• Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter
Serbest Görüş
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Tr724 [Haber Merkezi]

    Hollanda’da D66, VVD ve CDA anlaştı: Koalisyon protokolü bu hafta açıklanacak

    Zafer Gençaydın’ın retrospektif sergisi 1 Mart’a kadar ziyaret edilebilir: Rengin hafızasında özgür bir akıl

    Zafer Gençaydın’ın retrospektif sergisi 1 Mart’a kadar ziyaret edilebilir: Rengin hafızasında özgür bir akıl

    Suriye ve Gazze İçin Diplomasi Trafiği: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump'la Görüştü

    Suriye ve Gazze İçin Diplomasi Trafiği: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’la Görüştü

    ‘Kıyamet Saati’ gece yarısına 85 saniye kalaya getirildi

    ‘Kıyamet Saati’ gece yarısına 85 saniye kalaya getirildi

    Tr724 Haber

    Trump: ”Suriye Cumhurbaşkanı ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik”

    BAFTA adayları belli oldu: Paul Thomas Anderson imzalı yapım zirvede!

    BAFTA adayları belli oldu: Paul Thomas Anderson imzalı yapım zirvede!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Rojava direnişi için yeni şarkı: ‘Biparêze’

    Rojava direnişi için yeni şarkı: ‘Biparêze’

    Tuncer Bakırhan: Süreçte bir kırılma ve güven krizi var

    Tuncer Bakırhan: Süreçte bir kırılma ve güven krizi var

    Kobanê’ye saldırı: İnsani bir krizden siyasal bir kuşatmaya

    Kobanê’ye saldırı: İnsani bir krizden siyasal bir kuşatmaya

    QSD’nin stratejik kararı, devrimin ebedileşen rüzgârı

    QSD’nin stratejik kararı, devrimin ebedileşen rüzgârı

    İşçileri taşıyan servis kaza yaptı: 13 işçi yaralı

    İşçileri taşıyan servis kaza yaptı: 13 işçi yaralı

    Nisêbîn’den mesaj: ‘Kürdistan yek e! Rojava’yı savunacağız’

    Nisêbîn’den mesaj: ‘Kürdistan yek e! Rojava’yı savunacağız’

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Necip F. Bahadır

    Büyük adam afatı!

    Hayalet uzuv: Adalet

    Hayalet uzuv: Adalet

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

No Result
View All Result
  • Haberler
    • All
    • Bilim ve Teknolji
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Kültür - Sanat
    • Politika
    • Spor
    • Yaşam
    Tr724 [Haber Merkezi]

    Hollanda’da D66, VVD ve CDA anlaştı: Koalisyon protokolü bu hafta açıklanacak

    Zafer Gençaydın’ın retrospektif sergisi 1 Mart’a kadar ziyaret edilebilir: Rengin hafızasında özgür bir akıl

    Zafer Gençaydın’ın retrospektif sergisi 1 Mart’a kadar ziyaret edilebilir: Rengin hafızasında özgür bir akıl

    Suriye ve Gazze İçin Diplomasi Trafiği: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump'la Görüştü

    Suriye ve Gazze İçin Diplomasi Trafiği: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’la Görüştü

    ‘Kıyamet Saati’ gece yarısına 85 saniye kalaya getirildi

    ‘Kıyamet Saati’ gece yarısına 85 saniye kalaya getirildi

    Tr724 Haber

    Trump: ”Suriye Cumhurbaşkanı ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik”

    BAFTA adayları belli oldu: Paul Thomas Anderson imzalı yapım zirvede!

    BAFTA adayları belli oldu: Paul Thomas Anderson imzalı yapım zirvede!

    Trending Tags

  • İnsan Hakları
    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    Jandarma karakolunda işkence: İki kişi öldürüldü; biri karakol bahçesine gömüldü

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    DEM Partili Kamaç: Diyanet’in 19 dilli yayınında Kürtçe yok!

    ‘Mansur Yavaş her şart altında aday’

    Adliye binalarımız güzel ama adalet var mı?

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Batman’da sert müdahalede bulunan polisler hakkında soruşturma başlatıldı

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    Esenyurtlular kayyıma tepkili: Hukuksuzluk ve adaletsizliktir

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt'taki Mitinge Neden Katılmadı?

    En Yakınındaki İsim Konuştu: Mansur Yavaş Esenyurt’taki Mitinge Neden Katılmadı?

    Trending Tags

  • 15 Temmuz
    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: Başta Hulusi Akar olmak üzere 15-20 kişi konuşmazsa bu iş açığa çıkmaz

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    Akın Öztürk: 15 Temmuz önlenirdi ama 2 buçuk saat refleks göstermediler

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    ”15 Temmuz gazisi” nasıl yakalandı? Kabinden çıkmaya ikna edilmesi yaklaşık 20 dakika sürdü

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Tel Aviv’de taciz şüphesiyle gözaltına alınan Türk görevli ”15 Temmuz gazisi” çıktı

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    Ertesi gün ne yapacaklardı? Ben Serhat Telli, 15 Temmuz günü yaşadığım olayları anlatmak istiyorum

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

    15 Temmuz’u kimin yaptığı sonuçlarında gizli

  • Kürt Meselesi
    Rojava direnişi için yeni şarkı: ‘Biparêze’

    Rojava direnişi için yeni şarkı: ‘Biparêze’

    Tuncer Bakırhan: Süreçte bir kırılma ve güven krizi var

    Tuncer Bakırhan: Süreçte bir kırılma ve güven krizi var

    Kobanê’ye saldırı: İnsani bir krizden siyasal bir kuşatmaya

    Kobanê’ye saldırı: İnsani bir krizden siyasal bir kuşatmaya

    QSD’nin stratejik kararı, devrimin ebedileşen rüzgârı

    QSD’nin stratejik kararı, devrimin ebedileşen rüzgârı

    İşçileri taşıyan servis kaza yaptı: 13 işçi yaralı

    İşçileri taşıyan servis kaza yaptı: 13 işçi yaralı

    Nisêbîn’den mesaj: ‘Kürdistan yek e! Rojava’yı savunacağız’

    Nisêbîn’den mesaj: ‘Kürdistan yek e! Rojava’yı savunacağız’

    Trending Tags

  • Görüş & Analiz
    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

    Necip F. Bahadır

    Büyük adam afatı!

    Hayalet uzuv: Adalet

    Hayalet uzuv: Adalet

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

    Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

No Result
View All Result
Serbest Görüş
No Result
View All Result
Home Görüş & Analiz

Türk eğitim sisteminin önemli bir ürünü olarak intihal

SG by SG
25 Nisan 2022
in Görüş & Analiz
0
Türk eğitim sisteminin önemli bir ürünü olarak intihal



Geçenlerde Facebook’taki bir sahaf dostumdan Bambi’yi satın aldım. Çocuğum yok, kendime aldım. Avusturyalı Felix Salten’ın 1928 tarihli çocuk romanı diyor arka kapak. Ama aslında bu İngilizceye çevrilme tarihiymiş. Orijinali 1923’te Berlin’de yayımlanmış. Walt Disney stüdyolarında 1942’de çizgi filmi yapılmış. Bambi’yi asıl ünlü yapan da bu film sanırım. Elimdeki kopyayı İhsan Mesut (herhalde İngilizceden) Türkçeye çevirmiş. 

Edebiyat araştırmacısı burada susuyor, çünkü küçük karaca yavrusu Bambi’nin ormanda büyüme hikâyesini akademik amaçlarla satın almadım. Kitaba ilgim biraz nostaljik. Beş ya da altı yaşındayken kızamık geçirmiştim ve annem ben yataktayken başucumda bu romanı satır satır okumuştu. Elimdeki kopyanın yayım tarihi yok ama arka kapakta 25 lira yazıyor. Annemin okuduğu basım bu olamaz. 1975 civarı kitap fiyatları çok daha ucuz olmalı. Belki daha farklı ve kısaltılmış bir çeviriydi. Elimdeki kopya 200 sayfa civarı ama bana okunan da uzundu. Dinleyerek de olsa tamamladığım ilk romandı. Ve bunun, hem de o sıralar çalışan annem tarafından okunmuş olması benim için çok kıymetli. Hasta yatağında yatışım uzun sürmüş olmalı. 

Evimizde bir kütüphane yoktu, sadece çocuk kitapları ve muhtemelen büyük ablam üzerinden gelen tek tek kitaplar vardı. Ne bulursam okurdum. Kısas-ı Enbiya ve benzeri kitaplar üzerinden anlattığım hikâyelerle ortaokuldaki o nazik din öğretmenimin öyle gözüne girmiştim ki, benim gibi bir kabiliyetsize, ustası olduğu hataî tezhip sanatını öğretmeye çalışmıştı. 

Örneğin Talip Apaydın’ın Sarı Traktör’ünü de ilkokulda okumuştum. Delikanlı o traktörü almaya babasını razı edene kadar neler çekmişti. Romanın sonunda traktörünü çalıştırırken, böyle gevrek gevrek güldüğünü hatırlıyor ya da belki yakıştırıyorum. O yüzden, traktör tepesindeki herkesin hep doyulmaz bir keyif aldığını düşünürüm.

Dayanamayıp, Hugo’nun Sefiller’inin tam çevirisini de ortaokulda okuduğumu yazıvereyim şuraya. 1200 sayfa filandı (ya da ben öyle hissetmiştim) ve Jean Valjean’ın içimi düğüm düğüm eden hikâyesi dışında, 19. yüzyıl başı Marsilya (ya da Fransa’da deniz gören her neresiyse) limanıyla ilgili bir tanesini bile hatırlamadığım ama uzunluğunu asla unutmayacağım pek çok malumat da okumuştum. 

Bununla birlikte Türk eğitim sisteminin, üniversiteye gelene kadar bana bir kitabın tamamını okuttuğunu ve okuma deneyimim üzerinden onu tartıştırdığını hatırlamıyorum. 20. yüzyılın edebi biçimi (bence tabii hâlâ) roman olduğu halde, bizim okullarımızda bu öğretilmez. Tek tek öğretmenlerin çabaları bir yana, hâlâ da böyle olduğuna inanıyorum. Siz bakmayın 100 temel eser falan filanına, onlar da bir okuma cemaati oluşturmaya dönük değildir. Öyle olsa internet 100 temel eser özetleriyle kaynayıp durmazdı. 

Vakti zamanında Radikal diye bir gazete varken, benden o zamanki lise 3 edebiyat kitabını incelememi istemişlerdi. Orada takıldığım bir noktayı hâlâ unutamıyorum. Refik Halit Karay’ın “Eskici” öyküsünün tartışma bölümü şu soruyla başlıyordu: “Hiç yurt dışında bulundunuz mu?” Hemen ardından bence “du yu sipik ingiliş?” sorusu gelmeliydi tutarlılık açısından ama başka münasebetsiz sorular geliyordu, şimdi hatırlamıyorum. Yani Türkçenin en güçlü yazarlarından biri, linç edilmemek için kendini attığı Suriye sürgününde (ya, evet, Türkler de Suriye’ye iltica etmişti o zamanlar)  memleket özlemi üzerine olabilecek en vurucu edebi metinlerden birini yazıyordu ve maazallah tehlikeli konular üzerinden biri şimdi size ş’aapar diye, öğrencilerinizi empati oluşturmaya yönlendirebileceğiniz bir noktada, bunun yerine onları ileriki hayatlarının bayram tatilinde gidecekleri yurt dışlarında buzdolabı manyeti almaya hazırlamayı tercih ediyordunuz.

Her tür girift işlevi bir yana, uzun bir roman olabileceği gibi, kısa bir şiir olarak bile edebi metin, en temelde bir “söz”dür. Biz buna edebiyat çalışmalarında “sözce” ya da “sözcelem” de diyoruz. Belirli bir an ve mekânda, belirli bir durumla bağlantılı olarak ve her tür dış etkenden doğrudan ve dolaylı biçimlerde etkilenerek, bir söyleyen ile muhatabı arasındaki bir ana yerleşen her mesaj ya da ileti bir sözdür. Bazen “buyur?” ya da “sıkıntı yok” gibi bir günlük dil klişesi, hatta icabında yukarı kalkan kaş ya da bakışlar anlamsızlaşıp mel mel takılırken çarpılan ağızdan çıkan nefesin kulak ve vicdanları tırmaladığı “akıllı oooollll!!!” ifadesi, bazen 1200 sayfalık bir roman birer “söz”dür. 

Söz, üretilme koşulları ve bağlamı üzerinden anlam yüklüdür. Genç kuşakları, toplumsal iletişime dahil etmenin en iyi araçlarından biri, tam da bu nedenle edebi metinleri çalışmalarını sağlamaktır. Ne var ki, Türkiye’de edebiyat eğitimi, laf anlamamak ya da lafı “öyle münasip görüldüyse demek, hah hah” kısmından anlamak üzerinedir. Sonuç itibarıyla, biz “görevden affını talep eden” üst düzey yöneticilerin ülkesindeyiz. Yani ülkelerin geleneksel dil sanatları olsa, bizimkisi büyük ihtimalle “öfemizm,” güzel Türkçemizle “örtmece” olacak. Ört ki… Neyse.

Artık daha fazla sulandıramayacağım, bu örtmeceli yazma biçiminden affımı rica ederek, şunu söyleyeceğim: Türkiye’de devlet hiçbir zaman roman ya da daha kısa edebi metinlerin bütünsel okunması üzerinden gençlerin “söz”le karşılaşmasına izin vermemiştir. Belki nasıl yapacağını bilmediğinden böyle olmuştur. Çünkü 12 Eylül’ün ardından ideolojik amaçlarla yurdun dört bir yanını saran Türkoloji bölümlerinde de bunlar öğretilmez. Her durumda, genç bireyin sözle karşılaşmasının önü kapatılır ve söz kurmasına ise elbette asla izin verilmez. Bir romanın, bir filmin, bir sanat eserinin ne dediğini bilemeyen, “hödö mü?” yoksa “hede mi?” diye paralanan Türkiyeli, toplumsal iletişime de “ses sese karşı” yöntemiyle değil, “rakibi oynatmama” taktiği üzerinden yaklaşır. Sonuç itibarıyla, bir Türk büyüğünün buyurduğu üzere, kilitleneceğimiz nokta şu olacaktır: “Look at the tabela!”

Skor kaç kaç? Kim 3 puanı almış, ona bakalım. Nereden doktorası? Üniversiteyi 4 ortalama ile mi bitirmiş? Bir gösteriş, bir gösteri, bir ye kürküm ye toplumu… İdeolojik olarak bize yakın, hatta bizden. Her şeyi tamam. İnovasyon ekosistemi filan gibi etkileyici laflar söylüyor. O zaman Boğaziçi’ne rektör atayalım. Şu dinamik arkadaş da doçent bile olmuş, o da genel sekreter olsun. Fakat densizlik eden, vatan millet düşmanları var! Hemen iftiralar… Yüksek lisans ve doktora tezlerinde, makalelerinde intihal mi varmış? Yoktur! Bunlar hep karalama! En fazla gri bölgeler olabilir. İncelensin tabii. Çok dikkatli, aylar yıllar boyu incelensin. O iftiracıların ağızları elbet kapatılır bir gün. İntihal kolay mı yahu? Hiç aklı başında bir akademisyen intihal yapar mı? 

Yükseköğretimin metalaştığı günümüz dünyasında intihal çok yaygın. Türkiye’de ise sadece yaygın değil, çok da kolay. Akademinin bu en büyük suçu; bir iddia ortaya çıktığında üniversiteler, YÖK ve iktidar tarafından pek yavaş ele alınıyor. İpe un seriliyor. Halbuki ne kadar çok vaka ve söylenti var. 

Söz kurmanın öğretilmediği, akademik çalışmanın kendisinden önceki kaynaklar ve çalışmanın sunulacağı akademik alanı oluşturan meslektaşlarla bir iletişim çabası, bir konuşma, söyleşme olduğunun öğrencilere belletilemediği bir ortamda, süreç değil sonuç ön planda olur. Önceki kaynakları tartışmak mı gerekiyor? Ne gereksiz, değil mi? Ama mecburuz. O zaman filanca şunu demiş ama bu karman çorman lafları hazmedip kendi anladığım biçimde yeniden ifade etmekle neden uğraşayım? Alırım bir dal, üç cümle, icabında bir paragraf, kendi düşüncemmiş gibi yazarım hiçbir şeyini değiştirmeden ya da değiştirmiş gibi yaparak. Sonunda kaynağa da referans veririm. E tamam. Daha ne olsun. Yani bunu Türkçede yapmak zor, İngilizce olarak nasıl yapsınlar? İdare et hocam, gözünü seveyim, böyle masum sürçmelerle adamların akademik kariyerleri mi bitsin?

Bitmek zorunda ama. İntihal ya da Türkçesiyle akademik aşırma, bilerek ya da bilmeyerek bir etik ihlaldir ve gerektiği şekilde, kesinlikle en sert biçimde cezalandırılmalıdır. Gerekeni yapmayan da sorumludur. Bu defterler kapanmaz. YÖK’ün kurucusunun bir intihalci olduğunu unuttuk mu? Unutmuyoruz.

Türkçede ya da tezi, makaleyi, kitabı yazdığınız dilde, okuduğunuz kaynağı kendi sözcüklerinizle yeniden ifade edemiyorsanız, bilerek ya da bilmeden intihal yapmış olursunuz. Bunun başladığı yer, apaçık genç zihinlere söz kurmayı öğretmeyen, bu yöndeki her tür girişimi engelleyen, sistemin tüm engellemelerine ve tehditlerine karşı yine de öğrencilere bir şeyler ulaştırmaya çalışan nadir öğretmenleri özel çabalarla bezdiren Türk eğitim sistemidir. Türk eğitim sistemi, gençler dillerini doğru düzgün kullanamasın diye özel çaba harcar. O zaman, nepotizm ve liyakatsizlikle ilgili her konuda olduğu gibi, akademik alanda da sahtecilik ve aşırmacılık normal hale gelir. 

Böyle bir düzende kim neden korksun ki? Hangi intihalciye ne olmuş? Öyle değil mi? Değil! Her şeye rağmen değil. Tüm olumsuzluklara rağmen, akademisyenlerin büyük çoğunluğu intihalci değil. Akademiyi içerden çökertenleri de gayet açık görüyor. Ve elbette hesap soracak. Belki yarın, belki yarından da yakın.

Not: Geçen hafta başına gelenleri yazdığım Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi İbrahim Enes Gacar’ın geçen hafta duruşması vardı. Savcı İbrahim’in de aralarında olduğu tutuklu sanıkların 514 gün sonra salıvermesini istediği halde, hâkim buna razı gelmedi ve suçun büyüklüğü ve çok yönlülüğüne dönük gerekçeler sayıp döktü. Bundan bir iki gün sonra, İbrahim’in Twitter hesabından yapılan bir açıklamada, İbrahim’e dönük tek suçlamanın etkin pişmanlıktan yararlanan tanıktan kaynaklandığı belirtildi. İbrahim Temmuz’daki duruşmayı bekleyecek şimdi. Bu durumda ben de merak içindeyim: İftira atan, iftirayı attıran ve bu iftiranın geçerliliği konusunda gereken aydınlatmayı yapmayanlar da, İbrahim’in suçsuzluğunun ortaya çıktığı durumda sorumlu olacak ve yargılanacaklar mı?

Kaynak: Artı Gerçek
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

ShareTweet
Previous Post

Ateşli silahlar 2020’de ABD’de ‘çocuk ve gençlerin başlıca ölüm nedeni’

Next Post

Podolyak: Anlaşmazlık farklı siyasi sistemlerden kaynaklanıyor

Related Posts

Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi
Görüş & Analiz

Şiir ile kimlik arasında: İsmet Özel’de anlamın geciktirilmesi

27 Ocak 2026
Necip F. Bahadır
Görüş & Analiz

Büyük adam afatı!

27 Ocak 2026
Hayalet uzuv: Adalet
Görüş & Analiz

Hayalet uzuv: Adalet

26 Ocak 2026
Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek
Görüş & Analiz

Görünmez kaza: Hafıza hapishanesinde adalet izi sürmek

26 Ocak 2026
İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva
Görüş & Analiz

İspanya futbolunun “dedesi”: Real Club Recreativo de Huelva

25 Ocak 2026
Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında
Görüş & Analiz

Bir ‘halin’ adı olarak Hızır: Carl Gustav Jung ile Henry Corbin arasında

25 Ocak 2026
Next Post
Podolyak: Anlaşmazlık farklı siyasi sistemlerden kaynaklanıyor

Podolyak: Anlaşmazlık farklı siyasi sistemlerden kaynaklanıyor

  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik politikası
  • Görüş & Analiz Gönder
  • Newsletter