Kategori: Spor

  • Moğolistan’ın Rooney’si: Bir hırsıza yenik düşmeyen genç futbolcu

    Moğolistan’ın Rooney’si: Bir hırsıza yenik düşmeyen genç futbolcu


    Soğuk, karanlık bir Moğolistan sabahında 14 yaşında bir çocuk ailesiyle yaşadığı çadırdan çıkıp yoğun sisin içinde okuluna yürüyor.

    Saatler 06.00’yı, termometreler eksi 20 dereceyi gösteriyor. Başkent Ulanbatur’un dış mahallelerindeki Okul 107’nin açılmasına daha iki saat var, ama Ochiroo Batbold’un anahtarı var.

    Spor salonuna giriyor, ışıkları açıyor ve tek başına idmana başlıyor.

    Topu duvara vurarak başlıyor. Defalarca deniyor. Koşuyor, sıçrıyor, terliyor ve ufak ufak ilerlemelerle tekniğini geliştiriyor.

    Saat 8.00’i gösterdiğinde, üzerine değişiyor, spor salonundan çıkıyor ve normal derslerine giriyor. Ama sınıfta da hep futbolu düşünüyor.

    Futbolcu olmak istiyor. Yurt dışına çıkmak istiyor. İsminin ışıklı levhalara yazılmasını, ya da en azından tişörtünün sırtına yazılmasını istiyor.

    Ve mucizevi bir şekilde hayal ettiğinden çok daha erken bir zamanda bir teklif alıyor. Ama bu hiç de göründüğü gibi bir teklif değil…

    Ochiroo Batbold, ailesi Tov bölgesinden Ulanbatur’a taşındığında beş yaşındaydı. Kırsal kesimde yaşayan bir çok Moğol, başkentte imkanlar daha geniş olduğu için göç ediyor.

    Futbol Moğolistan’da yaygın değil

    Bir çok göçmen gibi Batbold ailesi de, apartmanların arasına yuvarlak geleneksel çadırların kurulu olduğu bir mahalleye taşındılar. Kış aylarında baca dumanları dondurucu havada asılı kalıyordu.

    Futbol Moğolistan’da yaygın bir spor değil. İklim koşulları iç mekanlarda icra edilen sporlara daha uygun. Dolayısıyla oğlan çocukları en çok güreşe ve basketbola yöneliyor.

    Ochiroo ise küçük yaştan itibaren PlayStation ile Fifa oynuyordu. Kendisinden daha büyük yaştaki arkadaşları vasıtasıyla tanıdığı Manchester United’a bağlandı.

    Wayne Rooney gibi olmak istiyordu, onun için sürekli çalıştı Kış geldiğinde okulun bekçisinden anahtarı isteyip her sabah spor salonunda idmanı sürdürdü.

    İki yıl sonra ise bir takıma ve aynı zamanda bir televizyon şovuna katıldı.

    İşadamı Enkhjin (Enki) Batsumber’in büyüdüğü yıllarda ülkedeki ana spor dalı basketboldu.

    37 yaşındaki Enki “Bizim gözümüz Michael Jordan ve Chicago Bulls’daydı” diyor.

    “Fakat babam koyu bir Chelsea taraftarı olduğu için futbola merak sardım” diye ekliyor.

    Enki’nin futbol tutkusu Moğolistan’da karşılığını bulamamış. Genç oyuncuların önüne hiç bir fırsat çıkmadığını ve futbol meraklılarının İngiliz Premier ligini seyretmekle yetindiklerini anlatıyor.

    2013 yılına gelindiğinde Enki kendi takımı Bayangol’u kuruyor. Mikronezya’da antrenörlük üzerine bir kitap yazan bir İngiliz olan Paul Watson’la temasa geçerek yardım istiyor.

    Paul Watson “Benim böyle bir şeye girişebilecek kadar çılgın biri olduğumu biliyordu” diyor.

    Paul 2013 yılında Moğolistan’a gidiyor ve takıma yeni oyuncular aramaya başlıyor. Adayların hünerlerini gösterdiği elemeler de Moğolistan televizyonunun İdeal Takım adlı realite şovunda izleniyor.

    Oyuncu adaylarından biri de Ochiroo. Belki en yetenekli aday değil ama hem Enki hem Paul, Ochiroo’nun futbol sevgisinden etkileniyor.

    Bir sabah erkenden Okul 107’ye giderek, gerçekten sabah 6.00’da idmana başlayıp başlamadığını görmek istiyorlar.

    “Yoğun sis içinde, dondurucu soğukta, otomobilimizle tepeleri aşarak gittik. Evet, oradaydı. Spor salonunda topu duvara atıyor, iskemlelerin üzerinden zıplıyordu. Bu manzarayı hiç unutmayacağım.”

    Dolandırıcılık mağduru

    Karar veriliyor ve 16 yaşındaki Ochiroo takıma ve şova giriyor.


    Bayangol futbol klübü başarılı oluyor. Alt ligi ikincilikle bitirip klasman liglerine girmeyi başarıyor.

    Amatör ligde şampiyon olduktan sonra 2015’te bir üst ligde oynuyor ve Moğol Premier ligine çıkıyor. Fakat o akşamki kutlama yemeğinde herkes mutlu değil.

    Paul, “Ochiroo garip bir şekilde sessizdi. Sonra bize açıldı” diyor. Ochiroo göz yaşları içinde anlatıyor.

    ABD’den bir futbol ajansı Facebook üzerinden Ochiroo’yla temasa geçerek, Amerika’nın önde gelen takımlarından Los Angeles Galaxy’de bir deneme antremanı teklif ediyor. Bunun için 6 bin dolar yatırması gerektiğini söylüyorlar. Ochiroo da bu parayı yatırıyor.

    Ama ajanstan bir daha ses çıkmıyor.

    Paul, “Nedenini hemen anladık” diyor. Aslında Ochiroo ajanstan olduğunu söyleyen kişi kendisiyle temasa geçtiğinde Paul’a danışmak istemiş ama ajans ona kimseye söylememesi gerektiğini, söylerse onu engellemek isteyeceklerini anlatmış.

    Sonuçta Ochiroo dolandırıldığını anlamış. Üstelik bu parayı denkleştirebilmek için çadırlarını ipotekleyen aile şimdi evsiz kalma tehlikesiyle yüzyüzeymiş.

    “Bana yardımcı olmak istediğini söyleyen herkese inanıyordum. Duygulara kapılarak alınan bir karardı” diyor.

    Tabi dolandırıcı parayı kaptıktan sonra bir daha Ochiroo’yla temas kurmuyor.

    Taraftarlar destek çıktı

    Fakat Ochiroo bir süre sonra yazıp, bir başka oyuncunun da Los Angeles Galaxy için deneme maçında oynamak istediğini, katılım parasını ödeyebileceğini yazınca cevap veriyor.

    Bu sefer Paul arıyor. Dolandırıcı cevap veriyor ama temkinli davranıyor. Paul ondan Los Angeles’da bir adres almayı başarıyor, bunu polise bildiriyor, fakat bir sonuç alınmıyor.

    Kısacası para gidiyor.

    Ochiroo sahte bir ajans tarafından dolandırılan ilk futbolcu değil. Bu tür hikayeler genç oyuncuların dernekleri, sendikalarında sık sık anlatılıyor.

    Fakat Ochiroo’nun asıl üzüntüsü ailesinin bu yüzden çok zor duruma düşmesi.

    Paul, Ochiroo’nun kaybettiği parayı bulmaya karar veriyor.

    “Elinizde olmadan sevdiğiniz çocuklardan biri o” diyor. “Üstelik bir de bizimki gibi bir kulübün sorumluluğunu alınca oyuncuların da bütün sorumluluğunu alıyorsunuz” diye ekliyor.

    Paul Ochiroo’nun kaybını karşılamak üzere bir kampanya başlatıyor ve futbol camiasında bu çağrı karşılık buluyor.

    Para yavaş yavaş toplanıyor.

    Londra’da yayınlanan Evening Standard gazetesinde bu öykünün yayınlanmasından ve Paul’un çeşitli televizyonlarda futbol programlarına konuk olmasından sonra Moğolistan’daki Manchester United taraftarları kulübün de yardımıyla paranın tamamı toplanıyor.

    Ochrioo’nun ailesi artık evlerini satmak zorunda kalmayacak. Ama genç oyuncu futbolu bırakmayı düşünmeye başlıyor. Sonrasını şöyle anlatıyor:

    “Dolandırıldıktan sonra bütün inancımı kaybettim. Ama kampanya ve benimle dayanışanların yaptığı yorumlar inancımı geri verdi bana.”

    Morali düzelen Ochiroo 2016’da Banaygol’la Premier Lig’de oynuyor ama takım küme düşüyor.

    Takım 2017’de İkinci kümede beşinci olunca yetişkin takımını dağıtıyor ve Ochiroo’nun futbol kariyeri de sonlanacak gibi görünüyor.

    Fakat 2018 sezonunu sakatlıktan dolayı zaten oynayamadan geçiren Ochiroo, oyuncularına ödeme yapabilen beş altı Moğolistan takımından biri olan UB City’den teklif alıyor.

    2019’da takım Moğolistan şampiyonu oluyor ve Ochiroo beş maçta oynuyor. İki hafta önce Moğolistan Süper Kupası’nda da oynadı. Koronavirüs salgını dolayısıyla alınan önlemler kalktığında UB City Asya Kupası’nda yarışacak.

    Belki İngiliz Premier Ligi değil, belki Manchester United değil ama Ochiroo’nun adı artık şampiyon takımın formasının arkasında yazılı.

    Antrenör Paul Watson “Ülkenin en iyi takımında oynamak kolay bir iş değil. Üstelik dondurucu soğukta spor salonlarında kendi kendine antrenman yaparak buraya gelen biri. Buradan gerçekten ilham verici mesajlar çıkarılabilir. Sadece dolandırılan çocuklar için değil, çok az olanakla, çok büyük sıkıntılar içinde büyüyen çocuklar için de” diyor.

    Wayne Rooney olmak istediği için Wazza adıyla bilinen Ochiroo, şimdi milli takımda oynamayı hayal ediyor. Okul 107’de idman yaptığı günler epey geride kaldı ama o hala çok heyecanlı.

    “Bana bu yolda yardım eden herkese teşekkür etmek istiyorum. Sizleri hayal kırıklığına uğratmamak için elimden gelenin en iyisini sonuna kadar yapacağım” diyor.

    Ve antrenmana gidiyor. Profesyonel bir futbolcu, bir şampiyon, bir dolandırıcıya yenik düşmeyen bir futbolcu o.

  • Süper Lig şampiyonu Başakşehir: Bilal Erdoğan sahaya indi

    Süper Lig şampiyonu Başakşehir: Bilal Erdoğan sahaya indi

    Süper Lig’in 33. haftasında Kayserispor’u 1-0 yenen Başakşehir, Trabzonspor’un Konyaspor karşısında 4-3 mağlup olması nedeniyle sezonun bitimine bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Medipol Başakşehir’i tebrik etti. Maçın ardından Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan sahaya inerek şampiyonluk kutlaması yaptı.

    Medipol Başakşehir ligde puanını 69’a çıkartırken, Trabzonspor 62 puan ile ikinci sırada yer aldı.

  • Fenerbahçe derken Galatasaray’a imza atıyor!

    Fenerbahçe derken Galatasaray’a imza atıyor!

    Fenerbahçe’nin transferi için görüşmelere başladığı yıldız futbolcu için Galatasaray devreye girdi. Galatasaray’da ilk plan, anlaşmayı iki yıllık yapıp, kontrata satın alma opsiyonu da ekletmek.

    Galatasaray’da beklenen görüşme gerçekleşmek üzere… Sarı-Kırmızılı yönetim, önümüzdeki hafta Trezeguet’nin menaceri William D’Avila ile bir araya gelecek. Bu görüşmede Mısırlı yıldızın kiralanması konusunda tüm şartlar masaya yatırılacak.

    Hürriyet’te yer alan habere göre mali konularda mutabakat sağlanırsa, ilk olarak D’Avila, Aston Villa Kulübü’yle temas kuracak ve oyuncunun Galatasaray’a gitmek istediğini yönetime bildirecek.

    Sarı-Kırmızılılar da menajer vasıtasıyla talep edilen kiralama ücreti gibi detayların pazarlığına girişecek. Galatasaray’da ilk plan, anlaşmayı iki yıllık yapıp, kontrata satın alma opsiyonu da ekletmek.

    Ancak İngilizler bir yılda diretirse veya satın alma opsiyonunu vermezse, Sarı- Kırmızılılar bu tür bir anlaşmaya da gayet sıcak bakıyor.

    Fatih hocanın bu transferdeki en büyük isteği, Kasımpaşa’da harikalar yaratan Diagne ile Trezeguet ikilisini Galatasaray’da buluşturmak. Sezon başında gözden çıkarılan ve Brugge’e kiralık verilen Senegalli golcü, Belçika’da işler umduğu gibi gitmeyince, Galatasaray’a geri dönmek ve burada kalıcı olmak istediğini defalarca Florya’ya bildirmişti.

    Terim, Diagne’ye son bir şans daha vermek ve Trezeguet ile uyumunu görmek istiyor. Galatasaray’ın forvet transferindeki yol haritası da Diagne’nin performansına göre yeniden şekillenebilir.

  • Fortuna Sittard: Acun Ilıcalı’nın yatırımı Hollanda’da nasıl karşılandı?

    Fortuna Sittard: Acun Ilıcalı’nın yatırımı Hollanda’da nasıl karşılandı?

    Türk medya patronu Acun Ilıcalı’nın “Fortuna Sittard maceramız başladı” açıklaması, Hollanda’nın en güney ucunda, Belçika ve Almanya sınırında bulunan yaklaşık 38 bin nüfuslu Sittard kentinde heyecan yarattı.

    Eski bir madenci kenti olan Sittard, 1990’lardan itibaren kömür madenlerinin kapatılması nedeniyle işsiziliği yoğun biçimde hisseden bölgelerden biri. Kentin, 1968 yılında kurulan futbol takımı Fortuna Sittard da, geçtiğimiz yıllarda bu ekonomik sıkıntılardan etkilenen kurumlardan biriydi.

    Hollanda 2. Ligi’nde mücadele eden Kulüp, 2016 yılında Türk iş insanı Işıtan Gün tarafından satın alındıktan sonra, 2018 yılında Hollanda Futbol 1. Ligi’ne (Eredivisie) yükseldi.

    Koronavirüs salgını nedeniyle 26. haftada iptal edilen 2019 – 2020 sezonunda istediği başarıyı elde edemeyen yeşil sarılı kulüp, 18 ligin bulunduğu ligi 16. sırada tamamladı. Fortuna Sittard, 2020 – 2021 sezonunda Eredivisie’de mücadele edecek.

    Ancak zaten geçen yıl yeterli düzeyde transfer yapamadığı belirtilen kulüp, koronavirüs salgını nedeniyle stadyumların kapatılması yüzünden, diğer birçok takım gibi ekonomik olarak daha da geriledi.

    Hollanda’da futbol sektörünün geçen ayki zararının 400 milyon eurodan fazla olduğu tahmin ediliyordu. Hollanda Futbol Federasyonu (KNVB) Başkanı Eric Gudde’ye göre, birçok takım, bu kriz nedeniyle batma tehlikesiyle karşı karşıya.

    KNVB Başkanı, Hollanda medyasına verdiği demeçte, zaten durumu kötü olan futbol kulüpleri için koronavirüs krizinin son darbe olduğunu belirterek, “Birçok kulübün bu krizden kurtulamayarak iflas etmesinden korkuyorum” demişti.

    Böyle bir ortamda, Acun Ilıcalı’nın satın alma girişimi, Hollanda 1. Futbol Ligi’nde (Eredivisie) kümede kalma mücadelesi veren Fortuna Sittard için büyük umut oldu.

    Ilıcalı’nın, Salı akşamı kendi televizyon kanalında yaptığı, “Hollanda’da Fortuna Sittard maceramız başladı. Hayırlı olsun diyorum” açıklaması üzerine Fortuna Sittard’ın resmi Instagram hesabı, takipçi patlaması yaşadı. Kulüp, kısa sürede 50 bin takipçiye ulaştı.

    Ilıcalı’nın, Fortuna Sittard’a hangi koşullarda ortak olduğuna ilişkin resmi bir açıklama henüz yok. Hollanda medyasına göre, Ilıcalı kulübün en az yüzde 25’ine sahip olacak.

    2016’da satın aldığı kulübü, 2. ligden Eredivisie’ye taşımayı başaran Işıtan Gün, Fortuna Sittard’ın büyük ortağı olarak kalmaya devam edecek.

    Yeşil sarılı ekip, futbolcu transferi için sadece 2,7 milyon euro ayırabildi. Kulüp, Ilıcalı’nın hisse alımıyla kasaya girecek olan sıcak para ile nefes alıp, yeniden toparlanmak istiyor.

    Yerel medyaya göre, şu anda Fortuna Sittard yönetimi, Ilıcalı’nın ortaklığı konusunda Hollanda Futbol Federasyonu’na sunacağı belgeleri hazırlamakla meşgül. Ilıcalı’nın kulüp hisselerinin yüzde 25’i ya da daha fazlasına sahip olabilmesi için, federasyonun onayı gerekiyor.

    Hollanda spor medyası, Acun Ilıcalı’yı, ülkenin önde gelen Televizyon yapımcısı John de Mol’a benzetiyor. De Mol, Ilıcalı’nın bugüne kadar yaptığı birçok televizyon programının lisansına sahip bir isim.

    Hollanda medyası, Ilıcalı’nın, popüler televizyon programlarının yanı sıra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile oldukça iyi ilişkiler kurduğuna işaret ediyor.

    Ilıcalı’nın başta Mesut Özil olmak üzere çok sayıda futbolcu ile dostluğunun da, futbol kulübü sahibi olması durumunda işine yarayacağına vurgu yapılıyor.

    Başkan Işıtan Gün, Hollanda Ligi’nde altyapıya en fazla önem veren takımlardan biri olduklarını söylüyor.

    Fortuna Sittard taraftar forumlarına göre, Ilıcalı ile birlikte takımın hedefi, Avrupa genelinde yeni yıldızlar keşfederek bunları futbola kazandırmak ve transfer gelirleri ile kulübün daha güçlü hale gelmesini sağlamak olacak.

    Vergilerin yüksekliği ve para akışının sıkı kontrolü nedeniyle, futbol kulübü sahibi olmak Hollanda’da çok da avantajlı bir yatırım olarak görülmüyor. Talep azlığı nedeniyle, diğer birçok ülkeye göre futbol kulübü satın almak Hollanda’da daha kolay.

  • Orman kanunları

    Orman kanunları

    TFF, yaptığı toplantıda oynanmaması kararına vardığı 2. ve 3. Lig ile Bölgesel Amatör Lig’in tescil yöntemini biraz ‘garip’ bir usulle belirledi: Alınan karar doğrultusunda gruplarında birinci sırada olan takımlar şampiyon ilan edilirken playoff hattı takımlarının ise tek maçlı eleme yoluyla playoff oynamasına karar verildi. Bölgesel Amatör Lig’de ise grup liderleri 3. Lig’e yükseltildi. Ancak bütün bunlardan daha da garip bir şey vardı ki, liglerin tatil edilip maçların oynanmadığı bu dönemin bir de küme düşenleri oldu!

    Matematiksel olarak düştükleri gerekçesiyle 2. Lig’den Şanlıurfaspor ve Kardemir Karabükspor’un, 3. Lig’den ise Manisaspor ve Tokatspor’un küme düşmeleri “onandı”.

    Bu, düpedüz akıl tutulmasıdır. Çok net ve izahı olmaksızın.

    Nitekim bu kararlara tepki olarak önce Ankara Demirspor futbol şubesini kapattığını açıkladı, ardından da Şanlıurfaspor futboldan çekildiğini beyan etti. İki takımın da verdiği örnek aynıydı: 2. Lig temsilcisi bu iki kulüpten Şanlıurfaspor, Niğde Anadolu FK’nin de ligde kalma şansı olmadığı ve Gümüşhanespor’un da şansının çok düşük olduğunu söylerken; Ankara Demirspor da Niğde Anadolu FK’nin olağanüstü bir hal ile kümede kalabileceğinin varsayıldığını ancak kendilerinin matematiksel olarak şampiyonluk şanslarının devam ettiğinin yok sayıldığını belirterek futbol şubesini kapattığını ilan etti.

    Elbette ki demokratik bir ülkede bu tarz orman kanunlarını ortaya atanlar hesap verir. Bedel öder. O yüzden arkasını düşünmeden hareket etmemeyi er geç öğrenir. Fakat bizde, TFF özerk bir hukuki yapıya sahip olduğu için kendisini normal mahkemelere şikayet eden bir kulübü (Petrol Ofisi) kapatmışlığıyla nam salan köhneleşmiş bir yapıyı temsil etmektedir.

    Çok basit ve tartışmaya kapalı bir yaklaşımla, bu tescilin ne denli saçma olduğunu ortaya koyabiliriz.

    Bundan yıllar önce bazı takımlar 3. Lig’de düşmeleri kesinleştiğinde eğer ki son maçları deplasmansa gitmezdi. Ekstra bir masraf çıkmaması için, zaten borç harç dönen bir kulübe bir de yok yere maliyet çıkartmamak adına son maça (veya son iki deplasman maçına) çıkmazdı. Yanlış bir yöntem, elbette savunulacak bir yönü yok ancak ekonomik gerekçelerle alınan kararları eleştirebilmek için önce o ekonomik şartları iyileştirecek adımları atmak gerektiği kanaatindeyim. Bu sebeptendir ki, maça çıkmayan takımları eleştirmem.

    Peki TFF ne yapardı?

    Maça çıkmadığı için puan silme ve para cezasına çarptırırdı bu takımları.

    Şimdi ne yaptı?

    “Zaten matematiksel olarak düştüler” diyerek, başka hiçbir takımın küme düşmeyeceği bir sezonda bir elin parmakları etmeyen dört kulübü küme düşürdü. Bu takımlar zaten düştüklerini öne sürerek maça çıkmasalardı para cezasına çarptırılırlardı. Üstelik aynı devrede iki maça çıkmamaları halinde otomatik olarak küme düşürülürlerdi.

    Ama orman kanunları söz konusu olduğunda, mantığa ve liglere veda edebilirsiniz. Fakat unutulmaması gereken bir şey var ki, ayarı bozulan bir kantar er geç o ayarı bozanları da tartar…

    Reklam

    Yazar: Alper Kaya

    Kaynak: Evrensel

  • Pandemi Süper Lig’in zirvesini vurdu 

    Pandemi Süper Lig’in zirvesini vurdu 

    HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK 

    Avrupa futbolu mart ayının ortasından itibaren pandemi molası verdi. Almanya Bundesliga iki ay, diğer ülkeler ise yaklaşık 3 ay aradan sonra yeniden futbola merhaba dedi. Pandemi sonrası ilginç sonuçlar çıktı. Verilen arayı iyi değerlendiremeyen ligler sıralamasında ilk basamakta Süper Lig bulunuyor. Ligimizde zirve mücadelesi veren ekipler adeta puan kaybı yarışına girdi.

    Avrupa’da futbolun ilk santra yaptığı ülke Almanya oldu. Bundesliga yeniden mayıs ayının ortasında santra yaparken, son 7 yılın şampiyonu Bayern Münih kalan 8 haftayı 3 puanla kapatan tek ekip oldu. Üst üste 8. kez şampiyonluğunu ilan eden Bayern Münih’in pandemi arasını çok iyi değerlendirdiği ortaya çıktı. Zirve yolundaki rakipleri Borussia Dortmund, RB Leipzig ve Mönchengladbach’ın pandemi sonrası yaşadığı puan kayıplarından dolayı Bayern Münih son dönemdeki en rahat şampiyonluklarından birine ulaştı.

    Serie A’da üst üste 9. kez şampiyon olmak isteyen Juventus pandemi sonrası oynanan 5 maçın 4’ünde sahadan 3 puanla ayrıldı. Deplasmanda Milan karşısında 2-0 öne geçmesine ragmen maçı 4-2 kaybetmesi Juventus’un hayal kırıklığı oldu. Yarışta Juventus’a eşlik eden ekiplerden Lazio, 5 maçın 3’ünde aldığı mağlubiyetle yarışta Juve’yi yakalama fırsatını geri tepti. Keza Inter’de birer beraberlik ve mağlubiyet alıp yarışta geriye düştü. Pandemi sonrasının flaş ekibi Atalanta oldu. Tarihinde ilk kez geçen yıl Şampiyonlar Ligi’ne katılıp, sürpriz bir şekilde çeyrek finale yükseldi. Pandemi sonrası tüm maçlarını kazanan tek Serie A ekibi olan Atalanta, ligi ilk 4 içinde bitirmeyi şimdiden garantiledi.

    Pandemi arasına Real Betis yenilgisiyle giren Real Madrid, yeniden start alan La Liga’da oynadığı tüm maçları kazanan tek ekip oldu. 7 maçta 21 puan çıkaran Real Madrid, yarıştaki rakibi Barcelona’nın yaşadığı puan kayıplarıyla liderlik koltuğunda yerini sağlama aldı. Barcelona pandemi sonrası oynadığı maçlarda yenilgi görmedi ama aldığı 3 beraberlik yarışta geriye düşmesine yol açtı.

    Liverpool’un şampiyonluğunu ilan ettiği İngiltere Premier Lig’de pandemi sonrası en başarılı kulüp Manchester United oldu. Oynadığı 6 maçın 5’ini kazanan United, bir de beraberlik aldı. Bu dönemde City iki yenilgi alırken, şampiyon Liverpool ise birer yenilgi ve beraberlik aldı. Bournemouth ve Norwich ise bu süreçte tüm maçlarını kaybeden iki ekip oldu.

    Gelelim Süper Lig’e. Ligin 26. haftası sonrası Süper Lig’e süresiz ara verilirken, zirvede averajla Trabzonspor yer alıyordu. Trabzonspor ve Başakşehir 53 puanla ilk iki sırayı paylaşırken, Galatasaray 50 ve Sivasspor 49 puanla şampiyonluk yarışında olan diğer ekiplerdi. Süper Lig yeniden santrayı Haziran ortasında yaptı. Aradan geçen 5 hafta sonunda ligin zirvesinde beklenmedik puan kayıpları yaşandı. Yarıştan ilk kopan Galatasaray oldu. Rizespor deplasmanında aldığı yenilgiyle pandemi sonrasına başlayan Galatasaray, Trabzonspor ve Alanyaspor’a da yenildi. Gaziantep BK ve Başakşehir ile berabere kalan Galatasaray şampiyonluk yarışına havlu attı. İlk devrenin lideri Sivasspor’un düşüşü pandemi sonrasında da devam etti. Son 4 haftadır galibiyete hasret kalan Yiğidolar, pandemi sonrası sadece bir maçtan 3 puanla ayrılırken, ikişer beraberlik ve yenilgi alıp, şampiyonluk yarışında nefesi tükendi.

    Galatasaray ve Sivasspor’un havlu attığı şampiyonluk yarışında Trabzonspor ve Başakşehir yalnız kaldı. Sahasında Ankaragücü ve Antalyaspor’la berabere kalan Trabzonspor, bir beraberlikte Alanyaspor deplasmanında alınca lider girdiği pandemi arasında yarışta rakibinin 4 puan gerisine düştü. Başakşehir ise oynadığı 5 maçın 4’ünü kazanıp, birinde berabere kalarak pandemi sonrası rakiplerinin puan kayıplarını iyi değerlendirdi. Pandemi sonrasının bir başka başarılı Süper Lig ekibi Kasımpaşa oldu. Kasımpaşa 6 maçın 4’ünü kazanıp, birer maçtan beraberlik ve yenilgiyle ayrıldı. Yine kesin düşer gözüyle bakılan Kayserispor’da 6 maçta 12 puan çıkarıp, pandemi sonrasının bir başka başarılı ekibi oldu.

    Kaynak: Tr724

  • İşler sarpa sarınca, Ali Koç da ‘kolayı’ seçti!

    İşler sarpa sarınca, Ali Koç da ‘kolayı’ seçti!

    Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, 3 Temmuz’un 9. yılında Silivri’de şike davasında konuştu.  “Fenerbahçe şike yapmaz.” dedi, başarısızlıktan şike davasını ve cemaati sorumlu tuttu.

    Ali Koç’un o dönem söyledikleri ve bugün konuştukları neden farklı?

    Takımlarını eksik bırakma ustaları; Feghouli, Belhanda ve Serdar Aziz

    Kaynak: Tr724

  • Türk bahis mafyası Bratislava maçı farklı bitsin istedi

    Türk bahis mafyası Bratislava maçı farklı bitsin istedi

    FIFA kokartlı eski hakemlerden Selçuk Dereli, 15 yıl sonra skandalı açıkladı. “Türk bahis mafyası, 2005-06 sezonu Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Artmedia Bratislava- Celtic maçı öncesi Bratislava’nın maçı farklı kazanmasını istedi” dedi.

     FIFA kokartlı eski hakemlerden Selçuk Dereli, hakem performansları ve kendi döneminde yaşanan bazı olaylarla ilgili olarak Sözcü’ye açıklamalarda bulundu. Merkez Hakem Kurulunun (MHK) hakemleri belirlerken ve onlara eğitim verirken yanlış tercihlerde bulunduğunu söyleyen Dereli, “En basiti VAR sistemine bakın. Hakem, VAR’da tekrar izlemesine rağmen doğru kararı veremiyor. Ya eğitim eksikliği, ya art niyet, ya da hakemin gözünde problem var” dedi. Dereli, “Art niyet şıkkını düşünmek istemiyorum. Sağlık raporu mecburiyeti nedeniyle gözde de sorun yoktur. Geriye bir tek eğitim kalıyor. VAR’a rağmen bu kadar skandal karar varsa hakemlerimiz doğru eğitilmiyor demektir.” yorumunu yaptı. Selçuk Dereli’nin açıklamaları şöyle:

    BABADAN OĞULA GEÇEN HAKEMLİK

    Eş, dost, akraba ilişkileriyle hakem klasmanını belirlerseniz, ekrana bakarak bile doğru karar veremeyen hakemleriniz olur. Türk futboluna en büyük zararı veren şeylerden biri babadan oğula geçen hakemliktir. Baba mesleği olarak odunculuk, pazarcılık veya kasaplık sürdürülebilir. Ama hakemlik asla. Nice genç ve yetenekli hakemler bu yüzden dışarıda bırakılıyor. Mevcut anlayışla zaten hakemlik geriye gidiyor.

    PROFESYONEL HAKEMLİK KAFALARDA SORU İŞARETİ BIRAKIYOR 

    Kesinlikle doğru bir hamleydi. Ancak böylesine bir algı ortamında hakemlerin başarılı olmasını beklemek hayalcilik olur. Sistem yanlış kurulunca profesyonel hakemlik konusu kafalarda soru işaretleri bırakıyor. Bazı hakemlerimizin gelirlerini kaybetmemek veya onları buralara getiren kişilere şirin görünmek için ödün verdiğini görmek maalesef içimizi acıtıyor.

    YAYINCI KURULUŞLA ANLAŞMAYI SİYASİ BASKI NEDENİYLE İPTAL ETTİLER

    Bugüne kadar böyle bir teklif almadım. Sadece Yusuf Namoğlu arayarak UEFA gözlemciliği teklif etmişti. Ancak ben bu zihniyetle çalışmak istemediğimi söyleyip reddettim. Kesinlikle var. Maalesef bu düzende kendinden olmayanlara hak tanınmıyor. Sezon başında Bein Sports’ta yaşadığımız olay bunun en büyük örneği. Programa başlayacağımız gün, stüdyoya girmemize dakikalar kala iptal ettiler anlaşmamı siyasi baskı nedeniyle.

    AZİZ YILDIRIM’I MAHKEMEYE VERDİM KAZANDIM

    Her şeyden önce saha içinde de dışında da dik dursunlar. Eleştiri olacaktır ama bunlar hakaret veya saygısızca yaklaşımlara kadar giderse hakemlerimiz hukuki anlamda gereğini yapmalı. Ben faal hakemken Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ı hareketleri nedeniyle mahkemeye verdim ve davayı kazandım.

    VAR OLSAYDI HATALARDAN DÖNME ŞANSI BULABİLİRDİM

    İsterdim elbette. Bazen maç izlerken kaçırdığınız, iyi göremediğiniz pozisyonlar olabiliyor. Keşke bir daha görsem dediğim çok pozisyon olmuştu. Mesela; Yozgat-Galatasaray maçında Sergen Yalçın’ı atmam gerekiyormuş. Pozisyonu göremedim, dördüncü hakeme danıştım, sarı kart verdim. Fenerbahçe-Beşiktaş kupa yarı finalinde Baki Mercimek’in ikinci sarıdan atılması gerekiyormuş. Orada da hata yapmışız. VAR olsaydı bu hatalardan dönme şansı bulabilirdim.

    KENDİ KARARIYLA HAKEMLİĞİ BIRAKAN HATIRLAMIYORUM

    Süper Lig’de 12 yıl maç yönettim. Türkiye’de FIFA kokartı göğsünde olup kendi kararıyla hakemliği bırakan bir başka hakem hatırlamıyorum. Nedeni, yapılan emek hırsızlığıydı. Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası’na gidecek olan hakkımın çalınmasına tepki olarak hakemliği bıraktım. Şenes Erzik, arayıp Avrupa’daki başarılı yönetimlerim sayesinde kategori yükseldiğimi söylemesine rağmen dönemin TFF ve MHK’si bunu engelledi. Enverimli ve en olgun yıllarımı yaşıyordum. En az 10 yıl daha hakemlik yapabilirdim.

    SON YILLARDAKİ KADAR SİYASETİN  SPORA MÜDAHİL OLDUĞU BİR DÖNEM YAŞAMADIM 

    Her ikisi de var. Gücü elinde bulunduranlar futbola siyaseti sokarak buradan insanlara sevimli görünmeye çalışıyor. Siyasilerin görevi tesisler inşa etmek ve organizasyonun en iyi şekilde yapılabilmesi için uygun ortamı oluşturmaktır. Ancak bugün örnekler ortada. Ben, son yıllardaki kadar siyasetin spora müdahil olduğu bir dönemi hiç yaşamadım. Artık iş çığırından çıktı. Alanyaspor-Trabzonspor maçında tribünde yaşananlar ortada. Futbolumuzu yönetenler ne halde? Telefon gösterme olayı da siyasetin futbolun içine ne kadar girdiğinin kanıtıdır. Spor siyasetten kurtulur mu, çok zor.

    TÜRK FUTBOLUNU PERDE ARKASINDA YÖNETEN GÜÇLER VAR

    Türk futbolunu perde arkasından yöneten güçler belli. Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ’ın TFF ve kurullarında ne kadar etkili olduğunu bilmeyen yok. Tahkim Kurulu Başkanı’nın (Murat Balcı) Gümüşdağ’ın avukatı olması ve PFDK Başkanı (Aytaç Yüksel) ile birlikte ortak bir hukuk kitabı yazmaları tesadüf mü sizce? Gümüşdağ, MHK üzerinde de etkili. Başakşehir aleyhine hata yapan Suat Arslanboğa’nın profesyonel hakemlik sözleşmesi iptal edildi. Bu karar bile tüm hakem camiasına mesajdır.

    TÜRK BAHİS MAFYASI MAÇ FARKLI BİTSİN İSTEDİ

    2005-06 sezonu Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Artmedia Bratislava- Celtic maçı öncesi Türk bahis mafyası tarafından Bratislava’nın maçı farklı kazanmasına yardımcı olmamız istendi. Sert bir dille kendilerini reddettik ve durumu hem TFF’ye hem UEFA’ya bildirdik. Ama maçı 5-0 Bratislava kazandı. Bize ulaşamayanlar kimlere ulaştı artık siz düşünün.

    DENİZLİSPOR-FENERBAHÇE MAÇINI BİRİLERİ HAKEME FATURA ETMEYE ÇALIŞTI

    Denizlispor-Fenerbahçe maçı. Birileri o başarısızlığı hakeme fatura etmeye çalıştı. Bu algı belki hâlâ devam ediyor. Peki, soruyorum: Verilmeyen penaltı mı var, atladığım kırmızı mı oldu veya nizami bir golü mü iptal ettim Madem bütün hata bendeydi, Daum neden gönderildi? O maçta futbol oyun kurallarının tamamını uyguladım ve çok da yüksek bir not aldım.

  • Yabancı sayısı 3 yılda 8’e düşecek

    Yabancı sayısı 3 yılda 8’e düşecek

    Süper Lig’de yeni sezon çalışmaları başladı. TFF, ağustosun üçüncü haftasını istedi. Kulüpler Birliği ise 11 Eylül’de ısrarcı oldu. Yayıncı kuruluşun indirim isteği ise kabul görmedi

    Süper Lig’de bitime 5 maç kala yeni sezonun planlaması yapılmaya başlandı. Konuyla ilgili olarak futbolun paydaşları dün Riva’da buluştu. Ali Koç buluşmanın ardından Habertürk TV’de yaptığı açıklamada, “TFF çılgın bir öneriyle geldi. Yeni sezonun 15 Ağustos’ta sezonun başlamasını istedi. Oyuncu ne zaman tatil yapacak, kamplar ne zaman gerçekleşecek, bunlar sıkıntı. 17 kulüp bu öneriye sıcak bakmıyor” ifadelerini kullandı. Riva’da yapılan toplantıda liglerin başlama tarihi, yayıncı kuruluşun ödemeleri ve yabancı konusu gündeme geldi.

    YAYINCI KURULUŞ  İNDİRİM İSTEDİ, BU TALEP DE KABUL GÖRMEDİ

    TFF Başkanı Nihat Özdemir ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra, Kulüpler Birliğini oluşturan 18 Süper Lig kulübünün başkanı ve yayıncı kuruluşun temsilcileri dün bir araya geldi. Yeni sezonun başlama tarihi, yabancı sayısı, Finansal Fair Play ile ilgili son düzenlemeler ve yayıncı kuruluşun gelecek yıl için istediği indirim konusunda taraflar istek ve düşüncelerini dile getirdi.

    HERKES TV İZLEDİ NİYE ZARAR ETTİNİZ!

    Yayıncı kuruluş indirim talep etti, kulüpler ise “Pandemi sürecinde herkes evde televizyon izledi, siz niye zarar ettiniz” diyerek bu isteğe sıcak bakmadı. Toplantının en çetin geçen konusu yayıncı kuruluşun indirim isteğinde yaşandı. Daha önce “Sezon sonunda masaya oturacağız ve sözleşmemizi gözden geçireceğiz” diyen Digiturk yetkilileri, o sunumu dün yaptı. Yaklaşık 25-30 dakika süren sunum nedeniyle de toplantı uzadı.

    Yayıncı kuruluş, “Pandemi sürecindeki zararımızın karşılanmasını ve bu rakamın önümüzdeki iki yıldaki sözleşme bedelinden düşülmesini talep ediyoruz. Yeni yatırım yapamadık ve zararımız kaçak yayınlar nedeniyle bir hayli fazla. Biz Türkiye’de olmaktan memnunuz ve sözleşme süresini tamamlamak istiyoruz” dedi. Daha önce iki kez indirim yapıldığını hatırlatan kulüpler ise “Zarar etmenizi istemeyiz ama zararın gerekçesi ne? Pandemi sürecinde herkes evde televizyon izledi” diyerek bu talebe sıcak bakmadı. Bu arada yayıncı kuruluşun sezon sonuna kadar ödemesi gereken 578 milyon TL’nin haftalık olarak hesaplara yatırıldığı, 170 milyon TL’nin ödendiği belirtildi.

    LİGLERİN BAŞLAMA TARİHİ OLARAK 28 AĞUSTOS VE 4 EYLÜL ÖNE ÇIKTI

    Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, pandemi nedeniyle ertelenen EURO 2020’de ilk maç 11 Haziran 2021’de oynanacağı için liglerin ağustos ayında başlamasını ve milli takım için daha geniş bir hazırlık dönemi yaşanmasını istiyor. Şenol Güneş, “Takvim sıkışmasın, biz de şampiyona öncesi havaya girelim” düşüncesinde. Kulüpler Birliği de transfer çalışmaları nedeniyle başlangıç tarihi için 11 Eylül’ü işaret ediyor. Yayıncı kuruluş ise 28 Ağustos tarihine sıcak bakıyor. Dün yapılan toplantıda herkes kendi tarihinde ısrar etti. Konuyla ilgili bir komite kurulması ve ortak yolun bulunması istendi. 28 Ağustos ve 4 Eylül öne çıktı.

    YABANCI KADEMELİ OLARAK DÜŞECEK

    Görüşülen ancak sonuca varılamayan bir diğer konu yabancı sınırlaması oldu. Mevcut kurala göre; Süper Lig ekipleri 14 yabancı oyuncu transfer edip, bu futbolculardan 12’sini maç kadrosuna alabiliyor. TFF’nin bu sayıyı önce 10’a sonra yıllar içinde 9’a ve 8’e indirmesi bekleniyor. TFF görüşünü kulüplerle yeniden paylaştı, Kulüpler Birliği, yabancı sistemiyle ilgili bir toplantı daha yapılmasını istedi.

    [

  • “VAR’ı hemen kaldırsınlar”

    “VAR’ı hemen kaldırsınlar”

    [a

    Lider Başakşehir, Trabzonspor’la puan farkını ikiye çıkardı. Galatasaray Başakşehir’i yenemeyerek yarıştan büyük ölçüde koptu. Süper Lig’de düşme hattı zirve yarışından daha hararetli hale geldi.

    Süper Lig’de 29. hafta geride kaldı. Son puan durumuna bakıldığında Başakşehir 60 puanla lider. Hemen arkasında 58 puanla Trabzonspor bulunuyor. 53 puanlı Sivasspor, 52 puanlı Galatasaray ve 50 puanlı Beşiktaş’ta son 5 haftaya girilirken takipte. Görünen tabloda yarış Başakşehir ile Trabzonspor arasında geçecek. Düşme hattı ise Ligin zirvesinden daha karışık. Şampiyonluk vizesini de düşme potasındaki takımlar verecek.

    Pandemi sonrası açıklanan fikstürde iki önemli maça dikkat çekiliyordu. Birincisi 29. haftada oynanan Başakşehir-Galatasaray, diğeri de 30. haftada oynanacak Galatasaray-Trabzonspor karşılaşmasıydı. İlki 1-1 bitti ve Galatasaray matematiksel olmasa da 8 puanlık fark ile şampiyonluktan uzaklaştı. Sarı-Kırmızılı takımın bu hafta Trabzonspor ile oynayacağı 90 dakika ise Başakşehir’in şampiyonluğa uzanıp uzanamayacağına bir işaret olacak. Ya da Karedeniz ekibini son haftaya kadar yarış içinde tutacak.

    ‘KAYBEDERSEK BASKISINA’ KENDİNİ MAHKUM ETTİ

    Başakşehir son 5 haftayı kayıpsız atlatıp şampiyon olabilecek mi? Buna cevap vermek kolay değil. Öncelikle son oynadıkları Galatasaray maçındaki performansları fazla tutuktu. Maça iyi başlayıp sonrasını kendi içinde korkuları olan bir oyuna dönüştürdüler. Edin Visca’nın kırmızı kartla atılması, Turuncu-Lacivertli takımı ‘kaybedersek’ baskısına mahkum etti. Eksik olan, forveti bulunmayan, genç oyuncuları kullanmak zorunda kalan Galatasaray, oyuna daha hakimdi. Maçı kazanabilirlerdi ve o zaman 30. haftanın hikayesi farklı yazılırdı. Fatih Terim’in oyuncularını tebrik edip sonuna kadar savaşacaklarını söylemesi aslında yarışın kendileri için bittiğini ve olayın Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya döndüğünün üstü kapalı anlatımıydı.

    GÖZLERİ, KULAKLARI, RUHLARI TRABZON MAÇINDA

    Başakşehir son 5 sezonda hep ilk 4 içinde kaldı ve şampiyonluk kovaladı. Abdullah Avcı ile kimi zaman 4’üncülükle kimi zaman da 2’incilikle yetindi. Ancak arzulanan şampiyonluk gelmedi. Okan Buruk ile Başakşehir oldukça istikrarlı bir tablo çizdi. İlk iki hafta dışında hep yükselen bir grafik ortaya koydular. Esas hikayelerin yazıldığı son 5 hafta geldi çattı. Bu dönem Boz Baykuşlar için hep kaybedilen zirve yarışları ile dolu. Futbolcuların çoğu yaşadıkları bu hikayeyi iyi biliyor. Aynı senaryo hem korkutuyor hem de baskı oluşturuyor. Bu süreçte maçların seyircisiz oynanması en büyük avantajları… Görünen o ki Okan Buruk ve ekibinin gözleri, kulakları ve ruhları Trabzonspor maçlarında olacak…

    TRABZONSPOR SÜKUNET İLE TEZ CANLILIK ARASINDA SIKIŞTI

    Son iki haftaya kadar şampiyonluğun en büyük favorisi Trabzonspor olarak gösteriliyordu. Önce Alanyasporla deplasmanda son dakika yedikleri golle 2-2 berabere kaldılar. Ardından da 10 kişi kalan Ankaragücü karşısında öne geçmelerine rağmen 1-1’lik skorla iki puan verdiler. İki maçta kaybedilen 4 puan Bordo-Mavili takımı Başakşehir’in 2 puan gerisine attı. 30 yıldır şampiyonluk bekleyen Karadeniz ekibi Alanya maçında yaşadıkları kriz ortamının faturasını evindeki maçta ödedi. Trabzonspor’un sakin kalmaya ihtiyacı var. Karadeniz insanı tez canlı olur. Son düzlükte şampiyonluk için liderler öne çıkar. Bu isim mutlaka bulunmalı. Galatasaray ile oynanacak 90 dakika sadece şampiyonluğu değil, Şampiyonlar Ligi’ne katılımı da yakından ilgilendiriyor. Bordo-Mavili ekip İstanbul’da kazanırsa yarışı sonuna kadar götürür. Aksi durumda ikincilik de elden uçup gidebilir.

    BEŞİKTAŞ KOLAY KAYBEDİLEN PUANLARA YANIYOR

    Beşiktaş şu süreçte kaybettiği bedava puanlara yanıyordur. Yetersiz kadro, vasat kaleci, ve yedeklenemeyen forvet yüzünden en az 10 puan kaybedilmiştir. En basit örneği Antalyaspor maçı. O kadar pozisyona gir. İstatistikleri alt üst et, sahadan mağlup ayrıl. İşte Sergen Yalçın’a da kafayı yedirten durum bu. Denizli maçında 5, bu hafta Konyaspor karşısında alınan 3 gollü galibiyet aslında Siyah-Beyazlı takımın oyun gücünü gösteriyor. Yeni bir anlayış, hücuma dönük futbol ve her oyuncunun önceliğinin rakip kale gitmek olması gelecek adına umut verici. Yalçın’ın “gelecek sezon şampiyonluğa oynayacağız” diyerek iddialı konuşması da takıma, kendine ve sistemine inanmasından. Önemli olan eksiklerin doğru tespit edilip doğru isimlerle yola devam edilmesi. Ligde kalan 5 haftada futbol adına bol gol ve gol girişimi izlemek istiyorsanız Beşiktaş maçları tavsiye edilir.

    FENERBAHÇE KENDİNİ KEMİRİYOR

    Emre Belözoğlu’nun Malatyaspor maçının bitimindeki ağlaması aslında Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu psikolojik durumu ve gerilimi ortaya koyuyor. Uzatma dakikalarına 2-1 geride girip sonra maçı 3-2’ye getirmek saha içinde duygusal patlamalara neden oluyor. Bunu futbolcuların mimiklerinden okumak mümkün. Emre Belözoğlu’nun gözyaşları da böyle bir durumun sonucu. Takımın üzerindeki baskı, bir türlü işlerin rayına oturmaması, içten içe ‘neden olmuyor’ sorgulaması ve kendi kendini kemirme bütün takımı kısır döngüde tutuyor. Son dakikada atılan beraberlik ya da galibiyet gollerinde umulmadık tepkiler bu başarısızlıkla beraber ortaya çıkıyor. Fenerbahçe camiası da artık “bu sezon bitsin ve biz sıfır kilometre olarak yeni sezona başlayalım” diyor. Her hafta bir şekilde gösteren bu duygusal değişkenliklerden kurtulmak istiyor.

    Gökhan Töre’nin ikinci sarı karttan kırmızıyı gördüğü pozisyonda Emre Belözoğlu’nun haksız karta itiraz etmemesi tepki çekti. Gerçekten de pozisyon ne sarı kartlıktı ne de ortada faul vardı. Hakem önce sarı sonra kırmızıyı gösterdi, haksızdı. Emre’de duruma sesiz kaldı. Maç sonrası “dirsek yoktu” demesi bir şey ifade etmiyor. Nihayetinde maç başı para kazanan Gökhan Töre ekmeğinden oluyor.

    LİGİN DİBİ ZİRVESİNDEN KARIŞIK

    Gözlerimiz hep zirvede… Ancak ligin alt tarafı üstünden daha beter.. Düşme hattı içinde tam 6 takım bulunuyor. 12. sırada bulunan Denizlispor’un 32 puanı var. Son sırada yer alan Ankaragücü ise 25 puanda. Her puan altın değerinde derler ya işte öyle bir tablo var. Belkide atılan bir gol ligde kalacak takımı belirleyecek. Şampiyonluğa oynayan takımlarında düşme hattında yer alan ekiplerle maçları var. Galatasaray Çaykur Rize’ye takılarak avantajı kaybetti. Trabzon Ankaragücü’ne puan kaptırdı. Kayseri, Sivas’ı deplasmanda yendi. Görünen şu ki ligin tepesi de dibi de her maçı ‘final’ gibi oynayacak.

    Başakşehir: Antalyaspor (D) / Denizlispor / Konyaspor (D) / Kayserispor / Kasımpaşa (D)
    Trabzonspor: Galatasaray (D) / Antalyaspor / Denizlispor (D) / Konyaspor / Kayserispor (D)

    SÜPER LİG PUAN DURUMU

    SÜPER LİG 29. HAFTA SONUÇLARI

    SÜPER LİG 30. HAFTA MAÇLARI