İNCELEME | TR724
ABD’nin Caracas’a yönelik saldırısıyla başlayan süreç, Washington’un “narko-terör ve uyuşturucu kaçakçılığı” gerekçesiyle meşrulaştırdığı bir güvenlik operasyonu olarak sunuluyor. Ancak Trump’ın aynı gün “ABD’li petrol şirketleri Venezuela’ya girip üretimi ayağa kaldıracak.” mesajı ve “Şimdilik (ülkeyi) biz yöneteceğiz!” çıkışı, müdahalenin arka planında enerji/petrol hesabı olup olmadığı tartışmasını büyüttü. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerinden birine sahip Venezuela’da yaşananlar, bu nedenle yalnızca bir yargılama dosyası olarak değil; kaynak, egemenlik ve güç dengesi mücadelesi olarak da okunuyor.
3 Ocak 2026 (dün) sabaha karşı ABD, Venezuela’da Caracas ve çevresindeki bazı askeri/hedef noktalara yönelik saldırılar düzenledi; başkentte patlamalar, kesintiler ve yoğun güvenlik hareketliliği yaşandı. Aynı saatlerde ABD Başkanı Donald Trump, operasyon sırasında Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını duyurdu; Maduro’nun ABD’de, New York’ta “narko-terör/uyuşturucu kaçakçılığı” eksenli suçlamalarla yargılanacağını açıkladı.
Trump: Şimdilik biz yöneteceğiz!
Operasyonun “gerekçesi” Washington tarafından iki hatta kuruldu: Birincisi, Maduro yönetimini ABD’ye uzanan uyuşturucu trafiği ve “narco-terrorism” iddialarıyla ilişkilendirip bunu bir adli dosya ve güvenlik meselesi olarak sunmak; ikincisi, Venezuela’da “güvenli ve makul bir geçiş” sağlanana kadar ABD’nin ülkeyi geçici olarak yöneteceğini söylemek.
ABD Başkanı Donald Trump’ın “Şimdilik ülkeyi biz yöneteceğiz!” çıkışı, müdahalenin çıtasını rejim değişikliği tartışmasından fiili bir yönetim/işgal tartışmasına taşıdığı için uluslararası tepkilerin merkezine oturdu. Venezuela’nın dev petrol rezervleri nedeniyle bu söylem, müdahalenin enerji hesabıyla bağlantılı olup olmadığı tartışmasını da büyüttü.
Venezuela dünyadaki en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülke olarak gösteriliyor; OPEC verilerine göre rezerv büyüklüğü yaklaşık 300+ milyar varil düzeyinde ve küresel toplamın kayda değer bir kısmını oluşturuyor. Venezuela Devlet Petrol Şirketi (PDVSA) verilerine göre, ülke 2024 yılında petrol ihracatından yaklaşık 17,5 milyar dolar gelir elde etti.
“Bu operasyonun arkasında petrol var mı?” sorusu en önemli gündem maddelerinden biri… ABD’nin resmî gerekçesi petrol değil; Washington operasyonu kamuoyu önünde “narko-terör/uyuşturucu kaçakçılığı” suçlamaları ve New York’taki iddianame üzerinden meşrulaştırıyor. Ama aynı gün Trump’ın, “ABD’li büyük petrol şirketleri Venezuela’ya girip milyarlarca dolar harcayacak, üretimi ayağa kaldıracak” söylemi ve “ABD’nin geçici olarak ülkeyi yöneteceğiz” açıklaması, petrolün en azından hedeflenen yeni düzenin merkezinde olduğuna işaret ediyor.
Reuters’ın aktardığı uzman değerlendirmeleri, Venezuela’nın ağır ham petrolünün ABD Körfez Kıyısı rafinerileri için teknik olarak uygun olduğuna dikkat çekiyor; bu da “enerji güvenliği/rafineri uyumu” boyutunu güçlendiriyor. Washington bunu adli ve güvenlik dosyası olarak çerçevelerken, eleştiriler sürecin fiilen egemenlik ve kaynak kontrolü tartışmasına dönüştüğünü savunuyor.
Maduro ve eşi ABD’nin elinde
Maduro’nun ABD’nin elinde olduğu artık görüntülerle de teyit edilmiş durumda; süreç, Venezuela’dan çıkarılma ve New York’a sevk zinciri üzerinden ilerledi. Sahadan geçen son bilgilere göre Maduro New York’ta bir gözaltı/cezaevi tesisine götürüldü; Al Jazeera canlı akışında konvoyun Brooklyn’deki Metropolitan Detention Center (MDC) çevresinde görüntülendiği aktarıldı.
Venezuela, ‘boşluğu’ doldurmaya çalışıyor
Caracas cephesi ise müdahaleyi “askeri saldırganlık” ve “rejim değiştirme” girişimi olarak niteleyip dosyayı Birleşmiş Milletler’e taşıdı; BM Genel Sekreteri Guterres müdahaleyi “tehlikeli emsal” diye tanımladı ve BM Güvenlik Konseyi’nin 5 Ocak Pazartesi acil toplanacağı bildirildi.
Venezuela’da oluşan fiili iktidar boşluğu, Yüksek Mahkeme’nin Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’in “geçici devlet başkanı” sıfatıyla yetkileri devralmasına hükmetmesiyle kurumsal olarak kapatılmaya çalışılıyor. Bu karar, devletin devamlılığını sağlama hamlesi; ancak aynı zamanda “meşruiyet” ve “egemenlik” tartışmasını daha da büyüten bir geçiş formülü.
Gelinen noktada resim net: Maduro ABD’de yargı sürecine çekilirken, Venezuela içeride Delcy Rodríguez üzerinden yönetimi ayakta tutmaya çalışıyor; dışarıda ise kriz, ABD’nin “geçici yönetim” iddiası nedeniyle hızla uluslararası hukuk ve egemenlik tartışmasına dönmüş durumda. Önümüzdeki kısa vadeli eşikler de iki başlıkta toplanıyor: New York’taki ilk adli adımların çerçevesi ve 5 Ocak’taki BM Güvenlik Konseyi toplantısından çıkacak siyasi/diplomatik baskı…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































