Kategori: Ekonomi

Serbest Görüş ile ekonomiye dair en güncel haberler, analizler ve yorumlarla ekonomik gelişmeleri takip edin. Sitemiz piyasa trendlerinden ekonomik politikalar ve mali analizlere kadar geniş bir yelpazede bilgi sunar. Türkiye ve dünya ekonomisindeki önemli gelişmeleri anlamanızı sağlayacak derinlemesine içerikler burada.

  • Altın fiyatları 8 yılın zirvesini zorluyor

    Altın fiyatları 8 yılın zirvesini zorluyor

    Altın fiyatları 8 yılın zirvesini zorluyor

    Güvenli liman olarak görülen altın fiyatları, korona virüsü salgınında ikinci dalga endişesiyle son 8 yılın zirvesini zorluyor. Dolar güne 6,84’den başladı. Küresel piyasalar dalgalı bir seyir izliyor.

    Küresel piyasalar, geçen hafta yoğun haber ve veri akışı ile dalgalı bir seyir izlemesinin ardından yeni haftanın açılışında karışık bir görünüm sergiliyor. Altının onsu ise 1758 dolara yükseldi.

    ABD’de artan Kovid-19 vaka sayısındaki artışa karşın makroekonomik verilerde görülen beklentilerin üzerindeki toparlanma, pay piyasalarını desteklemeye devam ediyor. Cuma günü Dow Jones endeksi yüzde 0,8 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,56 değer kaybetse de endeksler haftalık bazda yükseliş eğilimini korudu. Haftalık değer kazancı yüzde 4’e yaklaşan Nasdaq endeksi ise cuma günü yatay bir seyir izledi.

    Analistler, ABD’de özellikle güney kesimlerindeki eyaletlerde Covid-19’a yakalanan genç sayısının ciddi oranda artış gösterdiğini belirterek, konuyla ilgili gelişmelerin gündemin odağındaki yerini koruduğunu ancak piyasalardaki ekonomik toparlanmaya ilişkin iyimserliğin halen devam ettiğini ifade etti.

    AVRUPA
    Avrupa tarafında, cuma günü pozitif seyreden borsalar, haftalık bazda da ortalama yüzde 3 değer kazandı. Sterlin ve euronun, dolar karşısındaki değer kaybı ise İngiltere Merkez Bankası’nın varlık alım programını artırması sonrası devam etti. Geçen haftanın son işlem gününde Almanya’da DAX endeksi yüzde 0,40, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,42 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,10 yükseliş gösterdi.

    Sterlin/dolar paritesi, geçen hafta yüzde 1,5 değer kaybetmesi sonrası bugün Asya piyasalarında yüzde 0,3 prim yaparak 1,2390 seviyesinde dengelendi.

    ASYA

    Asya borsalarında haftanın ilk işlem gününde satış ağırlıklı bir seyir izlenirken, Hindistan’da Sensex endeksi pozitif ayrıştı.

    Geçen hafta ABD ile Çin arasında artan jeopolitik gerilimin etkisiyle dalgalı bir seyir izlenen Asya borsalarında, yeni hafta satış ağırlıklı bir seyirle başladı.

    Bugün Çin Merkez Bankası’nın politika faizini beklentiler doğrultusunda değiştirmeyerek yüzde 3,85’te bırakmasının ardından Şanghay bileşik endeksi kapanışa yakın yüzde 0,1 değer kaybederek 2.965 puan oldu.

    Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 düşüşle günü 22.437 puandan kapattı. Dolar/yen paritesi de yüzde 0,1 değer kazanarak 106,9 seviyelerinde dengelendi.

    Güney Kore’de Kospi endeksi haftanın ilk işlem gününde yüzde 0,7 gerileyerek 2.127 puandan tamamlandı.

    Hindistan’da Sensex endeksi yüzde 0,6 artışla 34.954 puanda, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,9 düşüşle 24.425 puanda seyrediyor.

    TÜRKİYE
    BIST 100 endeksi, cuma günü yüzde 0,99, haftalık bazda ise yüzde 3,44 değer kazanarak 113.611 puanla kapanışını yaptı. Haftayı 6,84’den kapatan dolar yeni haftaya da aynı seviyeden başladı. Euro 7,67 liradan el değiştiriyor.

    ALTIN HIZLI ARTIŞA GEÇTİ

    Altın fiyatları ise haftaya yukarı yönlü başladı. Yeniden 380 lira seviyesinin üzerine çıkan gram altın 385, çeyrek altın ise 632 TL’den satılıyor. Altının onsu 1753 dolar…

    Altın fiyatlarının yükselmesinde ABD, Almanya ve Avustralya başta olmak üzere korona vakalarındaki artışın getirdiği ikinci dalga endişesi etkili oldu. Ayrıca Çin’in ulusal güvenlik yasası teklifinin detaylarını açıklamasının Hong Kong’da belirsizliği artırması bir başka etken… Altının 2,000 dolar ile rekor seviyelere yükseleceği tahmininde bulunan Goldman Sachs Group Inc. ve yatırımcıların düşük faiz ortamında altına yönelmelerini tavsiye eden JPMorgan Chase & Co. gibi kuruluşlardan gelen yorumlar da etkili oluyor.

    Ons altın 1,758 dolara kadar çıktıktan sonra 1,753 dolarda dengelendi. Fiyatlar 18 Mayıs’ta 1,765 dolar son 8 yılın zirvesini görmüştü.
    (EKONOMİ SERVİSİ-AA)

    Kaynak: Duvar


  • ’25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçinin kıdem tazminatı ortadan kalkacak’

    ’25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçinin kıdem tazminatı ortadan kalkacak’

    ’25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçinin kıdem tazminatı ortadan kalkacak’

    Bu hafta Meclise gelmesi beklenen tasarıda 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçilerle ilgili düzenleme de yer alıyor. Sendika uzmanı Alpaslan Savaş, tasarıyla ilgili “Kıdem tazminatında fon için kırmızı çizgiler çizilirken hafife alınıp sözü bile edilmeyen ve 25 yaş altı-50 yaş üzeri işçilerin kıdem tazminatını ortadan kaldıracak” uyarısında bulundu. Savaş, “Baraj yanlış yere kuruldu. Oysa konu birlikte ele alınmalıydı. Patronlar fondan daha fazla bunu istiyor” dedi.

    Kıdem tazminatı tartışmaları sürerken, ‘İstihdam kalkanı paketi’ adı altında Meclis gündemine getirilmesi planlanan tasarıdaki 25 yaş altı ve 50 yaş üzeri emekçilerle ilgili düzenleme dikkat çekti. Sendika uzmanı ve Sol Gazete yazarı Alpaslan Savaş, bu düzenlemeyle kıdem tazminatının tamamen ortadan kalkacağı uyarısında bulundu.

    Bu hafta Meclise gelmesi beklenen tasarıya göre 25 yaşından küçükler ayda 10 günden az çalışırsa (ayın yarısı) sigorta yatırma zorunluluğu olmayacak. Belirli süreli iş sözleşmelerinde, sözleşme sürenin bitiminde kendiliğinden sona erecek. Bu sayede işveren ihbar ve kıdem tazminatı ödemek zorunda kalmayacak. Alpaslan Savaş, twitter hesabından söz konusu düzenlemeyle ilgili şu bilgileri paylaştı:

    ‘KONU BİRLİKTE ELE ALINMALIYDI’

    1- Kıdem tazminatında fon için kırmızı çizgiler çizilirken hafife alınıp sözü bile edilmeyen ve 25 yaş altı-50 yaş üzeri işçilerin kıdem tazminatını ortadan kaldıracak ‘BELİRLİ SÜRELİ SÖZLEŞME’ konusunun bu hafta meclise gelmesi bekleniyor. Bugün basına sızan yeni bilgiler var

    2- Fon tartışması sürerken görmezden gelinen, 25 yaş altı-50 yaş üzeri işçilerin esnek çalışmasını teşvik eden düzenleme, bu işçiler için
    *Kıdem tazminatını ortadan kaldıracak
    *Gelir kaybı yaratacak
    *Patronların ödeyeceği sigorta primini düşürecek
    *Sendikalaşmayı zorlaştıracak

    3- Kıdem tazminatına karşı mücadelede Fon tartışması belirli süreli sözleşmelerin yaygınlaştırılması saldırısının hafife alınmasına neden oldu. Baraj yanlış yere kuruldu. Oysa konu birlikte ele alınmalıydı. Patronlar fondan daha fazla bunu istiyor.

    ‘SAYILARI 3.5 MİLYONUN ÜZERİNDE’

    4- 25 yaş altı-50 yaş üzeri işçiler için belirli süreli sözleşme düzenlemesi yasalaşırsa, bu işçiler ihbar ve kıdem tazminatı alamayacak, iş güvencesi kapsamı dışına çıkacak. Sayıları 3,5 milyonun üzerinde. Patronlar SGK’lı işçilerin dörtte birinin tazminatından kurtulmuş olacak.

    5- Yine bu düzenlemeye göre 25 yaş altı işçiler ayda 10 günden az çalıştırılırlarsa patron SGK primi yatırmayacak. Bunun adına kısmi çalışma desteği diyorlar. Sadece kıdem ve ihbar tazminatını tasfiye değil, sigorta primi ödemeden işçi çalıştırabilme demek bu.

    6- Düzenleme ayrıca 50 yaş üzeri işçilerin kısmi süreli (haftada en fazla 30 saat) çalışmasını yaygınlaştıracak. Tam zamanlı çalışmadan kısmi süreliye geçirilen 50 yaş üzeri işçiler için gelir vergisi istisnası öngörülüyor. Oysa böyle çalışan işçinin geliri zaten azalacak.

    7- Bu olursa 25 yaş altı işçilerin sendikalaşmasını kimse beklemesin. Belirli süreli sözleşmeyle çalıştırılan işçi, sendikalaşmak için sözleşme süresinin bitmesini bekler. Çünkü süre sonunda “kadroya geçeceğini” (işçiler böyle adlandırıyor) düşünür. “Bir belli olsun bakalım” der. (HABER MERKEZİ)


  • SunExpress Almanya Operasyonlarını Durdurdu

    SunExpress Almanya Operasyonlarını Durdurdu

    Türk Hava Yolları (THY) ve Alman havayolları Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, Almanya’daki yan kuruluşu SunExpress Almanya’nın uçuş operasyonlarını durdurma kararı aldı

    Bir Lufthansa yetkilisi, 1989 yılından bu yana tarifeli ve direkt seferlerle ağırlıklı olarak Türkiye ile Avrupa arasında uçuşlar sunan SunExpress’in, bundan sonra Türkiye odaklı iç hat hava ulaşımı üzerine yoğunlaşmasının hedeflendiğini duyurdu.

    Yetkili, 2 Nisan–31 Mayıs arasında korona nedeniyle yerde kalan Sunexpress uçaklarının Lufthansa’nın bütçesinde büyük mali zarara yol açtığını ve karara Corona krizinin neden olduğunu söyledi. Lufthansa’dan yapılan açıklamada önümüzdeki haftalarda sendika ve çalışanlarla görüşmeler yapılarak, işletmenin Almanya bünyesinde çalışan 1200 kişinin durumuyla ilgili bir çözüm bulunmasına çalışılacağı bildirildi.

    Geçen yıl yolcu taşımada rekor kıran SunExpress 2020’de Türkiye seferleri için 7 milyon koltuk planlamıştı. 1 Haziran’da Türkiye’de iç hat uçuşlarına başlayan SunExpress, 10 Haziran itibariyle yurdışı uçuşlarını başlattı. Şimdiye kadar Sunexpress uçuşları için rezervasyon yapan yolcuların, THY, Eurowings ve diğer havayolu şirketlerinin uçuşlarına aktarılacağı öğrenildi.

    Avrupa’nın ikinci dünyanın en büyük dokuzuncu hava yolu şirketi Lufthansa, Corona virüsü salgınının turizm sektörüne olumsuz etkisi nedeniyle yılın ilk çeyreğinde 2 milyar 100 milyon Euro zarar ettiğini açıklamış, iflas etme noktasına gelmişti.

    Şirket mali krizi atlamak için alacağı yaklaşık 9 milyar Euro’luk devlet destekli krediye rağmen personel azaltmak ve bazı tasarrufları hayata geçirmek zorunda kalacağını duyurmuştu. Lufthansa, tasarruf önlemleri kapsamında 26 bin çalışanının işine son vermeyi planlıyor.

  • Daimler 10 bin işçi daha çıkartacak iddiası

    Daimler 10 bin işçi daha çıkartacak iddiası

    Daimler 10 bin işçi daha çıkartacak iddiası

    Alman Daimler faturayı işçilere kesiyor. 5 yılda 10 bin işçinin daha işten çıkarılması planlanıyor.

    Alman otomobil üreticisi Daimler AG, ikinci işten çıkarma planını açıklamaya hazırlanıyor. Automobilwoche dergisinin şirket kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Daimler AG’nin CEO’su Ola Kaellenius, yeni bir ‘maliyet tasarruf programı’ planlıyor. Buna göre 2025 yılına kadar 10 bin kişi daha işten çıkarılabilir.

    Dergiye göre otomobil üreticisi bilgi teknoloji hizmetlerini dışarıdan temin etmeyi ve araştırma ile geliştirme birimindeki pozisyonları azaltmayı hedefliyor. Şirket Kasım ayında iş gücünü 2022’ye kadar 10 bin kişi ve personel harcamalarını 1.4 milyar euro (1.6 milyar dolar) azaltma planını açıklamıştı.

    Haberde, Daimler’in 2019 sonu itibarıyla 299 bin civarında çalışanı olduğu belirtildi.

    Ayrıca Automobilwoche, Volkswagen AG’nin ticari araç üretiminin bir kısmını Polonya’ya taşıyacağını ve Almanya’daki ana üretim tesisinden 5 bin civarında çakılanı çıkaracağını öne sürmüştü.


  • Piyasaya 16 milyar TL verildi

    Piyasaya 16 milyar TL verildi

    Piyasaya 16 milyar TL verildi

    Merkez Bankası’nın ihalesine 54 milyar liralık teklif geldi. Faiz yüzde 8,59 oldu.

    Merkez Bankası, 29 Haziran ve 21 Eylül vadeli repo ihalesi düzenledi.

    İhalelerle piyasaya sırasıyla 5 milyar 999 milyon 999 bin lira ve 9 milyar 999 milyon 999 bin 989 lira verildi.

    İhalelere 54 milyar 857 milyon liralık teklif geldi.

    29 Haziran vadeli ihalede basit faiz yüzde 8,25, bileşik faiz yüzde 8,59, 21 Eylül vadeli ihalede ise basit faiz yüzde 6,75, bileşik faiz yüzde 6,92 seviyesinde gerçekleşti.
    (AA)


  • Krizin garajı varlık fonu

    Bir anonim şirket olarak 2016’da kurulan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim kurulu başkanı, damadı Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın da yardımcısı olduğu Türkiye Varlık Fonu (TVF), en büyük operasyonunu GSM şirketi Turkcell’i satın alarak yaptı ve yeni hâkim grup sıfatıyla gündeme oturdu. Öyle görünüyor ki TVF, pandemi ile pekişen krizde, önümüzdeki günlerde yeni satın almalarla adından daha çok söz ettirecek. TVF’nin, kriz koşullarında yüzdürülemez durumda olan başka şirketleri de çatısı altına alacağından söz ediliyor.

    Örneği petrol üreticisi ülkelerde görülen gerçek varlık fonlarından çok Hazine’ye paralel bir bütçe özelliği gösteren TVF, hesap vermezliği ile öne çıkıyor. Gerçek varlık fonları biriktirilmiş sermayelerine, servetlerine yatırım alanları ararken, TVF borçla kaynak bulma peşinde. TVF, Hazine garantili 1 milyar avro borçlanmasının ardından yönetimini ele geçirdiği Turkcell için yine bono ihracı ile borçlanmaya gidecek.

    TVF’nin özellikle “mega proje” diye adlandırılan İstanbul Havalimanı, köprü, otoyol, şehir hastaneleri gibi büyük batık projeleri “garaja çekmesi” de ihtimal dâhilinde.

    Örnekleri daha çok petrol üreticisi ülkelerde görülen ve elde birikmiş serveti verimli yatırım alanlarında değerlendirmek üzere kurulmuş varlık fonlarına sadece ismi benzeyen “sermayesiz-servetsiz” TVF, kurulduğu 2016 yılından bu yana ne olacağına pek karar veremezken son zamanlarda şirket kurtarma operasyonları ile dikkat çekti. 

    Önceki hafta, Türkiye’nin en büyük GSM şirketini, ayağına dolanmış bazı bağlardan koparan da TVF oldu. TVF, operasyona, çatısı altında tuttuğu Ziraat Bankası üstünden girdi. Ziraat, TVF aktifindeki bir kamu bankası. Banka’nın Turkcell’de hisseleri var, ayrıca Turkcell’in diğer ortağı Çukurova’dan kredi alacakları var. Fon, bankanın bir anlamda sahibi olarak operasyona dâhil oldu. Şirketten ayrılmak isteyen İskandinav Telia şirketinin hisselerini satın aldı, diğer kurucu ortak Çukurova’dan hisseler satın aldı, sonra da bu hisselerin bir kısmını bir Rus şirketine sattı. Bütün bu karışık ve anlaşılması bir hayli yorucu işlemlerden sonra TVF, şirkette yüzde 26 dolayında hisse ile hâkim ortak durumuna geliyor. 

    Turkcell’in yönetiminde yaklaşık 15 yıldır, karmaşık ortaklık yapısı ve hisse oranlarının getirdiği hukuki uzlaşmazlıklar nedeniyle kaos vardı. AKP iktidarı, hisse oranlarıyla ile ilgili hukuki kaosu kullanarak zaten Turkcell yönetiminde söz sahibiydi. Bu operasyondan sonra dokuz kişilik yönetim kurulunun beş üyesini TVF atayacak duruma geldi. 

    Yabancı ortak Telia, Türkiye’nin dâhil olduğu bölgeden çekilme kararı almış ve bir an önce hisselerini devretme arayışındaydı. TVF, Ziraat üstünden operasyona dâhil oldu ve yürüttü. Telia yüzde 24’lük hissesini ucuz fiyata, 530 milyon dolara satarak Türkiye’den çıktı. Turkcell’in kurucusu Mehmet Emin Karamehmet’in Çukurova Grubu ise Ziraat Bankası’na olan borcuna mahsuben tüm hisselerini, Ziraat’ın de sahibi olan Varlık Fonu’na devredecek. Ziraat Bankası da artık tahsil edilemez duruma gelen 1.6 milyar dolarlık Çukurova kredisini bu yolla tahsil edeceği için rahatlatılmış olacak. Satın almalarla hisse oranını yüzde 13.2’den yüzde 24.8’e çıkaran Rus şirketi LetterOne da kârlı bir iş yapmış sayılıyor.

    Operasyon ile ilgili olarak TVF Genel Müdürü Zafer Sönmez’in söyledikleri önemli. Şöyle konuştu Sönmez: “Turkcell, bugün artık bir mobil operatör değildir. Dijital dönüşümün lideri, bir ödeme sistemleri şirketi, bir telekomünikasyon altyapı şirketi, bir tüketici finansmanı şirketi, dijital hizmetler topluluğudur. Hisse sahipleri böyle bakarlarsa, Turkcell’in değerinin, şu an piyasada gördüğümüz yüzde 10’a yakın artışa rağmen çok düşük olduğunu düşünüyoruz. Bize inanan ve bizim gibi bakan LetterOne’ın hissesini iki katına kadar artırarak yüzde 24,8’e çıkarmasının ana sebebi budur.”

    Bütün bu hisse alım satımlarının resmileşmesi yıl sonunu bulacak. Çünkü şirket genel kurullarında kararların onaylanması gerekiyor. Asıl soru şu: Turkcell operasyonunu TVF hangi parayla yapıyor? 

    TVF, 1.6 milyar dolar Ziraat Bankası’na, 530 milyon dolar Telia’ya ödeyecek. Hisselerin bir kısmını Rus şirketi LetterOne’a satsa bile, yaklaşık 2 milyar dolar ya da bunun TL karşılığını bulmak zorunda. Böyle bir para TVF kasasında yok. O nedenle yakın zamanda TVF, yüklü iç ve dış borçlanmalara çıkmak zorunda. Beklenen, çıkaracağı borç senetlerini TVF çatısı altındaki kamu bankalarının alması. Başta Ziraat olmak üzere kamu bankaları Halk ve Vakıflar Bankası, yakın zamanlarda Hazine tarafından yeniden sermayelendirildiler. Bu üç bankaya 21 milyar TL enjekte edildi. Konu TVF tarafından şöyle duyuruldu: “Söz konusu işlemin finansmanı, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ikrazen ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin piyasa rayicinden bankalara satışından elde edilecek nakitle karşılanacaktır. Söz konusu sermaye desteği ile finansal ve ekonomik istikrarın sağlanmasında kritik rol üstlenen kamu bankalarının COVID-19 salgınının ekonomi üzerindeki etkileri ve buna bağlı küresel piyasadaki dalgalanmalara karşı daha güçlü hale gelmeleriyle önümüzdeki dönem büyüme stratejilerini sürdürmeleri amaçlanmaktadır.”

    TVF’den başka şirketler için kurtarma operasyonlarının eli kulağındadır. Bunu TVF Genel Müdürü Sönmez de her fırsatta söylemekte, özellikle stratejik özellikteki şirketlere destek vereceğini belirtmektedir. “Mega proje” olarak adlandırılan döviz riski yüksek işlerin altına girmiş şirketlerin TVF çatısı altına girmesi sürpriz sayılmayacaktır.

    TVF, yakın zamanda bir dış borçlanmaya girerek de İstanbul Finans Merkezi’nin inşaatını üstlenen şirketleri kurtarmıştı. Al-Monitor okuyucularına Ekim 2019’da duyurduğumuz haberde Fon, Hazine’nin garantörlüğünde borçlanmıştı. Borçlanma sağlayan kreditörler Citibank N.A. London Branch ile Çin bankası ICBC liderliğindeki bir bankalar konsorsiyumuydu. 1 milyar avroluk kredi iki yıl vadeli verilmişti. 

    Kısa sürede bu kaynakla ne yapılmak istendiği de anlaşıldı. Fon, batık durumdaki İstanbul Finans Merkezi projesinin üstlenici inşaat firmalarından “yükümlülük” satın almaya karar vermişti. Hem de 1,7 milyar TL’ye yakın bir meblağ tutarında. Yükümlülükleri satın alınarak kurtarılan üç firma, adı AKP dönemi ile neredeyse özdeşleşen, hızla palazlandırılan Ağaoğlu İnşaat ile İntaş ve YDA idi.

    Mekanizma, karmaşık görünse de görmek isteyen için pek de öyle değil. TVF, yapacakları kurtarma operasyonları için Hazine’nin yanı sıra kamu bankalarını kullanıyor. Kamu bankalarının buradan uğrayacakları kan kaybı, arada bir sermaye enjeksiyonları ile Hazine’den karşılanıyor. Hazine de buradan kaynaklanan ağır borç stoku ile bir kara delik olma yolunda, vergi mükelleflerinin boyunduruğu olmaya doğru ilerliyor.

    Yazar: Mustafa Sonmez

    Kaynak: Al – Monitor