Kategori: Ekonomi

Serbest Görüş ile ekonomiye dair en güncel haberler, analizler ve yorumlarla ekonomik gelişmeleri takip edin. Sitemiz piyasa trendlerinden ekonomik politikalar ve mali analizlere kadar geniş bir yelpazede bilgi sunar. Türkiye ve dünya ekonomisindeki önemli gelişmeleri anlamanızı sağlayacak derinlemesine içerikler burada.

  • Air France 7 milyar euroluk desteğe rağmen 7 bin 500 kadro azaltarak küçülüyor

    Air France 7 milyar euroluk desteğe rağmen 7 bin 500 kadro azaltarak küçülüyor

    Fransa Hava Yolları’nın (Air France), 7 milyar euroluk devlet desteğini garantilemesine rağmen şirket bünyesinde 7 bin 500 kişilik istihdam kaybı yaşanacağını açıklaması ülkede tepkilere neden oldu.

    Covid-19 salgını süresinde 3 ayı aşkın süredir büyük ölçüde uçuşlarını durdurmak zorunda kalan şirket ilk olarak 6 bin 500 kadro eksilterek küçülmeye gideceğini, 2022’ye kadar da bu sayının 7 bin 500’e çıkacağını duyurdu..

    Cuma günü açıklama yapan şirket yönetimi, binlerce kişilik istihdam kaybının büyük kısmının emekli olan ya da istifa eden çalışanların yerine yeni kadro açılmayarak yaşanacağını duyurdu. Bunun yanında, gönüllü olarak işi bırakanların yerine yeni eleman alınmayacağı bilgisi paylaşıldı.

    Air France çalışanları yönetim kararını protesto etti

    Cuma günü ülkenin en işlek hava limanı olan Paris Charles de Gaulle’de Air France Genel Merkezi önünde protesto gösterisi düzenleyen şirket çalışanları, milyar dolarlık devlet desteğine rağmen Air France yönetiminin bu kararı almasına tepki gösterdi.

    Protestoya katılan Greenpeace France yetkilisi Sarah Fayoll, devletin Air France’a maddi destek verip, yöneticilerin iş kaybı husunda aldığı karara ses çıkarmayarak büyük bir suça ortak olduğu değerlendirmesinde bulundu.

    Salgın döneminde günlük 15 milyon euro zarar etti

    Air France, Covid-19 salgınının Avrupa ve tüm dünyada etkili olduğu yaklaşık üç aylık dönemde birçok ülkenin sınırlarını kapatması ve alınan önlemler neticesinde uçuşlarının yüzde 95’ini durdurmak zorunda kalmıştı.

    Şirket yöneticileri söz konusu dönemde Air France’ın günlük 15 milyon euro zarar ettiğini ve 2024’e kadar bu zararın telafi edilemeyeceğini açıklamıştı.

    Temelleri 1933 yılında atılan Air France, Mart 2015 itibarı ile Covid-19 salgını başlangıcına kadar 95 ülkede 191 farklı noktaya uçuş gerçekleştiriyordu.

  • Esnaftan Erdoğan’a 11 talep

    Esnaftan Erdoğan’a 11 talep

    Esnaftan Erdoğan’a 11 talep

    TESK’in Başkanı Bendevi Palandöken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup gönderdi ve 11 ayrı talepte bulundu. Palandöken “Esnaf darda, ayakta zor duruyor. Borç ertelemesi ve nakit desteği şart” dedi.

    2.5 milyon esnafın temsilcisi olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mektup gönderdi ve 11 ayrı talepte bulundu.” Esnaf darda, ayakta zor duruyor” diyen Palandöken, kredi borçlarının 3 ay ertelenmesini, esnaf ile yanlarında çalışan personelin prim borçlarının da yıl sonuna kadar devlet tarafından ödenmesini istedi.

    Sözcü’den Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre; Palandöken, taleplerini şöyle sıraladı:

    • Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifleri aracılığıyla esnaf ve sanatkârlarımıza kullandırılmış olan kredilerin geri ödeme tarihleri, faizleri Hazine’ce karşılanmak kaydıyla, bir kez daha 3 ay süre ile yeniden ertelenmeli.
    • Esnaf ve sanatkârlarımız ile yanlarında çalışanların ödeyecekleri SGK primleri, yıl sonuna kadar devlet tarafından karşılanmalı.
    • Esnaf ve sanatkârlarımızca ödenen işyeri kira stopajı uygulamasına son verilmeli.
    • Temel gıda maddeleri ile temizlik ürünlerinden Katma Değer Vergisi (KDV) alınmamalı ya da oran yüzde 1’e indirilmeli.
    • Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin ve tarım kredi kooperatiflerinin, esnaf ve sanatkârlara rakip olacak şekilde ticaret yapmaları önlenmeli.
    • Son 3 yıl içinde işyeri açık olan esnaf ve sanatkârlara doğrudan nakit desteği sağlanmalı.
    • Kahvehanelerde gereken hijyen tedbirleri alınmak kaydıyla oyunlar serbest bırakılmalı.
    • İl içinde faaliyet gösteren ticari araçlar ile okul servislerinde yüzde 50 yolcu taşıyabilme uygulaması kaldırılmalı. Turizm bölgelerinde çalışan 9 koltuklu taksilerin 3 yolcudan fazla taşımaması şeklindeki uygulamaya son verilip, yolcu kapasitesi yüzde 50’ye yükseltilmeli. 100 km’ye kadar şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan araçların da koltuk kapasitesi kadar yolcu alabilmeleri sağlanmalı.
    • Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan işyerlerinin, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından hizmet alma yükümlülüğü, 1 Temmuz 2021’e ertelenmeli.

    ‘TEKEL BAYİLERİNE CEZA DARBE VE YIKIM OLUR’

    Bendevi Palandöken, mektupta gece saat 22.00 ile sabah 06.00 saatleri arasında alkollü içki satışı yapılması halinde uygulanan azami 51 bin 600 TL tutarındaki para cezasının, 65 bin ila 320 bin liraya çıkarılmak istenmesinin tütün ve alkol ürünü satan esnaf için darbe ve yıkım olacağını vurguladı. Palandöken, “Adil olmayan bu ceza esnafımızı, ‘Bu kadar da olmaz’ noktasına getirmiştir. Bu düzenlemeden vazgeçilmelidir” dedi.


  • ”Türkiye’nin Ekonomik Güvenilirliği Yeniden İnşası Şart”

    ”Türkiye’nin Ekonomik Güvenilirliği Yeniden İnşası Şart”

    [

    AKP hükümetlerinde ekonomi ve dışişleri bakanlığı yapan ve bir dönem başbakan yardımcısı olarak görev alan DEVA Partisi kurucusu Ali Babacan, Reuters haber ajansına verdiği söyleşide, Türkiye’nin ihtiyacı olduğu yabancı fonları çekebilmesi ve ekonomik büyümeyi tekrar sağlayabilmesi için öncelikle ekonomik güvenilirliğini yeniden inşa etmesi gerektiğini söyledi.

    53 yaşındaki eski Başbakan Yardımcısı Babacan, kurulmasına katkı sağladığı AKP’nin ilerlediği yönle ilgili ”derin farklılıklar” oluştuğu gerekçesiyle geçen yıl Temmuz ayında istifa etmiş, Mart ayında da Demokrasi ve Atılım Partisi’ni (DEVA) kurmuştu.

    Babacan, Reuters haber ajansına verdiği söyleşide, Türkiye’nin yeni döviz kaynaklarına erişim sağlayamaması durumunda Türk Lirası’nın bir kez daha değer kaybıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu, ancak Türkiye’nin ekonomik kurumlarına olan güvenin erozyona uğradığına dikkat çekti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı faiz indirimine gitmediği gerekçesiyle geçen yıl görevden almıştı. Merkez Bankası’nın o dönemden bu yana faiz oranlarını enflasyonun altına çekmesi, bankanın bağımsızlığını tartışmaya açmıştı. Merkez Bankası’nın Türk Lirası’nın daha fazla değer kaybına uğramasını engellemek için milyarlarca dolar harcaması, Ankara’yı yabancı fon arayışına itti.

    Ali Babacan, Reuters söyleşisinde, ”Türkiye yabancı dövizi yakında bulmak zorunda, ama önce ekonomi yönetimine olan güven ve itibarı yeniden kazandırmalı” şeklinde konuştu.

    Babacan, ”Kurumlar zaten çoktan güvenilirliğini yitirmişti. Soğan fiyatlarını kendiniz belirleyebilirsiniz. Ama döviz fiyatlarının ne olacağını siz belirleyemezsınız, uluslararası piyasalar bu şekilde işlemez” dedi.

    Babacan AKP’de önce Ekonomi Bakanı, sonra Dışişleri Bakanı, 2009-2015 yılları arasındaysa Başbakan Yardımcısı olarak görev yapmıştı.

    Kamuoyu yoklamaları, DEVA Partisi’nin yüzde 1 ila yüzde 2 oranında destek gördüğünü ortaya koyuyor. Erdoğan hükümetinin 2023’e kadar dayanması olasılığının düşük olduğunu kaydeden Babacan, önümüzdeki yıl ya da 2022’de seçim olmasını beklediğini söyledi.

    Corona pandemisi, yatırımcıların döviz rezervlerinin azalmasıyla ilgili kaygıları ve yüksek dış borç yükümlülükleri, Türk Lirası’nın değerine büyük darbe indirdi. Ancak Katar’ın geçen ay mevcut döviz takas (swap) hattının hacmini üç kat arttırarak 15 milyar dolara çıkarması, hükümete destek sağladı.

    Reuters’a konuşan yatırımcılar ve bankacılara göre, Türkiye’nin en kötü senaryonun gerçekleşmesi durumunda para transferlerine ya da bankalardan çekilecek para miktarına limit koyarak sermaye kontroluna gitmesi mümkün. Ancak hükümetin bu yolda çoktan ilerlemeye başladığını kaydeden Babacan, ”Sermaye kontrolu siyah-beyaz bir bölge değildir, gri tonları da mevcuttur. Türkiye daha koyu gri tona doğru ilerliyor” dedi.

    Avrupa Merkez Bankası’nın kilit bir ticari ortağı korumak için swap hattı açabileceğini söyleyen Babacan, ”Eğer Türk ekonomisi bugün çökerse bu durum Avrupa’daki ekonomilere de zarar verir. Avrupa Merkez Bankası bunu görüyor olmalı ve etkin bir rol oynamalı” ifadelerini kullandı.

    [

  • Babacan: Varlık Fonu’nu 5 yıl kurdurmadım, iktidara gelince kapatacağız

    Babacan: Varlık Fonu’nu 5 yıl kurdurmadım, iktidara gelince kapatacağız

    Babacan: Varlık Fonu’nu 5 yıl kurdurmadım, iktidara gelince kapatacağız

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan bakanlığı döneminde Türkiye Varlık Fonu’nun kurulmasına beş yıl boyunca imza vermediğini ancak kendisi görevi bıraktıktan bir yıl sonra kurulduğunu söyledi. Babacan fon için, “tam bir kara delik, denetlenemiyor” dedi.

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye Varlık Fonu’nun ‘tam bir kara delik olduğunu’ belirterek iktidara geldiklerinde bu fonu kapatacaklarını söyledi.

    Karar TV’de Taha Akyol, Elif Çakır ve İbrahim Kahveci’nin sorularını cevaplayan Babacan Türkiye Varlık Fonu ile ilgili şunları söyledi:

    “Varlık Fonu’nu kapatacağız. Tam bir kara delik… Şeffaflığı olmayan, hesap verebilirliği olmayan bir yapı. Sayıştay denetiminden uzak, hiçbir kurala tabii değil. İnanın; babanızdan miras kalsa o kadar para harcamazsınız. Tamamen borçlanmaya dayanan bir yapı. Varlık Fonu, ilk kurulduğu ne yaptıklarını biliyorsunuz? Borç para; aramak oldu… 2016’da kanun çıktı, ilk borçlanmayı 2009’da yapabildiler. 3 yıl kimse para vermedi! ‘Herkes neden para arıyorsunuz’ diye sordu. Kendi içinde çok tezatlıkları var. Biz bunu kesinlikle kapatacağız. Ben 5 yıl boyunca Varlık Fonu’nun kurulmasını engelledim. Çünkü Hazine Bakanı’nın imzası olmadan kurulamıyordu. Ben gittikten bir sene sonra kuruldu. Kesinlikle iktidara geldiğimizde kapatacağız. Tabii çok ciddi zarara da neden olacak bu durum. Şimdiden o delik oluştu ve bu durum derinleşecektir.”‘

    ‘EKONOMİK GÖSTERGELER İYİ GİTMİYOR’

    Ekonomik göstergelerin iyiye gitmediğini de belirten Babacan, “2014’ten beri Türkiye’de kademeli bir otoriterleşme başladı. Liyakatli insanlar, yavaş yavaş sistem dışına itildi. 15 Temmuz ile birlikte de otoriterleşme ‘meşru bir zemin’ kazandı. 2017’deki anayasa değişikliği ile de ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ adı altında bir sistemsizlik oluşturuldu” diye ifade etti.

    Babacan, verilen kredilerin bir gün büyük bir krize neden olacağını söyleyerek, şunları ifade etti:

    “Türkiye’nin, Merkez Bankası rezervleri Covid-19 salgını öncesi eritildi. Sürekli eksiğe giden bir rezerv var. Hatta son toplantıda faizi sabit tutmak zorunda kaldılar. Göze alamadılar. Rezerv yokken para basarsanız; paranız ciddi değer kaybına uğrar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trabzon konuşmasını dinleyince ‘Eyvah’ dedim. Sonra hemen geri adım attılar ‘Tekalifi-i Milliye’den (Kurtuluş Savaşı sırasında halkın elindeki silahların ve gerekli malların bir kısmının ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için devlete verilmesini düzenleyen yasa). Bu tarz açıklamalar ancak krizi derinleştirir. Korona virüsü salgını döneminde faiz sayacı çalışıyor ama işletmeler kapalı. Verilen krediler ödeme günü geldiğinde yine bir krize neden olacak.”


  • Mahfi Eğilmez yazdı: Can sıkıcı bir dış borç hesabı

    Mahfi Eğilmez yazdı: Can sıkıcı bir dış borç hesabı

    Mahfi Eğilmez yazdı: Can sıkıcı bir dış borç hesabı

    İktisatçı Mahfi Eğillmez, ekonomideki son dönem göstergelerinde ilginç sonuçlar ortaya çıktığını yazdı. Eğilmez, “Örneğin TL’nin dış değer kaybı enflasyondan yüksek olduğunda satın alma gücüne göre hesaplanan GSYH’si hızla artıyor. Tersi olur da enflasyon dış değer kaybından yüksek olursa bu kez cari fiyatlarla GSYH’si artıyor. Her ikisi de gerçek durumu değil sanal durumu gösteriyor” dedi.

    Eski Hazine Müsteşarı ve iktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisindeki ilginç sonuçlar ortaya çıktığına dikkat çekerek, Türk Lirası’nın dış değer kaybı ile enflasyon ve dış borç stoku ile dış borç yükü arasındaki ilişkiye dair göstergelere dikkat çekti.

    Eğilmez kişisel web sitesinde yayınladığı ‘Can sıkıcı bir dış borç hesabı’ başlıklı yazının bir bölümü şöyle:

    Türkiye ekonomisinde son dönemlerde ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Örneğin TL’nin dış değer kaybı enflasyondan yüksek olduğunda satın alma gücüne göre hesaplanan GSYH’si hızla artıyor. Tersi olur da enflasyon dış değer kaybından yüksek olursa bu kez cari fiyatlarla GSYH’si artıyor. Her ikisi de gerçek durumu değil sanal durumu gösteriyor.

    Bir başka ilginçlik dış borç stoku azaldıkça dış borç yükü artıyor. Dış borç stoku kamu kesiminin, TCMB’nin ve özel kesimin mevcut dış borçlarının toplanmasıyla bulunan büyüklüğü ifade ediyor. Dış borç stoku dolarla ifade ediliyor. Bunu dolar cinsinden hesaplanan GSYH’ye böldüğümüzde dış borç yükü ortaya çıkıyor:

    Dış Borç Yükü = Toplam Dış Borç Stoku / GSYH

    Asıl düşüş özel kesim dış borç stokunda görülüyor. Son 4 yılda özel kesim dış borç stoku 63,3 milyar dolar (yüzde 20) azalmış. Buna karşılık kamu kesimi ve TCMB’nin dış borç stokunda toplam 39,6 milyar dolar artış olmuş. Türkiye geneline baktığımızda toplam dış borç stokunun son dört yılda düzenli olarak gerilediğini görüyoruz. Son dört yıldaki gerileme yüzde 5,2 olmuş.

    Kaynak:mahfiegilmez.com


  • Enflasyon: Türkiye’de yıllık bazda en çok zamlanan ürün tütün ve alkollü içecekler oldu

    Enflasyon: Türkiye’de yıllık bazda en çok zamlanan ürün tütün ve alkollü içecekler oldu

    Türkiye’de enflasyon haziranda yüzde 1,13 artarken, yıllık bazda yüzde 12,62 oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, haziran ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 11,88, yurt içi üretici fiyatları yüzde 7,74 arttı

    Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) yer alan ana harcama gruplarında, haziranda aylık bazda en yüksek artış yüzde 4,49 ile ulaştırmada kaydedildi.

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, haziran ayı ana harcama gruplarında fiyat değişimleri belli oldu.

    Haziranda bu kategoride aylık bazda en yüksek artış, yüzde 4,49 ile ulaştırmada gerçekleşirken, bu grubu yüzde 2,83 ile lokantalar, yüzde 2,45 ile eğlence ve kültür takip etti.

    Ana harcama grupları itibarıyla haziran ayında azalış gösteren tek ana grup yüzde 1,6 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu. En az artış gösteren gruplar ise yüzde 0,7 ile konut, yüzde 0,87 ile alkollü içecekler ve tütün ve yüzde 0,97 ile çeşitli mal ve hizmetler olarak kayıtlara geçti.

    Yıllık bazda en çok hangi ürünlerde fiyat artışı oldu?

    TÜFE’de yıllık bazda en yüksek artış yüzde 22,41 ile alkollü içecekler ve tütün ana harcama grubunda görüldü. Bunu yüzde 19,8 ile çeşitli mal ve hizmetler ve yüzde 14,95 ile konut izledi. Bu dönemde sağlıkta yüzde 13,55, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 12,93 artış gerçekleşti.

    Ana harcama gruplarına göre aylık ve yıllık değişimler şöyle:

    Geçen yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu ana harcama grupları sırasıyla yüzde 4,84 ile haberleşme, yüzde 6,32 ile eğlence ve kültür, yüzde 9,74 ile ev eşyası yüzde 10,66 ile giyim ve ayakkabı oldu.

    Geçen ay endekste kapsanan 418 maddeden, 71 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 57’sinin ortalama fiyatında değişim olmadı. 290 maddenin ortalama fiyatında ise artış görüldü.

  • Suriye’nin Kuzeyindeki Bazı Bölgelerde Türk Lirası Kullanımda

    Suriye’nin Kuzeyindeki Bazı Bölgelerde Türk Lirası Kullanımda

    ABD’nin ekonomik yaptırımlarının gelecek hafta yürürlüğe girecek olması Suriye’de paranın değerinin düşmesine neden oldu. Suriye’nin kuzeyinde bazı bölgelerde hayat pahalılığıyla mücadele edebilmek için Türk parasına geçildi.

    Suriye lirası son haftalardaki düşüşünün ardından, dolar karşısında rekor değer kaybetti.

    2011’de hükümete karşı yaşanan ayaklanmadan önce 1 dolar 47 Suriye lirası iken bu hafta dolar 3 bin Suriye lirasından işlem görmeye başladı.

    Temel ürünlerin fiyatında da ani artış yaşandı.

    Halep vilayetindeki Mare şehrinde yerel meclis, Suriye lirası yerine Türk lirası kullanılması kararını aldı.

    PTT ve kentteki döviz büroları ekonominin istikrara kavuşturulması için 5, 10 ve 20 liralık Türk lirası banknotlarını dolaşıma soktu.

    ABD gelecek hafta Suriye hükümeti ve ortaklarına yönelik yeni dalga yaptırımları uygulamaya koyacak. Washington bu yaptırımların Esat ve üst düzey askerleri ülkede dokuz yıldır devam eden savaşta işledikleri suçlar nedeniyle cezalandırma amacı taşıdığını söylüyor.

    Yaptırımlar dünya genelinde Suriyeli yetkililerle ya da devlet kurumlarıyla iş yapılmasını ya da yeniden yapılandırma çalışmalarında yer alınmasını önlemeyi hedefliyor.

    Ekonomik kriz her geçen gün daha çok Suriyeli’nin yoksulluk sınırının altında kalmasına neden oluyor. Şeker ve pirinç gibi bazı temel gıda maddeleriyle ilaçların piyasada bulunması gittikçe zorlaşıyor. Bu ürünlerin fiyatları saatlik artıyor.

    Son olarak geçtiğimiz günlerde Dürziler’in yoğun olarak yaşadığı Süveyde kentinde ekonomik kriz nedeniyle halk sokağa döküldü.

    Süveyde’deki eylemlerde halk, Suriye para biriminin değer kaybını, kötüleşen ekonomik koşulları, devlet kurumlarındaki yolsuzlukları protesto etti, ülkedeki Rus ve İranlı silahlı güçlerin geri çekilmesini talep etti.

    Suriyeli devlet yetkilileriyse her geçen gün daha da kötüleşen ekonomik koşullarla ilgili olarak Batılı devletleri ve Suriye’ye karşı uygulanan ambargoları suçluyor.

    BM’ye göre Suriye’de onuncu yılına giren savaşta milyonlarca insan yaşadıkları yerleri terk etti. Yaklaşık 5 milyon Suriyeli, çoğunluğu Türkiye olmak üzere komşu ülkelerde mülteci olarak yaşıyor. BM’ye göre Suriye genelinde yarısı çocuk 11 milyondan fazla kişi insani yardıma muhtaç.

  • IMF: Ekonomi yüzde 4,9 küçülecek

    IMF: Ekonomi yüzde 4,9 küçülecek

    IMF: Ekonomi yüzde 4,9 küçülecek

    Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu güncelleyen IMF, daha önce yüzde 3 küçülmesi beklenen küresel ekonominin bu yıl yüzde 4,9 daralacağını öngördü. Rapora göre Türkiye ekonomisinde küçülme ise yüzde 5’i bulacak.

     Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu “Benzeri olmayan bir kriz, belirsiz bir toparlanma” başlığıyla güncelledi. Covid-19 salgınının bu yılın ilk yarısında ekonomik faaliyet üzerinde beklenenden daha olumsuz bir etkisi olduğuna işaret edilen raporda, toparlanmanın daha önce tahmin edilenden daha kademeli olacağının öngörüldüğü de belirtildi.

    Raporda, küresel ekonominin bu yıl yüzde 4,9 küçüleceği tahmin edildi. IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonominin yüzde 3 daralacağı ifade edilmişti.

    2021 TAHMİNİ DE DÜŞÜRÜLDÜ

    Raporda, küresel ekonominin 2021’de ise yüzde 5,4 büyüyeceği tahmin edildi. Gelecek yıla ilişkin büyüme tahmini daha önce yüzde 5,8 olarak açıklanmıştı.

    Salgının olumsuz etkilerinin özellikle düşük gelirli hane halkları üzerinde daha ağır hissedildiği belirilen raporda, 1990’lardan bu yana dünyada aşırı yoksulluğun azaltılmasında kaydedilen ilerlemeyi tehlikeye attığı ifade edildi.

    BELİRSİZLİK NORMALDEN DAHA YÜKSEK

    Raporda, belirsizliğin normalden daha yüksek olduğuna dikkat çekilerek, tüm ülkelerin sağlık sistemleri için yeterli kaynağı sağlaması gerektiğinin altı çizildi.

    Salgına karşı tecrit önlemlerinin gerektiği durumlarda ekonomi politikalarının hane halklarının gelir kayıplarını hafifletmeye devam etmesi ve şirketlere destek sağlaması gerektiğinin vurgulandığı raporda, ekonomiler normalleşmeye başladığında ise desteklerin kademeli olarak kaldırılması gerektiği aktarıldı.

    Ayrıca politika yapıcıların salgının ötesinde nihai toparlanmayı tehlikeye sokan ticaret ve teknoloji gerilimlerini çözmek için iş birliği yapması gerektiği vurgulandı. Raporda, uluslararası toplumun temel malzeme ve koruyucu ekipmanların küresel stoklarını oluşturarak, araştırmaları finanse ederek ve halk sağlığı sistemlerini destekleyerek bu felaketin tekrarlanmasının önüne geçmesi gerektiği ifade edildi.

    AVRUPA’DA YÜZDE 10 KÜÇÜLME BEKLENTİSİ

    IMF’nin raporunda bazı ülkelere yönelik yeni büyüme tahminleri de paylaşıldı. Buna göre daha önce yüzde 5,9 küçülmesi beklenen ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 8 daralacağı öngörüldü. Ülke ekonomisine ilişkin 2021’e ait büyüme beklentisi ise yüzde 4,7’den yüzde 4,5’e düşürüldü.

    Euro Bölgesi ekonomisinin de bu yıl yüzde 10,2 küçüleceği tahmin edilirken, 2021’de yüzde 6 büyüyeceği öngörüldü. Bölge ekonomisinin daha önce bu yıl yüzde 7,5 daralacağı, gelecek yıl ise 4,7 büyüyeceği tahmin edilmişti.

    Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya’nın büyüme tahmini bu yıl için yüzde eksi 7’den yüzde eksi 7,8’e düşürülürken, 2021 için yüzde 5,2’den yüzde 5,4’e yükseltildi. Avrupa’da Covid-19 salgınından en çok etkilen ülkelerden İtalya’nın ise bu yıla ilişkin ekonomik büyüme tahmini yüzde eksi 9,1’den yüzde eksi 12,8’e çekilirken, 2021’de yüzde 4,8’den yüzde 6,3’e çıkarıldı.

    Fransa ekonomisine yönelik büyüme tahmini de bu yıl için yüzde eksi 7,2’den yüzde eksi 12,5’e düşürülürken, gelecek yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 4,5’ten yüzde 7,3’e yükseltildi. İspanya’nın bu yıla ilişkin ekonomik büyüme tahmini yüzde eksi 8’den yüzde eksi 12,8’e çekildi ve gelecek yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 4,3’ten yüzde 6,3’e çıkarıldı.

    İngiltere için 2020 büyüme tahmini ise yüzde 6,5’ten yüzde eksi 10,2’ye düşürülürken, 2021 beklentisi yüzde 4’ten yüzde 6,3’e yükseltildi. Japonya’nın büyüme tahminleri ise yüzde bu yıl için yüzde eksi 5,2’den yüzde eksi 5,8’e ve gelecek yıl için yüzde 3’ten 2,4’e revize edildi.

    Söz konusu revizyonlarla, gelişmiş ülkeler grubuna yönelik büyüme beklentisi 2020 için yüzde eksi 6,1’den yüzde eksi 8’e indirilirken, 2021 için yüzde 4,5’ten yüzde 4,8’e çıkarıldı.

    ÇİN’DE YÜZDE 1 BÜYÜME BEKLENTİSİ

    Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin büyüme tahminlerine de yer verilen rapora göre, Covid-19 salgınının ortaya çıktığı Çin’de bu yıla ilişkin ekonomik büyüme beklentisi, yüzde 1,2’den yüzde 1’e düşürüldü. Çin ekonomisinin gelecek yıla ilişkin büyüme beklentisi ise yüzde 9,2’den yüzde 8,2’ye çekildi.

    Hindistan ekonomisinin bu yıla dair büyüme beklentisi yüzde 1,9’dan yüzde eksi 4,5’e revize edilirken, gelecek yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 7,4’ten yüzde 6’ya düşürüldü.

    Rusya ekonomisine yönelik büyüme tahmini de bu yıl için yüzde eksi 5,5’ten yüzde eksi 6,6’ya çekilirken, gelecek yıla ait büyüme beklentisi yüzde 3,5’ten yüzde 4,1’e yükseltildi.

    Bu yılki büyüme beklentisi yüzde eksi 5,3’ten yüzde eksi 9,1’e revize edilen Brezilya ekonomisinin gelecek yıla ilişkin büyüme tahmini ise yüzde 2,9’dan yüzde 3,6’ya çıkarıldı.

    Bu revizyonlarla, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomilerine yönelik büyüme beklentisi, 2020 için yüzde eksi 1’den yüzde eksi 3’e çekildi ve 2021 için yüzde 6,6’dan yüzde 5,9’a düşürüldü.

    Türkiye’ye ilişkin tahminlerde ise değişikliğe gidilmedi. Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 5 daralacağı, 2021’de yüzde 5 büyüyeceği öngörüldü.
    (AA)


  • Volkswagen Türkiye’ye fabrika kurmaktan vazgeçti

    Volkswagen Türkiye’ye fabrika kurmaktan vazgeçti

    Alman otomotiv devi Volkswagen Türkiye’de yeni bir fabrika kurma planından vazgeçtiğini duyurdu. Volkswagen yetkilileri çarşamba günü yaptığı açıklamada karara gerekçe olarak ‘Covid-19 krizinin otomotiv sektöründe yol açtığı çöküşü’ gösterdi. Volkswagen sözcüsü “Covid-19’un ortaya çıkması ile birlikte otomobil sektöründe değişiklik yaşanıyor” dedi.

    Manisa’da kurulması beklenen fabrikanın yaklaşık 4 bin kişilik istihdam sağlaması bekleniyordu.

    Daha önce, yeni fabrikası için tercihini Türkiye’den yana kullanan fakat Barış Pınarı Harekatı nedeniyle yatırımını erteleyen Volkswagen Tepe Yöneticisi Herbert Diess “insanlar öldürüldüğü sürece bir savaş alanının yanı başına kazma vurmayacağız,” açıklamasında bulunmuştu.

    300 bin adet yıllık kapasiteye sahip olan 1,3 milyar euro değerinde tesis, 2022 yılından itibaren Volkswagen Passat ve Superb’i üretecekti.

    Covid-19 salgını genel anlamda otomobil sektörüne ağır darbe vurarak yeni araç satışlarını düşürdü.

    Volkswagen’in planı daha önce Almanya’da sendikaların tepkisine yol açmıştı.

    St Gallen Üniversitesi’nde çalışan ekonomi uzmanı Ferdinand Dudenhöffer otomobil sektörünü vuran krizin Almanya’da uzun vadede 100 bin kişinin işsiz kalmasına yol açabileceğini söyledi.

    Fransız otomobil firması Renault dünya genelinde yaklaşık 15 bin kişinin işine son vermeyi planlıyor.

  • ‘Volkswagen, Türkiye’de fabrika kurmaktan vazgeçti’

    ‘Volkswagen, Türkiye’de fabrika kurmaktan vazgeçti’

    Volkswagen’ın Türkiye’de fabrika kurmaktan vazgeçtiği öne sürüldü. Almanya’dan otomotiv sektörü dergisi Automobilwoche, haberini adını açıklamadığı Volkswagen kaynaklarına dayandırdı.

    Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkili ise şirketin yeni bir fabrika kurma kararını koronavirüs yüzünden ertelediğini söyledi.

    Aynı yetkili pandemi sona erdikten sonra şirketin bu kararın üzerinden bir daha geçeceğini söyledi.

    Alman gazeteci Christiaan Hetzner Twitter’dan şirketin koronavirüs yüzünden üretim kapasitesinin düşmesi dolayısıyla yeni fabrikadan tamamen vazgeçtiğini yazdı.

    Şirket, geçen ekim ayında Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle tepki almasını gerekçe göstererek Türkiye’de yapmayı planladığı yatırımı ertelemişti.

    Volkswagen şirketinin sözcüsü, ekimdeki açıklamasında fabrikanın açılışının şirketin itibarına zarar verebileceğini söyledi; “Bölgedeki durumu büyük bir kaygıyla izliyoruz” dedi.

    Volkswagen’den ‘iptal kararıyla’ ilgili henüz açıklama yapılmadı.

    Volkswagen, daha önce Manisa merkezli Volkswagen Turkey Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi kurduğunu açıklamış; şirketin sermayesi 943,5 milyon TL olarak belirtmişti.

    Volkswagen’in Türkiye’ye yapacağı toplam yatırımın değerinin 1,4 milyar doları bulması bekleniyordu.