Kategori: Politika

  • HDP’li Önlü: Yeni bir hedef koyduk; giden gücün yerine geleni de biz belirleyeceğiz

    HDP’li Önlü: Yeni bir hedef koyduk; giden gücün yerine geleni de biz belirleyeceğiz


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çalışma Bakanı Bilgin’den “Saray” savunması: Gazi Paşa da, yoksulluk yıllarında Çankaya Köşkü’nü yaptırdı

    Çalışma Bakanı Bilgin’den “Saray” savunması: Gazi Paşa da, yoksulluk yıllarında Çankaya Köşkü’nü yaptırdı


    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, muhalefet milletvekillerinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili eleştirilerine yönelik, “Atatürk’ün de Türkiye’nin yoksul olduğu yıllarda Çankaya Köşkü’nü inşa ettirdiği” ifadesiyle yanıt verdi.

    Cumhurbaşkanlığı Sarayı için “Öyle ultra lüks bir saraydan bahsetmek mümkün değil” diyen Bilgin, “5 yıldızlı otellerle, Antalya’da vardır muhtemelen, mukayese edemeyeceğiniz düzeyde Sayın Cumhurbaşkanının oturduğu çalışma ofislerinin bulunduğu bina, böyle bir bina” ifadesini kullandı.

     

    “Yoksulluk yıllarında Çankaya Köşkü yapıldı”

     

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, bakanlığının 2022 yılı bütçesine ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

     

    Bilgin, CHP, HDP ve İYİ Parti’li milletvekillerinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın maliyetine ilişkin eleştirileri ve “Sarayları bırakıp halka inecek misiniz?” soruları üzerine “Atatürk’ün Türkiye’nin yoksul olduğu yıllarda Çankaya Köşkü’nü inşa ettirdiği”ni belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Konuşma yapan arkadaşlarımızın bazıları ‘Saraylardan vazgeçip halka inecek misiniz, halka değer verecek misiniz?’ gibi bir üslupla konuşuyorlar. Şimdi, cumhuriyetin kuruluş yıllarında, Türkiye’nin yoksul olduğu yıllarda, fert başına düşen milli gelirin 60 ila 120 dolar arasında olduğu yıllarda cumhuriyet bugün Çankaya Köşkü diye bildiğimiz köşkü yapmış, Gazi Paşa o köşkün inşaatını başlatmış, zamanla köşk değişmiş, genişletilmiş.

     

    “Saray edebiyatı içerisinde anlatmak doğru değil”

     

    Bugün Türkiye’nin bunca yıl sonra, yüz yıl sonra neredeyse 100’üncü yılına giriyoruz cumhuriyetin yeni bir devlet başkanlığı külliyesini yapmasını, yeni konutların yapılmasını, yeni devlet adamlarının kullanacağı imkanların, toplantı salonlarının, benzerlerinin yapılmasını, bunu bir saray edebiyatı içerisinde anlatmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

     

    Çünkü bunlar kimsenin şahsi malı değildir. Gazi Paşa rahmetli oldu gitti, saygıyla, minnetle, şükranla anıyoruz bütün yaptıklarını. Bundan sonra gelecek devlet adamlarımız da bu konutları kullanacaktır, bunlar kamunun malıdır.

     

    “5 yıldızlı otellerde de var”

     

    Bilmiyorum, hiç gittiniz mi, bunlar öyle lüks şeyler falan değil. Herhangi bir yurt dışına gittiğiniz zaman hatta Kıbrıs’a… 5 yıldızlı otellerle, Antalya’da vardır muhtemelen, ben son yıllarda pek gitmedim. Mukayese edemeyeceğiniz düzeyde Sayın Cumhurbaşkanının oturduğu, ikamet ettiği ve çalışma ofislerinin bulunduğu bina, böyle bir bina.

     

    Görmeyen arkadaşlarımız belki hayallerinde böyle bir şey söylüyorlar ama gerçeği bu değil. Gerçeği, bir kamu kuruluşunun, yabancı konukların kabul edildiği alanların prestij olarak perdeleriyle, süslemeleriyle, mimarisiyle etkileyici olmasına çalışılmış ama öyle ultra lüks bir alandan, bir saraydan falan bahsetmek mümkün değil.

     

    “Bu muhalif bir dil bile değil”

     

    Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır, Türkiye Cumhuriyeti devleti Başkanının oturacağı, çalışacağı ofislerin olmasına da burada muhalefet etmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. Bu muhalif bir bile değil. Yani böyle bir edebiyat etkili olabilir ama bunun muhalefet etkisinin olduğunu düşünmüyorum.

     

    Türkiye’nin bugün çağdaş devletlerle mukayese edildiği zaman devlet adamlarının, bakanların veya Meclisimizin imkanlarını daha ileriye taşımış olmasının hepimiz açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Doğrusu, bu siyasi dilin bize katkı yapmayacağının altını çizmek için bunu söylüyorum, elbette muhalefet yapılacak.”

     

    KAYNAK: T24 – ERAY GÖRGÜLÜ


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İYİ Partili Türkkan, Bingöl’de ‘hakaret ettiği’ için özür diledi

    İYİ Partili Türkkan, Bingöl’de ‘hakaret ettiği’ için özür diledi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Soylu’dan, “Berat Albayrak’a neden omuz attınız?” sorusuna yanıt: İnsanlar birbirleriyle çarpışabilir, bu insani bir şey

    Soylu’dan, “Berat Albayrak’a neden omuz attınız?” sorusuna yanıt: İnsanlar birbirleriyle çarpışabilir, bu insani bir şey


    Katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Soylu, 2019’da yerel seçimler sırasında İstanbul’daki seçimleri kaybettikleri için ağladığını söyledi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, BBN Türk’te  Talat Atilla ve Tamer Korkmaz’ın sunduğu programa katılarak açıklamalarda bulundu.

     

    Talat Atilla’nın, “Sizin bazen sert söylemlerininiz başarılarınızı gölgelediğine dair söylemler var. Sayın Kılıçdaroğlu’na ‘Sen bittin’, Meral Akşener’e ‘Sen stajyersin’ cümleleri sert olmadı mı?” sorusunu Soylu, şu yanıtı verdi:

     

    “Şimdi burada sözümüzün bir sertliği yoktur. Siyasetin kendine ait dili vardır. Siyaset geri adım atmasını da bilir. Siyasetteki sözün ederi şudur: ‘Yalan mı doğru mu?’ siyasetin oturduğu yer burasıdır. Siyaset, devleti yönetenlerle millet arasında köprüdür. Siyaset bu köprüyü oluşturur. Sert sözün bir maliyeti söz konusu değildir. Ama yalan sözün maliyeti söz konusudur. 1960 darbesine giderken Türkiye bu yalanlarla gitti. Öğrencileri 5 bin silahla öldürecekler denildi. Dönemin CHP Genel Sekreteri ‘Bunun yalan olduğunu açıklayalım’ diyor Milli Şef’e. Burada sert sözler çok az konuşulur. Çünkü yalan konuşulur. Siyasette sert sözün bir maliyeti yoktur. Nezaketli olursunuz, sert söz ortadan kalkar. Bu coğrafya sözle değil eylemlerle karşı karşıyadır. Hepimizin eksiği var. Eksiği olmayan Allah vardır. Her gün birçok olayla karşı karşıya kalıyoruz. Biz burayı bu ölçekte götürmek zorundayız. Siyasetin kendi doğası var.”

     

    Talat Atilla’nın “Siz siyasetin güçlü bir ismisiniz. Siz ‘Sen bittin’ deyince karşı taraf bir tedirginlik hisseder mi?” sorusuna ise “Ben siyasetçiyim, siyasetçi kimliğimi bırakamam. Siyaset içinde büyüdüm. Bütün bunların tamamını geride bırakıp, papyonumu takip devlet adamı formatına gireyim, bu doğru olmaz. Ben nereden geldiğimi biliyorum. Bugün bize ne Tayyip Erdoğan’la yaptığımız mücadeleyi unutturabilirler ne de geldiğimiz yeri. Eğer biz devletin gücüyle haksız bir şey yapıyorsak haksızlık yapıyoruz. Terörle mücadele yapıyoruz. HDP bundan alınıyor. Tabii ki alınacak. Bakılması gereken taraf burasıdır bence” dedi.

     

    “İstanbul seçimini kaybedince ağladım”

     

    2019 yerel seçimlerinde İstanbul’un AK Parti’den CHP’ye geçmesiyle ilgili ise Soylu, “Biz İstanbul seçimini kaybettik, ben üzüldüm. Bunu da burada ilk kez söyleyeyim ağladım da… İstanbul seçimini kaybettiğimizde ağladım. Ağlamamın sebebi de şu: İstanbul bizim sevgilimiz… Bu toplumun sevgilisi. Bu coğrafyanın sevgilisi. Bizim bu şehre hizmetlerimizin olması gerekir. Rahmetli annemi aradım, o da ağlıyordu. İki gün sonra babama geldim. ‘Merak etme’ dedi. ‘Buralar kazanılır, 30 yıl burayı CHP kazanamaz. 30 yıl iktidar yüzü göremezler’ dedi” ifadelerini kullandı.

     

    “Berat Albayrak’a omuz attı” iddiası

     

    Soylu, 2018 yılında katıldıkları bir törende Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a omuz attığı anların görüntüleriyle ilgili gelen bir soruyu da yanıtladı.

     

    Soylu şunları söyledi:

     

    “Geçen gün yine 29 Ekim dolayısıyla vesilesiyle oradaydık. Orada insanlar birbirleriyle çarpışabilirler. Bu insani bir şey. Allah korusun, başımıza tekrar başımıza gelir diye endişe ediyorum. Terör örgütünden korkmam. Dağa çıkmaktan korkmam. Kedi ve köpekten korkmam. Ama başka işlerden insan korkar. Ben korkuyorum. Çünkü dedikodu gibi bu tip şeylerle, insanların dile düşmek kadar insanı ürtüken başka bir şey yoktur. Zaten iftiralarla karşı karşıyayız. Tekrar böyle bir şey olabilir diye artık dikkatli yürüyorum.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kaftancıoğlu’ndan Soylu’ya: Kıyamam, beni de üzdün şimdi

    Kaftancıoğlu’ndan Soylu’ya: Kıyamam, beni de üzdün şimdi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Kanser teşhisi kondu’ dedi, Fahrettin Altun’a ‘geçmiş olsun’ mesajı yolladı

    ‘Kanser teşhisi kondu’ dedi, Fahrettin Altun’a ‘geçmiş olsun’ mesajı yolladı


    Gazeteci ve TV5 sunucusu Hasan Basri Akdemir, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a kanser teşhisi konulduğunu iddia etti.

    Bilgiyi teyit ettiğini ifade eden Akdemir, “Sayın İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah şifa versin” dedi.

     

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un kansere yakalandığı öne sürüldü. Gazeteci Hasan Basri Akdemir’in iddiasıyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

     

    Akdemir söz konusu iddiasıyla ilgili önceki gün paylaştığı mesajında, “Sağlık üzerinden birçok spekülasyon yapılıyor. Yıllar önce bu hataya yine düşülmüştü. Bu yanlıştır! Ama CB’nin yakın ekibinden önemli bir kişiye kanser tanısı konduğunda dair de bir haber var. Bize ‘geçmiş olsun’ demek düşer. Hasta hakları gereği ismi açıklamayacağım” ifadelerini kullanmıştı.

     

    Bilgiyi teyit ettiğini ifade eden Akdemir, “Cumhurbaşkanı’nın yakın ekibinden kanser hastalığına yakalanan bir kişi olduğunu söylemiştim. Bilgiyi bugün teyit ettim. Sayın İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah şifa versin…” dedi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu’ndan gençlere vaat: Beşli çete için değil sizin için harcayacağız

    Kılıçdaroğlu’ndan gençlere vaat: Beşli çete için değil sizin için harcayacağız


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İyi Partili Lütfü Türkkan, vatandaşa ettiği küfrü kabul etti, özür diledi

    İyi Partili Lütfü Türkkan, vatandaşa ettiği küfrü kabul etti, özür diledi


    İyi Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Bingöl’de şehit yakını olduğunu iddia eden bir kişiye ettiği küfrü kabul ederek Meral Akşener başta olmak üzere tüm kadınlardan ve herkesten özür diledi.

    Türkkan, “Hiç yapmamam gereken bir şey yapmışım. Hakaret etmişim. Kötü sözler söylemişim. Bunlar doğru olmayan ve bana da hiç yakışmayan ifadeler, bunun da farkındayım. Ben o yüzden, burada başta bütün milletimizden, bir kadın olması nedeniyle Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere bütün kadınlardan, partililerimizden, arkadaşlarımdan da özür diliyorum” ifadelerini kullandı.

     

    Daha önce küfür ettiğini yalanlayan Türkkan, olayı provokasyon olarak değerlendirmişti

     

    Şehit yakını olduğunu iddia eden bir kişi, İyi Parti’nin HDP ile yakın ilişki kurduğunu savunarak tepki gösterdi. Polis ekiplerinin bölgeden uzaklaştırmaya çalıştığı kişinin yanına giden İyi Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan boynuna sarılarak bir süre dinlediği bu kişiye küfretti. Polis ekiplerine Türkkan’ın kendisine küfrettiğini söyleyen tepkili vatandaş, güvenlik güçlerince bölgeden uzaklaştırıldı. Ardından Türkkan olayla ilgili kişisel sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlayarak, “Bu kez de Akşener’e sosyal medyada küfür ettiği için ceza alan bir provokatöre bırakın herhangi bir kötü ifadeyi, aksine kendisine sarılarak birlikte yürüdüğüm halde bu kez ‘ağır küfür etti’ diye yayınlamışsınız” dedi.

     

    “Hakaret etmişim. Kötü sözler söylemişim. Bunlar doğru olmayan ve bana da hiç yakışmayan ifadeler”

     

    Türkkan gelen tepkilerin ardından sosyal medya hesabından bir özür videosu yayımladı. Küfür ettiğini kabul eden Türkkan şunları kaydetti:

     

    “Yaşanan talihsiz hadiseyle ilgili bu videoyu çekmeye karar verdim. Bingöl’de daha önce Sayın Meral Akşener’e sosyal medya yoluyla hakaret ve küfür eden bir vatandaş karşımıza çıkarak, şimdi burada ifade etmek istemediğim, birtakım lafları söylemeye devam etti. Ben de onu o kalabalıktan uzaklaştırmak isterken ciddi küfürlere de maruz kaldım. Onların bir kısmı o videoda yoktu. Hatta söyledim, küfür etme diye de birkaç defa ikaz ettim. Netice itibariyle gelinen o sinir gerginliği, o sıkıntılı durum sonucu hiç yapmamam gereken bir şey yapmışım. Hakaret etmişim. Kötü sözler söylemişim. Bunlar doğru olmayan ve bana da hiç yakışmayan ifadeler, bunun da farkındayım. Ben o yüzden, burada başta bütün milletimizden, bir kadın olması nedeniyle Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere bütün kadınlardan, partililerimizden, arkadaşlarımdan da özür diliyorum. Doğru bir iş değildi bu. Yanlış bir şeydi ama o sinir gerginliği, o atmosferin getirdiği fazla bir heyecan, doğru olmayan ve bana da hiç yakışmayan bir hata yapmaya sevk etti. Tekrar bütün milletimizden özür diliyorum ve bunun da kabulünü rica ediyorum. Teşekkür ediyorum.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mahkûm edilen gazeteci Tunca: En tehlikeli meslektir gazetecilik

    Mahkûm edilen gazeteci Tunca: En tehlikeli meslektir gazetecilik


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Karamollaoğlu’dan parti liderlerine “siyaset dili” çağrısı: Bu tavır, ülkemizi hızla kutuplaşmaya ve çıkmaza sürüklemektedir

    Karamollaoğlu’dan parti liderlerine “siyaset dili” çağrısı: Bu tavır, ülkemizi hızla kutuplaşmaya ve çıkmaza sürüklemektedir


    Karamollaoğlu açıklamasında, “Siyaseti çatışma arenası olmaktan kurtaracak, siyasileri adeta ‘horoz dövüşü’ yapmaya mahkum eden bu iklime bir son vereceğiz. Başka bir siyaset tarzının mümkün olduğuna inanıyoruz” dedi.

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “siyaset dili” konusunda parti liderlerine ve siyasetçilere çağrıda bulundu.

     

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Karamollaoğlu, siyasetçilerin “söz düellosu” yapmak yerine ülkenin sorunları için çözüm üretmesi gerektiğini söyledi.

     

    Karamollaoğlu, “Ülkemiz, ekonomiden eğitime, dış politikadan adalete her alanda bir çıkmaza sürüklenmiş vaziyettedir. Ne yazık ki, bu problemleri çözmeye talip olan siyasetçiler ise, çözüm üretmekten ziyade söz düellosu yapmakta, yersiz ve gereksiz tartışmalarla zaman ve enerji kaybetmektedir” dedi.

     

    “Bu tavır, ülkemizi hızla kutuplaşmaya ve bir çıkmaza sürüklemektedir” diyen Karamollaoğlu şöyle devam etti:

     

    “Biz Saadet Partisi olarak, buna bir son vermek gerektiğine inanıyoruz. Kararlıyız; siyaseti çatışma arenası olmaktan kurtaracak, siyasileri adeta ‘horoz dövüşü’ yapmaya mahkum eden bu iklime bir son vereceğiz! Başka bir siyaset tarzının mümkün olduğuna inanıyoruz.

     

    Böylelikle; siyasetin dili, hakaret, küfür, aşağılama ifadelerinden arınacak, ülke meselelerinin soğukkanlılık ve sükunetle müzakere edildiği bir platforma dönüşecek, sağlıklı bir zemine oturtulacaktır.

     

    Fikir, proje ve makul teklif üretemeyenler silinip gidecek; böylelikle siyaset, ilmin ve fikrin, tecrübenin ve uygulamanın edeple sergilendiği bir ortama dönüşecektir.

     

    Hiç kimseye faydası olmayan tartışmalar son bulacak, insanımızın derdine çare üretmeyen siyaset yapma biçimi değişecek, bunun yerine vatandaşın derdini önceleyen, talep ve beklentilerine cevap veren bir siyaset dili ve buna uygun politikalar tercih edilecektir.

     

    Bütün parti genel başkanlarını ve tüm siyasileri bu üslubu benimsemeye, buna uygun siyaset yapmaya davet ediyorum. Saadet Partisi, bu konuda kararlıdır ve öncülük yapmaya hazırdır.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***