Eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, öldürülmesinin 10. yılında Dört Ayaklı Minare önünde anıldı. Eşi ve CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, “Bir inancın sesi olan bu minarenin menfur bir cinayetle anılmasından hicap duyuyorum.” diyerek faillerin bulunmasını istedi. Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Elçi cinayetinin aydınlatılmamasının Türkiye’deki “cezasızlık kültürünün” derinliğini gösterdiğini vurguladı.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da anma programında yaptığı konuşmada, “Cezasızlığı kabullenmedik, adalet dilekle değil güçlü siyasi irade ve bağımsız yargıyla gelir.” mesajı verdi. Anma, Tahir Elçi’nin vurulduğu yere karanfiller bırakılmasıyla sona erdi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015’te Dört Ayaklı Minare önünde vurularak öldürülen eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, katledilişinin 10’uncu yılında aynı yerde anıldı. Tahir Elçi’nin eşi ve CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, CHP’li vekiller, DEM Parti temsilcileri, Diyarbakır Barosu, Türkiye Barolar Birliği ve bölge barolarının başkanları ile çok sayıda siyasi parti ve STK temsilcisi, adliye önünde toplanarak Dört Ayaklı Minare’ye yürüdü. Anmada Ahmet Kaya’nın “Diyarbakır Türküsü” ve Elçi’nin öldürülmeden önce yaptığı son konuşma dinletildi.
Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, konuşmasında Tahir Elçi’nin meslek hayatının omurgasını “cezasızlıkla mücadele”nin oluşturduğunu söyledi. Elçi cinayetinin hâlâ aydınlatılmamasının, Türkiye’deki cezasızlık kültürünün ne kadar derinleştiğinin acı bir göstergesi olduğunu vurguladı. Hakikatle yüzleşmeden barışın, cezasızlıkla mücadele edilmeden adaletin mümkün olmayacağını belirterek, Elçi cinayetinin faillerinin etkili bir soruşturmayla ortaya çıkarılması, kamu görevlilerinin karıştığı tüm suçların bağımsız bir adalet mekanizmasıyla soruşturulması ve yargının siyasi müdahalelerden arındırılması çağrısında bulundu. Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü için cesur bir toplumsal ve siyasal irade gerektiğini de ifade etti.
Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi ise konuşmasında, “10 yıl önce kuşluk vakti karanlığa gömülen bu sokak için buradayız” diyerek sözlerine başladı. Faili meçhul cinayetler, toplu mezarlar, gözaltında kayıplar, tutulmamış yaslar ve babalarını görmeden büyüyen çocuklar için burada olduklarını söyledi. “Failleri kollayanlara, faillerin sırtını sıvazlayanlara soruyoruz: Failler nerede? Hakkımız olan adalet nerede?” diye sordu. Geçmişteki hak ihlallerini anmadan barıştan söz edenlere seslenerek, karanlık dünlerin aydınlatılmasının ahlaki, hukuki ve siyasal bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Türkan Elçi, Dört Ayaklı Minare’nin “bir inancın sesi” olduğunu, ancak bugün menfur bir cinayetle anılmasından hicap duyduklarını söyledi. Bu sokaktan Madımak’a, Ankara Garı’na, Suruç’a ve evde ölülerini bekleyenlere karanfil gönderdiklerini, minarenin ayaklarına 10’uncu kez karanfil bıraktıklarını ifade etti. “Karanfiller çoğaldıkça biz de çoğalıyoruz, biz çoğaldıkça aydınlık yarınlar yaklaşıyor” diyerek hem yasın hem direnişin sembolüne işaret etti. “Günde beş kez imana seslenen bu kutsal mekânda biz de 10. kez göğe sesleniyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da 10 yıldır bu cinayeti “huzurla anamadıklarını” söyleyerek, cezasızlığı kabullenmeyeceklerini vurguladı. Gerçeklerin ortaya çıkması ve faillerin hesap vermesi sağlanmadan gerçek bir anmadan söz edilemeyeceğini dile getirdi. Adaletin dilek ve temenniyle değil, güçlü bir siyasi irade ve bağımsız yargıyla gelebileceğini ifade etti. Tahir Elçi’nin barış, hukukun üstünlüğü ve insan hakları için bedel ödediğini hatırlatarak, “Ne zaman ki cezasızlık bu topraklarda son bulur, işte o zaman görevimizi tamamlamış olacağız” dedi.
Anma töreni, konuşmaların ardından Tahir Elçi’nin vurulduğu yere bırakılan karanfillerle sona erdi.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***








































