• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    AKP’den yeni ‘yasal’ düzenleme hazırlığı; muhalif belediyelere daha sıkı denetim!

    New York Knicks Seriye Bağladı: Üst Üste 6 Galibiyet

    New York Knicks Seriye Bağladı: Üst Üste 6 Galibiyet

    Kurban Bayramı ne zaman? 2026 Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı, kaç gün?

    Kurban Bayramı ne zaman? 2026 Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı, kaç gün?

    İran’dan Trump’a rest: İsrail’e ve ABD üslerine elektrik sağlayan santralleri vururuz

    İran’dan Trump’a rest: İsrail’e ve ABD üslerine elektrik sağlayan santralleri vururuz

    Harp Divanı tutanaklarına göre Menemen Olayı (1)

    Harp Divanı tutanaklarına göre Menemen Olayı (1)

    TR724 HABER

    Savaş tekstili vurdu: Petrol bazlı hammaddede artış yüzde 60’a dayandı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    İnsan Hakları İzleme Örgütü: İBB davası yargılamaya duyulan güveni sarsıyor

    İnsan Hakları İzleme Örgütü: İBB davası yargılamaya duyulan güveni sarsıyor

    34 yıl sonra ‘hayalim’ dediği Cizîr Newrozu’nda

    34 yıl sonra ‘hayalim’ dediği Cizîr Newrozu’nda

    İran’da Kürtlere gözaltı: Aktivistler ve sanatçılar hedefte

    İran’da Kürtlere gözaltı: Aktivistler ve sanatçılar hedefte

    Fatih’te iki bina çöktü: Enkaz altında kalan on kişi kurtarıldı

    Fatih’te iki bina çöktü: Enkaz altında kalan on kişi kurtarıldı

    İstanbul’da futbolcu cinayeti: İzzet Yıldızhan da gözaltına alındı

    İstanbul’da futbolcu cinayeti: İzzet Yıldızhan da gözaltına alındı

    Cizîr’de onbinler Newroz’da buluştu: ‘Halk somut adım bekliyor’

    Cizîr’de onbinler Newroz’da buluştu: ‘Halk somut adım bekliyor’

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    ‘Saç Ayağı’; zulüm döngüsünün kadın tanıkları

    ‘Saç Ayağı’; zulüm döngüsünün kadın tanıkları

    Necip F. Bahadır

    Akın Gürlek’in pişkinliği!

    Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

    Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

    Rüyalarımızda hâlâ Türkiye’deyiz!

    Rüyalarımızda hâlâ Türkiye’deyiz!

    Yüksel Durgut

    Ayakta alkışlanan sessizlik!

    Bayram, hüzün ve ümit

    Bayram, hüzün ve ümit

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    TR724 HABER

    AKP’den yeni ‘yasal’ düzenleme hazırlığı; muhalif belediyelere daha sıkı denetim!

    New York Knicks Seriye Bağladı: Üst Üste 6 Galibiyet

    New York Knicks Seriye Bağladı: Üst Üste 6 Galibiyet

    Kurban Bayramı ne zaman? 2026 Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı, kaç gün?

    Kurban Bayramı ne zaman? 2026 Kurban Bayramı tatili 9 gün olacak mı, kaç gün?

    İran’dan Trump’a rest: İsrail’e ve ABD üslerine elektrik sağlayan santralleri vururuz

    İran’dan Trump’a rest: İsrail’e ve ABD üslerine elektrik sağlayan santralleri vururuz

    Harp Divanı tutanaklarına göre Menemen Olayı (1)

    Harp Divanı tutanaklarına göre Menemen Olayı (1)

    TR724 HABER

    Savaş tekstili vurdu: Petrol bazlı hammaddede artış yüzde 60’a dayandı

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    İnsan Hakları İzleme Örgütü: İBB davası yargılamaya duyulan güveni sarsıyor

    İnsan Hakları İzleme Örgütü: İBB davası yargılamaya duyulan güveni sarsıyor

    34 yıl sonra ‘hayalim’ dediği Cizîr Newrozu’nda

    34 yıl sonra ‘hayalim’ dediği Cizîr Newrozu’nda

    İran’da Kürtlere gözaltı: Aktivistler ve sanatçılar hedefte

    İran’da Kürtlere gözaltı: Aktivistler ve sanatçılar hedefte

    Fatih’te iki bina çöktü: Enkaz altında kalan on kişi kurtarıldı

    Fatih’te iki bina çöktü: Enkaz altında kalan on kişi kurtarıldı

    İstanbul’da futbolcu cinayeti: İzzet Yıldızhan da gözaltına alındı

    İstanbul’da futbolcu cinayeti: İzzet Yıldızhan da gözaltına alındı

    Cizîr’de onbinler Newroz’da buluştu: ‘Halk somut adım bekliyor’

    Cizîr’de onbinler Newroz’da buluştu: ‘Halk somut adım bekliyor’

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    ‘Saç Ayağı’; zulüm döngüsünün kadın tanıkları

    ‘Saç Ayağı’; zulüm döngüsünün kadın tanıkları

    Necip F. Bahadır

    Akın Gürlek’in pişkinliği!

    Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

    Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

    Rüyalarımızda hâlâ Türkiye’deyiz!

    Rüyalarımızda hâlâ Türkiye’deyiz!

    Yüksel Durgut

    Ayakta alkışlanan sessizlik!

    Bayram, hüzün ve ümit

    Bayram, hüzün ve ümit

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Ont(oloj)ik morluklar ve mor epistemolojiler

SG by SG
13 Mart 2023
in Görüş & Analiz
0
Ont(oloj)ik morluklar ve mor epistemolojiler


Bilmem, okuyucular arasında 36 yıl önce bir grup Ankaralı kadının Türkiye’deki ilk feminist sokak eylemini gerçekleştirdiklerini hatırlayan veya bilen var mıdır? Ellerinde de üstüne kumaş harflerle yama işi yaparak “Annenizi seviyor, karınızı dövüyor musunuz?” yazdıkları çarşaf gibi bir dokuma pankart vardı. ‘Yağmur yağdığı için çok az katılım oldu’ diye üzülmüşlerdi. Islanan harfler allı güllü kumaş parçalarındandı. Yani mor renkli değildi henüz.

SİMGESEL MORLAR

Mor renk, dünyada feminist eşit haklar talebinin başlatıldığı kültürlerde güç, güven, saygınlık, kararlılık, ilkeli bir amaca taahhüt, vb. ifadesi olarak bilinir. Tabii geleneksel olarak erkek ve kadın cinsiyetlerini gösteren mavi ve kırmızının da karşımı. Dolayısıyla da, kadınların ve erkeklerin “toplumsal cinsiyet eşitliği ve ortak haklar” için birlikte mücadelesini simgeliyor diye ABD’deki Kadın Partisi’nin de kendine seçmiş olduğu renk. Nitekim, onların 1913’teki önerisinden bu yana evrensel olarak feminizmin sembolü olarak benimsendi.

Ankara’daki sembolik eylemi izleyen sene, yani 1988’in 8 Mart’ında ise İstanbul’da kadınlar “Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası” başlattı. 1989’un 8 Mart’ındaki ilk izinli yürüyüşte 1500’e yakın kadın “Yeter Söz Kadınların” pankartları taşıdı. Aynı senenin sonuna doğru vapurlarda, semt pazarlarında “Mor İğne” satışları başladı. “Bedenimiz Bizimdir; Cinsel Tacize Hayır” kampanyası kapsamında, Beyoğlu’da filan sarkıntılık yapanlara batırmak üzere. O sıralar şimdiki kadar bile “erkeksiz” rahat rahat gidilemeyen barlara, meyhanelere, kafelere gruplar halinde “kadın baskınları” filan da yapıldı. 1990’da da erkek şiddetine karşı Mor Çatı Sığınma Evi açıldı.

Önceleri feminist hareket, sosyalist emekçi kadın hareketi, Kürt kadın hareketi gibi gruplar bağımsız 8 Mart kutlamaları yaptılarsa da, 1997’de “Artık Örgütlü” diyerek bir arada yürüdüler. Sonraki senelerde de siyasî, ideolojik, sınıfsal, etnik, cinsel tercih, cinsiyet kimliği, vb. farklılıklar önemsenmeden bir araya gelindi. Böylece kadınların sömürücü, ayrımcı, dışlayıcı, baskıcı ve ezici patriyarkal düzene karşı dayanışması da büyüdükçe büyüdü.

BEDENSEL MORLUKLAR

Kesin olan şu ki bugün iktidara “sistematik” ve “örgütlü” biçimde “kafa tutabilen” en önemli sivil toplum hareketi. Fakat bu ülkenin artık hayatî boyutlarda bir gereksinim haline gelmiş köklü demokratik dönüşümleri için bu “meydan okumanın” ne kadar yeterli olduğunu eleştirel düşünmeden de geçemeyiz.

Nitekim, önceleri göz altlarında ve bedenin muhtelif bölgelerinde “gizlenen veya gözlenen morluklar” giderek çok daha ciddi boyutlardaki şiddet eylemlerine dönüştü. “Erkek Şiddetine Hayır” sloganları da yükseldikçe yükseldi. Erkeklerin şimdiki/eski eşlerini veya sevgililerini tehditleri, bıçaklı saldırıları ve cinayetler arttı. “Kadın Cinayetlerini Önleme” platformları kuruldu. Muhtelif sivil toplum kuruluşlarının reklam filmli “kadınları güçlendirelim, eşit haklar verelim” gibi kampanyalarına geleneksel ve sosyal medyada daha sık rastlanır oldu. İstismara uğrayan kadınların devletten korunma talepleri göz ardı veya ret edildi. Hatta yakalanmış suçlular da sıklıkla serbest bırakıldı veya cezaları hafifletildi.

Muhtelif günlerdeki geleneksel yürüyüşlere katılan grup ve bireylerin sayısı arttı. Protestolar cesurlaştı. Pankartlar cüretkârlaştı. Korkusuz kadınlara polis şiddeti de sertleşti.

Böylece 21. Gece Yürüyüşü de devletin kadına şiddeti açısından istisna olmadı. Kadınların sesleri daha da yükseldi: “Susmuyoruz!” “Korkmuyoruz!” “İtaat etmiyoruz!” Ve ardından gelen polisin biber gazı ve tartaklamalar!

Sonuçta, Türkiye’deki kadınların eşit yurttaşlık haklar mücadelesinin özel/kamusal alandaki seyri ironik olarak “göz altı morluklarından mor göz altılara” şeklinde özetlenebilir.

MOSMOR BİR ÜLKE

Tabii bir ay önce yaşadığımız deprem felaketi ülkenin nasıl bir sahici bekâ sorunu ile karşı karşıya olduğunu, bir kez daha çarpıcı biçimde açığa çıkardı. Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı ayırt etmeksizin varsıl, yoksul veya başka kimlikçi verilere bakmaksızın yok oldu. Tarihsel olarak bölgesel ve diğer eşitsizlikler ülkesi Türkiye çok yara aldı ve örselendi.

Nitekim bu seneki feminist sloganlara eklenenler de vardı: “Yastayız!” “İsyandayız!” “Kadın dayanışması yaşatır!”

Geçen hafta da Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) deprem bölgesinde öncelikle kadın ve çocuk depremzedeleri psikososyal yönlerden desteklemeye yönelik bir projeyi hayata geçirdiğini duyurdu: “Mor Yerleşke”.

Millet haftalardır medyada Yerkürenin deprem haritalarını seyrediyor. İronik biçimde, lejantlarında fay hatlarının riski arttıkça turuncudan mora değiştiği haritalarda, Türkiye “mosmor bir ülke” olarak görülüyor.

Bu koca enkazdan muhalefet iktidarı sorumlu tutuyor. Herkes suçlayacak birilerini mutlaka buluyor. Kılıçdaroğlu ısrarla hak, hukuk, adalet diyor. Fakat halkın (saf veya sarkastik) önemli bir kısmı da suçlulardan hesap sorulacağına pek inanmıyor.

Velhasıl, yerin altından ve üstünden çökertilmiş bir ülkeyiz. Halkın ve “toplumsal/kurumsal muhalefetin” kendi elleri ile seçip, büyütüp, halâ da beslediği iktidarının kendi üstüne çöktüğü bir toplumuz. Tabii kimler utancından “mosmor”, kimler vicdan sahibidir ve kimler “vicdani ret” yapa(maya)bilir, bilemiyorum.

Sanırım şu kadarını – yıllardır olduğu gibi en başta bazı feministleri (ve diğer “özcü ve grup/sınıf kimlikçi” siyasîleri) rahatsız edecek de olsa- söyleyebilirim: Kadını korumak ve güçlendirmek, erkek egemenliğine son vermek, iktidarı devirmek veya bozuk düzeni değiştirmek, vb adına da yapılmış olsa, “şiddetin” ve “ötekileştirmenin” siyasî toplumsal psikodinamiklerini yeterince iyi kavramamış politik eylemler sadece iktidarı güçlendirir. Mevcut düzeni sürdürür. Kadını ve diğer “gruplar içinde eritilen birey-özneleri” toplumda “şiddetin nesnesi” olarak meşru hedefleştirir, normalleştirir ve olağanlaştırır.

MORARMIŞ ZİHNİYET VE GÖKKUŞAĞI GELECEK

Son günlerde halkın hiç değilse iktidar değişikliği olacağına inancı iyice arttı. Tabii bu umutlanma, ‘dağıldı dağılacak’ diye endişe edilen veya umutlanılan Millet İttifakı masasında çıkmış (yapay) “krizin” (sözde) “çözülmesi” ve (siyaseten) “uzlaşma” sağlanması ile çoğaldı.

Toplumun başı kakofoniden yeterince şişmişken, o sıcak konuda da siyasî analiz ve yorumlara girecek değilim. Kaldı ki, onları daha “Akşener krizi” öncesinde başka mecralarda yazdım zaten. Burada değinme sebeplerim ise bambaşka.

Hızlıca en az on tanesini sıralayabilirim:

1) Akut krizi çıkaran asırlardır değişmemiş, derin köklü ve eril siyasî zihniyetin toplumsal dikey yapılanmanın tabandan tavana her katmanındaki ve ölçekli kurumlarında hala egemen ve etkin olması.

2) “Baba-devlet” siyasî stratejilerinin ve kültürel alışkanlıklarının bu kez masadaki tek kadın parti liderinin eli ile icra edilmiş olması.

3) İndirilen “Akşener darbesinin” pragmatist Millet İttifakı’ndan ziyade, milletin 21. Yüzyılda hızla artmış “demokratikleşme arzusuna” ve “halkların ve farklı kesimlerin bir arada, barış içinde ortak yaşam için siyasî talebine” atılmış olması.

4) Kılıçdaroğlu’nun “birleşerek kazanacağız” mottosunun, Demirtaş ve Baş gibi üçüncü ittifak liderlerinin katkıları göz ardı edilerek, dolayısıyla en geniş özgürlük ve demokrasi ittifakının oluşturulmasından kaçınılarak, hayata geçirilemeyeceği gerçeği.

5) Çünkü, “eril zihniyetin” ve “bağnaz muhafazakar kafanın” hem kadın, hem de erkek bedenlerinde (yani cinsiyetten filan bağımsız olarak) yaygınlığı ve hakimiyeti.

6) Statükocu iktidar karşısında korkusuz ve ortak kadın hareketlerinin nüfusun yarısı kadınlardan oluşan toplumda hem kararlı direniş ve yükseliş gösteriyor, hem de iktidarı besleyerek güçlendiriyor olması.

7) Geleceğe yön verecek denen gençlerin veya ilerici-dönüştürücü kafaların, eskimiş, miadı geçmiş bilgi, basmakalıp ve geçersiz teknikleri bırakamadıkları, popülist ezberlerini bozamadıkları için bilge değil, “moruk” bulduğu siyasetçilere artık zerre güven duymaması.

8) Paradoksal olarak, son derece toksik, yani zehirden “mosmor” olmuş, köklü ve derin siyasî-iktisadî düzenin tek ve en güçlü panzehirinin ise, yine dünyada da “mor bilme biçimlerinden” (feminist epistemolojiler) yola çıkan eleştirel çözümlemelerden gelişmeye başlaması.

9) Tıpkı deprem haritasında da olduğu gibi, kültürel-tarihsel-iktisadi-toplumsal-dini-siyasî haritasında da, gerek Batı-Doğu (küresellik ve neo/kapitalizm), gerekse Kuzey-Güney (yerlilik ve post/kolonyalizm) eksenli “küyerel fay hatları” arasında sıkışmış bu ülkeye muhtelif yönlerden ithal edilen bilimsel/kuramsal/düşünsel bilginin de hayli (ortalama bir asır!) geriden geliyor olması.

10) Bu “sınır/borderline kolektif karakterli”, kronik ve bol akut krizli toplumdaki “entelektüel karşıtlığının” aşılmasının zorluğu. Çünkü en büyük direncin ve sabotajın da, onunla mücadelenin de, kadın veya erkek hiç fark etmeksizin, “aydın veya entelektüel” geçinenlerin “kendi içlerinde ve aralarında” olması.

Sonuç olarak, mor gökkuşağının renk tayfı içinde güzel ve asil bir renk olarak feminizmi simgeleyebilir. Fakat gökkuşağı da çoğulculuğun temsilidir. Tabii ki dileyenler “çoğulculuk” için de LGBTİ+ gibi her geçen gün nüanslarının çoğalacağı aşikar olan Türk, Kürt, Alevi, Müslüman, Hristiyan, Yahudi, vd. tüm olası kimliksel renkleri yan yana getirerek kolye, mozaik, ebru, yama işi ve benzeri gibi pek çok başka metaforları da kullanabilirler.

Ancak unutmamalı ki, bunların hepsi söylemsel ve simgesel. Sancılar, yaralar, bereler ve ölümler de elbette bedensel ve eylemsel, yani tarihsel-maddî. Tüm bunlara yol açan, yön veren ve sürdüren temel insanî dürtü, kaygı, duygu ve bilişler ise başlangıçta hem bedensel hem de imgelemsel.

Elbette, yazımın başlığının da işaret ettiği tüm bu karşılıklı kurucu ve ilişkisel ontolojik <-> epistemolojik süreçlerin kuram-pratikte nasılını burada anlatmak, sonuna gelmemiş olsam da, pek olanaklı veya gerekli değil.

Velhasıl, 8 Mart önümüzdeki yıl özgürce kutlanacak olabilir. Fakat dünyanın Aşık Veysel’i yakından tanıyacağı 2023 yılında salt Kılıçdaroğlu öncülüğündeki muhalefetin değil, esas onu izleyen yıllarda tüm halkın bireysel-kolektif özgürlüğe ve kurtuluşa yürünecek yolu hayli “ince ve uzun”!

Sonuçta, Artı Gerçek adı ile bile kime neyi ifade ediyor pek kestiremiyorum doğrusu. Fakat Ali Topuz’un nazik teklifini mevcut siyasî konjonktür ve entelektüel iklimde, tam da böyle bir olası diyalojik serüvenin bir parçası olabilmek umutlu beklentisi ile kabul ederek yazdım. 8 Mart haftası olması vesilesiyle de, böyle bir merhaba demek istedim. Başka yazılarda buluşabilmeyi diliyorum.


Aydan Gülerce: Psikoloji Lisans, Uygulamalı Psikoloji Master, Klinik Psikoloji Doktora ve Doktora-sonrası Psikanaliz eğitimlerini Hacettepe ve Fulbright burslusu olarak Denver ve New York Şehir Üniversitelerinde tamamladı. 1987’den bu yana Boğaziçi Üniversitesinde tam-zamanlı ve Cenevre, North Carolina, Rutgers, Columbia, Clark, New York ve Aalborg Üniversitelerinde de konuk profesör olarak görev yaptı. Yanı sıra çeşitli kurumsal danışmanlıklar, psikoterapi ve süpervizyon eğitimleri verdi, toplumsal sorumluluk ve araştırma projeleri yürüttü. Disiplinler arası akademik çalışmaları çok çeşitli konulardaki uluslararası yayınları ağırlıklı olarak ilişkisel ve dönüşümsel meta-kuram, eleştirel psikanaliz, kuramsal psikoloji, siyasi söylem çözümlemesi, öznellik ve bireysel-toplumsal dönüşümler üzerine. Toplumsal sorunlarımız hakkındaki analiz ve yorumlarını ise muhtelif dergilerde, Yeni Yüzyıl, Radikal, Daktilo1984 ve Politik Yol gibi gazetelerde yazd

Kaynak: Artı Gerçek
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Kobanê’de Kürt kazanımları ve Lozan Anlaşması konulu seminer

Next Post

Fatih Altaylı’dan Kızılay Başkanı Kerem Kınık’a: Yanılıyorsun koçum!

Related Posts

‘Saç Ayağı’; zulüm döngüsünün kadın tanıkları
Görüş & Analiz

‘Saç Ayağı’; zulüm döngüsünün kadın tanıkları

22 Mart 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

Akın Gürlek’in pişkinliği!

22 Mart 2026
Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…
Görüş & Analiz

Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

22 Mart 2026
Rüyalarımızda hâlâ Türkiye’deyiz!
Görüş & Analiz

Rüyalarımızda hâlâ Türkiye’deyiz!

20 Mart 2026
Yüksel Durgut
Görüş & Analiz

Ayakta alkışlanan sessizlik!

20 Mart 2026
Bayram, hüzün ve ümit
Görüş & Analiz

Bayram, hüzün ve ümit

19 Mart 2026
Next Post
Fatih Altaylı’dan Kızılay Başkanı Kerem Kınık’a: Yanılıyorsun koçum!

Fatih Altaylı’dan Kızılay Başkanı Kerem Kınık’a: Yanılıyorsun koçum!

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter