Kategori: Dünya

Serbest Görüş uluslararası haberler, küresel gelişmeler ve dünya çapındaki önemli olaylara dair güncel bilgiler sunar. Sitemiz arklı ülkelerden ve bölgelerden gelen haberleri, analizleri ve yorumları sunarak, global olayları geniş bir perspektiften takip etmenizi sağlar. Dünya gündemindeki en önemli konuları anlamak için kapsamlı içerikler burada.

  • İsveç: Şimdi Türkiye’nin kararını bekliyoruz

    İsveç: Şimdi Türkiye’nin kararını bekliyoruz


    İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, ülkesinin Türkiye’ye karşı Üçlü Muhtıra’dan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini söyledi. 

    Kristersson, İsveç’in Lulea kentinde, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile ortak basın toplantısında konuştu.

    ABD’nin İsveç’in NATO’ya katılımına verdiği desteğe teşekkürlerini ileten Kristersson, “Bu, bizim için çok şey ifade ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Kristersson, bir soru üzerine, Türkiye ile NATO üyeliği konusunda temasların sürdüğünü aktararak “Geçen pazar günü yapılan ikinci tur seçimlerinden sonra da temasımız oldu.” ifadesini kullandı.

    Ülkesinin Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki Üçlü Muhtıra’nın gerekliliklerini yerine getirdiğini savunan Kristersson, “Bunun son kısmı fiilen 1 Haziran’da yürürlüğe giriyor, yani yarından sonraki gün. Terörle mücadelede yeni yasa. Bu, önemli bir adım. Böylece Üçlü Muhtıra çerçevesinde Türk dostlarımıza ne dediysek onu yapmış olduk. Çok, çok önemli. Endişelenmek için haklı nedenleri olduğu gerçeğini kabul ettik.” diye konuştu.

    Kristersson, Türkiye’nin kararına saygı duyduklarını belirterek “Şimdi karar vermelerini bekliyoruz.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kosova’nın kuzeyinde etnik gerilim: 30’dan fazla NATO askeri ve 50’den fazla Kosovalı Sırp yaralandı

    Kosova’nın kuzeyinde etnik gerilim: 30’dan fazla NATO askeri ve 50’den fazla Kosovalı Sırp yaralandı


    NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR), dün (29 Mayıs) ülkenin kuzeyindeki Zveçan Belediyesi önünde protesto düzenleyen Kosovalı Sırplar ile KFOR birlikleri arasında yaşanan çatışmada çoğu Macaristan ve İtalya’dan gelen 30’dan fazla askerinin yaralandığını duyurdu.

    KFOR’dan yapılan yazılı açıklamada, Zvecan Belediyesi’nde önündeki protestoda göstericilerin kontrol altına alınması sırasında farklı Avrupa ülkelerinden görevlendirilen 30’dan fazla askerin yaralandığı duyuruldu. Sırbistan Devlet Başkanı Aleksandar Vuciç de çatışmada üçü ağır olmak üzere 52 Kosovalı Sırp göstericinin yaralandığını açıkladı. Reuters muhabiri, çok sayıda etnik Sırp’ın binanın önünde bugün de toplandığını ancak ABD, İtalya ve Polonya’dan gelen askerlerin hazır beklerken durumun sakin olduğunu söyledi. Pazartesi günü, Zvecan’daki Sırp protestocular NATO askerlerine göz yaşartıcı gaz ve ses bombaları atmıştı. Basında çıkan haberlere göre, Sırpların çoğunlukta olduğu başka bir kasaba olan Leposaviç’te de Arnavut belediye başkanı dışarıdaki protestocular nedeniyle 24 saatten fazla ofisinden çıkamamıştı.

    KFOR: GÖREVİ TARAFSIZ ŞEKİLDE YERİNE GETİRECEĞİZ

    KFOR çatışmayı da şiddeti kınadı. Açıklamada, “Kalabalığın en aktif kesimlerine karşı koyarken, İtalyan ve Macar KFOR birliğinin birkaç askeri, sebepsiz saldırılara ve yakıcı cihazların patlaması nedeniyle travma yaralarına, kırık ve yanıklara maruz kaldı” denildi. KFOR’dan General Angelo Michele Ristuccia, saldırıları “kabul edilemez” olmakla eleştirdi ve NATO misyonunun “tarafsız bir şekilde görevini yerine getirmeye devam edeceğinin” altını çizdi.

    ALMANYA, İTALYA VE FRANSA OLAYLARI KINADI

    Fransa, Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) askerlerine yapılan saldırıları sert bir şekilde kınadığını belirtti. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Piriştine ve Belgrad’ın Kosovalılar ve Sırpların barış ve güvenliğini sağlamak adına uzlaşmacı tavırla müzakere masasına dönerek sorumluluk almaları elzemdir” ifadesine yer verilerek, uluslararası düzeyde bölgesel barışın tehlikeye girmesinin tolere edilmeyeceği, bunun Avrupa için bir güvenlik sorunu olduğuna işaret edildi.

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, İtalyan askerlerinin de yer aldığı KFOR askerlerine yapılan saldırıları en sert şekilde kınadığını söyledi. “Diğer ülkelerden askerlerin de yer aldığı misyona karşı yapılan saldırıyı en sert şekilde kınıyorum. Yaşananlar kesinlikle kabul edilemez ve sorumsuzcadır. KFOR’a yönelik başka saldırılara müsamaha göstermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. İtalya hükümetinin Batı Balkanlar’da barış ve istikrar taahhüdünün en üst düzeyde olduğunu belirten Meloni, “Kosovalı yetkililerin, tek taraflı adımlar atmasını önlemek esastır ve ilgili tüm tarafların da derhal geri adım atarak tansiyonun düşürülmesine katkıda bulunması önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.

    Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da KFOR askerlerine yapılan saldırının kabul edilemeyeceği belirtilerek, “KFOR askeri ile çok sayıda sivilin yaralanmasına neden olan kabul edilemez saldırıları en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadesi yer aldı. Şiddet olaylarının ve gerilimi tırmandıracak her türlü eylemin derhal durdurulması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Gerilimin düşürülmesine acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Kosova ve Sırbistan’ı daha fazla gecikmeden bu amaçla görüşmelere başlamaya, şubat ve mart aylarında varılan Normalleşme Anlaşması’nın uygulanması için çalışmaya devam etmeye çağırıyoruz.” değerlendirmesine yer verildi.

    SON GERİLİMİN NEDENİ BÖLGEDE YAPILAN SEÇİMLER

    Son günlerde gerilimin arttığı Kosova’nın kuzeyindeki Sırplar, yeni Arnavut belediye başkanlarının göreve başlamasını engellemek ve belediye binalarına girmek için Zveçan, Zubin Potok ve Leposaviç’te protestolar düzenliyor. Kosova Polisi’nin belediye binalarından çekilmesini ve yeni seçilen Arnavut belediye başkanlarının görevlerine başlamamasını talep eden Sırplar, dün sabah polis kordonunu aşarak belediye binalarına girmeye çalışmıştı. Kosova polisi ve NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR), belediye binalarını tel örgülerle çevirmiş ve bölgedeki personel sayısını artırmıştı.

    Kosova’nın kuzeyinde çoğunlukla Sırpların yaşadığı Leposaviç, Zveçan ve Zubin Potok belediyelerinde polisin görevlendirilmesine karşı çıkan Kosovalı Sırplar ile güvenlik güçleri arasında 26 Mayıs’ta da arbede yaşanmıştı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in orduya “Hazır ol” emri verdiği ve ordu mensuplarının Kosova sınırına hareket ettiği belirtilmişti.

    1999’da Birleşmiş Milletler kontrolü altına alınan Kosova, 2008’de Sırbistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmişti. Sırbistan Kosova’nın bağımsızlığını tanımıyor. Etnik Arnavutlar, Kosova’daki nüfusun yüzde 90’ından fazlasını oluşturuyor, ancak kuzeydeki Sırplar, kendi bölgelerinde özerk belediyelerin kurulması için AB arabuluculuğunda 2013 yılında imzalanan bir anlaşmanın uygulanmasını uzun süredir talep ediyor. Bölgede 23 Nisan’da yapılan olağanüstü yerel seçimleri Arnavut siyasi partilerinin adayları kazanırken seçimler, bölgede çoğunluğu oluşturan Kosovalı Sırplar tarafından boykot edilmişti. Kosova Merkez Seçim Komisyonu, bölgede kayıtlı 45 bin 95 seçmenden sadece 1567’sinin (yüzde 3,47) oy kullandığını açıklamıştı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sol Parti Türkiye’deki muhaliflere vize kolaylığı istedi

    Sol Parti Türkiye’deki muhaliflere vize kolaylığı istedi


    Almanya’da muhalefetteki Sol Parti Eş Başkanı Martin Schirdewan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesinin ardından Türkiye’den Almanya’ya gelmek isteyen siyasi sığınmacılara vize kolaylığı sağlanmasını talep etti.

    Fransız haber ajansı AFP‘ye açıklamalarda bulunan Schirdewan, “Erdoğan’ın yeniden seçilmesi ve iktidar aygıtlarını genişletmesiyle insanlar siyasi nedenlerle kaçmak zorunda kalacak” dedi. Schirdewan, Türkiye’nin “toplumsal, ekonomik ve siyasi krizin daha derinleşmesi ile karşı karşıya” olduğunu da sözlerine ekledi.

    Erdoğan’ın “demokrasiyi ortadan kaldırması ve kendi lehine olan bir sistem oluşturması” sayesinde seçimi kazandığını savunan Sol Parti Eş Başkanı, “Medya tamamen hükümetin kontrolünde görünüyor” şeklinde konuştu.

    “Vize sistemi basitleştirilmeli”

    Türkiye’de Şubat ayında meydana gelen depremler sonrasında Almanya’daki yakınlarının yanına gelmek isteyen depremzedelere verilen vizelerin “bürokratik bir facia”ya dönüştüğünü ifade eden Schirdewan, Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan koalisyon hükümetinin şimdi daha iyisini ortaya koyabileceğini belirtti. Schirdewan, muhalifler, üniversite öğrencileri, gazeteciler ve diğer herkesin “hızlı ve bürokratik olmayan kabule ve vize sisteminin basitleştirilmesine” ihtiyacı olduğunu söyledi. Sol Partili politikacı, bunun dayanışmanın bir işareti olacağını da sözlerine ekledi.

    Schirdewan, Almanya’da yaşayan muhaliflerin takip edilmesine de Alman hükümetinin daha aktif olarak tepki göstermesi gerektiğini belirtti. Sol Partili siyasetçi, Türkiye ile yapılan mülteci mutabakatının Avrupa Birliği’ni “şantaj yapılabilir” hale getirdiğini de savundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Stoltenberg: “İsveç’in bir an önce tam üye olması için Türk yetkililerle yakın ve sürekli iletişim halindeyim”

    Stoltenberg: “İsveç’in bir an önce tam üye olması için Türk yetkililerle yakın ve sürekli iletişim halindeyim”


    NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store ile düzenlediği basın toplantısında, İsveç’in NATO üyeliğine değinerek, “İsveç’in bir an önce tam üye olması için Türk yetkililerle yakın ve sürekli iletişim halindeyim” dedi.

    NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Norveç’in başkenti Oslo’da Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store ile bir araya gelerek, ortak basın toplantısı düzenledi. Stoltenberg, görüşmede Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü yasadışı savaşı ele aldıklarını belirterek, “NATO müttefiklerinin desteğiyle Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarını özgürleştireceğinden eminim” dedi. Görüşmede İsveç’in NATO üyeliğini de ele aldıklarını aktaran Stoltenberg, “İsveç üye olacak. Tüm müttefikler onları katılmaya davet etti. Sonuç olarak güvenlikleri zaten daha güçlü. İsveç’in bir an önce tam üye olması için Türk yetkililerle yakın ve sürekli iletişim halindeyim. Bu, Norveç, tüm İskandinav ve Baltık bölgesi ve NATO için de önemli” diye konuştu.

    “KFOR birliklerine yönelik saldırıları şiddetle kınıyoruz”

    Kosova’da NATO’nun Kosova Barış Gücü (KFOR) personeline yönelik saldırılara değinen Stoltenberg, “Kosova’nın kuzeyinde KFOR birliklerine yönelik sebepsiz yere yapılan ve 30 barış gücü askerinin yaralanmasına yol açan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bu tür saldırılar kabul edilemez ve durdurulmalı. KFOR, Kosova’daki tüm vatandaşlar için güvenli ve emniyetli bir ortam sağlamak için gerekli tüm önlemleri alacaktır. Birleşmiş Milletler’den aldığımız yetki doğrultusunda tarafsız davranmaya devam edeceğiz. Batı Balkanlar için operasyonel yedek kuvvetten 700 asker daha konuşlandırmaya karar verdik” dedi.

    Ek bir yedek kuvvet taburunu da yüksek hazırlık durumuna getirildiğini ifade eden Stoltenberg, böylece gerektiğinde bu askerlerin hızlıca bölgeye konuşlandırılabileceğini aktardı. Şiddet olaylarının Kosova’yı ve tüm bölgeyi geriye götürdüğünü ve Avrupa-Atlantik özlemlerini riske attığını ifade eden Stoltenberg, “Hem Priştine hem de Belgrad, durumu yatıştırmak için somut adımlar atmalı. Daha fazla sorumsuz davranıştan kaçının. Kalıcı barışa giden tek yol olan AB destekli diyaloğa katılın” şeklinde konuştu.

    Dün çoğunlukla Sırpların yaşadığı Kosova’nın kuzeyinde çıkan çatışmalarda, Sırp protestocular KFOR birliklerine saldırmış, İtalyan ve Macarlardan oluşan 30 KFOR personelini yaralamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalya’daki tekne kazası: Ölenlerden ikisi istihbaratçı çıktı

    İtalya’daki tekne kazası: Ölenlerden ikisi istihbaratçı çıktı


    – İtalya’nın kuzeyindeki Maggiore Gölü’nde pazar günü yaşanan tekne kazasında ölen dört kişiden ikisinin İtalya istihbaratında çalıştığı açıklandı. Olayda ayrıca tekne kaptanının Rus eşinin ve İsrailli emekli bir güvenlik gücü mensubunun da öldüğü duyuruldu.

    İtalyan yetkililer ölen iki istihbarat görevlisinin 62 yaşındaki Claudio Alonzi ve 53 yaşındaki Tiziana Barnobi olduğunu, ölen İsraillinin ise 50 yaşındaki Şimoni Erez olduğunu açıkladı. Tekne kaptanının ölen 50 yaşındaki Rus eşinin adının da Anya Bozhova olduğu belirtildi.

    NE OLMUŞTU?

    Yaklaşık 25 turist ve mürettebatı taşıyan 16 metrelik tekne güçlü rüzgarlar nedeniyle pazar akşamı alabora olmuştu. İtalyan haber kuruluşlarına göre, teknede doğum gününü kutlaması yapılırken gölün üzerinde bir fırtına çıktı ve daha sonra “küçük bir kasırgaya” dönüştü. Tekne Sesto Calende ve Arona kasabaları arasında alabora oldu ve battı. Gemideki herkes suya düştü ancak yolcuların çoğu kıyıya yüzdü veya başka tekneler tarafından kurtarıldı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya cinsiyet değiştirme ameliyatını yasaklamaya hazırlanıyor

    Rusya cinsiyet değiştirme ameliyatını yasaklamaya hazırlanıyor


    Rusya’da doktorların “cinsiyet değiştirme” (cinsiyet uyum ameliyatı) ameliyatı yapmasını yasaklayan yeni bir yasa tasarısının sunulduğu açıklandı. Rus haber ajansı TASS’ın aktardığına göre yeni yasa tasarısı tıp çalışanlarının “bir kişinin cinsiyetini değiştirmek için tasarlanmış tıbbi müdahaleler yapmasını” yasaklıyor, ancak çocuklarda doğuştan gelen cinsiyet anomalilerini tedavi etmek için yapılacak ameliyatları muaf tutuyor.

    Tasarının bir kopyasını gördüğünü belirten haber ajansı TASS, doğuştan gelen anomalileri tedavi etmek için cerrahiye ancak federal bir halk sağlığı kurumundaki bir “tıbbi komisyon” tarafından onaylanması halinde izin verileceğini de söyledi.

    LGBTİ+’LAR SÜRECİ CİNSİYET UYUM AMELİYATI OLARAK TANIMLIYOR

    Dünya genelinde LGBTİ+’lar ve LGBTİ+ hakları savunucuları özellikle kanunlarda kullanılan “cinsiyet değiştirme” kalıbını kullanmıyor. “Cinsiyet değiştirme” ifadesinin, trans kadın ve trans erkeklerin cinsiyetlerini “gerçek olmayan” olarak işaret ettiği, doğumda belirlenmiş cinsiyeti doğru kabul ederek süreci “değiştirme” olarak tarif ettiği için doğru bir kavram olmadığını savunuyorlar.

    Söz konusu yasa tasarısının Rus parlamentosunun alt ve üst kanadında onaylanması ardından da Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından imzalanması gerekiyor. Rusya’da Putin iktidarında, LGBTİ+ topluluğuna yönelik baskılar, Batı tarafından “geleneksel olmayan” yaşam tarzlarının teşvik edildiği savunularak muazzam ölçüde artmıştı. Geçen yıl Rusya parlamentosunda kabul edilen bir diğer yasa LGBTİ+’ların kamuda ve medyada temsilini etkili bir şekilde yasaklamıştı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Analistlerden seçim yorumu: ‘Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı’

    Analistlerden seçim yorumu: ‘Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı’


    Analistler, Türk Lirası’nın önümüzdeki aylarda daha da düşerek halkın satın alma gücünü daha da aşındıracağını ve hükümeti hane halkını destekleyecek önlemler için milyarlarca dolar aramaya zorlayabileceğini tahmin ediyor.

    Analistlere göre, yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut ekonomi politikaları yakın bir “tehlike riski taşıyor” ve herhangi bir çözüm, zorlu önlemler içerebilir. 

    Bağımsız ekonomik araştırma kuruluşu Capital Economics’e göre, “Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı yaklaşıyor olabilir.”

    Uzmanlar, bir zamanlar ucuz iş gücü ve etkin bankacılık sistemiyle ayakta duran Türk ekonomisinin, şu anda çok az ülkenin yaşadığı, “kendi yarattığı bir sorunla karşı karşıya olduğunu” söylüyor. 

    Ekonomistlere göre Erdoğan, yabancı “lobiler” tarafından desteklendiğini söylediği yüksek faiz oranlarına karşı savaş açmış durumda. 

    Türk Lirası’nın değer kaybı

    Geçtiğimiz dönemlerde Merkez Bankası başkanları görevden alındı, Türk Lirası değer kaybetti ve yıllık enflasyon resmi verlere göre geçtiğimiz sonbaharda yüzde 85’i aştı. 

    30 Mayıs salı günü Euro, 21,69, Dolar ise 20,44 liraya kadar yükseldi. 

    Analistlere göre, Erdoğan’ın iktidardaki ilk on yılında, 2000’li yıllarda yaşanan Türk “ekonomik mucizesi” geride kaldı: Yabancı yatırımcılar istikrarsızlıktan ve eskiden tarafsız teknokratlar tarafından yönetilen kurumların ele geçirilmesinden korkarak ülkeyi terk etti.

    Finansal hizmetler sunan Conotoxia’dan Bartosz Sawicki, “Yabancı tahvil sahiplerinin elindeki Türk tahvillerinin, o zamandan bu yana Türk Lirası’nın Dolar karşısında neredeyse yüzde 90 değer kaybettiği 2013 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 85 oranında azaldığı tahmin ediliyor.” şeklinde konuşuyor. 

    Ekonomistlere göre Türk ekonomisinde şu an için en öncelikli sorun Merkez Bankası’nın nakit parasının tükeniyor olması.

    Merkez Bankası yıl başından bu yana Türk Lirası’nı desteklemek için 30 milyar dolar harcadı ve döviz rezervlerini 2002’den bu yana ilk kez negatif bölgeye itti.

    BlueBay’den analist Timothy Ash, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını söylüyor. 

    İhracatta rekabet gücü

    Uzmanlar iki seçenek olduğunu söylüyor: Faiz oranlarını yükseltmek ya da Türk Lirası’ndaki düşüşe izin vermek. Çünkü parasal destek tedbirleri, imalat ağırlıklı bir ekonomide düşük faiz oranlarının avantajını ortadan kaldırıyor. 

    Sigorta ve varlık yönetimi şirketi Allianz’ın analizlerine göre, efektif döviz kuru, “2021 yılı Aralık ayında alışılmışın dışındaki para politikalarının tam olarak uygulanmaya başlamasından bu yana yüzde 35 değer kazandı.” 

    Allianz, “Türk ihracatının rekabet gücünü yeniden tesis etmek için dalgalı kur rejimine geri dönmek gerekecektir” diyor.

    Pek çok analist, Türk Lirası’nın önümüzdeki aylarda daha da düşerek halkın satın alma gücünü daha da aşındıracağını ve hükümeti hane halkını destekleyecek önlemler için milyarlarca dolar aramaya zorlayabileceğini tahmin ediyor.

    Faiz oranlarında keskin bir artış bu kısır döngüyü kırmaya yardımcı olabilir, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim kampanyası sırasında bunu yapmayı reddetmişti. 

    Danışmanlık şirketi Global Source Partners’tan Atilla Yeşilada, Merkez Bankası’nın Erdoğan’ın memur ve emekli maaşlarında vaat ettiği artışları finanse etmek için para basma ihtimaline dikkat çekiyor. 

    Depremin hasarı nasıl onarılacak?

    Türkiye aynı zamanda, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin de yaralarını sarmak zorunda. Depremlerin ülkede 100 milyar doların üzerinde hasar yarattığı belirlenmişti. 

    Yeşilada, “Hükümet para basmadan ve hiperenflasyona yol açmadan yeniden yapılanma çabalarını nasıl finanse edecek? Bu kimsenin cevaplamak istemediği bir soru.” şeklinde konuşuyor?

    Analistlere göre, Türk hükümetinin faiz oranlarını yükseltmekten başka çaresi yok.

    Danışmanlık şirketi Eurasia Group’tan Emre Peker, Türkiye’nin öncelikle “makro ihtiyati tedbirler ve sermaye kontrolleri” yoluyla dolar talebini sınırlamaya çalışacağına inanıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan da böylece faiz oranlarına karşı yürüttüğü mücadeleden vazgeçmek zorunda kalabilir.

    Atilla Yeşilada bu durumda, “faizlerin yükselmesi bankaların sermaye tabanını azaltacak ve bankalar uzun süre kredi veremeyecek” uyarısında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pompeii Arkeoloji Parkı’nda yeni buluntular ortaya çıktı

    Pompeii Arkeoloji Parkı’nda yeni buluntular ortaya çıktı


    İtalya’daki Pompeii Antik Kenti’nde devam eden kazı çalışmalarında MS 79’da Vezüv’de meydana gelen büyük patlamada ölen üç kişinin kalıntısının bulunduğu, bunların antik kentte ortaya çıkarılan en son arkeolojik buluntular olduğu belirtildi.

    Söz konusu iskelet kalıntılarının, büyük patlamadan sonra katmanlar halinde lav, kül ve toprak tabakası altında kalan antik Pompei kentinde olay sırasında bir fırına sığınan iki kadın ile 3-4 yaşlarındaki bir çocuğa ait olduğu kaydedildi.

    Arkeologların kazılarında ayrıca Pompeii’de mitolojik sahneler içeren iki freskli duvar da buldukları aktarıldı.

    Kültür Bakanı Gennaro Sangiuliano ile Pompei Antik Kenti Müdürü Gabriel Zuchtriegel, son buluntuların tespit edilmesine ilişkin yaptıkları açıklamada, kazı ekibini çalışmalarından ötürü takdir etti.

    Bakan Sangiuliano, “Bu kalıntıların bulunmasının sürmesi, Pompei’de ortaya çıkarılacak ne kadar çok şeyin olduğunu anlamamızı sağlıyor” dedi.

    Napoli yakınlarındaki antik Pompei kenti, her yıl binlerce turistin İtalya’da ziyaret ettiği yerlerin başında geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Alman vatandaşlığına geçişler arttı: Alman vatandaşı olmanın şartlar neler?

    Alman vatandaşlığına geçişler arttı: Alman vatandaşı olmanın şartlar neler?


    Alman vatandaşlığına geçenlerin sayısı 2002 sonrasının en yüksek seviyesine çıktı. Yeni vatandaşların yüzde 29’unu Suriyeliler oluşturuyor. İkinci sırada ise Türkiye’den başvuranlar var.

    DW Türkçe’nin haberine göre, Almanya’da 2022 yılında yaklaşık 168 bin 500 kişi Alman vatandaşlığına geçti. Federal İstatistik Dairesi verilerine göre bu rakam, bir yıl öncesine oranla yüzde 28 artışa tekabül ediyor. 2002’den bu yana en fazla vatandaşlığa geçişin yaşandığı geçen yıl, en çok Alman vatandaşlığı alan grup, yüzde 29 ile Suriyeliler. 2021’de Alman vatandaşlığı alan Suriyeli sayısı 19 bin 100’ken, 2022’de sayı 48 bin 300’e yükseldi. Alman vatandaşlığı alan Suriyelilerin üçte ikisinin erkek, yaş ortalamasının 24,8 ve vatandaşlığa geçmeden önce Almanya’da ortalama bulunma sürelerinin 6,4 yıl olduğu açıklandı.

    TÜRKİYE İKİNCİ SIRADA

    Bir önceki seneye kıyasla vatandaşlığa geçiş sayılarında en yüksek artış Suriyelilerde olurken, onları 3 bin 700 artışla Ukrayna, 2 bin 400 artışla Irak ve 2 bin artışla Türkiye takip etti. Toplamda bir önceki yıla göre yüzde 16’lık artışla 14 bin 200 Türk Alman vatandaşlığına geçerek Suriyelilerin ardından bu alanda en büyük ikinci grubu oluşturdu. Alman vatandaşlığına geçen Türklerin daha önce Almanya’da yaşama süreleri ise ortalama 24,2 yıl olarak kayıtlara geçti.

    Federal İstatistik Dairesi, geçen yıl toplam 171 ülkeden insanın Alman vatandaşlığına geçtiğini bildirdi.

    ALMANYA’DAN NASIL VATANDAŞLIK ALINIYOR?

    Almanya’da sonradan vatandaşlık almak için gerekli kriterler arasında, ülkede en az sekiz yıl yaşamış ve oturum izni almış olmak, sabıkasız olmak, yeterli derecede Almanca bilmek gibi kriterleri karşılamak gerekiyor. Dünya en güçlü pasaportlarından birine sahip olan Almanya’da, yatırım yoluyla doğrudan vatandaş olma hakkı tanınmıyor.

    Almanya’nın vatandaşlık için talep ettiği kriterlerin tamamı şöyle:

    * Almanya anayasasına, düzene bağlılık belgesinin imzalamak. Anayasaya aykırı bir faaliyette bulunmamak.

    * Yeterli derecede Almanca bilmek. Almanca bilgisinin Avrupa Konseyinin ortak referans dil standartlarına göre yazılı ve sözlü olarak yeterli olması gerekmektedir. Almanca bilgisini ispata yarar okul, kurs diplomaları yoksa ilgili eyaletteki uygulamaya göre sözlü bir testten geçmektedir.

    * Almanya’da en az 8 yıl yasal olarak yaşamış olmak.

    * Almanya’nın hukuki ve toplumsal düzeni hakkında temel bilgilere sahip olmak.

    * Genel olarak geçimini sosyal yardım veya işsizlik yardımı olmaksızın temin edebilmek.

    * Siyasi iltica başvurusu kabul edilenler için 6 sene oturum.

    * 60 yaşından büyük yabancılar için 12 sene oturum.

    * Alman devletinin koruması altında olan veya hiçbir vatandaşlığı olmayan yabancılar için 6 sene oturum.

    * Alman devletinin çıkarlarının gerektirdiği hallerde en az 3 senelik oturum.

    * Bir Alman tarafından evlatlık edinilen çocuklar için 3 senelik oturum. –

    * Vatandaşlık başvurusu yapıldığında, “oturma izni”ne (sınırlı veya sınırsız) veya“yerleşim izni”ne sahip olmak.

    * Almanya’da temelli olarak yerleşmiş olmak (geçici bir nedenle Almanya’da bulunanlar bu haktan yararlanamaz); – Alman medeni hukukuna göre reşit olmak ve kişilik haklarının herhangi bir nedenle kısıtlanmamış olması.

    * Sabıkasız olmak.

    * Yabancılar Yasasının 46./1.- 4. maddeleri ve 47./1. – 2. maddeleri uyarınca sınır dışını gerektirecek herhangi bir durumun bulunmaması. Ağır para veya hapis cezasını gerektirecek suçların işlenmiş olması veya yasadışı kamu düzenini bozucu faaliyetlere katılınmış olması Alman vatandaşlığına geçişe engel oluşturur.

    * Kendisi ve ailesinin geçimi için yeterli bir gelire sahip olmak. Herhangi bir nedenle sosyal yardım veya işsizlik yardımı alan bir yabancı Alman vatandaşlığına geçemez. Herhangi bir nedenle işsizlik parası, hastalık kasası yardımı, çocuk eğitim parası, konut yardımı alanlar için gelecekteki gelir durumlarının nasıl olabileceği değerlendirilir.

    *Eski vatandaşlıktan ayrılmak. (Başvuru tarihine kadar bağlı bulunulan ülke vatandaşlığından çıkarılması. Başvuruda bulunan kişi herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinin vatandaşı ise eski vatandaşlığından ayrılması gerekmemektedir.)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya Kiev’i Moskova’ya saldırı düzenlemekle suçladı

    Rusya Kiev’i Moskova’ya saldırı düzenlemekle suçladı


    Rusya, Moskova’ya düzenlenen İHA saldırısından Kiev’i sorumlu tuttu. Ukrayna ise suçlamayı kabul etmedi. Olayda ölen ya da yaralanan yok.

    Rusya’nın başkenti Moskova’nın Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, bu sabah kentte bazı binalara insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendiğini duyurdu. Sobyanin, saldırıda can kaybı ya da “ciddi bir yaralanma” olmadığını, ancak İHA’ların isabet ettiği binalarda maddi hasar meydana geldiğini kaydetti.

    İktidardaki Birleşik Rusya partisinin milletvekillerinden Aleksander Hinştayn da İHA’lardan birinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Novo Ogaryovo adlı rezidansının bulunduğu Rublyovka semtinden 10 dakika uzaklıktaki bir noktaya isabet ettiğini söyledi.

    Rublyovka, eski Başbakan Dimitri Medvedev’in de evinin bulunduğu, Moskova’nın batısında zengin ve elitlerin yaşadığı bir bölge olarak biliniyor. Moskova Valisi Andrey Vorobyov da saldırıdan etkilenen binalarda yaşayanların tahliye edildiğini ve kentte hava savunmasının harekete geçirildiğini açıkladı.

    Ukrayna suçlamayı kabul etmedi 

    Rusya Savunma Bakanlığı saldırıdan Kiev’i sorumlu tutarak “Bu sabah Kiev rejimi insansız hava araçlarıyla Moskova’daki hedeflere terör eylemi gerçekleştirdi” açıklamasını yaptı. Bakanlık, toplam sekiz İHA kullanıldığını, bunlardan üçünün orijinal uçuş rotalarından saptırıldığını, kalan beşinin de Rus hava savunması tarafından düşürüldüğünü belirtti.

    Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan yardımcısı Mihail Podolyak ise Moskova’nın suçlamalarını geri çevirdi. Bu sabah YouTube’da yayınlanan “Breakfast Show” adlı bir programa katılan Podolyak, “Saldırıları zevkle izliyoruz, ancak bu saldırıyla bizim ilgimiz yok” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***