NECİP F. BAHADIR | YORUM
Venezuela’nın Türk siyasetinin gündemini meşgul edeceğini 40 yıl düşünsem akıl edemezdim. Venezuela nire, Türkiye nire… Operasyon Caracas’ta yaşandı, ateşi Ankara’ya düştü. Maduro, ABD’nin hedefindeydi zaten. Sıcak savaş riskini de barındıran bir saldırı beklentisi vardı. Bir gece yarısı operasyonuyla Maduro yatağından alındı ve yargılanmak üzere New York’a götürüldü. 2026’nın ilk büyük vakası yaşandı. Uluslararası hukuk veya dış politika boyutu ayrı bir tartışma konusu…
Maduro’nun Erdoğan’ın ‘kankası’ olduğunu bilmeyen yok. Peki Trump nesi Erdoğan’ın? O da dostu! Operasyon karşısında dünya ayağa kalktı. Erdoğan’dan ‘tık’ yok. Derin bir sessizliğe gömüldü. Ekonomiyi anlattığı konuşmada kankası Maduro’nın alıp götürülmesine hiç değinmedi. “Trump’ın yaptığı yanlıştır, hukuka sığmaz!” bile diyemedi. Eğer ‘Erdoğan’ın en sevdiği lider kim?’ diye sorulsa herhalde Maduro ilk sıralarda yer alır… İlk 3’e gireceği kesin.
Erdoğan, 2018 yılında Venezuela’ya resmi ziyaret yaptı. Dört yıl sonra Maduro Ankara’daydı. İki uzak ülke Erdoğan ve Maduro’nun ilişkileri dolayısıyla yakınlaştı. Onları yakınlaştıran neydi? Yönetim anlayışları mı? Evet, benzerlikler var. Enflasyon iki ülkede de çok yüksek… Halk yoksul, ülkenin kaynakları bir avuç iktidar seçkinine tahsis edilmiş durumda… Her ikisinin de muhalefete tahammülü yok.
Erdoğan 7 yıl önce, Maduro’ya karşı yaşanan kargaşa sırasında Ankara’dan ses yükseltmiş, “Maduro kardeşim dik dur, yanındayız!” demişti. ‘Kardeş’ dostluktan da kankalıktan da öte… Ve Maduro’nun en zor zamanında kardeşi susuverdi.
“Yanındayım!” diyemedi. Neden? Trump’ı kızdırmamak için…
Daha doğrusu Trump korkusundan… Erdoğan, Cuma günü ‘Pazartesi Trump’la görüşeceğini’ duyurmuştu. Acaba Trump’a “Kardeşim Maduro’yu derhal serbest bırak…” diyebilir mi? Ya da, “Kardeşim Maduro’yu alıp götürenle konuşmam!” diye rest çekebilir mi?
Kardeşlik hukuku mu yoksa Trump korkusu mu daha ağır basacak? Korku tabii. Yine de Maduro’yu bu kadar kolay satacağını düşünmezdim. Herhalde en cılız ve yumuşak tepkiyi veren ülkelerden biri oldu Erdoğan’ın Türkiye’si… Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması tepki ve tavırdan çok uzak.
Hani dünya 5’ten büyüktü? Dünya sistemi kabul edilemezdi! Konuşmaya gelince mangalda kül kalmaz. Ama işe gelince sessizlik…
CHP lideri Özgür Özel, Erdoğan’a tepki gösterirken haklı… Sadece tarihe not düşmedi Özel, Erdoğan’ın kişiliğine de deşifre etti. “Bu fotoğrafa iyi bak Erdoğan!” dedi. Hayır, bakamaz. Erdoğan’ın hiç hoşnut olmadığı görüntü bu. Ne Kaddafi’nin fotoğrafını ne de Saddam’ın görüntüsünü görmek ister. Şimdi bu halkaya Maduro da eklendi. Baktığında ‘acaba kendi akibetinden mi endişe ediyor’ diye düşünüyor insan. Beşar Esad’ın gidişi bile ürküttü Erdoğan’ı… “Putin’le ikimiz kaldık…” cümlesini hatırlayın…
Tabii bir de kendisine çok benzeyen Maduro vardı. O da gitti. Özel’in sosyal medya mesajından paylaştığı Erdoğan tepkisi tekrar okumaya değer:
“15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun. “Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun. Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun. Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor. Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun. Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun. Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun. İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!”
Maduro tecrübesi de gösterdi ki Erdoğan’la ‘demokrasi, dost ve kardeş’ kelimelerini yan yana getirmek doğru değil. Erdoğan gibi koltuğu ve iktidarından başka kutsalı olmayan, baskıcı liderlerin ne dostluğu olur, ne kardeşliği… Ne de demokrasiden nasibi. İç siyasette bile satmadığı kim kaldı ki…
Davasını haraç mezat pazara süren birinden söz ediyoruz. Özel’in ‘dostluğun, kardeşliğin bu kadar’ demesi isabetli ve yerinde… Trump’ı göresiye kadar… Trump’la dostluğu da korkudan besleniyor.
Maduro’nun başına gelenler elbette önemli bir dış politika gelişmesi… Fakat Türk siyasetinde tartışıldığı boyutu ilginç… MHP lideri Bahçeli, ABD’nin Maduro operasyonunu 15 Temmuz darbe girişimine benzetti. “Birbirinin aynısıdır” dedi.
Medyanın da olayı bu çerçevede yorumlamasını istedi. 15 Temmuz’la benzerliği nedir? Neresi, nasıl benziyor? Tamam, Maduro ile Erdoğan’ın yönetim tarzı arasında büyük benzerlikler var.
Fakat, vakıaya bakıldığında biri uluslararası bir askeri operasyon, diğeri ne idüğü belirsiz bir darbe girişimi… Uzaktan yakından ilgisi var mı?
Üzerinden 10 yıl geçmiş bir darbe girişiminin artık daha sağlıklı ve serin değerlendirilmesi gerekmez mi? 15 Temmuz’u bile anlayamayan bir siyasi zihniyetin dünyanın diğer ucundaki operasyonu anlamlandırması mümkün mü?
78 yaşına giren Bahçeli’nin gerçeklik duygusunu tümüyle yitirmiş olduğunu söylemek yanlış olmaz. 15 Temmuz bir darbe girişimi bile değil. Meclis’in raporunu bile yazamadığı tuhaf bir olay…
AKP’li Şamil Tayyar’ın siyasetçi ve gazeteci kimliğiyle dile getirdiği “15 Temmuz bütünüyle aydınlanırsa kahramanlarla hainler yer değiştirir!” tespiti akıl ve vicdan sahiplerine çok şey anlatıyor.
Memleketin haline bakınız… Erdoğan sessiz… Bahçeli 15 Temmuz takıntısı içinde… Ülkenin kaderi üzerinde söz sahibi iki ismin hali pürmelali… ‘Hayr’ umulur mu böyle bir yönetimin zihniyetinden… Maduro operasyonunu, 15 Temmuz’a benzetebilmek… Bahçeli’nin uçuşu Hatay’la sınırlı değilmiş.
Bir başka soru var…
Bir dönem AKP’den milletvekilliği yapan Emin Şirin hiç lafı eğip bükmeden sormuş; “Maduro / Venezuela’nın Türkiye’de ne kadar doları ve altını var? Türkiye’deki emanetçi kim? Ne olacak bu altın ve dolarlar?”
Kulaktan kulağa fısıldanan bir iddiaydı bu. Doğru mu acaba?
Erdoğan’ın sessizliğinin altında yatan nedenlerden biri de bu mu yoksa? Eğer doğruysa yeni ve büyük bir siyasi kriz kapıda demektir. Venezuela’nın da, ABD’nin de o altınların peşine düşeceği kesin.
Venezuela deyince Binali Yıldırım’ın oğlunu hatırlamamak olmaz. Erkam Yıldırım ‘covid salgını’ sırasında bu ülkeye maske ve tıbbi malzeme götürmüştü. Acaba Yıldırım ailesinden de bir açıklama gelir mi?
Gördüğünüz gibi Venezuela’nın Türk siyasetinin gündemi, iç politikanın malzemesi olacağını akıl edemezdim demem boşuna değil.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































