Kategori: Kültür – Sanat

Serbest Görüş kültürel etkinlikler, sanat dünyası ve yaratıcı çalışmalar hakkında en güncel haberler ve analizler içermektedir . Sitemiz, sanatçı röportajlarından sergi incelemelerine kadar geniş bir içerik yelpazesi sunar, kültürel trendler ve sanat dünyasındaki gelişmeleri takip etmenize yardımcı olur. Kültür ve sanatın zengin dünyasını keşfetmek için ideal bir kaynaktır.

  • Hozan Diyar: İmralı tecridi son bulmadıkça kalıcı yol alınamaz

    Hozan Diyar: İmralı tecridi son bulmadıkça kalıcı yol alınamaz


    AMED – Kürt sorununun çözümü için somut adım atılması gerektiğini kaydeden sanatçı Hozan Diyar, “Önder Apo’ya yönelik tecrit politikaları son bulmadıkça ve Kürtlerin iradesine saygı gösterilmedikçe kalıcı bir yol alınamaz” dedi.

     

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Kürt sorununa dair açıklamaları ardından başlayan tartışmalarda henüz somut bir adım atılmadı. Öte yandan İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük ağırlaştırılmış tecrit devam ediyor. Yeni sürecin başlaması için birçok kesimin girişimleri de sürüyor. Bu oluşumlardan biri de Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP) oldu. EFFP, Kürt sorununda demokratik çözüm arayışına dönük “Umut etmek ve barış ihtimalini büyütmek istiyoruz” başlıklı bir metin yayınladı. Siyasetçi, sanatçı, akademisyen, sendikacı, hukukçu, insan hakları savunucularının da bulunduğu 300’e yakın ismin imzaladığı metinde, 2015 yılından bu yana devam eden yoğun çatışmaların son bulması ve barış dilinin topluma hakim olması çağrısında bulunuldu.

     

     

    İmzacılardan sanatçı Hozan Diyar, sanatın ve sanatçının halkların mücadelesinde önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekerek, barış ihtimalini güçlendirmek istediklerini söyledi. 

     

    ÖZGÜR GELECEK İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ 

     

    Kürt sorununda “güvenlikçi” politikaların çözüm üretmediğinin altını çizen Hozan Diyar, kalıcı barış için somut adımların atılması gerektiğini ifade etti. “Umut etmek ve barış ihtimalini büyütmek istiyoruz” diyen Hozan Diyar, “Türkiye’de yeni bir süreç mi başlıyor, yeni bir döneme mi giriyoruz? Böylesi bir tartışma ve beklentinin olduğu süreçte, bireysel çıkarlar, iktidar hesapları ya da Ortadoğu’daki konjonktürden bağımsız olarak Kürt ve Türk halkları arasındaki barış ihtimalini güçlendirmek istiyoruz. Bu ihtimalin her zaman var olmasını temenni ettik. Toplumsal barışı büyütmek, bu ihtimali daha görünür kılmak için bir bildiri imzaladık. Yaşadığımız coğrafyada bütün halklarla birlikte kardeşçe yaşama prensibi var. Demokratik, özgür bir geleceği inşa etmek için çalışıyoruz” dedi.  

     

    ‘KÜRT HALKINA YÖNELİK SOYKIRIM GERÇEĞİ VAR’

     

    MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Kürt sorunu yok” açıklamasına tepki gösteren Hozan Diyar, “Bahçeli’nin dediği gibi bir ‘Kürt sorunu’ yok ama Kürt halkına yönelik bir soykırım sorunu var. 100 yıldır sistematik olarak uygulanan zulüm, zorla yerinden edilen yüz binlerce insan ve diğer uygulamalar bir sorun değil, açık bir soykırım gerçeğidir. Kürt halkı, sanatçısından siyasetçisine kadar bir bütün olarak bu soykırım politikalarına karşı çözüm dayatmaktadır. Ya bu sorun çözülür ya da mevcut sistem kendi kendini yok eder. Bu, tarihsel bir diyalektiktir. Buradan bakınca geçici çözüm bulma çalışmaları, ‘Gelin teslim olun’ demeleri 45 yıllık mücadeleye saygısızlıktır. Bütün bunlara rağmen bunu bir barış ve çözüm hareketine dönüştürmek bizim görevimiz. Buna ciddiyetsiz deyip çöpe atamayız. Fakat ciddiyetsiz yaklaşımları karşısında bir yandan sopa bir yandan demokrasi demelerini de yutacak değiliz” diye belirtti.

     

    Barış ihtimalinin her zaman savunulması gerektiğini kaydeden Hozan Diyar, barışın sağlanması için de PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin son bulması gerektiğini belirtti. Hozan Diyar, “Kürt halkı mücadeleyi barış zeminine getirmek için en değerli evlatlarını feda etti. Artık geriye dönüş mümkün değil. Barışta ancak karşılıklı saygıyla olur. Önder Apo’ya yönelik tecrit politikaları son bulmadıkça ve Kürtlerin iradesine saygı gösterilmedikçe barışta kalıcı bir yol alınamaz. Önder Apo, buna dair birçok kez açıklamalarda bulundu. Türkler, 1071’de, 1920’de ve önümüzde ki yüzyılda Kürtlerle ittifak yaparak, yol almıştır. Eğer Türkler, Kürtlerle ittifak yapmazsa emperyalizmin uşağı olurlar. Ancak beraber kurtulabiliriz. Derdimiz tarihimize, varlığımıza saygılı olmalarıdır. Kim Kürtlerle yol yürümek istiyorsa, Önderlerine yaklaşım da her şeyi belirleyecektir” diye konuştu.  

     

    ‘SANAT, DİRENİŞİ GÜÇLENDİRMEKLE YÜKÜMLÜDÜR’

     

    Sanatın ve sanatçının mücadelenin bir parçası olduğuna işaret eden Hozan Diyar, Kürt halkına yönelik soykırım politikalarının sanat, dil ve kültür alanında da sistematik bir şekilde sürdüğünü anımsattı. Kayyımların özellikle kültür ve kadın kurumlarına saldırmasının tesadüf olmadığını vurgulayan Hozan Diyar, “Sanatçı, halkının mücadelesine katkı sunmalıdır. Tarihten bugüne sanatçılar, en zor dönemlerde en hassas görevleri üstlenmiştir. Faşizmin eteği altına sığınıp sanat yapılamaz. Kürt sanatçıları, halkının özgürlük mücadelesini görmezden gelerek, varlıklarını sürdüremez. Bugün sanat, devrimin kazanımlarını kalıcılaştırmak ve barış ihtimalini büyütmekle yükümlüdür. Sanatçının ait olduğu toplumun da bulunan tarihi sunduğu kadar vardır. Tatlı su sanatçılığı yaprak sadece kendini yaşatırsa, sahnelerin nasıl bir emek ve kanla oluşturulduğunu bilmezse, adını bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz toprağa düşenlerin değerini bilmeyen bir sanatçı asla sanatçı olamaz. Böylesi önemli bir süreçten geçiyoruz, Bu sürek varlık-yokluk sürecidir. Sözünü de sanatını da barış ihtimalini büyütmek, devriminin kazanımlarını kalıcılaştırmak her Kürt sanatçının işidir. Kürt özgürlük mücadelesi olmasaydı ne Kürtler olurdu ne de Kürtçe. Her sanatçı bunu görmek zorundadır. Görmüyorsa kördür, eğlence sektörünün mezesidir. Bizler de halkımızın en ön saflarında özgürlüğe doğru yürümeliyiz. Bunu her zamankinden daha fazla yapmalıyız” dedi.

     

    MA / Delal Akyüz

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Silopiya’da ‘Jin jiyan azadî’ tiyatrosuna yoğun ilgi

    Silopiya’da ‘Jin jiyan azadî’ tiyatrosuna yoğun ilgi


    ŞIRNEX – Silopiya Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Jin jiyan azadî” adlı tiyatro gösterimine ilgi yoğun oldu. 

     

    Silopiya (Silopi) Belediyesi, 25 Kasın Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla “Jin jiyan azadî” adlı tiyatro gösterimi yaptı. Silopiya Belediyesi’ne Kültür Müdürlüğü bünyesinde bulunan Ayşeşan Dil, Kültür ve Sanat Merkezi tiyatrocularınca sahnelenen oyun, yoğun ilgi gördü. Ayşeşan Dil, Kültür ve Sanat Merkezi’nde verilen tiyatro eğitimini alan öğrencilerin sergilediği etkinliğe Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü ve Şirnex Milletvekili Ayşegül Doğan, Nevroz Uysal Aslan, Zeki İrmez, Özgür Kadın Hareketi (TJA), Barış Anneleri Meclisi ile yüzlerce yurttaş katıldı. 

     

    ‘MÜCADELEMİZİ YÜRÜTECEĞİZ’

     

    Etkinlikte kısa bir konuşma yapan DEM Parti Sözcüsü ve Şirnex Milletvekili Ayşegül Doğan, kayyım atamalarına dikkati çekti. Kadına yönelik şiddete karşı toplandıklarını hatırlatan Ayşegül Doğan, “Bu atanan kayyımlar, bir halk için sadece zulüm değildir. Aynı zamanda Kürt kadınlarına ayrı bir zulümdür. Çünkü Kürt kadınları, kimliklerinden ötürü bir saldırıya uğruyor. Diğer yandan kadın oldukları için ayrı bir saldırıya uğruyor” dedi. 

     

    Kürt kentlerinde ilk kayyımların eşbaşkanlık sisteminin bahane edilerek atandığını kaydeden Ayşegül Doğan, “Kadınlardan korkuyorlar, direngen kadınlardan korkuyorlar. Baş eğmeyen, diz çökmeyen kadınlardan korkuyorlar. Çünkü o kadınların öncülüğünden bu sistemin değiştirileceğini biliyorlar. Biz kadınlar, yaşamın her alanında ilmek ilmek mücadelemizi yürüteceğiz” dedi. 

     

    ŞİİR DİNLETİSİ VE DANS GÖSTERİMİ

     

    Ayşegül Doğan’ın konuşmasının ardından, Ayşeşan Dil, Kültür ve Sanat Merkezi öğrencilerinden Remziye Yiğit hazırladığı şiiri seslendirdi. Şiir okunmasının ardından sanat merkezinin hazırladığı dans gösterimi yapıldı. 

     

    ‘JIN JIYAN AZADÎ’ 

     

    Dans gösteriminin ardından Barış Annelerinin perdeyi kaldırmasıyla “Jin Jiyan azadî” adlı tiyatro gösterisi başladı. Kadınların maruz kaldığı ev içi şiddeti trajikomik bir şekilde ele alan tiyatro, izleyicilerden tam not aldı. 

     

    Program, tiyatronun sonunda çekilen halayın ardından sonlandı.

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Prıma Facıe’ özel gösterimi Ankara’da yapıldı

    ‘Prıma Facıe’ özel gösterimi Ankara’da yapıldı


    ANKARA – Avustralyalı oyun yazarı Suzıe Mıller’in yazdığı “Prıma Facıe” tiyatro oyununun özel gösterimi yapıldı. 

     

    Avustralyalı oyun yazarı Suzıe Mıller’in yazdığı “Prıma Facıe” tiyatro oyununu özel gösterimini 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Ankara’da Devlet Tiyatroları 75’inci Yıl Sahnesi’nde sahnelendi. Yönetmenliğini Özgür Avcı’nın yaptığı ve Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği’nin organize ettiği tek kişilik oyun, Sezin Baytok tarafından sahnelendi. 

     

    Oyun, tacize maruz kalan kadınların yargılama aşamasında maruz kaldıkları zorluklara dikkat çekiyor. Oyunda ayrıca cinsel suç yargılamalarında “ıspat” sorunu ile asıl yargılamanın mağdur mu yoksa sanığa mı olduğu sorusunun da cevabını arıyor. 

     

    Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Başkanı Fikriye Tiryaki, oyundan sonra kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Oyuna gösterilen ilgiden dolayı herkese teşekkür eden Fikriye Tiryaki, oyunun tüm gelirinin Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği’ne bağışlanacağını söyledi. 

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Haluk Bilginer Şahsiyet Dizindeki Rolüyle Uluslararası Emmy Ödülleri’nde İkinci Kez Aday Gösterildi

    Haluk Bilginer Şahsiyet Dizindeki Rolüyle Uluslararası Emmy Ödülleri’nde İkinci Kez Aday Gösterildi


    Usta oyuncu Haluk Bilginer, 52. Uluslararası Emmy Ödülleri’nde ikinci kez aday gösterildi. 2019 yılında Şahsiyet dizisinde hayat verdiği Agah Beyoğlu karakteriyle “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazanan Bilginer, aynı rolle ikinci kez aday olan ilk oyuncu olarak tarihe adını yazdırdı.

    BİLGİNER’E BÜYÜK İLGİ

    New York’ta düzenlenen 52. Uluslararası Emmy Dünya Televizyon Festivali kapsamında gerçekleşen basın toplantısına katılan Bilginer, büyük ilgiyle karşılandı.

    Festival, her yıl Emmy Ödülleri’nden önceki hafta sonu düzenleniyor ve aday gösterilenler bu etkinlikte buluşuyor.

    ÖDÜLLER BUGÜN SAHİPLERİNİ BULACAK

    Bu yıl Uluslararası Emmy Ödülleri’nde Türkiye’yi dizi kategorisinde Safir temsil ederken, Haluk Bilginer “En İyi Erkek Oyuncu” kategorisinde ülkemizi ikinci kez temsil edecek. 21 ülkeden 56 adayın 14 farklı kategoride yarışacağı ödüller, 25 Kasım’da düzenlenecek törenle dağıtılacak.

    Haluk Bilginer Şahsiyet Dizindeki Rolüyle Uluslararası Emmy Ödülleri'nde İkinci Kez Aday Gösterildi - Resim : 2

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Babil Tarihi’ ve ‘Mısır Firavunu’ kitapları çıktı

    ‘Babil Tarihi’ ve ‘Mısır Firavunu’ kitapları çıktı


    İSTANBUL- İngiliz Asurolog George Smith’in “Babil Tarihi” ile Mısır Bilimci Arthur Weigall’in “Mısır Tarihi” kitaplarının ilk, Murray Bookchin’in “Toplumsal Ekoloji Felsefesi”nin 3’üncü baskısı Sümer Yayıncılık’tan çıktı. 

    İngiliz Asurolog ve Arkeolog George Smith’in kaleme aldığı, “Babil Tarihi” ile Mısır Bilimci Arthur Weigall’in “Mısır Tarihi” kitaplarının ilk baskısı Sümer Yayıncılık’tan çıktı. Sümer Yayıncılık, Murray Bookchin’in “Toplumsal Ekoloji Felsefesi”nin 3’üncü baskısını da gerçekleştirdi. 

     

    İngiliz Asurolog ve Arkeolog George Smith’in Babil’in tarihi gelişimini ele aldığı kitabının tanım yazısında, “Babil Tarihi kitabı ile tarih denilen hikayelerin nasıl oluştuğunu ve günümüze dek süregelen egemenlerin nasıl bir tarih ördüğünü de gözler önüne seriyor. Babil Tarihi, kısa hayatını Ortadoğu’nun antik uygarlıklarını araştırmaya adamış bir 19’uncu yüzyıl bilim insanı olan George Smith tarafından yazılmış bir kitap. Eser, öncelikle Babil uygarlığının öncesini, kuruluşundan Medler ile ittifaka, sonrası Persler tarafından fethedilmesine kadar geçen uzun yüzyılların akıcı bir anlatımını içeriyor. Kitabın özgün yanlarından biri uzun çabalar sonucunda bulunup tercüme edilmiş ilk anıtların çözülüşünün temel alınmasıdır. Babilliler ilk astronomi, matematik, mimari ve birçok alanda büyük keşifler yapıp geliştiren bir toplumdu. Olağanüstü bir yazı sistemi geliştirmiş, kil tabletlere ve papirüslere yazılmış eserlerden oluşan etkileyici kütüphaneler kurmuşlardı. Yazarın şu sözü tarihsel bir gerçeği ifade eder: ‘Babil, uygarlığın Asur’a, oradan Küçük Asya’ya ve Fenike’ye, buralardan Yunanistan ve Roma’ya ve Roma’dan modern Avrupa’ya yayıldığı merkezdi.’ Aynı hakikati bir başka yerde de ‘Babil’in tarihi, insan soyunun genel tarihiyle olan daha yakın bağlantısından ve dininin, biliminin ve uygarlığının sonraki tüm insani ilerlemeler üzerindeki etkisini’ vurgular” ifadelerine yer verildi.

     

    MISIR FİRAVUNU AKHENATON

     

    Sümer Yayıncılık’tan çıkan diğer kitap ise günümüzden 3 bin 400 yıl önce yaşayıp hüküm sürmüş olan Mısır Firavunu Akhenaton’un anlatıldığı İngiliz Mısır bilimci Arthur Weigall tarafından yazılan “Mısır Tarihi” kitabı oldu. Kitaba ilişkin tanıtım yazısında, şu ifadeler kullanıldı: “Kitapta bahsedilen arkeolojik bulguların ortaya çıkarıldığı kazıların birçoğunda bizzat bulunmuş ve yönetmiştir. Bunun yanı sıra çok yönlü bir yazar, gazeteci ve sahne tasarımcısı olması, ele aldığı tarihsel dönemi ve kişiliği zengin bir anlatımla sunmasını sağlıyor. Akhenaton, günümüzden 3 bin 400 yıl önce yaşayıp hüküm sürmüş bir Mısır firavunu. Akhenaton, ‘tarihin ilk bireyi’ olarak adlandırılır. O var olanın değişmesi gerektiğine inanır. Zihinsel dinamikleri ve özellikleri ve içinde bulunduğu tarihsel koşulları değiştirmeye yönlendiriyordu. Akhenaton, insanı ve barışı merkeze alan ilk tek tanrılı dini geliştirmeye çalışır. ‘Tanrı Aton Sevginin Efendisi, Işınların her yeri kuşatır… Sen onları sevginle bağlarsın.’ Akhenaton ve Tanrısı Aton savaşa karşıydı sevgi onların yaşam kaynağıydı. Okur kitabı okurken muhtemelen bugün -görünüşe göre gelecekte de- tartışma konusu olan din ve devlet ilişkileri, yukarıdan aşağıya reform hareketlerinin halk tarafından benimsenmesindeki zorluklar, eski inançların ve eski iktidar yapılarının sert muhalefeti gibi birçok konuda tarihsel bir analoji bulacaktır. Tarihte düşünsel, sanatsal ve kültürel atılım dönemlerinin bir çoğunda olduğu gibi Akhenaton’un bu değişiminin temelinde de maddi bakımdan muazzam bir zenginleşme vardı. Mısır’daki zenginlik, ekonomik birikim yağmaya, savaşlara, köleleştirmeye ve toplanan vergilere dayanıyordu. Kitap, Mısır yaşamından kesitler verirken bu gerçeğe de işaret ediyor.” 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Usta Yönetmen Şerif Gören Entübe Edildi

    Usta Yönetmen Şerif Gören Entübe Edildi


    Cannes Film Festivali’nden “Altın Palmiye” ödülüyle dönen ilk film olan Yol’un yönetmeni Şerif Gören, bir önceki gün Cihangir’deki evinin merdivenlerinden çıkarken düşerek kafasını yere çarptı. Gören, oğlu Mehmet Gören tarafından Taksim İlk Yardım Hastanesi’ne götürüldü.

    YARIN UYANDIRILACAK

    Beyin kanaması geçirdiği belirlenen Şerif Gören’in sağlık durumunun kritik olduğu öğrenilince uyutuldu. Entübe edilen Gören, yarın sabah uyandırılarak sağlık durumu incelenecek. Usta yönetmen, tepki verirse beyin kanamasında iyileşme olduğu anlaşılacak ve tedavisi o şekilde devam edecek.

    Yılmaz Güney ile birlikte “Yol”un yönetmenliğini üstlenen 80 yaşındaki Şerif Gören, “Yılanların Öcü”, “Derman”, “Umut” gibi Türk sinemasının önemli filmlerine de imza attı.

    Usta Yönetmen Şerif Gören Entübe Edildi - Resim : 2

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yazdığı kitabın kendisine verilmesi ‘sakıncalı’ bulundu

    Yazdığı kitabın kendisine verilmesi ‘sakıncalı’ bulundu


    RIHA – Tutsak Semih Altun’un cezaevinde kaleme aldığı “Basit Bir Demokrasi Örneği” kitabının kendisine verilmesi Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi idaresi tarafından “sakıncalı” bulundu. 

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi idaresi, tekli hücrede tutulan siyasi tutsak Semih Altun’un cezaevinde kaleme aldığı “Basit Bir Demokrasi Örneği” kitabının kendisine verilmesini sakıncalı bularak el koydu. Toplumda yaşanmış olayları kendi penceresinden kaleme alıp öyküleştiren Altun’un kitabi Ekim 2024’te Sidar Yayınları tarafından basıldı. Eserinde toplumun aksayan yönleri, sistemin çocuklar başta olmak üzere toplum üzerindeki etkilerini eleştiren bir şekilde ele alan Altun, Urfa T Tipi Cezaevi’nde 3 yıl önce kitabın taslağını ailesine kargo ile gönderdi. Taslağın gönderilmesinden kısa bir süre sonra Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Altun, cezaevine girişi sırasında, Urfa Cezaevi Okuma Komisyonu tarafından okunan kimi yazılar gerekçe gösterilerek 11 gün hücre cezası verildi. Altun’un ailesi, bu süre içinde basılan kitabını, Altun’un bulunduğu Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’na kargo ile gönderdi. Ancak cezaevi idaresi, kitapta “sakıncalı kelimeler” olduğu iddiası ile kitaba el koydu. Kendi yazdığı kitabı kendisine verilmeyen Altun hakkında disiplin soruşturması açıldı. Ayrıca, verilmeyen kitap nedeniyle koğuşu basılan Altun’un daha önce cezaevi idaresi tarafından “okunan” mektup ve yazılarına tekrar incelenmek üzere el konuldu. 

     

    SEMİH ALTUN KİMDİR?

     

    Riha’nın Curnê Reş (Hilvan) ilçesine bağlı Şiftelî kırsal mahallesinde 1996 yılında doğdu. Ailesi 1997 yılında Riha merkeze taşındı. İlk ve ortaokulu Riha merkezde okudu. Riha’nın merkez Eyyübiye ilçesinde, 28 Ağustos 2015 tarihinde AKP İlçe Başkanlığı binasının camlarının kırılması iddiası ile 3 kişiyle birlikte gözaltına alınıp, tutuklandı. Urfa 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada Altun, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, anayasal düzeni silah zoruyla değiştirme, yasadışı örgüt üyeliği, örgüt propagandası ve patlayıcı madde bulundurma” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Antep İstinaf Mahkemesi tarafından onan karara yapılan itiraz Yargıtay tarafından reddedildi. Yargıtay kararına karşı Altun’un avukatlarının Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvurunun incelenmesi ise sürüyor. 

     

    Dosyanın Yargıtay tarafından onaylanması üzerine Altun’un avukatı, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu.

     

    MA / Emrullah Acar

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ma Music, Egîdê Cimo Müzik Okulu’nda şube açtı

    Ma Music, Egîdê Cimo Müzik Okulu’nda şube açtı


    İSTANBUL – Ma Music Akademisi, Egîde Cimo Müzik Okulu’nda şube açtı 

     

    Ma Music Akademisi, İstanbul’daki Egîde Cimo Müzik Okulu’nda şube açtı. Açılışa, Ma Music Akademisi Koordinatörü Şêrko Kanîwar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları, yazar ve aydınların yanı sıra çok sayıda kişi çocuklarıyla katıldı. 

     

    Açılış konuşmasını yapan Şêrko Kanîwar, Ma Music’in 8 yıldır çalışmalarını sürdürdüğünü anımsatarak, “Bugün tarihi bir gündür. İstanbul’da 5 milyon Kürt yaşıyor. İstanbul Kürtlerin yaşadığı en büyük şehirdir. Çocukların burada gelip Kürtçe müzik eğitimi alması kültürümüzü yaşatması 40, 50 yıldır verilen bedellerin sonucudur. Şakiro’nun, Meryemxanların ardıllarıyız. Sur’da Ma Music’in açılışını gerçekleştirdiğimizde onca eksikliğimizi ailelerin yardımıyla tamamladık. Bugün sıra İstanbul’da” ifadelerini kullandı. 

     

    ‘KİMLİĞE VE KÜLTÜRE SAHİP ÇIKALIM’

     

    Ardından konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Kürt halkının yaşadığı her yerde kendi kültürüne ve kimliğine sahip çıkması gerektiğini dile getirerek, “Bugün Kürdün kültürünü kimliğini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Halkımız sadece Kürdistan’da değil, Türkiye’nin birçok şehrinde yaşıyor. Kürtlerin yaşadığı en büyük şehir İstanbul’dur. Her yerde dilimizi konuşmalıyız. Kimliğimize kültürümüze sahip çıkmalıyız. Ma Music çok iyi işler yapacak” dedi.

     

    VALİ’YE JİN JÎYAN AZADÎ CEVABI

     

    Meral Danış Beştaş, Diyarbakır Valiliğinin “Jin, jiyan, azadî” sloganını yasaklamasına değinerek, “Dün Amed Valisi ‘Jin jiyan azadî’ sloganımızı yasaklamış. Kadın özgürlüğünü kimse yasaklayamaz. Jin, jîyan, azadî yasaklanamaz. Tekrardan Ma Music’in açılışı kutlu olsun” ifadelerini kullandı. 

     

    Konuşmaların ardından Ma Music sanatçıları sahne aldı. Çocukların da katılımıyla şarkılar eşliğinde renkli anlar yaşandı.

     

     

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Usta Yönetmen Şerif Gören Yoğun Bakıma Kaldırıldı

    Usta Yönetmen Şerif Gören Yoğun Bakıma Kaldırıldı


    Usta yönetmenlerinden Şerif Gören hastaneye kaldırıldı. Evinde merdivenlerden düşen 80 yaşındaki Gören’in Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı.

    AÇIKLAMA YAPILMADI

    ‘Yol’, ‘Yılanların Öcü’, ‘Derman’, ‘Umut’ sokağı gibi kült yapımları ile tanınan Gören’in sağlık durumu hakkında hastane tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.

    ŞERİF GÖREN KİMDİR?

    Yönetmen ve yapımcı. 14 Ekim 1944, İskeçe / Yunanistan doğumlu. İskeçe’de öğrenimini, 1956’te kazandığı bursla Türkiye’ye gelerek İstanbul Erkek Lisesi’nde sürdürdü. 1962’de kurgucu olarak işe başladığı Erman Film Stüdyosu ile sinemaya ilk adımını attı. Filmlerinin belirgin özelliği olan hızlı kurgu anlayışını burada kurgucu olarak çalıştığı dönemde kazandı.

    1968’de Mehmet Aslan’ın Hakanların Savaşı filminde ilk kez yönet­men yardımcılığı yaptı. Bu alanda kendini geliştiren Gören; Remzi Jöntürk, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney, Natuk Baytan, Osman Seden gibi yönetmenlerle çalıştı. 1974’te, çekimin ilk günlerinde Yılmaz Güney’in tutuklanması üzerine, Endi­şe filminin yö­netmenliğini üstlendi. Bu ilk filmi ile 12. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü aldı. Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı Yol filmiyle Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanarak büyük başarı elde etti.

    Türk sinemasının en verimli yönetmenlerinden olan Gören, bazı filmlerinde de küçük roller aldı. Genellikle Toplumsal Gerçekçilik anlayışında olan filmlerin yanı sıra ticari filmler ve belgeseller de yönetti. Eserlerinde daha çok kent yaşamı, doğa ile insan ilişkisi gibi konuları işledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul’da Egîdê Cimo Ma açılacak

    İstanbul’da Egîdê Cimo Ma açılacak


    AMED – Ma Music Akademisi Koordinatörü Şêrko Kanîwar, İstanbul’da “Egîdê Cimo Ma’yı” açacaklarını belirterek, “Kürt kültürünü yok etmek istiyorlar, buna karşı tüm Kürt ailelere sesleniyoruz, çocuklarınızın elini tutun gelin” dedi. 

     

    Amed Büyükşehir Belediyesi (DBB) bünyesinde 2010 yılında kurulan Aram Tigran Konservatuarı, kayyım Cumali Atilla tarafından 1 Kasım 2016’da kapatıldı. Konservatuarın kapatılması sonrası müzisyenler, 4 Mart 2017’de Ma Music Akademisi kurdu. Akademi bünyesinde Kadın Korosu, Çocuk Korosu, Ma Orkestrası, Doğal Ritim Orkestrası, Dengbêj Akademisi kuruldu. Kurulan akademi ardından 2021 yılında Zarok Ma, 2024 yılında da Sûr’da Çand Ma kuruldu. 

     

    “Herkes için müzik, her yerde müzik” sloganı ve “Em zarokên vî welatî bê muzîk nahêlin/ Bu toprakların çocuklarını müziksiz bırakmayacağız” şiarıyla yola çıkan müzisyenler 2021 yılında kurulan Zarok Ma’da 4 yılda 2 bin 176 çocuk Kürtçe müzik eğitimi gördü. Ma Music Akademisi, 24 Kasım’da İstanbul’da Egîdê Cimo Ma’yı açacak. Egîdê Cimo Ma’da 2-12 yaş aralığında çocuklara Kürtçe müzik eğitimi verilecek. 

     

    ‘KÜRT ÇOCUKLARINI MÜZİKSİZ BIRAKMAYACAĞIZ’

     

    Ma Music Akademisi Koordinatörü Şêrko Kanîwar, Ma Music’in yeni şubesinin tüm hazırlıklarını tamamladıklarını belirtti. Kayyımlar sonrası Ma Music Akademisi’ni kurduklarını hatırlatan Kanîwar, “Ma, kalmak anlamına geliyor. Bilinçli olarak bu ismi seçtik. İnsanın kalması ve direnmesi gerekiyor. Kürt kültürünü yaşatmak için kaldık ve ‘ma’ ismini verdik. ‘Her yerde müzik herkes için müzik’ ve ‘Bu toprakların çocuklarını müziksiz bırakmayacağız’ diyerek yola çıktık.  ‘Zarokên Welêt’ bu çocuklar sadece Amed ve Kürdistan’da değil, her yerde varlar. Nerede bir Kürt çocuk varsa onlara ulaşmak ve onlara anadillerinde müzik eğitimi verilmesi bizim hedefimizdir” ifadelerini kullandı. 

     

    ‘ASİMİLASYONA KARŞI’

     

    İstanbul’un da küçük bir Kürdistan olduğunu dile getiren Kanîwar, orada yaşayan Kürt ailelerin çocuklarının da asimilasyona maruz kaldığını belirtti. Kürdistan’da bile derin bir asimilasyon politikası uygulandığını ve birçok çocuğun anadilinden uzakta büyüdüğünün altını çizen Kanîwar, “Bundan çocuklarımızı asimilasyon politikalarına karşı korumak için İstanbul’da bir şube açmaya karar verdik. Ma Music’de sadece klasik müzik eğitimi verilmiyor. Her şeyden önce çocuklar anadilinde yani Kürtçe şarkı öğreniyor. Hiçbir şey öğrenmese dahi her hafta bir Kürtçe şarkı öğrenecek. Kendi kültürü, müziği ile büyüyen bir çocuk hiçbir zaman asimilasyona uğramaz. Asimilasyon politikaları da bu şekilde boşa çıkarılabilir” diye konuştu.

     

    ‘GEÇMİŞİYLE KÖPRÜ OLUŞUYOR’

     

    Ma Music Akademisi’nin de aktif olarak sürdüğünü yeni mezunlarla yeni şubeler açtıklarını ifade eden Kanîwar, “Bildiğiniz gibi biz aynı zamanda Müzik akademisinde de öğretmenler yetiştiriyoruz. Akademiden mezun olan eğitmenlerle İstanbul’da yeni şubemizi açacağız. Nerede bir Kürt çocuğu varsa ona anadilinde müzik öğretmek için elimizden geleni yapacağız. Artık İstanbul’da Kürt çocukları kendi anadillerinde müzik eğitimi alacak. Kendi anadiliyle, dedeleri ve nenelerinin şarkılarıyla büyüdüğünde, o kültürü tanıdığında kendileri ile geçmişi arasında kültürel bir köprü oluşuyor. Kendi yakınlarına yabancı kalan çocuklar bizim eğitimlerimize katıldığında, nenelerinin, dedelerinin dillerine yabancı kalmıyor. Burada anadillerinde oyun oynayıp, müzik öğreniyorlar. Kendi anadillerinde eğitim gören çocukların özgüvenleri, kendilerini ifade etmeleri daha güçlü oluyor. Kendilerini topluma daha ait hissediyorlar” şeklinde konuştu.  

     

    ‘MA MUSİC SİZİNDİR’

     

    İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı Taksim’de 24 Kasım’da saat 14.00’da açacakları Egîdê Cimo Ma’ya herkesi davet eden Kanîwar, “İstanbul’da ve Marmara da yaşayan Kürtlere sesleniyoruz: Kürdistan’da taş üstünde taş kalmasa da bu toprakların çocuklarını müziksiz bırakmayacağız, dedik. Gerçekten de savaşlar, çatışmalar, kayyımlarla taş üstünde taş bırakmıyorlar. Kürt kültürünü yok etmek istiyorlar buna karşı tüm Kürt ailelere sesleniyoruz, çocuklarınızın elini tutun gelin. Bu kültür geleceğe taşınması için bugünden tohumlarını ekmeliyiz, yoksa 20 yıl sonra Kürt kültüründen bahsedemeyiz. Bizi yalnız bırakmayın. Ma Music sizindir” diye belirtti. 

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***