Kategori: Dünya

Serbest Görüş uluslararası haberler, küresel gelişmeler ve dünya çapındaki önemli olaylara dair güncel bilgiler sunar. Sitemiz arklı ülkelerden ve bölgelerden gelen haberleri, analizleri ve yorumları sunarak, global olayları geniş bir perspektiften takip etmenizi sağlar. Dünya gündemindeki en önemli konuları anlamak için kapsamlı içerikler burada.

  • ‘Sezgin Baran Korkmaz tahliye edildi’

    ‘Sezgin Baran Korkmaz tahliye edildi’


    ABD’de “sahtecilik” ve “para transferi dolandıcılığı” suçlamasıyla açılan davada tutuklanan SBK Holding Başkanı Sezgin Baran Korkmaz’ın tahliye edildiği öne sürüldü. İddiaya göre Korkmaz, 30 Ekim’deki duruşmaya kadar tutuksuz yargılanacak.

    İlk olarak Patronlar Dünyası’nın yayımladığı habere göre Sezgin Baran Korkmaz, geçen hafta çıkarıldığı mahkemede tahliye edildi. Bu haberde, ismi çok sayıda yolsuzluk iddiası ile gündeme gelen Korkmaz’ın itirafçı olmak gibi bir kararı bulunmadığı, Ekim 2023’te jüri önüne çıkacağı duruşmaya kadar tutuksuz yargılanacağı belirtildi.

    Bu haberin yayınlanmasının ardından ülkücü geçmişiyle bilinen gazeteci Recep Canpolat da, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “An itibariyle Washington’ta olan Sezgin Baran Korkmaz, gittiği yerleri savcılığa bilgi vermek şartıyla, mahkemenin belirlediği 5 eyaletten birinde ikamet edecek” dedi.

    ‘PARA KAYNAĞINI BİLMEDİĞİNİ İSPAT ETTİ’ İDDİASI

    Canpolat, önce “Kara para aklama suçlaması düştü” dediği Korkmaz davası ile ilgili daha sonra şöyle bir düzeltme yaptı:

    “Aldığım bilgiyi düzeltiyorum. Kara para aklama suçlaması düşmemiş ancak tahliye sebebi olarak, “Kimgston kardeşler ve Termetzhyan’ın Türkiye’de SBK iştiraklerine aktarılan paraların kaynağının Sezgin Baran Korkmaz tarafından bilinmediği belgelerle ispat ettiği” kaydedildi. Kara para suçlaması ile ilgili karar, jüri tarafından verilecek.”

    Ancak Korkmaz’ın tahliye edildiği iddiası Amerikan mahkeme kayıtlarından teyit edilemedi. Bu konuda ABD yergi makamları henüz resmi açıklama yapmış değil.

    TÜRKİYE’DEN ABD’YE UZANAN DOLANDIRICILIK SUÇLAMASI

    Amerika’nın Utah eyaletinde de vergide sahtecilik yapmaktan ceza alan bir şirketle ilişkisi olan Sezgin Baran Korkmaz, Türkiye’de kara para aklama suçundan hakkında soruşturma sürerken 5 Aralık 2020’de yurt dışına çıktı. 2 Mayıs 2021 tarihinde hakkında açılan soruşturmalar tamamlanan Korkmaz’ın 6 şirketi üzerinden 132 milyon dolar kara para akladığı gerekçesiyle 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

    Bu süreçte Avusturya’da yakalanan Sezgin Baran Korkmaz, ABD’ye iade edildi. Korkmaz, ABD’nin Utah eyaletinde “1 milyar dolarlık biodizel sahtekarlığına karıştığı, haksız bir şekilde vergi dairesinden teşvik olarak alınan parayı akladığı, para transferi dolandırıcılığı” iddialarıyla açılan davada tutuklandı. İddianamede Washakie Renewable Energy LLC şirketinin ortakları olan Jacob Kingston, Isaiah Kingston ve Levon Termendzhyan tarafından Plymouth, Utah’ta biodizel üretildiği beyan edilerek 1 milyar dolardan fazla vergi iadesi alındığı, Korkmaz ve işbirliği yaptığı bu kişilerin vergi dairesini dolandırarak aldıkları teşvik gelirleriyle lüks evler ve çeşitli emlaklar satın aldıkları bilgisi yer aldı.

    İddianamede, 2018 yılının başlarında Jacob Kingston ve Isaiah Kingston’ı, bazı üst düzey hükümet yetkilileri aracılığıyla federal soruşturmadan aleyhlerine açılan davalarından koruyabileceğini iddia ederek 6 milyon dolar dolandırdığı belirtildi. Ayrıca Korkmaz’ın Kingston ve Termendzhyan’a karşı devam eden ceza davasında, federal ajanlara ‘yanlış beyanlarda bulunduğu, Termendzhyan tarafından kontrol edilen bir banka hesabına gönderilen yaklaşık 38 milyon dolarlık banka havalesi konusunda yetkililere yalan söylediğinin’ iddialar arasında yer aldığı belirtildi. (HABER MERKEZİ)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Azerbaycan ve Ermenistan arasında barış mümkün mü? Aliyev ve Paşinyan yanıtladı

    Azerbaycan ve Ermenistan arasında barış mümkün mü? Aliyev ve Paşinyan yanıtladı


    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, iki ülke arasındaki anlaşmazlığın merkezi Dağlık Karabağ’daki son gelişmelere ilişkin euronews’in sorularını yanıtladı

    Güney Kafkasya’nın yakın tarihindeki en şiddetli çatışmalardan bazılarına sahne olan Dağlık Karabağ’da, 2020’de Rusya ara buluculuğuyla varılan ateşkes anlaşmasına rağmen gerilim hâlâ hissedilir boyutlarda.

    Dağlık Karabağ, uluslararası arenada Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanınıyor ancak bazı kısımları etnik Ermenilerin kontrolü altında. Bu bölge 2020’deki silahlı çatışmaların ardından, kendilerine ait olan için savaştıklarını söyleyen her iki taraf için de açık bir yara.

    Ukrayna Savaşı’na odaklanan Rusya’nın bıraktığı boşluktan yararlanan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, krizin ara buluculuğunda daha büyük bir rol oynamaya başladı. Görüşmeler insanlara kalıcı bir barış umudu veriyor. 

    Ancak Laçın Koridoru üzerine yaşanan anlaşmazlıklar ve Ermenistan’ı Dağlık Karabağ’daki Ermenilere bağlayan tek geçidin Azerbaycan tarafından engellendiği iddiaları, barışa giden yolun uzun olacağına işaret ediyor.

    Dünyanın en uzun süreli ihtilaflarından birine taraf olan Ermenistan ve Azerbaycan liderleriyle barışın sağlanıp sağlanamayacağını ve bunun nasıl olacağını tartışmak için bir araya geldik.

    Hem Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e hem de Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’a aynı soruları sorduk. 

    Aliyev, Ermenistan’a karşı son topyekûn savaşı kazanmanın “siyasi hayatının misyonu” olduğunu ve artık barış hakkında konuşmaya hazır olduklarını söyledi. Paşinyan ise müzakereler sırasında üzerinde anlaşmaya varılan birçok maddenin “ihlal edildiğinde” ve “kimsenin barışa ulaşmanın kolay olacağına dair söz vermediğinde” ısrar etti.

    Anelise Borges, euronews: Bu bölge, Güney Kafkasya’nın yakın tarihindeki en şiddetli olaylarından bazılarına sahne oldu. Ve 2020’deki barış anlaşmasından bu yana da gerginlikler tam anlamıyla ortadan kalkmış değil. Bu devam eden düşmanlığı neye bağlıyorsunuz?

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “10 Kasım 2020’de imzalanan bildiri aslında sürdürülebilir bir barışı temin etmiyordu. Bir barış anlaşması değildi. Bu aslında bir deklarasyondu, fiilen Ermenistan tarafından imzalanan bir teslimiyet anlaşmasıydı. Bu nedenle, Ermenistan’la olan ihtilafımıza nihai bir çözüm bulmak amacıyla, toprak bütünlüğünün, egemenliğin, uluslararası sınırların karşılıklı olarak tanınması, sınırların belirlenmesi, güç kullanılmaması veya güç tehdidinde bulunulmaması gibi bazı girişimler ortaya koymaya başladık. Bu teklifi masaya getirdik. Yeni barış sürecini, 30 yıl işgal altında kalan ve adaleti zorla tesis eden bir ülke olarak biz oluşturduk. Çok sorunsuz gittiğini söyleyemem. Yine de iyimseriz çünkü şu anda her iki ülkenin dışişleri bakanları düzeyinde çok aktif bir müzakere yürütüyoruz.”

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “9 Kasım 2020’de imzalanan belge, sizin de söylediğiniz gibi hukuki olarak bir barış anlaşması ya da bir barış paktı değildi. Fiili olarak da değil, bazı hükümleri ciddi, ağır bir şekilde ihlal ediliyor. Bunun olabileceği ve gelecekteki barış mimarisinin belirli bir konsepti olduğu konusunda size katılıyorum. Ne yazık ki, birçok hüküm Azerbaycan tarafından düzenli olarak ihlal ediliyor. Şu anda ihlal ediliyorlar. Şimdi, sorunuzda Dağlık Karabağ’dan bahsettiniz – ve bunu herkes anlıyor – ama Azerbaycan, Dağlık Karabağ diye bir yer olmadığını iddia etmeye devam ediyor.”

    Euronews: Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile görüştüğünüz Brüksel’den yeni döndünüz. Avrupa Birliği’nin ara buluculuğunda da birkaç kez bir araya geldiniz. Bu barış görüşmeleri pek çok kişiyi bölgede kalıcı bir barış umuduyla doldurdu, söylediklerinize bakılırsa umutlu olmakta haksız mıyız? Barış sağlanabilir mi ve bu görüşmelerden çıkan sonuçlar hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Sadece sağlanabilir değil, barış sağlanmak zorunda. Benim inancım, duruşum bu. İnandığım şey de bu. Ancak bunun gerçekleşmesi için uluslararası toplumun önemli nüansların farkında olması ve neden yeterli hızda ilerleme kaydedilmediği konusunda net de olması önemli. Brüksel’deki, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel’in de hazır bulunduğu sondan bir önceki toplantımızda, ben ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Ermenistan ve Azerbaycan’ın karşılıklı olarak tanıyacakları topraklar konusunda anlaşmaya vardık, daha doğrusu bir mutabakata vardık: Ermenistan topraklarının 29 bin 800 ve Azerbaycan’ın 86 bin 600 kilometrekaresi. Karşılıklı toprak bütünlüğü. Azerbaycan Cumhurbaşkanı bu mutabakatı şu ana kadar kamuoyu önünde teyit etmedi. İnkar da etmedi. Şimdi, bu belli bir güven eksikliği yaratan bir durum.”

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “Bence umutlu olmakta haklısınız. Bu toplantılar aslında, sınırların nasıl şekilleneceği gibi çok hassas konulara değinmemizi sağlıyor. Çünkü Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki sınır tanımlanmadı. Çünkü Sovyetler Birliği dağılır dağılmaz bu saldırganlıkla karşı karşıya kaldık. Peki sınır nasıl görünecek? Sahadaki gerçek durum ne olacak? İletişimle ilgili durum ne olacak? Çünkü Ermenistan’ın İkinci Karabağ Savaşı sonucunda kabul ettiği, eksklavımız Nahçivan’a erişimimize izin vermek gibi bir yükümlülüğü var. Ancak bu hâlâ gerçekleşmedi. Barış anlaşmasının paragrafları üzerinde esas olarak bakanlar çalışıyor. Bizim toplantılarımız bence sadece iyi bir atmosfer yaratıyor. Ancak eğer Ermeni tarafının yapıcı bir yaklaşım sergilediğini görürsek ve en önemlisi, toprak bütünlüğümüze karşı çıkma isteklerini tamamen bir kenara bırakırlarsa, barış çözümünü çok yakında, hatta belki de yıl sonuna kadar bulabiliriz.”

    Euronews: Avrupa Birliği ara buluculuk masasına neler getiriyor?

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “Avrupa Birliği aslında 1992’den beri müzakere yürüttüğümüz işgal döneminde ara buluculuk sürecinin bir parçası değildi. Bu bizi davet eden AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in girişimiydi. Biz de bunu destekledik çünkü Azerbaycan ile Avrupa Birliği ve Ermenistan ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliği düzeyini dikkate aldığımızda, Avrupa Birliği’nin en iyisi olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz karşılıklı saygı, karşılıklı güven ve karşılıklı çıkara dayanıyor. Dolayısıyla bu girişim artık çok aktif bir diyalog formatına dönüşüyor çünkü sadece Brüksel’de değil, örneğin Avrupa Barış Girişimi düzeyinde de bir araya geliyoruz. En son Kişinev’deydik. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum çünkü durumun durgunlaşmasına izin vermiyoruz. Çünkü eğer durgunluk olursa, eğer yine bir tür mola olursa, o zaman tehlikeli herhangi bir senaryoya karşı bir garantimiz olmaz.”

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Ara buluculuğun avantajlarının uzun zamandır herkes tarafından bilindiğini vurgulayarak başlamak istiyorum. Ancak tüm ara buluculuklar belirli eksikliklerle birlikte gelir. İzin verirseniz, bu eksiklikler hakkında konuşacağım. Etkili bir ara buluculuğun, bir mutabakata uyulmaması durumunda, bu taahhüde uymayan tarafa karşı en azından siyasi bir tutum sergilenmesiyle mümkün olabileceğini varsayıyorum. Brüksel platformunda mesela bunu göremiyoruz. Bu konuyu sürekli gündeme getiriyorum. Hatta size bir sır vereyim, Brüksel platformunda varılan ancak daha sonra yerine getirilmeyen mutabakatları sıraladığımız ve ‘denetim’ adını verdiğimiz bir belge bile hazırladık. Ve bu oldukça kalın bir belge. Oldukça kalın bir belge ortaya çıktı ki bu endişe verici.”

    Euronews: Sizce Batı’nın, ABD ve AB’nin burada daha büyük bir rol oynaması, bölgede geleneksel olarak daha büyük bir ağırlığı olan Rusya’yı kızdırdı mı? Yoksa Rusya’nın Ukrayna ile uğraşıyor olması, diğer oyuncuların gelip size ve Azerbaycan’a, potansiyel ortak bir zemin bulma konusunda yardımcı olmaya çalışmaları için daha fazla alan mı yarattı?

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Hatırlatmak isterim ki, bu uluslararası rekabet sahneleri bizimle doğrudan bağlantılı değil çünkü Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Minsk Grubu eş başkanları oradaydı ve aktifti. Dağlık Karabağ sorununu ele almak üzere oluşturulmuştu. Ancak, eş başkanlar 24 Şubat 2022’den bu yana etkileşime girmeyi bıraktı. Bazıları diğer eş başkanlarla etkileşime girmek istemediğine karar verdi ve işte o zaman bir sorun ortaya çıktı.”

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “Rusya aslında, 10 Kasım 2020 tarihli ateşkes anlaşmasının veya bildirisinin ara bulucu ülkesiydi. Amerika Birleşik Devletleri ya da Avrupa Birliği değildi. Ermeni meslektaşımla ilk görüşmelerimiz Rusya tarafından Rusya’da organize edildi. Rusya-Ukrayna savaşından sonra durum değişti ve Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa’nın daha aktif hale geldiğini görmeye başladık. Aslında bizim için süreci kimin yöneteceği ya da müzakere sürecini belli bir dereceye kadar kimin tekeline alacağı çok da önemli değil. Önemli olan sonuca ulaşmak.”

    Euronews: Rusya ile uzun tarihi ve karmaşık bir ilişkiniz olduğunu anlıyorum. Peki ne dersiniz? Şu an bölgede Rusya’nın bir etkisi var mı?

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “Azerbaycan’la ilgili olarak çok bir şey değişmedi çünkü bizim Rusya’yla ilişkilerimiz dengeli olacak. İlişkilerimiz birbirimizin ulusal çıkarlarını ve elbette toprak bütünlüğünü ve egemenliğini tanımaya dayanacak. Rusya, Azerbaycan’ın bir komşusu ve ortağı.”

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Elbette Ukrayna’daki olaylar nedeniyle sadece Rusya’nın değil, diğer jeopolitik aktörlerin de bölgemize olan ilgisi azalıyor çünkü pratikte tüm uluslararası ilginin odaklandığı yer Ukrayna. Ve evet, bu da bir faktör.”

    Euronews: Şu an sahadaki durumdan bahsedebilir miyiz? AB, ABD… Hepsi Laçın Koridoru’nda hareket özgürlüğünün sağlanması için garanti talep etti: Dağlık Karabağ’daki insanlar için çok önemli bir geçit olan bu bölgede neler olup bittiği hakkında ne biliyorsunuz?

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Şimdi, Dağlık Karabağ’da neler oluyor? Dağlık Karabağ’da insani bir kriz var. İnsani kriz ne anlama geliyor? Dağlık Karabağ’a gıda tedarik edilmiyor, yiyecek yok. Dışarıdan yiyecek tedariki yok. Bir dizi temel ihtiyaç malzemesi tedarik edilmiyor. Bebek maması temin edilmiyor, ilaç mevcut değil. Hijyen malzemeleri yok. Diğer hiçbir temel ürün yok. Dağlık Karabağ’a verilen doğal gaz Azerbaycan tarafından kesildi. Dağlık Karabağ’a elektrik tedariki Azerbaycan tarafından kesildi. Yakıt tedariki Azerbaycan tarafından durduruldu. Bu anlamda, sağlık sorunlarının ve diğer sorunların yanı sıra karşı karşıya olduğumuz gerçek bir açlık tehdidi var.”

    Euronews: Bildiğiniz gibi Azerbaycan bunu reddediyor. Ağdam yolunun açık olduğunu söylüyorlar.

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Neyi kastettiğinizi bilmiyorum. Çünkü ben imzaladığım ve uluslararası bir belge statüsünde olan belgeden bahsediyorum. Laçın Koridoru’nun -ki burası Rus barış gücü askerlerinin kontrolü altındadır ve yalnızca bir yol değil, beş kilometre genişliğinde bir alandır- Azerbaycan kontrolünden çıkması ve Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasında bir bağlantı sağlaması gerektiği, bu belgede açıkça ifade ediliyor.”

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “Hareket özgürlüğü engellenmedi. 23 Nisan’da sınır kontrol noktası oluşturduğumuzdan bu yana, Karabağ’da yaşayan 2 binden fazla kişi Ermenistan’a kolayca gidip geldi. 15 Haziran’da Ermenistan bir askeri provokasyon daha yaparak sınır güvenlik görevlilerimizden birini yaraladı ve yol soruşturma için geçici olarak kapatıldı. Ancak daha sonra yeniden açıldı. Kızılhaç, Ermenistan’da tedaviye ihtiyacı olan hastaların tahliyesi ve ilaçların taşınması için yeniden çalışmalara başladı. Fakat ne yazık ki, Kızılhaç kamyonlarını kontrol ettiğimizde, puro, iPhone ve benzin gibi kaçak mallar bulduk. Kızılhaç bunu kabul etti ve bizimle iletişime geçerek bu konuda herhangi bir sorumluluk taşımadıklarını söylediler. Ancak bu kamyonların rozetleri, logoları vardı ve sürücülerin üniformalarında logoları bulunuyordu.”

    Euronews:2020 yılında iki taraftan da 5 binden fazla insan hayatını kaybetti. Dağlık Karabağ’a geldiğimde, çatışmalarda ölen Ermeni askerlerin anneleriyle görüştüm. Aynı zamanda Azerbaycan’daki meslektaşlarımın çalışmaları aracılığıyla diğer taraftaki, yani sizin tarafınızdaki acı ve yıkıma da tanık oldum. Özellikle bir anneyle konuştuğumda, bana savaştan ve oğullarının ölümünden politikacıları sorumlu tuttuğunu ve politikacıların olayları diplomatik olarak ele almaları, savaşın tuzaklarına düşmemeleri gerektiğini söyledi. Sizce, sizin misyonunuz ne? Kalıcı bir barış sağlamak mı yoksa bir savaş kazanmak mı?

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “Bu savaşı kazanmak benim hayatımın, siyasi hayatımın misyonuydu ve başarıyla sonuçlandı. Yani savaşı kazandık. Adaleti ve toprak bütünlüğümüzü yeniden tesis ettik. Şimdi barıştan bahsediyoruz. Eğer Ermenistan barış isterse bunu sağlayacağız çünkü Ermenistan üzerinde herhangi bir toprak talebimiz yok ve onların da herhangi bir toprak talebinde bulunmasını istemiyoruz. Karabağ’da şu anda geçici olarak Rus barış gücü askerleri tarafından kontrol edilen bölgede yaşayan insanlar, Azerbaycan’da yaşıyor. Azerbaycan vatandaşı olarak, etnik azınlık olarak, diğer etnik azınlıklar gibi -ki Azerbaycan bu konuda çok zengindir- yaşamayı ya da ayrılmayı seçmeliler.”

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “Savaş, her halükarda yanlıştır. Eğer bir savaş varsa, birileri bir yerlerde yanlış bir şey yapmıştır ya da birkaç yerde birkaç kişi yanlış bir şey yapmıştır. Ama diğer taraftan, savaşın nedeni nedir? Savaşın nedeni, kalıcı bir barışa ulaşmanın ya da barışı sürdürmenin imkansızlığıdır. Peki bu imkansızlık sahici mi? Gerçek mi? Güvenilir mi? Diğer soru bu. Benim oğlum da savaştaydı. Karım da savaştaydı. Şimdi bir soru soruyorsunuz, bu çok ciddi bir soru. Gerçekten de meşru bir soru. Ama bence çok fazla derinliği var. İnsanlık varoluşumuz boyunca, savaşlardan kaçınmak gerektiğinden, barışa ulaşmak gerektiğinden bahsetti.”

    **Euronews:**Diğer tarafa, müzakerelerde görüştüğünüz politikacılara değil de halka bir mesajınız var mı?

    Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: “İnsanların normalde söylediği, ‘Biz uzun zamandır burada yaşıyoruz ve uzun zaman daha burada yaşayacağız.’ gibi cümleler var. Sanırım söylenecek her şey söylendi. Ermenistan ve Azerbaycan halklarına söylemek istediğim belki bir şey var: Hem Ermenistan hem de Azerbaycan halkı hükümetlerinden barış talep etmeliler. Bu bir kamuoyu talebi olarak dile getirilmelidir. Bu talebi yerine getirecek barış, esneklik ve beceri talep edilmeli.”

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev: “Bunu hiç düşünmemiştim çünkü bu soru bana hayatımda ilk kez soruluyor. Ermenistan’daki Ermenilere, devletleriyle barış içinde olmak istediğimiz mesajını veriyoruz. Onlara bir başka mesajımız da mevcut jeopolitik durumun ve güçler dengesinin net bir şekilde farkına varmalarıdır. Ermenistan liderleri uzun yıllar boyunca halkı dünyanın en güçlü ordusuna sahip olduklarına, savaş başlarsa Bakü’ye geleceklerine ikna ediyorlardı. Savaş bu söylemi yok etti. Başka bir savaş istemiyoruz. Ne bugün ne de gelecekte. Karabağ’daki Ermeniler ise “sözde liderlerini” takip etmemeli. Bu liderler onlara sürekli yalan söylüyordu. Dolayısıyla Karabağ Ermenileri, güvenlik garantileriyle, eğitim, kültür, din ve belediye hakları da dahil olmak üzere, sahip oldukları haklarla Azerbaycan toplumunun bir parçası olarak normal bir hayat süreceklerini ve manipülasyonun rehinesi olmaktan kurtulacaklarını anlamalılar. Onlara normal bir hayat sunuyoruz. Bence beni dinlerlerse anlayacaklardır. Söylediklerimde ciddi olduğumu bilirler.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bradley Cooper greve destek amacıyla yeni filmini tanıtmayacak

    Bradley Cooper greve destek amacıyla yeni filmini tanıtmayacak



    Ünlü aktör Bradley Cooper, hem başrol oyuncusu hem yönetmeni hem de senaristi olduğu “Maestro” adlı yeni filminin, gelecek ay 2023 Venedik Film Festivali’nde yapılacak olan prömiyerine katılmayacak. 48 yaşındaki Amerikalı yıldız, bu kararı, grevde olan Hollywood oyuncularına destek vermek için aldı.

    63 yıl sonra ilk kez Hollywood’da hem senaristler hem de oyuncular aynı anda grev yapıyor. Mayıs ayında greve başlayan yazarlara, oyuncular da dahil olmuştu. Beyazperde Aktörleri Derneği ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları Birliği (SAG-AFTRA) maaş ve yapay zekaya karşı iş güvencesi konusunda görüşmelerin sonuçsuz kalması nedeniyle grev başlatmıştı.

    Hollywood oyuncularını temsil eden Beyazperde Aktörleri Derneği ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları birliği (SAG-AFTRA) üyelerinin film prömiyerlerine katılması, yer aldıkları yapımlar için röportaj vermesi, ödül törenlerine gitmesi, film festivallerine katılması ve sosyal medyada filmlerinin reklamını yapması yasak. Biyografik film “Maestro”da Leonard Bernstein karakterini canlandıran Bradley Cooper ise, filmin aynı zamanda yönetmeni olduğu için tanıtımını yapma hakkına sahip. Ancak, ünlü aktör, oyuncularla dayanışma amacıyla filminin tanıtımına katılmayacak.

    DEV YAPIMLAR DURDU

    Grev nedeniyle pek çok dev yapımın çekimleri durdu. Deadpool 3’ün seti çalışmazken; Avatar, Star Wars ve Avengers’ın vizyon tarihleri ertelendi. Stranger Things, Family Guy ve The Simpsons gibi dizilerin devam sezonlarının da bu grevden etkileneceği öngörülüyor.

    EMMY ÖDÜLLERİ ERTELENDİ

    Televizyon dünyasının Oscar’ları olarak kabul edilen 75. Emmy Ödülleri de grev nedeniyle ertelendi. Hollywood’da hem senaristlerin hem de oyuncuların aynı anda grevde olması nedeniyle ödül töreni ileri bir tarihte gerçekleşecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Nijerya’da 10 çiftçi başları kesilerek öldürüldü: Boko Haram’dan şüpheleniliyor

    Nijerya’da 10 çiftçi başları kesilerek öldürüldü: Boko Haram’dan şüpheleniliyor


    Nijerya’nın kuzeyindeki Borno eyaletinde selefi militanların çiftliklere saldırıp en az 10 çiftçiyi başlarını keserek öldürdüğü öne sürüldü. Reuters haber ajansının aktardığına göre, katliamdan kaçan bir çiftçi olan Abubakar Masta, silahlı saldırganların pazartesi sabahı Borno eyaletinin Konduga yerel yönetim bölgesindeki Kawuri köyündeki çiftliklere motosikletlerle gelerek saldırdığını söyledi.

    Masta, güvenlik görevlileri cesetleri aldığını belirterek “Katledilen arkadaşlarımın 10 cesedini gördüm” dedi. Alkali Mommodu adlı bir başka bölge sakini de ordunun müdahalesine yardım ettiğini ve 10 ceset olduğunu söyledi.

    Bölge sakinleri, saldırının arkasında selefi örgüt Boko Haram’ın olduğunu söyledi. Borno eyaletinde Boko Haram’ın yanı sıra IŞİD’in bölgesel bir kolu olan Batı Afrika İslam Devleti de (ISWAP) faaliyet gösteriyor. Geçen hafta selefi militanlar Borno eyaletindeki iki köye düzenlenen saldırılarda en az 25 kişiyi öldürmüş çok sayıda kişiyi de ve diğerlerini de yaralamıştı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hindistan’da Hindu ve Müslümanlar arasında çıkan çatışmada en az 5 kişi hayatını kaybetti

    Hindistan’da Hindu ve Müslümanlar arasında çıkan çatışmada en az 5 kişi hayatını kaybetti


    Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’nin yaklaşık 50 km güneyinde Hindular ve Müslümanlar arasında çıkan çatışmalarda ikisi polis personeli olmak üzere en az 5 kişi hayatını kaybetti

    Olaylar bir Hindu dini tören alayının Haryana eyaletindeki Müslümanların çoğunlukta olduğu Nuh bölgesinden geçmesi ile çıktı. 

    Akşam saatlerine doğru çatışmalar komşu Gurugram bölgesine de sıçradı ve orada bir cami yakıldı. Bu sırada camideki bir din adamı öldü ve bir kişi yaralandı.

    Şüpheliler yakalanıyor

    Gurugram komiser yardımcısı Nishant Kumar Yadav, “Olaya karışan beş kişi yakalandı ve diğerlerinin kimlikleri tespit ediliyor” dedi ve ibadethanelerin etrafındaki güvenliğin de artırıldığını sözlerine ekledi.

    Pazartesi akşamı beş arabanın ateşe verilmesi ve bazı dükkanların hasar görmesinin ardından bölge için şimdiden asayiş kısıtlamaları çıkarıldı ve okulların kapalı kalması talimatı verildi.

    Gurugram, Yeni Delhi ile sınırı olan bir bölge ve çok sayıda çok uluslu şirketi barındıran bir ticaret merkezi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kabin memuru Hollanda’ya iltica etti: Ben Serhat gidiyorum

    Kabin memuru Hollanda’ya iltica etti: Ben Serhat gidiyorum


    İstanbul-Amsterdam uçuşu yapan Pegasus’a ait uçakta görev yapan Serhat Temel, uçuş sonunda Hollanda’ya iltica etti. Temel, iltica ettiği anları sosyal medyadan veda mesajı ile birlikte paylaştı.

    Avrupa Birliği (AB) ülkelerine en çok iltica edenler listesinde Türk vatandaşları, Suriye ve Afganistan vatandaşlarının ardında üçüncü sıraya yerleşti.

    2022 yılında 58 bin Türk vatandaşı AB ülkelerine ilk kez iltica başvurusu yaptı. Türk vatandaşları 2021 listesinde beşinci sırada yer aldı.

    Euronews sitesinin haberine göre, 2022’de 2021 yılına göre AB’ye ilk iltica sayısı yüzde 64 yükseldi. Türk vatandaşlarından gelen başvurusu sayısı ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 150 artış gösterdi.

    Ekonomik darboğazın neden olduğu Türkiye’den kaçışlarda, 15 Temmuz sonrası artan baskı ve zulümlerin de etkisi büyük.

    Derin bir krizin içerisinde bulunan Türkiye’deki gelişmeleri Avrupa ülkeleri de yakından takip ediyor.

    İsviçre, Şubat ayında Türkiye’deki enflasyonu iltica sebebi gösteren bir mültecinin iltica talebini kabul ettiğini açıkladı.

    Ülkede Türkler’in ilticalarının hızla arttığını belirten İsviçreli yetkililer, bu durumu siyasi sebeplerin yanında zamlar, geçim sıkıntısı ve enflasyondan kaçış olarak açıkladı.

    Enflasyon nedeniyle iltica başvurusu Avrupa’da ilk defa gerçekleşirken, iltica hakkının kabul edilmesi de bir ilk oldu.

    KABİN MEMURU DA GİTTİ

    Pegasus’ta kabin memuru olarak çalışan Serhat Temel, İstanbul-Amsterdam uçuşu sonrası Hollanda’ya iltica talebinde bulundu. Sosyal medya hesabından o anları paylaşan Temel, paylaşımında “Ben Serhat gidiyorum” notunu düştü.

    Pegasus Havayolları’nda görev yapan Serhat Temel isimli kabin memuru, İstanbul-Amsterdam uçuşu sonrası pasaport polisine giderek iltica talebinde bulundu.

    Temel, o anları Instagram hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.

    Temel, mesajında şunları kaydetti:

    “Hepinize merhaba, an itibari ile Türkiye’deki 27 yıllık hayatımı sonlandırıyorum. Ve iltica etmek için Hollanda topraklarına girmiş bulunmaktayım. Hayatım boyunca yaşamak istediğim bizi büyüten hep yanımızda olan devlete sığınmak adına buradayım. Gerek Türkiye’deki şartlar gerekse mevcut düzen, mülteciler, mafyalar, fırsatçılar ve artık orada insanların sokakta yürürken bile öldürüldüğü ülkede yaşamayı kabul etmiyor ve istemiyorum. Köpeklerime iyi bakın; ara sıra ziyaretlerine gidin, benim yerime öpün, koklayın, sevin. Son olarak birazdan Havalimanı polisine teslim olup iltica kampına götürülmek üzere yola çıkacağım. Sevgiyle kalın, hoşçakalın. Ben Serhat gidiyorum. Maceram buraya kadar size hayatınızda başarılar.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • UNESCO ‘İtalya’nın incisi’ için önerdi: Venedik tehlike altındaki dünya mirası listesine alınmalı

    UNESCO ‘İtalya’nın incisi’ için önerdi: Venedik tehlike altındaki dünya mirası listesine alınmalı


    – Birleşmiş Milletler (BM) Kültür Ajansı, İtalya’nın tarihi kentlerinden Venedik’in tehlike altındaki dünya mirası listesine eklenmesi gerektiğini söyledi. UNESCO’nun raporuna göre, ikonik İtalyan kenti, aşırı turizm, aşırı kalkınma ve iklim değişikliğine bağlı olarak yükselen deniz seviyesi nedeniyle “geri dönüşü olmayan” bir hasar riski altında. Ajans, bölgenin gelecek için daha iyi korunmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.

    ESKİ BELEDİYE BAŞKANI: SÖZLER YERİNE DAHA FAZLA EYLEME İHTİYAÇ VAR

    Venedik Belediyesi, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Ajansın teklifini dikkatle değerlendireceklerini ve merkezi hükümetle de görüşüleceğini” söyledi. UNESCO raporu, İtalya’nın en güzel şehirlerinden birinin karşılaştığı sorunları çözmesi gereken İtalyan yetkilileri “stratejik vizyon eksikliği” ile suçluyor. Ancak Venedik’in eski belediye başkanlarından Massimo Cacciari Ajansı, “yeryüzündeki en pahalı ve işe yaramaz kurumlardan biri” olmakla suçladı. Cacciari, kurumu, gerekli düzenlemelerin yapılması için kendilerine fon sağlamamakla itham ederek “Daha fazla eyleme ve daha az söze ihtiyacımız var” diye konuştu. Eski belediye başkanı, “Venedik’in dünya mirası olması için UNESCO’ya ihtiyacı olmadığını” da öne sürdü.

    UNESCO İKİ YIL ÖNCE DE ÖNERMİŞTİ

    Venedik’in tehlike altındaki dünya mirası listesine eklenmesi UNESCO tarafından iki yıl önce de önerilmiş, ancak İtalyan yetkililerin aldığı bazı acil önlemler sebebiyle bu girişim son anda engellenmişti. O dönemde hayata geçirilen önlemlerden biri, şehrin ikonik su yolu San Marco Kanalı’nın yolcu gemileri dahil tüm büyük su taşıtlarına kapatılması kararı bugün hâlâ uygulanıyor. Ancak, bunun haricindeki ‘kurtarma planı’ kağıt üzerinde kalmış durumda.

    HER YIL YAKLAŞIK 28 MİLYON TURİST ZİYARET EDİYOR

    İtalyan la Repubblica gazetesine göre, UNESCO uzmanları iki yıllık süreçte İtalyan hükümetine birkaç mektup yazarak çalışmalara ilişkin güncelleme ve bir takvim talep etti. Ancak, alınan yanıtlar yetersiz bulundu. İtalyan gazete tarafından görülen rapor, kentteki acil durumla ilgilenen yetkililerin iklim değişikliği tehdidini ele alacak bir stratejiden yoksun olduğunu ifade ediyor. Buna göre, her yıl yaklaşık 28 milyon turistin ziyaret ettiği kentin, genişleme projeleri sebebiyle zarar gördüğü ve inşa edilen yüksek binaların da şehrin silüetine zarar verdiği tespiti yapılıyor. UNESCO, dünya genelinde 55 ‘Dünya Mirası’ alanını ‘tehlikede’ olarak listelerken 204’ü de karşı karşıya oldukları tehditler nedeniyle kurum tarafından aktif olarak izleniyor. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DSÖ’den, iklim değişikliği için ‘acil ortak eylem’ çağrısı

    DSÖ’den, iklim değişikliği için ‘acil ortak eylem’ çağrısı


    HABER MERKEZİ – DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, “en sıcak” Temmuz sonrası iklim değişikliği için acil ortak eylem çağrısı yaptı. 

     

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, kayıtlara en sıcak ay olarak geçen Temmuz’un geride kalmasının ardından, iklim değişikliğini ele almak için acil ortak eyleme ihtiyaç olduğunu belirtti.

     

    Ghebreyesus, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “en sıcak” Temmuz’un geride kaldığını ve bu ayda kavurucu sıcaklara, aşırı doğa olaylarına, orman yangılarına ve bunların neden olduğu ciddi sağlık sorunlarına tanık olunduğunu kaydetti. Ghebreyesus, “Bu durum, iklim değişikliğini ele almak için ortak eyleme acil ihtiyacın olduğunu net bir şekilde hatırlatıyor” dedi.  Ghebreyesus, iklim eylemleriyle ilgili cesur adımların atılması gerektiğini vurguladı. Ghebreyesus, “Birlikte, sürdürülebilir çözümlere olan ilgiyi artırabilir ve gelecek nesiller için daha soğuk, daha dayanıklı bir dünya oluşturabiliriz” ifadelerini kullandı. 

     

    AB’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi ve Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (DMÖ) verilerinin, Temmuz 2023’ün çok yüksek ihtimalle kayıtlardaki “en sıcak Temmuz” ve “en sıcak ay” olacağını gösterdiği kaydedilmişti.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KKTC Başbakanı Üstel’den İstanbul’a ‘sır dolu’ ziyaret: Hiçbir açıklama yapılmadı

    KKTC Başbakanı Üstel’den İstanbul’a ‘sır dolu’ ziyaret: Hiçbir açıklama yapılmadı



    KKTC’nin atanmış Başbakanı Ünal Üstel’in beş gün önce sabaha karşı sessiz sedasız geldiği İstanbul’dan gün gece yarısı yine sessiz sedasız adaya döndüğü ortaya çıktı. Üstel’in İstanbul’a yaptığı ‘sır’ ziyaret için hiçbir açıklama yapılmadı.

    Üstel’in ülkede olmadığı 5 günde de yerine vekaleten kimsenin atanmadığı bildirildi.

    Özgür Gazete Kıbrıs’tan Pınar Barut’un haberine göre, Üstel, geçtiğimiz Perşembe günü sabaha karşı 02.30 uçağıyla apar topar İstanbul’a uçtu. Bu gidiş –tatil dahi olsa– Başbakanlık Basın Bürosu’ndan hiç duyurulmadığı gibi; havaalanı polisi ve VİP’e dahi uçuşa bir iki saat kala telefon ile bildirildi.

    Üstel’in 5 gün süren esrarengiz İstanbul ziyaretinin dönüşü de dün gece aynı şekilde gerçekleşti. Üstel, THY970 sefer sayılı uçakla, yine sadece bir iki kişiye haber verilerek gece 00.30 sıralarında adaya döndü.

    PROSEDÜRE GÖRE YERİNE VEKALETEN BİRİ ATANMALIYDI

    Teamüllere ve zorunlu kurallara göre; Başbakanlık önce bu gidişi Dışişleri Bakanlığı‘na yazılı olarak bildiriyor, sonrasında da Bakanlar Kurulu‘nda konu görüşülerek, gidecek olan Başbakan’ın kendisinin yokluğunda koltuğuna kimin vekalet edeceği belirtiliyor.

    Bakanlar Kurulu alınan kararı Meclis’e bildiriyor sonra da kamuya ilan ediliyor. Dışişleri Bakanlığı ise havaalanı polis ve VİP’ine yazılı bilgi verip hazır olmalarını istiyor.

    ÜSTEL’İN ZİYARETİ SADECE BİR HABER SİTESİNDE YER ALDI

    Üstel’in KKTC’den ayrılıp İstanbul’a gelmesine ilişkin Başbakanlıktan hiçbir bilgilendirme yapılmazken, konuya ilişkin tek bildi bir internet sitesinde yer aldı.

    TV2020‘nin de sahibi olan Merit otellerinin sahibi Besim Tibuk‘la yaptığı haftalık “Besim Tibuk’la Sohbetler” adlı programıyla bilinen Gazeteci Hasan Erçakıca‘nın “www.vekibris.com” adlı sitesi.

    Başbakanlık Basın Bürosu’nun dahi bilgi vermediği (Belki de bilmediği), Meclis’in bilgilendirilmediği, kimsenin içeriğinden haberi olmadığı, gerek ana akım gerekse diğer hiçbir medya kuruluşunda yer almayan ziyaretini de ziyaretin içeriğini de yazan Erçakıca’nın sitesinde, haberle ilgili bilgilerin de “İstanbul’dan alındığı” belirtildi ve Üstel’in “enerji konulu görüşmeler” için gittiği yazıldı.

    KAFA KARIŞTIRAN ZİYARET

    İstanbul gidiş, İstanbul dönüş uçuşu yapan Üstel’in, arada Ankara‘ya gittiği de söylendi ancak İstanbul’dan Ankara’ya geçeceği belirtilen Üstel yine İstanbul’dan dönüş yaptı.

    Haberde iddia edildiği gibi; Üstel’in Ankara’ya gidip gitmediği, AKSA yetkilileri ile görüşüp görüşmediği de bilinmiyor.

    Üstel’in İstanbul’da kiminle hangi konuda görüşme yaptığı bir sır olarak kenarda dururken, Mare Monte ve Kervansaray plajlarının Besim Tibuk’un sahibi olduğu Net Holding‘e peşkeş çekilmek istendiği ve bunun kamuoyundan büyük tepki aldığı bu günlerde, Üstel’in ziyaretinin; Tibuk’la yakınlığıyla bilinen bir kişinin, pek de bilinir olmayan haber sitesinde yayınlanması da kafa karıştıran bir nokta oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Myanmar cuntasından devrik lider Suu Çi’ye kısmi af

    Myanmar cuntasından devrik lider Suu Çi’ye kısmi af


    Myanmar’da askeri yönetim, devrik lider Aung San Suu Çii ve eski Devlet Başkanı Win Myint’in hapis cezalarının indirildiğini duyurdu. Askeri yönetime ait yayın organlarında çıkan habere göre, ordu bugün gerçekleştirilen dini törende 7 binden fazla mahkuma yönelik af ilan etti.

    Söz konusu af kapsamında, Suu Çii ve Win Myint’in de hapis cezalarında da indirime gidildi. Hakkında 33 yıl hapis cezası bulunan ve 22 Haziran 2022’ye kadar ev hapsinde tutulan Suu Çii, son bir yılını başkent Nepido’daki hapishanede geçirmişti.

    SUU Çİİ’NİN CEZASI ALTI YIL AZALDI, CEZASINI EV HAPSİNDE SÜRDÜRECEK

    Son kısmi afla birlikte Nobel barış Ödülü sahibi Suu Çii’ye atfedilen 19 suçlamanın beşi affedilmiş oldu ve 33 yıllık hapis cezasının altı yılı azaltıldı. Myanmar’da daha önce de periyodik aflar duyurulmuştu, ancak ilk kez af Aung San Suu Çii ve eski Devlet Başkanı Win Myint’i kapsadı. Myanmarlı yetkililer geçen hafta cezaevinden serbest bırakılan Suu Çii’nin ev hapsinin devam edeceğini de duyurdu.

    MYANMAR’DAKİ ASKERİ DARBE

    Myanmar ordusu, 2020 genel seçimlerinde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından 1 Şubat 2021’de yönetime el koymuştu. Ordu, ülkenin fiili lideri ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii başta olmak üzere pek çok yetkili ve iktidar partisi yöneticisini gözaltına almış ve olağanüstü hal ilan etmişti. Suu Çii hakkında Covid-19 tedbirlerine uymadığı gerekçesiyle Ulusal Doğal Afet Yasası’nı ihlal etme, seçimlerde hile yapma, zimmetine para geçirme, rüşvet kabul etme, isyana teşvik etme, Devlet Sırları Yasası’nı, iletişim kanununu, ithalat ve ihracat yasalarını ihlal etme suçlamaları bulunuyordu. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***