NECİP F. BAHADIR | YORUM
Erdoğan sessizliğini bozdu ve Maduro operasyonunu için “Müessif bir olay!” dedi. Müessif, üzücü yani… Bu kadar mı? Evet, daha ötesi yok. Kimse Trump’a kafa tutmasını beklemiyor elbette. Ama bu kadar zayıf ve cılız tepki de neyin nesi… Maduro’nun kaçırılması ‘müessif’ ise kaçırana “Teessüf ederim!” diyebilirdi en azından.
Hazır telefonla da konuşurken… Bunu bile söyleyemedi. İşte insan iddiasından böyle sınanır. ‘Dünya 5’ten büyük’ sloganları atmak kolaydı tabii. Marifet bunu eyleme ve politikaya dönüştürmekte…
Klasik AKP ve Erdoğan zihniyeti… Her şey sözde… Retorik veya hitabet söz konusu olduğunda üstüne yok.
Hayır, kesinlikle Erdoğan, Maduro’nun yanında hizalansın istemiyorum. ‘Dik dur eğilme, AKP Türkiyesi seninle’ diye mesaj da göndermesin. Gerçekçi olsun yeter… Ne Maduro savunulacak biri, ne de Trump’ın operasyonu…
Dünya tekin bir yer değildi zaten… Gücü yeten yetene… “Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz” sadece türkülerde kaldı. Hak, hukuk, adalet sihrini ve gücünü yitirdi. Gücün hukuku her yerde…
Sadece Trump mı? Maduro diktatör değil miydi? Seçimleri hileyle kazanmamış mıydı? Muhalefete hayat hakkı tanıdı mı?
Trump zaten malum… Dünyanın çivisi çok gevşemişti… O çıkarıp attı. Haydutluk, eşkiyalık yürürlükte… Rusya’dan bir siyaset bilimci “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” demiş. Yeryüzü coğrafyasında savaş eksik değildi ki…
Henüz tüm ülkeleri içine alan büyük savaş patlamadı. Ülkelerin sınırları fay hattı gibi… Çok enerji birikti. Uluslararası sistem ‘barış ve huzuru sağlamaktan’ çok uzak. Dünya hiç de 5’ten büyük falan değil. Birkaç ülkenin tasallutu altında. Ne BM’nin hükmü var, ne NATO’nun…
Erdoğan’ın sorunu Maduro’yla sıradışı ilişki geliştirmesiydi. Neydi, Türkiye ile Venezuela’yı yakınlaştıran… İki uzak coğrafya… Ne ekonomi, ne siyaset, ne dış politikada stratejik düzeyde ve yararlı işbirliğinin gerçekçi tarafı yok. Erdoğan durup dururken Maduro’ya “Kardeşim…” dedi.
Nereden nasıl kardeş oldu? Anlayan var mı? Din kardeşi değil. Coğrafya kardeşi hiç değil. Venezuela, petrol, uyuşturucu ve altın demek… Şöför olarak başladı hayata Maduro, sonra babasının izinden gitti, sendika lideri oldu. Ardından da siyaset… Venezuela’nın üzerine kabus gibi çöktü demokrasi ve insan haklarından uzak bir yönetim sergiledi.
Erdoğan sessizliğini bozarken “Maduro milletimizin dostudur…” diye bir cümle kurdu. Maduro ile Türk milleti nasıl dost oluyor? Nasıl bir bağ var iki kutup arasında… Maduro örnek bir lider mi? Maduro gibi biri kendisinin ‘kardeşi’, ‘milletin dostu’ olabilir mi? Eğer öyleyse milletin dostunu niye yalnız bıraktı?
Uluslararası ilişkiler ‘çıkar ve menfaat’ üzerine kuruludur. Dost, kardeşlik gibi duygular sadece hamaset içindir. Ve hiçbir gerçekliği yoktur. Maduro olayı Erdoğan ve iktidarı için bir turnusol kağıdına veya örnek laboratuvara dönüştü.
AKP sözcüleri ve medyasına bakıyorum. Erdoğan’la, Maduro’yu ‘kardeş yapan’ unsuru yazana, söyleyene rastlamadım. İç muhalefetle kavgasında Erdoğan, “Dik dur kardeşim! Yanındayım” mesajını niye gönderdi.
Neden 15 Temmuz’da daha ne olup bittiği bile anlaşılamadan Maduro, Erdoğan’a destek açıkladı? Demokrasi aşkına mı? Ülkesinde olmayan şeyi başkası için talep etmesi tuhaf değil mi? Erdoğan, Maduro’yla nasıl bir ilişkiye girdi? Var mı bir cevap…? İddia çok. Maduro’nun altınları Türkiye’de mi?
Tabii sormak gerekir Maduro’nun altını mı olur? Venezuela Türkiye’ye yatırım yapamaz mı? İki ülke altın ticareti başlatamaz mı? Başlatabilir. Bir liderin mal varlığı, altın ve dolarları niye başka ülke de olsun…
İşte sorun burada… Acaba ‘kardeş’ söyleminin altında böyle yanlış işler mi var? Çorum Ahlatçı’dan Venezuela’ya bir kaçak köprü mü kuruldu? Maduro’nun Avrupa’daki mal varlığı donduruldu. Eğer Türkiye ile akçeli ilişkileri varsa bunlar mahkeme sürecinde ortaya dökülür mü?
Olayı başka yönlere çekmeye gerek yok. Evet, Erdoğan’ın demokrasi, insan hakları sicili parlak değil. AİHM kararlarını biye uygulamayan bir zihniyetin sahibi. Maduro gibi bir operasyona hedef olma ihtimali sıfır… Akla gelmesi bile ziyan… Ne buna toplum için verir, ne de buna yeltenen birileri çıkar!
En Erdoğan muhalifi bile karşısında durur. Erdoğan bir Türkiye değil. Politikalarıyla ülkeyi felakete sürükleyen biri. Ama demokrasi ve insan hakları için ülkesinde bedel ödemiş, Erdoğan rejiminin zulmüne uğramış bir insan olarak ben bile böyle bir dış müdahalenin karşısında dururum. İçeride de demokrasi ve hukuk dışı müdahaleye karşı çıkarım. 15 Temmuz’da yaptığım gibi…
Meseleyi saptırmaya gerek yok… Erdoğan ‘Maduro’ olmadı ama madara oldu. Trump, Erdoğan’ı Maduro’dan önce vurdu. Bütün itibarını yerle bir etti. Ve sık sık tekrarlamaktan da keyif almakta.
Rahip Brunson olayı… “Bu can bu tende olduğu sürece yatacak!” demişti. Daha başta ‘hukuk’ deseydi, sonunda da sıkıntıya girmezdi. Okyanusun öte yakasından Trump, ültimatom verdi, “Rahibi bırak…” dedi. Yoksa… Onu da söyledi; “Ekonomini mahvederim!”
Ve dolar bir anda hareketlendi. Trump’a “iç işlerimize karışma, yargı bağımsızdır” diyebildi mi? Hayır… Brunson için kapı açıldı. Elini kolunu sallayarak çıktı gitti. Trump her defasında “Erdoğan sözümden çıkmaz” diye sallamakta… ‘Çıkamaz mı?’ demek istiyor acaba?
Maduro, Amerika mahkemelerinde konuşursa, altın ve dolarların yerini söylerse… Ya da Venezuela’nın yeni yönetimi Maduro’nun servetinin peşine düşerse… Erdoğan madara olmayacak mı?
Yasal bir ticari ilişki söz konusuysa mesele yok. Ama öyle olmadığının herkes farkında. Soru işaretleri ve kokular hiç de hayra alamet değil. Maduro Erdoğan’ın sadece ahlak ve ilke sınavı değil. Siyasi akibetini etkileyecek bir süreci tetiklemesi olası. Sonun başlangıcı yani… İçeride toplumsal desteği yitirdi zaten. ‘Maduro etkisi’ siyaseti alt üst edebilir. CHP lideri Özgür Özel’in olayı köpürtmesi bu yüzden… Bir potansiyel gördü.
Maduro etkisi ve Maduro dersi…
Bir kelebeğin kanat çırpması yeryüzünden zincirleme reaksiyona sebep oluyorsa… Maduro etkisi Ankara’ya uzanmaz mı? Ben daha çok Maduro’dan ders çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.
Yalnızlık hiç de değerli değilmiş. İç cephe önemliymiş. Maduro kaçırıldı, Venezuela’nın kılı kıpırdamadı. Erdoğan o kadar değilse bile… Bir ‘nefret objesine’ dönüştüğü bir gerçek. Yandaşları dışında seveni ve saygı duyanı yok.
Sosyal medyada birkaç serserinin Maduro’nun yerine Erdoğan fotoğraflarının montajlandığı görüntülerin panik doğurması bu yüzden… Oysa normal şartlarda ciddiye almaya bile gelmez ki böyle bir ihtimal söz konusu olamaz.
Erdoğan’ın imtihanı başkaydı. Kaybetti.
Tuhaf ama gerçek; Türk siyaseti ‘Maduro etkisi’ altında…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































