BÜLENT KORUCU | YORUM
Türkiye Cumhuriyet’iyle yaptığı savaşı PKK kazandı da haberimiz mi olmadı! Saray’da bir PKK’lı otursa, devletin bütün organlarına yerleşse ne yaparlardı? İhtiyaçlarını tek başına karşılayamayan yüzde 98 engelli gazi bir polisi yargılar, 20 ay cezaevinde süründürürler miydi? Nakil yaparken tekerlekli sandalyeye kelepçeler, psikolojik işkenceyi zirveye çıkarırlar mıydı?
Polisken ‘terörist’ diye meslekten ihraç edip silahını elinden alır, sonra askere çağırıp çatışma bölgesine gönderirler miydi? Hayatını kaybettiğinde de utanmadan şehadet töreni yaparlar mıydı? Şehit babasının yolundan gidip Harbiye’ye kaydolan genç kızları, uyduruk gerekçelerle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırırlar mıydı?
Hamile eşini bırakıp gittiği görevde pusuya düşüp şehit olan üsteğmeni, ‘terörist’ ilan edip, eşine ve çocuğuna hayatı zindan ederler miydi? Yetmezmiş gibi şehitlikte yatan komutana ‘yurtdışı çıkış yasağı’ getirirler miydi?
Yok canım o kadarını da yapmazlardı diyenler çıkabilir. PKK yapar mıydı yapmaz mıydı onu bir kenara bırakın; bu rejim sırf halka korku salabilmek ve herkesi sindirebilmek adına yukarıda saydıklarımın hepsini fazlasıyla yapıyor. Tamamı yaşanmış örnek.
Screenshot
Son misali Gazeteci Müyesser Yıldız yazdı: “PKK’lı teröristler tarafından 9 yıl önce şehit edilen Üsteğmen Murat Ataş hakkında, ‘terör’ soruşturması kapsamında yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Evet, yanlış okumadınız.”
Önce eşi Sezen Ataş’a örgüt üyeliği isnadında bulunup 6 yıl 10 buçuk ay ceza verdiler. Dosya şu anda Yargıtay’da. Sonra babasını doğmadan kaybeden 9 yaşındaki kızı Başak Aslı’nın yeşil pasaport başvurusunu reddettiler. Normal şartlarda babası üzerinden pasaport hakkı vardı. Asıl bomba haber bu aşamada ortaya çıktı: Şehit Murat Ataş için yurtdışı yasağı varmış. Üsteğmen Ataş’ı yattığı şehitlikten kaldırıp gözaltına almadıklarına şükretmemizi bekliyor bile olabilirler.
Küçük Başak Aslı, ‘baba şehit, anne terörist’ saçmalığını aşamadan şimdi daha büyük bir skandalla yüzleşiyor. Kahpe bir pusuda vatan için can veren babası, daha büyük bir kahpelikle karşı karşıya. Çatıştığı teröristlerle aynı kefeye konuluyor.
Türkiye’de insanlık, sosyal barış, değerlere saygı hiç bir zaman ideal noktada olmamıştı. Ama hiç bu kadar da dip yapmamıştı. Toplum kendisi için canını ortaya koyanlara böylesine bir saygısızlığa duyarsız kalmamıştı. Silah arkadaşlığı bugünkü gibi anlamsız hale gelmemişti.
Sosyal medyada bu konudaki en anlamlı paylaşımlardan biri şuydu: “2016’da şehit edilen Murat Ataş hakkında 2025’de “FETÖ/PDY üyeliği”nden soruşturma açılmış! Ölüden suçlu, şehitten sanık, çocuktan rehin…”
Devlet, bir şehit çocuğunu rehin almış! Tam doğru tespit bu. Hayattakiler ve yetişkinlere reva gördükleri zulüm yetmiyor galiba.
Kaç gün geçti üzerinden, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan bir açıklama yok. Üç günde bir “Türkiye bir hukuk devletidir!” derken, 9 yaşındaki şehit kızı Başak Aslı’yı rehin aldıklarını da düşünerek söylesin.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in kılını kıpırdatmasını bekleyen, böyle bir hayali olan varsa beklemesin. Harbiyeli kanı üzerine inşa ettikleri kirli iktidarı korumak için gerekirse bütün şehitleri hain ilan edebilirler.
Sezen Hanımın yerinde olsam kızımı alıp Milli Savunma Bakanlığı’nın kapısına dayanır ve “Bu çocuğa babasının aynı zamanda hem şehit hem terörist olduğu saçmalığını ben anlatamıyorum, buyrun siz anlatın!” derim.
Mafya bile hayatını kaybeden üyelerinin anısını yaşatır, ailelerine sahip çıkar. Rejime bazen ‘mafyokrasi’ filan diyoruz ya, adamlara haksızlık ediyoruz.
Bunlar mafya kadar dahi olamıyor!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***





























