmenin de hak verdiği bir düzleme oturdu; önce ‘hep beraber Özgür Özel’e saldıralım’, o da kâr etmedi, dün çıkmış öyle ‘Ey Trump’ falan yok. O seçim öncesi olursa, ihtiyaç olursa Merkel’e falan söylüyordu, öyle… ‘Müessif, 11.000 kilometre ötemizde müessif bir hadise vuku buldu’ diyor. ‘Müessif hadise’. Sanki Trump yanlışlıkla yumurta kırmış iki tane de ‘müessif hadise’. Amerika’nın yaptığını kınayamadı. Diyor ki ‘Sayın Trump’la yaptığımız görüşmede ülkemizin endişelerini aktardım.’ O da herhalde şey: ‘Sayın Trump’ diyor, ‘benim bir şey dediğim yok da Sayın Bahçeli ile Özgür Özel çok kızıyorlar bu işe. Onlar da ülkemin insanı, onların tepkilerini… Benim bir şey dediğim yok.’
‘MADURO’YU ‘ÇORUM’DA BİR ÇİFTLİKTE OTURTURUZ’ MU DEDİN?’
Ya şimdi bir soru sorayım Erdoğan’a. Gazeteci arkadaşlar, inşallah yarın buraya gruba muruba geldiğinde de sorarlar, itilmezler kakılmazlarsa bir cevap bekleyelim. Trump’ın yanında senatör söylüyor, Trump da kafa sallıyor. Maduro’ya diyor, ‘bir çıkış yolu verdik. Türkiye’ye git dedi Trump’ diyor. Trump da böyle yapıyor. ‘Gitmedi” diyor. ‘Şimdi New York’ta’ diyor. Trump Türkiye’ye git derken Erdoğan’a ‘Maduro kabul ederse onu Türkiye’ye yollayayım. Onu burada bakar mısın?’ diye sordu mu sormadı mı? Sen bunu biliyor muydun, bilmiyor muydun? Eğer biliyordun da olur dediysen buna nasıl ‘olur’ dedin? Niye olur dedin? Demedin mi ya, ‘Kardeşim Maduro benim seçilmiş bir adam. Orada duruyor, dik dur eğilme kardeşi seninle diyordum’ ona. ‘Nasıl paketleyin getirin biz burada bakarız’ diyorsun?’ Ne dedin ona? ‘Çorum’da bir yer ayarlarız, Çorum’u iyi biliyor o, bir bağlantısı var, Çorum’da bir çiftlikte oturturuz mu?’ dedin Maduro’yu? Yok demediysen, bilmiyorsan, ‘bilmiyorsan bilmiyorum’ de. O zaman Trump’a dönüp de ‘Sen kim oluyorsun da benim memleketime, benim egemenliğimde olan birisine kendince başka ülkeden birini alıp getirip yerleştiriyorsun? Bu ülkeyi ben mi yönetiyorum, sen mi yönetiyorsun?’ diyemedin mi, diyemeyecek misin?”
Kaynak: AA
Nicolas Maduro
Donald Trump
Venezuela
ABD

Selahattin Demirtaş’a Hapis Cezası

Ortalık Karışık! Çarpıcı Sergen Yalçın Çıkışı

Yılın İmzasını Atıyor! Açıklama Yapıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Venezuela Çıkışı
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































