Dem Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de yaşanan temel sorun; barış için ortaya çıkan tarihsel imkan, somut siyasal ve hukuki adımlarla karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz. Bu süreç niyet beyanıyla değil; Meclis’ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir.” diyen Hatimoğulları’nın açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle:
- “Sayın Öcalan yaptığı çağrıyla barış için büyük bir imkan sundu. PKK de çağrıya uyarak kendini feshetti ve silahlı mücadele yerine demokratik mücadeleyi esas alacağını bütün dünya kamuoyuna duyurdu. Dünya şahittir; Kürt halkı ve özgürlük hareketi barış iradesini çelikten bir duruşla ortaya koydu ve bu duruşunu da sürdürmektedir.
- Kürt meselesinde tarihi bir eşikten atlandı diye ifade ettik ama iktidar ve devlet 2025’teki bu gelişmelere yakışacak bu adımları ve toplumsal beklentileri ne yazık ki henüz karşılayamadı. Artık adım atma zamanı. Biz kendimize güveniyoruz.
- Türkiye’de yaşanan temel sorun; barış için ortaya çıkan tarihsel imkan, somut siyasal adımlarda karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu, barışı ilerletmiyor. Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz. Süreç niyet beyanıyla değil, Meclis’ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir. Yapılacaklar somut. İlk etapta hızlıca bazı adımların atılması gerekiyor.
- Tekrar etmeye devam edeceğiz; Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır. Partiler komisyona raporlarını verdi. Bundan sonra yapılması gereken şey ortak konsensüsle bir raporun açığa çıkmasıdır. Ortak rapor kırmızı çizgiler dayatmak yerine çözüme hizmet edecek bir perspektifle yazılmalıdır.
- Komisyonun Kürt meselesinin bütün boyutlarıyla çözemeyeceğinin hepimiz farkındayız. Ama komisyon, Kürt meselesini şiddet zemininden hukuki ve bir siyasi zemine çekebilecek adımların atılmasını sağlamakla yükümlü. Bunun için ilk elden PKK’ye ve sonuçlarına ilişkin özel bir yasa çıkarılmalıdır.
- Kayyım rejimi derhal son bulmalıdır. Ahmet Türk’ün beraatine rağmen hala Mardin’de kayyımın görev sürecinin uzatılmış olması bu sürecin ruhuna ters düşmektedir. Demokratik entegrasyon yasası çıkarılmalı. İnfaz hukukunda kapsamlı, adil, eşitlikçi düzenlemeler yapılmalıdır. Siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır. Bunun için çalışmalıdır komisyon ve Meclis.
- Barış; oy hesabına, anketlere, farklı ajandalara kurban edilemez. İktidarın sorumluluğu süreci ertelemek değildir. Muhalefetin sorumluluğu ise seyirci olarak izlemek değil, demokratik çözümün bir parçası olmak olmalıdır. 2026’dan umudumuz: Barış kazanacak, demokrasi, emek kazanacak. Bu da halkımıza sözümüz olsun.
- 2026 yılı açlık yılı olacak. AKP hükümeti ne yaparsa yapsın politikaları dikiş tutmuyor. İktidar şunu bilmeli ki ekonomi veriler yığını değildir. Hangi veri yığınıyla ekonomi iyi gidiyor yalanına sarılabilirsiniz? Damat modeli çöktü, Türkiye ekonomi modeli de çöktü, Şimşek programı da çöktü. Bunun faturasını emekçiler ve yoksullar ödüyor.
- 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre sosyal yardıma muhtaç aile sayısı 4 buçuk milyon. Yani yaklaşık 20 milyon kişi yardımla hayatını idame ettirebiliyor. Genel Sağlık Sigortası prim borcunu ödeyemeyen insan sayısı 9 buçuk milyona dayanmış durumda. Asgari ücreti 28 bin 75 lira yapmak, ülkenin yarısını açlığa mahkum etmek demektir. Vicdansızsınız.
- Dünya, güç siyasetinin sert ikliminden geçiyor. Böyle dönemlerde içeride kavga eden ülkeler dışarıda savrulur. İç barış Türkiye halklarının güvenliğinin sigortasıdır. Artık sadece Orta Doğu değil, Avrupa da Amerika kıtası da harp meydanıdır.
- ABD’nin Venezuela saldırısı, 21’inci yüzyılda emperyalizmin geleceği sınırları göstermektedir bize. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu korsanvari tutumu asla kabul etmiyoruz. Venezuela’da yaşananlar narko-terör ve uyuşturucu ile mücadele ile normalleştirilmeye çalışılıyor. Burada hedeflenen rejim değişikliğidir.
- İran rejimi demokratikleşmeyi reddetti. Kadınlara saldırmaya devam ediyor. Milyonlarca insan, hakkını aramak için meydanlarda. Son protestolarda onlarca sivil katledildi. Saldırılar yoğunlaşıyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir. Başta İran ve Türkiye olmak üzere bu iki ülke emperyalistler tarafından oynanan oyunları bozmak istiyorsa bunun için atılacak adımlar bellidir: İçerideki baskılara son vermek. Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor. Bu hakikat tüm Orta Doğu ülkeleri için geçerlidir.
ÖNCEKİ YAZISelahattin Demirtaş’a ‘Erdoğan’a hakaretten’ hapis cezası verildiSONRAKİ YAZIBM’den Venezuela açıklaması: Uluslararası hukuk ihlal edildi
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































