SEVİNÇ ÖZARSLAN
Gümüşhane E Tipi Cezaevinde dört yıl tutuklu kaldıktan sonra kapatıldığı karantina hücresinde ölü bulunan KHK’lı komiser yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun (44) vefatının üzerinden beş yıl (29 Ağustos 2020) geçti.
Kabakçıoğlu’nun Bold Medya’nın yayınladığı ölüm anına ait fotoğrafları, son dilekçesi ve günlüklerden sonra ortaya çıkan olay Türkiye’de büyük tepki çekti. Buna rağmen ailesinin suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmaya takipsizlik kararı verildi.
Dönemin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün (2018 – 2022) olayı araştırmaları için görevlendirdiği 2 müfettişin bugüne kadar ne yaptığı bilinmiyor. Herhangi bir rapor açıklanmadı. Cezaevi müdürü Heybetullah Gözcü olaydan 2 ay sonra Marmara (Silivri) Cezaevine tayin edildi.
NEDEN TUTUKLANDI?
Giresun Emniyet Müdürlüğü’nde komiser yardımcısı olarak görev yapan Mustafa Kabakçıoğlu, Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmaları kapsamında 26 Temmuz 2016’da tutuklandı. Bir gün sonra Gümüşhane E Tipi Cezaevine sevk edilen Kabakçıoğlu, 1 Eylül 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildi.
Kabakçıoğlu ilk görev yeri İstanbul’da da son görev yerlerinden biri olan Artvin İstihbarat Şube’de de takdirnameler, plaketler aldı. Meslek hayatı başarılarla dolu olmasına rağmen 17/25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk operasyonlarından sonra 2014’te Artvin’den Giresun Şebinkarahisar’a sürgün edildi. Hem bölümünden alındı hem de rütbesi söküldü. Ancak 2015 yılında açtığı davayla komiser yardımcılığı rütbesini geri aldı.
KİMSE YOK MU DERNEĞİNE BAĞIŞ YAPMAK SUÇ SAYILDI
Kimse Yok mu Derneği’ne bağış yapmak, ByLock iddiası (içeriğinde mesaj yok, kendisinin kullandığına dair delil de yok) ve evinde dini sohbet yapmak gerekçesiyle 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Evinde dini sohbet yaptığını mahkemede tanık olarak dinlenen itirafçı olan yakın arkadaşlarının söylediği ortaya çıktı. Kabakçıoğlu eğer yaşasaydı, vefatından 8 ay sonra Mart 2021’de tahliye edilecekti.
ASTIM, YÜKSEK TANSİYON VE ŞEKER HASTASIYDI
Astım, yüksek tansiyon ve şeker hastası Mustafa Kabakçıoğlu 20 Ağustos 2020’de koğuşta fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Dönüşte koronavirüs tedbirleri kapsamında karantina hücresi yapılan D2 koğuşuna konuldu. 24 ve 27 Temmuz’da olmak üzere iki kez daha fenalaştı. Bu kez cezaevine çağrılan 112 ambulasında tedavisi yapıldıktan sonra tek başına kaldığı hücresine geri gönderildi.
9 gün burada tek başına yaşayan Kabakçıoğlu 29 Ağustos 2020’de hayatını kaybetti. Saat 05.45’te koğuşun kapısını açan gardiyanlar, onu beyaz bir plastik sandalyenin üzerinde ölü buldular. Olay yeri inceleme için gelen jandarma ekiplerinin çektiği fotoğraflar tüm Türkiye’yi derinden sarstı.
Sabaha kadar öksüre öksüre can verdiği iddia edilen Kabakçıoğlu’nun, Karadeniz Teknik Üniversitesi Klinik Laboratuvarı’nda yapılan koronavirüs testi negatif çıktı. Trabzon Adli Tıp’ın 19 Ekim 2020 tarihli otopsi raporunda ise ölüm nedeni, akciğer enfeksiyonundan gelişen solunum yetmezliği olarak açıklandı.
SON DİLEKÇESİ: KOLUMDA UYUŞUKLUK HİSSEDİYORUM
Mustafa Kabakçıoğlu, ölümünden iki gün önce cezaevi doktoruna yazdığı son dilekçesinde aslında ölümünü adeta haber vermişti:
“Vermiş olduğunuz ilaçları düzenli olarak kullanmaktayım. Ancak ilaçların yan etki yaptığını düşünüyorum. Özellikle sol ağzım, sol bacağımda aşırı ŞİŞME oldu. Yürüyüş ve konuşma sıkıntısı yaşıyorum. Bu dilekçeyi yazarken kolumda uyuşukluk yaşıyorum. Bel altı hareket özgürlüğümü sağlayamıyorum. Hiçbir işlemimi yapamıyorum. Saygılarımla arz ederim.”
SAVCILIK APAR TOPAR AÇIKLAMA YAPTI
Fotoğrafların yayınlanmasından sonra açıklama yapan Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığı, Kabakçıoğlu’nun iki kez hastaneye sevk edildiğini ancak kendisinin gitmek istemediğini iddia etti.
Savcılık açıklamasında, hastaneye gitmek istemediği için cezaevine çağrılan 112 ambulansında Kabakçıoğlu’na oksijen verildiğini, cezaevi doktoru tarafından yazılan ilaçları alarak karantina hücresine döndüğünü ve burada takibinin yapıldığını söyledi. Kabakçıoğlu’nun kendi isteğiyle hastaneye gitmek istemediğine dair el yazısıyla yazılmış bir dilekçesi bulunduğunu da belirtti.
Hastaneye gidiş gelişlerde, muayene sırasında insanlık dışı muamelelere maruz kalan ve karantina süresi uzayan mahpusların, hastaneye gitmek istemediği ve kendi rızaları olmasa da sözkonusu dilekçelerin zorla imzalatıldığı biliniyor.
Olayın üzerini kapatmak için iktidar yanlısı Takvim gazetesi tarafından yayınlanan bu dilekçe, Kabakçıoğlu ailesi tarafından cezaevi yönetiminden 1,5 ay önce istenmesine rağmen verilmedi.
GÜNLÜKLERİNDE YAŞADIĞI HUKUKSUZLUKLARI YAZMIŞTI
Mustafa Kabakçıoğlu’nun daha önce de hak ihlaline uğradığı 2017 yılından itibaren tutmaya başladığı günlüklerinde de ortaya çıktı. Hapse girdiğinde astım ve yüksek tansiyon hastası olan Kabakçıoğlu, 4 Mart 2017’de şeker hastası oldu.
Hastalığı teşhis edilemeden önce iki kez koğuşta düşüp bayıldı. Kafasını beton zemine vurduğu için şuurunu kaybetti. Kabakçıoğlu, cezaevine çağrılan 112 ekipleri ile görevli jandarmalar arasında ‘hastaneye götürelim mi götürmeyelim mi’ tartışmasına şuuru yarı açık, yarı kapalı haldeyken tanık olduğunu günlüklerinde anlattı.
“Görevli gardiyanlar beni tekrar alıp cezaevi giriş/çıkış kapısına getirdiler. Burada görevli 112 ekipleri ve görevli jandarmalar arasında tartışma yaşadıkları görevliler birbirine sürekli görevli oldukları konuları hatırlatıyorlar. Ben ise orada şuurum yarı açık yarı kapalı onları bekliyordum. 112 görevlileri, bu hastanın hastaneye gitmesi gerektiğini söylüyor. Görevli gardiyanlar ise bizim başka işlerimiz var deyip duruyorlardı.”
Gümüşhane Devlet Hastanesine götürüldüğünde ise arabadan inemediğini, askerlere başının döndüğünü ve kendilerini göremediğini söyledi. “Hiç olmazsa bir tekerlekli sandalye” diye adeta görevlilere yalvaran Kabakçıoğlu azarlandı. Hatta kendisini sandalyeye kelepçelemelerini istemek zorunda kaldı. Bu durumda olmasına rağmen acil servise sedyeyle ya da tekerlekli sandalyeyle değil, yürütülerek götürüldü.
CEZAEVİ ARKADAŞININ TANIKLIĞI
Kabakçıoğlu’nun ölümünden sonra Bold Medya’ya ulaşan eski bir mahpusun verdiği bilgiye göre Gümüşhane E Tipi Cezaevinin koşullarının insan hayatını tehlikeye attığı ve Anayasa’da koruma altına alınan yaşam hakkını ihlal edildiği de ortaya çıktı.
Kabakçıoğlu ile aynı cezaevinde 3,5 yıl tutulan ve adının açıklanmasını istemeyen mahpus, yaklaşık 700 tutuklunun bulunduğu Gümüşhane E Tipi Cezaevinin bacalarında filtre olmadığı için tutukluların sağlığının bozulduğu belirtti.
Kabakçıoğlu’nun can verdiği karantina hücresinin filtresiz bacaların bulunduğu bölgede olduğunu ve avlunun simsiyah kurumla kaplandığı söyledi. Eski mahpus, ayrıca cezaevinde uyuşturucu ticareti yapıldığını da öne sürdü.
MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINDI, MİLLETVEKİLLERİ SORU ÖNERGESİ VERDİ
Cezaevinde plastik sandalyede ölüm, TBMM’nin gündemine de taşındı. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Saadet Partisi Milletvekili Abdulkadir Karaduman ve CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, dönemin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün cevaplaması için soru önergeleri verdi. Kabakçıoğlu’nun ölümünden sorumlu olanların araştırılmasını ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.
Kamu vicdanını yaralayan fotoğrafların yayınlanmasından sonra her kesimden sosyal medya kullanıcısı Kabakçıoğlu’nun cezaevinde ölüme terk edilmesine tepki gösterdi. Sokak röportajlarına konu oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayı aydınlatmak yerine Kabakçıoğlu ile ilgili paylaşım yapan sosyal medya kullanıcılarına soruşturma açtı.
Kabakçıoğlu’nun vefatı tüm dünyada da yankı buldu. Avrupa ve Amerika’nın bazı şehirlerinde ‘Beyaz Sandalye’ protestoları düzenlendi, basın açıklamaları yapıldı.
KARDEŞİNİN VEDA YAZISI
Mustafa Kabakçıoğlu’nun kardeşi Harun Kabakçıoğlu, 29 Şubat 1976’da dünyaya gelen abisinin 45. doğum gününde kaleme aldığı yazıda, abisinin bile bile ölüme gönderildiğini, yetkililerin yaptığı açıklamaların hiçbirini inandırıcı bulmadıklarını ve bu işin peşini bırakmayacaklarını söyledi.
İki çocuk sahibi Mustafa Kabakçıoğlu’nun cenazesi, Samsun Toybelen’deki köy mezarlığına defnedildi.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***