Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, “Tayyip Erdoğan kendisinden sonraki Cumhurbaşkanına, 15.5 milyonun belirlediği Cumhurbaşkanı adayımıza darbe yapmaya kalkmıştır. Tayyip Erdoğan, demokrasinin karşısında bir darbe girişiminin tam başında, tam tepesindedir. Cumhurbaşkanlığı makamını bırakıp cunta başkanlığına soyunmak Tayyip Erdoğan’ı tarih önünde düşebileceği en mahcup, en mahkum ve en kötü mevkiye taşımıştır. Artık o bir cuntanın başkanıdır” ifadesini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Saraçhane’de gerçekleştirilen bayramlaşma töreninde konuştu. Özel, şunları söyledi:
BAYRAMI BAYRAM OLMAKTAN ÇIKARDILAR
“Malum CHP olarak resmi bayramlaşma törenlerinin tamamından çekildik. Çünkü bayramı bayram olmaktan çıkardılar. Bayramı bayram olmaktan çıkaran Cumhur İttifakı ile bu süreçte işimiz olmadığına göre bayramın öncesinde gelip Saraçhane’de bizimle kucaklaşan, muhalefet partileri ile de ayrımız gayrımız olmadığına, artık sağından soluna hep birlikte olduğumuza göre, bu otoriter iktidar gidip yerine demokrasi gelene kadar, adil bir siyasi rekabet zemini olup bugün muhalefette olanların birbiri ile de rekabet edeceği bugün iktidarda olanlarla özgürce rekabetin olanaklı olacağı demokrasi günlerine kadar kötülere karşı bizimle hep birlikte olan, milletimizle birlikte tüm siyasi görüşten vatandaşlarımızla birlikte Türkiye’nin tüm demokratlarını kucaklamak üzere üyelerimizle yapacağımız bayramlaşma için Saraçhane’de buluştuk, Saraçhane’de kucaklaştık.
Serbest Görüş:
SİVİL DARBE GİRİŞİMİ
Bu şartlar altında birisi ne söylediğini biliyor. Ne yaptığını biliyor. Yapmaması lazım ama başka çare görmüyor. Çünkü demokrasiden nasibini almadığı için demokrasiyi işine geldiğinde bineceği işine geldiğinde ineceği bir tren olarak gördüğü için onun için demokrasi amaç değil araç olduğu için esas amaç koltuk, iktidar ve geldiği koltuktan bir daha inmemek olduğu için o birisi şimdi iktidarını sürdürmek için sandıktan değil darbeden medet umuyor. Bir darbe, tankla tüfekle yapınca adı askeri darbe oluyor. Ele geçirdiği kamu gücünü kullanarak yargı eliyle yapıldığında sivil darbe girişimi oluyor.
CUMHURİYETİN SAVUNUCULARIYIZ
İşte şimdi iki akımın, tam da Tayyip Bey’in zaman zaman söylediği gibi Numan Bey’in dediği gibi ‘150 yıldır karşı karşıya olan’ iki akımın yine karşı karşıya geldiği noktadayız. Bir tarafta Tayyip Beylerin bir tarafta bizim taraf. Biz, 1808’den beri Senedi İttifakçıyız yani tek adamın yetkilerinin paylaşılmasından yana olanlarız. Biz, Birinci Meşrutiyetten beri meclisçiyiz. Onlar bunun karşısında direnenler. Onlar Meclisi 33 yıl kapalı tutanların takipçisi, biz Jön Türklerin ardından İkinci Meşrutiyetin neferleriyiz. Onlar damat Feritçiler biz meşrutiyetçileriz. Onlar Kurtuluş Savaşı’nda manda himaye isteyenler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ölüm fermanı verenler, İskilipli Atıf’ın ‘Teslim olun direnmeyin, milli mücadele yapmayın’ dediği ifadeleri İngiliz uçaklarından attıranlar, İngiliz Muhipleri Derneği ile aynı tarafta duranlar, biz önüne boynundaki ilmeğe rağmen milli mücadeleyi sürdüren Gazi Mustafa Kemal Atatürkleriz. Onlar saltanatçılar, onlar saltanatın devamını isteyenler, onlar padişahın aynı zamanda şeyhülislam olmasını, halife olmasını isteyenler, biz bütün bu makamların TBMM’nin sinesine emanet olduğu milletin seçtiğinin gelip yönettiği milletin ‘gel’ dediğinin geldiği ‘git’ dediğinin gittiği demokrasinin, cumhuriyetin savunucularıyız.
ERDOĞAN KAZANAMAYACAĞINI ANLADI
Bunlar bir gün demokrasi trenine bindiler, tren onları Saraçhane’ye getirdi. Saraçhane’de bir mağduriyete uğradılar ardından yine demokrasi trenine bindiler. O tren onları Türkiye’de iktidara getirdi. Şimdi demokrasi, bir yere nasıl geldiğinle ilgilenmez. Tayyip Erdoğan demokrasi treninden inmiştir. Artık Saraçhane’yi alamayacağını anlamış, buraya kayyum atamaya kalkmıştır. Tayyip Erdoğan artık Türkiye’yi kazanamayacağını anlamış rakibini saf dışı bırakmaya kalkmıştır. Tayyip Erdoğan kendisinden sonraki Cumhurbaşkanına, 15.5 milyonun belirlediği Cumhurbaşkanı adayımıza darbe yapmaya kalkmıştır. Tayyip Erdoğan, demokrasinin karşısında bir darbe girişiminin tam başında, tam tepesindedir. Bu millet, Tayyip Erdoğan’ı belediye başkanı yapmıştır. Milletvekili, Başbakan yapmıştır, Cumhurbaşkanı yapmıştır. Makamların en iyilerine getirmiştir. En üst makam Cumhurbaşkanlığı iken seçim kaybedildiğinde de onu devretmeyi bilmek gerçek bir demokratlıkken buna karşı rakibine darbe yapmak Cumhurbaşkanlığı makamını bırakıp cunta başkanlığına soyunmak Recep Tayyip Erdoğan’ı tarih önünde düşebileceği en mahcup, en mahkum ve en kötü mevkiye taşımıştır. Artık o bir cuntanın başkanıdır. İşte bu yüzden bayram mayram yok bize. İşte bu yüzden mücadele etmek, Saraçhane’de milyonların iradesini, Maltepe’de 2,2 milyon insanın iradesini görmek, 23 Mart’ta, 19 Mart darbe girişimine soyunan Erdoğan ve cuntasını püskürten 15.5 milyon yeni yol arkadaşı ile kol kola girmek, kapı kapı çalışmak, hep birlikte mücadele etmek durumundayız.
AHLAK KALMADI
Erdoğan’ın Akın Gürlek ile Esenyurt’tan başlayarak Beşiktaş’tan, Beykoz’dan, Ovacık’tan, Şişli’den, Beylikdüzü’nden sürdürdüğü, İBB’ye kadar getirdiği adımları biliyorsunuz. Onun niyeti, iftiralarla, 55 tane sabıkası olan tecavüzcü, tacizci, kalpazan gizli tanıklarıyla Ekrem Başkana çalışma arkadaşlarına kara çalmaya çalışmakken milyonların onlara değil bizlere olan inancı bu hesabı bozmuştur. Bir tecavüzcü, yalancı, kalpazan gizli tanığın ifadesiyle milli iradeyi sakatlayanlarda ahlak kalmamıştır. Ahlaki üstünlük, sütte leke olup başkanında leke olmadığına inanan milyonlardadır, İstanbullulardadır. Pide kuyruğunda Erdoğan’ın yaptığını savunamayanlarda, bayram namazı çıkışında bayramlaşırken ‘Ya biz de üzülüyoruz’ diyenlerle birlikte AK Parti ve MHP seçmeninin olanı sahiplenmesinde ama muhalefetin, demokratların, milliyetçi, sosyal, muhafazakar, Kürt, liberal demokratların, Türkiye’nin bütün demokratlarının hep birlikte ortaya koyduğu irade ile psikolojik üstünlük de ahlaki üstünlük de bizdedir kardeşlerim. Çoğunluğun enerjisi bizde, yaşlanmış, yorulmuş, yıpranmış ve gözü dönmüş bir iktidara tutunma çabasının ortaya koyduğu enerjisizlik karşımızdadır.
O KİTABI TÜRKİYE YAZIYOR
“Bir otoriter popülist liderin kan akmadan, çatışma çıkmadan, kendi canı yansa da can yakmadan ama güce ve onun kullandığı orantısız güce de teslim olmadan, gerilemeden, ama demokrasiden taviz vermeden, el ele, omuz omuza, kol kola milyonlarla, nasıl demokratik yollarla devletin başından uzaklaştırıldığının, nasıl demokrasinin kurulduğunun, gerekirse adayların hapislerde olduğu süreçlerde nasıl umudun, mücadelenin yükseltildiğine ilişkin bir kitap vardır. O kitap yazım aşamasındadır. Basım aşamasındadır. O kitabı sizler yazıyorsunuz. O kitabı Türkiye yazıyor. Türkiye’nin bütün demokratları yazıyor. ‘Gel’ deyince gelen, meydanları dolduran, sokakları dolduran, şiddet kullanmayan ama şiddete de teslim olmayan, baskılara eğilmeyen, korkmayan, yılmayanlar yazıyor. O kitabı Türkiye’nin üniversiteleri, öğrencileri, gençleri yazıyor. O kitabı Gazi’nin kurduğu ülkenin her yaştan gençleri yazıyor, 10 milyonlar yazıyor. Hepiniz yazıyorsunuz. Sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, liberal demokratlar, Kürt demokratlar, Türkiye’nin demokrasiye inanan 10 milyonları, o kitabı siz yazıyorsunuz, senelerce dünya okuyacak. Şimdi gün, bu diktatörlük meraklısı tek adama, Ekrem Başkan’a karşı darbe girişiminde bulunan cuntaya ve o cuntayı götürmek için gerekli olan erken seçim sandığını kazanmak için mücadeleye omuz verme günüdür. Onun adı, imza kampanyasını dalga dalga büyütmek, tüm ülkeye yaymak, seçmenin yarısından fazlasından imza toplamaktır.”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***