Kategori: Dünya

Serbest Görüş uluslararası haberler, küresel gelişmeler ve dünya çapındaki önemli olaylara dair güncel bilgiler sunar. Sitemiz arklı ülkelerden ve bölgelerden gelen haberleri, analizleri ve yorumları sunarak, global olayları geniş bir perspektiften takip etmenizi sağlar. Dünya gündemindeki en önemli konuları anlamak için kapsamlı içerikler burada.

  • Almanya’da enflasyon hız kesti: temmuz ayında yüzde 6,2 olarak ölçüldü

    Almanya’da enflasyon hız kesti: temmuz ayında yüzde 6,2 olarak ölçüldü


    Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), fiyat artışlarına ilişkin temmuz ayı öncü verilerini açıkladı. Buna göre, Almanya’da Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) temmuzda yıllık bazda beklentiyle uyumlu şekilde yüzde 6,2 arttı.

    Ülkede bir önceki ayda enflasyon yıllık bazda yüzde 6,4 düzeyinde gerçekleşmişti.

    Almanya’da enflasyon temmuzda aylık bazda ise yüzde 0,3 olarak ölçüldü.

    Ülkede çekirdek enflasyon ise temmuzda yıllık bazda yüzde 5,5’e geriledi. Çekirdek enflasyon bir önceki ayda yüzde 5,8 düzeyinde gerçekleşmişti.

    İstatistik Ofisi’nin açıklamasında ülkede gıda fiyatlarının, temmuz ayında yıllık bazda yüzde 11 yükseldiği belirtildi.

    Ülkede gıda fiyatlarındaki artış bir önceki ayda yıllık bazda yüzde 13,7 olarak kaydedilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’deki protestolarda askerler görev bırakıyor… Heller: “İsrail Savunma Kuvvetleri büyük bir kriz içinde”

    İsrail’deki protestolarda askerler görev bırakıyor… Heller: “İsrail Savunma Kuvvetleri büyük bir kriz içinde”



    İsrail’de yaklaşık 7 aydır devam eden protestolara rağmen Yüksek Mahkeme’nin yetkilerini ortadan kaldıran tartışmalı reform paketi 24 Temmuz’da onaylandı.

    Muhalif vekillerin oylamayı protesto edip parlamento salonundan çıkması sonucu 64 ‘evet’e karşı 0 ‘hayır’ ile kabul edilen yasa tasarısı, mahkemelerin yetkisini kısıtlamayı amaçlayan tartışmalı reformun ilkini oluşturuyor.

    Yaklaşık 30 haftadır devam eden protestolar ise, Netanyahu’nun Yüksek Mahkeme’nin yetkilerini kısıtlayan tartışmalı yasayı meclisten geçirmesinden sonra da ülke çapında hız kesmeden devam ediyor.

    Protestocular, parlamentonun yaz tatiline girmesinin ardından gündeme gelebilecek ek reform planlarını engellemek için hükümet üzerindeki baskıyı sürdürüyor.

    YARGININ YETKİLERİNİ KISITLAYAN İLK YASA TASARISININ ONAYLANMASI İSRAİL İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

    Kabul edilen yasa tasarısı, hükümetin Yüksek Mahkeme’ye yapılan atamaları denetleyen komiteye daha fazla üye atamasına izin vererek Netanyahu’ya yargıyı kontrol etme gücü verecek.

    Ayrıca, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı yapmış olan Aryeh Deri gibi bazı eski yetkililer, cezai mahkumiyetlerine rağmen başbakan tarafından görevlerine iade edilebilecek.

    Muhalifler, bu yasa tasarısının sadece başlangıç olduğunu ve Netanyahu’nun Yüksek Mahkeme’nin yetkilerini kısıtlayamaya yönelik adımlarının devam edeceğini söylüyor.

    Gerçek Gündem’e konuşan İsrailli gazeteci Or Heller de hükümetin asıl amacının kabul edilen yasa tasarısıyla birlikte yargıyı kontrol altına almak olduğunu düşünüyor:

    “Hükümetin İsrail sistemine dayatmaya çalıştığı değişiklik, otoriteler arasındaki dengeyi değiştirmek. Bugün bile İsrail hükümeti parlamentoyu kontrol etmeye çalışıyor. Yapmak istedikleri şey tüm yetkileri hükümete vermek.”

    Heller, hükümetin sistemi ve İsrail demokrasisini değiştirmeye çalıştığını ancak 7 aydır protestolarına devam eden milyonlarca İsraillinin buna engel olmaya çalıştığını söyledi.

    YAKLAŞIK 830 ASKER GÖREVİ BIRAKTI

    Yasa tasarısının kabul edilmesinden sonra İsrail Hava Kuvvetlerinden 260’tan fazla pilot dahil yaklaşık 830 asker görevini bıraktı.

    Üç eski genelkurmay başkanı ve onlarca üst düzey İsrailli güvenlik yetkilisi de hükümetin yargı reform planlarını eleştiren bir açıklamayı imzalamıştı.

    Açıklamada, “Bu yasa İsrail toplumunun ortak temellerini yok ediyor, toplumu parçalıyor, orduyu dağıtıyor ve İsrail’in güvenliğine zarar veriyor” ifadeleri kullanılmıştı.

    Askerlerin ordudan ayrılıp yasayı boykot etmelerinin ise İsrail ordusunun etkinliğini ciddi şekilde tehdit edeceği belirtiliyor.

    “İSRAİL SAVUNMA KUVVETLERİ BÜYÜK BİR KRİZ İÇİNDE”

    Savaş muhabiri Heller’e göre, 1948’de İsrail devleti ile birlikte kurulan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) büyük bir krizden geçiyor.

    Heller, yaklaşık 830 askerin görevini bırakıp ordudan ayrılmasıyla ilgili, “Yüz binlerce yedek askerin bulunduğu ordudaki askerler artık diktatörlük altında olan IDF’ye hizmet etmek istemediklerini söylüyor” dedi.

    “EĞER YARIN SABAH İSRAİL’DE BİR SAVAŞ ÇIKARSA IDF SAVAŞA HAZIR”

    IDF’nin büyük bir kriz içinde olduğunu vurgulayan Heller, tüm bunlara rağmen İsrail ordusunun her şeye hazırlıklı olduğu görüşünde.

    Heller, “Bugün orduda yedek kuvvetlerde zaten binlerce askerimiz var. Ordudan ayrıldıklarını söylemek doğru değil. Eğer yarın sabah bir savaş çıkarsa, IDF savaşa hazır olacaktır” dedi.

    Ancak Heller, İsrail ordusunun Netanyahu’nun politikaları yüzünden hareket kabiliyeti ve hazır olma durumunun her geçen gün azalacağını söylüyor.

    “MOSSAD VE İSRAİL İÇ İSTİHBARAT SERVİSİ ŞİN BET BAŞKANI DA PROTESTOLARI DESTEKLİYOR”

    Heller, 30 haftadır devam eden protestolara eski Genelkurmay başkanları ile generallerin de destek verdiğini söyledi ve ekledi:

    “Askerler, Mossad ve İsrail İç İstihbarat Servisi Şin Bet Başkanı da protestoları destekliyor. Demokrasi için mücadelemizi desteklemeye devam edecekler. Çünkü İsraillilerin demokrasi yanlısı olduğunu biliyorlar. Netanyahu’nun yaptığı ise demokratik İsrail ve Yahudi devleti fikirleri arasındaki tüm bu dengeyi bozmak.”

    “TÜM ÜLKE NETANYAHU’YA ‘DUR’ DİYOR”

    Generallerin ve IDF Genelkurmay başkanının protestolara liderlik etmesinin önemine dikkat çeken Heller, İsrail’deki tüm kurumların reform paketine karşı olduğunu söyledi:

    “Güvenlik kurumu, yüksek teknoloji kurumu, ekonomi kurumu, yargı kurumu yani kısacası tüm ülke Netanyahu’ya ‘dur’ diyor. İsrail’in çehresini, sistemini ve demokrasisini değiştirecek bu yasama paketine devam edemezsin diyorlar.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Brezilya’da uyuşturucu çetelerine yapılan baskınlarda 43 kişi öldü

    Brezilya’da uyuşturucu çetelerine yapılan baskınlarda 43 kişi öldü


    Dünyada en çok cinayetin işlendiği ülke olarak bilinen Brezilya’da poliş şiddeti tırmanışa geçti. Brezilya polisinin Rio de Janeiro kentinde uyuşturucu çetelerine düzenlediği son operasyonda (2 Ağustos) çıkan çatışmada 10 kişi daha öldürüldü.

    Reuters’ta yer alan habere göre polis, Rio operasyonunda öldürülenler arasında yoksul Juramento ve Chatuba mahallelerinde çete lideri olduğu iddia edilen “Fiel” ve “Du Leme” de olduğunu söyledi.

    Sao Paulo eyaletinde 5 gün boyunca yürütülen Kalkan Operasyonu’nda ise aralarında polislerin de bulunduğu 14 kişi ölürken, ülkenin kuzeydoğu Bahia eyaletinde 19 şüpheli öldürüldü.

    Sao Paulo’nun Guaruja sahil kasabasında bir özel kuvvetler polisinin öldürülmesinin ardından başlatılan Kalkan Operasyonu’nda polis, 58 kişiyi gözaltına alırken, 385 kilogram uyuşturucu ele geçirdi.

    Guaruja’daki operasyonu eleştiren Brezilya Adalet Bakanı Flavio Dino, polisin tepkisinin işlenen suçla orantılı olmadığını söylemişti. (HABER MERKEZİ)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en değerli 5’inci markası McDonald’s oldu

    Dünyanın en değerli 5’inci markası McDonald’s oldu



    Dünyanın önde gelen restoran zinciri McDonald’s, ‘BrandZ En Değerli 100 Küresel Marka’ listesinde bu sene 5’inci en değerli marka olarak yer aldı. 34 bini aşkın restoranı ve 1,6 milyonun üzerinde çalışanıyla günde ortalama 100 milyon kişiye hizmet veren McDonald’s, listede ilk 5’te yer alan tek-yeme içme markası oldu.

    Marka değeri bu sene 191,109 milyar dolar olan McDonald’s 2017 yılından itibaren listenin ilk 10 markası arasında yer alıyor.

    “MCDONALD’S TÜRKİYE DEĞİŞİMDE DE ÖNCÜ”

    Türkiye’de ise 1986 yılından bu yana hizmet veren ve toplam 7 bin 500 kişiyi istihdam eden McDonald’s, ürünlerinin yüzde 98’ini yerli tedarikçilerden temin ediyor. McDonald’s Türkiye Genel Müdürü Mwaffak Kanjee konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “McDonald’s, kurulduğu günden bu yana yenilikleri ve vizyonuyla hızlı servis sektörüne öncülük eden bir marka olmayı başardı. Kalite, lezzet ve hizmet standartlarımızı taviz vermeden dünyanın her yerinde lezzet severlere sunarken, müşterilerimizin taleplerini önceliklendiriyoruz Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de restoranlarımızı ‘geleceğin restoran deneyimi’ vizyonuyla yenileyerek misafirlerimize geleneksel McDonald’s lezzetlerini değişen zamana ayak uydurarak sunuyoruz.”

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kremlin, İletişim Başkanlığı’nı yalanladı: Putin-Erdoğan görüşmesinin yerine henüz karar verilmedi

    Kremlin, İletişim Başkanlığı’nı yalanladı: Putin-Erdoğan görüşmesinin yerine henüz karar verilmedi


    Kremlin’den dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan telefon görüşmesine ilişkin açıklama geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı görüşmenin ardından “iki liderin Putin’in Türkiye ziyareti konusunda mutabık kaldığını” duyurmuştu ancak Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, Erdoğan ile Putin arasında yapılması planlanan yüz yüze görüşmenin yerinin ve zamanının henüz belirlenmediğini vurguladı.

    ‘İLLE DE TÜRKİYE OLMASI GEREKMİYOR’

    Rus TASS haber ajansının aktardığına göre bir gençlik forumunda açıklamalarda bulunan Peskov, Putin ve Erdoğan’ın yakın gelecekte bir sonraki görüşmenin zamanını ve yerini belirleme konusunda anlaştığını söyledi. Peskov, “Putin ve Erdoğan birkaç telefon görüşmesi yaptılar. Görüşmenin mekanını ve görüşme tarihinin ayrıntılarını yakında belirleme konusunda anlaştılar. Tüm bunlar diplomatik kanallardan yapılacak.” dedi. Kremlin temsilcisi, liderlerin bir süredir görüşmeyi planladıklarını yineleyerek “Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce bile görüşeceklerdi, ancak Moskova’yı derhal Türkiye’nin içişlerine karışmakla suçlamak isteyenlere yem vermemek için bundan vazgeçtiler. Böylece daha sonra görüşmeye karar verdiler” ifadelerini kullandı.

    Peskov, yüz yüze görüşmenin konumunun tartışılacağını belirterek, Putin’in St.Petersburg’daki Afrika-Rusya Zirvesi sonunda ülkede kalmak istediğine ilişkin sözlerini hatırlattı ve “Görüşme yerinin ille de Türkiye olması gerekmediğini” sözlerine ekledi. Sözcü “Erdoğan Putin’i Türkiye’yi ziyaret etmeye davet ediyor. Putin, St. Petersburg’da düzenlediği basın toplantısında, artık ülkede kalma zamanının geldiğini, bu nedenle ziyaretlerde bulunmasının zor olduğunu söylemişti” ifadelerine yer verdi.

    ‘UKRAYNA VE TAHIL ANLAŞMASINI ELE ALACAKLAR’

    Peskov Erdoğan ile Putin’in planlanan görüşmede ele alacağı konulara ilişkin de bilgi verdi.İki liderin Ukrayna ve tahıl anlaşması konularına değineceğini söyledi. “Gündem, her şeyden önce, son derece çok yönlü ikili ilişkilerimiz. Bu, elbette Ukrayna, bugün Putin’in Türk meslektaşına kapsamlı açıklamalar yaptığı tahıl anlaşması konusu ve tabii ki tüm küresel meseleler hakkında görüş alışverişi” dedi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Çarşamba günü Erdoğan’a Batı ülkeleri, Rusya ile ilgili tahıl ihracatına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirir getirmez Moskova’nın Karadeniz Tahıl Anlaşması’na geri dönmeye hazır olduğunu söylemişti. Kremlin, Putin’in Erdoğan’la görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, Putin’in “Tahıl anlaşmasının’ Rusya kısmının uygulanmasında tam bir ilerleme kaydedilmemesi koşullarında anlaşmanın daha fazla uzatılmasının tüm anlamını yitirdiğini ve Rusya’nın “Batı ülkelerinin Moskova’ya yönelik tüm yükümlülüklerini fiilen yerine getirmesi halinde anlaşmaya geri döneceğini” söylediğini açıklamıştı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Askeri cunta lideri Tuğgeneral Tchiani: Fransızların Nijer’i terk etmeleri için somut gerekçe yoktu

    Askeri cunta lideri Tuğgeneral Tchiani: Fransızların Nijer’i terk etmeleri için somut gerekçe yoktu


    – Nijer’de 26 Temmuz’da yönetime el koyan askeri cunta Vatanı Koruma Ulusal Konseyi (CNSP) lideri Abdurrahmane Tchiani, Fransız vatandaşlarının Nijer’i terk etmesi için hiçbir gerekçe olmadığını öne sürdü. Öte yandan ABD’de de Nijer’de tahliyelere başlayan Batı ülkeleri arasına katıldı. Nijer’deki büyükelçiliğin ‘kısmi tahliyesi’ emri üzerine konuşan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, tahliyeye rağmen ülkenin başkent Niamey’deki büyükelçiliğinin açık kalacağını söyledi. Miller, “Nijer halkına ve Nijer halkıyla olan ilişkilerimize bağlılığımızı sürdürüyoruz ve diplomatik olarak en üst düzeyde bağları korumaya devam ediyoruz” dedi. Bakanlık, ABD’nin Nijer’de demokratik yollarla seçilmiş hükümetin yeniden işbaşına gelmesi konusunda kararlı olduğunu belirtti.

    ‘FRANSIZLARA YÖNELİK EN UFAK TEHDİT YOKTU’

    Tahliyelere ilişkin konuşan cunta lideri, “Fransız vatandaşlarının Nijer’i terk etmeleri için hiçbir somut gerekçe yok. Onlarla ilgili en ufak bir tehdit bile yoktu” ifadelerini kullandı. İsim vermeden Fransa’nın askeri iş birliklerini askıya almasını eleştiren Abdurrahmane Tchiani, “Terörle mücadeleye yardım ettiklerini söyleyenler, en ufak bir zorlukta askeri iş birliklerini askıya alıyor” dedi.

    ‘ECOWAS’IN TUTUMU AŞAĞILAYICI’

    3 Ağustos bağımsızlık günü dolayısıyla devlet televizyonunda konuşan Tchiani Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğunun (ECOWAS) Nijer’e yaptırımlarının “yasa dışı, haksız ve insanlık dışı” olduğunu ve “bütünüyle reddettiğini” söyledi. Bu yaptırımların Nijer halkını daha da yoksullaştıracağını dile getiren cunta lideri, ECOWAS’ın tutumunu “aşağılayıcı” diye niteledi.

    Öte yandan ECOWAS adına arabuluculuk yapacağı duyurulan Nijerya İslami İşler Yüksek Konseyi Genel Başkanı (NSCIA) ve Sokoto Sultanı Sa’ad Abubakar, beraberindeki heyetle, Niamey’de çeşitli görüşmeler yaptı.

    CUNTAYA VERİLEN MÜHLET DOLUYOR

    ECOWAS, 30 Temmuz’da düzenlediği olağanüstü zirvede, askeri cuntaya, Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum’un serbest kalması ve yeniden görevine dönmesi için bir hafta süre vermişti, ECOWAS, bu süre zarfında taleplerinin karşılanmaması durumunda askeri müdahale de dahil her seçeneği değerlendireceklerini duyurmuştu.

    Askeri müdahale ihtimali, Batı Afrika’daki diğer cunta hükümetlerinin tepkisini çekmişti. Yönetimde askerlerin olduğu Burkina Faso ve Mali, yayınladıkları ortak bildiride, Nijer’e askeri müdahalenin kendilerine savaş açmak anlamına geldiği konusunda ECOWAS’ı uyarmıştı.

    26 TEMMUZDA ASKERİ CUNTA YÖNETİME EL KOYMUŞTU

    Nijer’de Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum, 26 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı unsurlarınca alıkonulmuş ve o akşam CNSP yönetime el koyduğunu duyurmuştu.

    Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı General Tchiani, 28 Temmuz’da cuntanın liderliğini üstlenmiş ve geçiş hükümetinin başına geçmişti. Pazar günü Niamey’deki Fransız Büyükelçiliği önünde toplanan yüzlerce darbe yanlısı “Yaşasın Rusya”, “Yaşasın Putin” ve “Kahrolsun Fransa” sloganları atarak elçiliğin duvarlarını ateşe vermişti. Bunun üzerine, dün 262 kişi Fransız hükümeti tarafından organize edilen uçuşlarla Fransa’nın başkenti Paris’e tahliye edilmişti. İtalya da 87 kişiyi taşıyan bir uçakla başkent Roma’ya tahliye operasyonu düzenlemişti. Fransa ve ABD’nin askeri üslerinin bulunduğu Nijer, Sahel bölgesindeki cihatçılarla mücadelede Batı’nın kilit müttefiklerinden biriydi. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • En az yaşanabilir şehir listesinde savaştaki Kiev sonuncu, İstanbul sondan ikinci!

    En az yaşanabilir şehir listesinde savaştaki Kiev sonuncu, İstanbul sondan ikinci!


    The Economist, Avrupa’nın en yaşanabilir şehirler listesini yayınladı. Savaştaki Ukrayna’nın başkenti Kiev en az yaşanabilir şehir seçilip son sırada yer alırken, İstanbul sondan ikinci sırada yer aldı.

    The Economist çatısı altındaki Economist Intelligence Unit’in hazırladığı yaşanabilir şehirler endeksinde, küresel olarak şehirlerin, yaşanabilirlik değerlendirmesini, kültür ve çevre, eğitim, sağlık hizmetleri, altyapı ve istikrar gibi beş alanda puanlayarak oluşturulan listede İstanbul sondan bir önceki konumda yer aldı.

    Avrupa’nın özellikle batısındaki şehirler dünyanın en yaşanabilir şehirleri sıralamasında üst sıralarda yer alırken, Avrupa’nın doğusuna gittikçe şehirler sıralamada geriliyorlar.

    Kiev son sırada

    Avrupa’nın en az yaşanılır şehri savaştaki Ukrayna’nın başkenti Kiev olarak belirlenirken, İstanbul, Kiev’in sadece bir basamak üstünde yer alarak Avrupa’nın en az yaşanabilir ikinci şehri oldu.

    Avrupa’nın en yaşanabilir beş şehri

    Viyana (98,4 puan),

    Kopenhag (98,0 puan),

    Zürih (97,1 puan),

    Cenevre (96,8 puan),

    Helsinki (95,6 puan).

    Bazı Avrupa şehirleri, iyileşme konusunda diğer şehirlerin gerisinde kaldığı için irtifa kaybetmiş: Edinburgh, 1 puanlık yaşam kalitesi kaybı yaşasa da diğer şehirlerin beklenenden fazla iyileşme kaydetmeleriyle 23 sıra birden gerilemiş durumda.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kuzey Kore, ABD’li askeri gözaltına aldı

    Kuzey Kore, ABD’li askeri gözaltına aldı



    Güney Kore’den, Kuzey Kore’ye izinsiz geçen 23 yaşındaki ABD’li Travis King’in akıbeti belli oldu.

    Birleşmiş Milletler Komutanlığı (UNC) tarafından yapılan açıklamada, Travis King’in nerede olup olmadığına dair Kuzey Kore ordusu ile iletişime geçildiği ve Kuzey Kore’den açıklama geldiği belirtildi. Açıklamada, Kuzey Kore’nin King’i gözaltına aldığını doğruladığı aktarıldı. King’in ABD’ye güvenli bir şekilde dönmesi için Kuzey Kore’den detaylı bir yanıt alınamadığı aktarılırken, Kuzey Kore’ den King’in gözaltına alınmasına yönelik henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

    GÜNEY KORE’DE 2 AY HAPİS YATMIŞTI

    Güney Kore’de 18 Temmuz’da katıldığı bir tur sırasında Kuzey Kore tarafına geçen King’in Kuzey Kore’ye geçmeden önce Güney Kore’de hakim karşısına çıktığı ortaya çıkmıştı. King, Güney Kore’de kamu malına zarar vermek ve bir gece kulübünde bir kişiye şiddet uygulamak suçlamasıyla yargılanmıştı. Güney Kore’de 10 Temmuz’da serbest kalan King’in, Kuzey Kore’ye tam olarak neden geçtiği belirsizliğini hala koruyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Kore BM Komutanlığı: Kuzey Kore, ABD’li askerin gözaltında olduğunu doğruladı

    Güney Kore BM Komutanlığı: Kuzey Kore, ABD’li askerin gözaltında olduğunu doğruladı


    – Güney Kore’de yaklaşık iki ay hapis yatan ve 10 Temmuz’da serbest bırakıldıktan sonra Kuzey Kore sınırını ‘izinsiz ve isteyerek’ geçtiği açıklanan ABD ordusunda görevli er Travis King’in gözaltında olduğu ilk kez doğrulandı. Güney Kore Birleşmiş Milletler (BM) Komutanlığı, “Kuzey Kore’nin King’in nerede olduğuna ilişkin bilgi taleplerine verdiği ilk yanıtta Travis King’in gözaltında olduğunu doğruladığını” açıkladı. Kuzey Kore, olayın gerçekleştiği 18 Temmuz’dan bu yana King’in durumu hakkında bilgi ve ABD’ye iadesi taleplerini cevapsız bırakıyordu.

    BM Komutanlığı Pyongyang’ın verdiği yanıt hakkında daha fazla ayrıntı vermekten kaçınırken “Onu eve getirme çabalarına müdahale etmek istemediklerini” dile getirdi. Bu yanıt, Kuzey Kore’nin er Travis King için müzakere kapısını açabileceği yorumlarına neden oldu.

    NE OLMUŞTU?

    Güney Kore’deki Birleşmiş Milletler Komutanlığı (UNC) Twitter hesabından 29 Temmuz’da yaptığı paylaşımda, Güney ve Kuzey Kore arasındaki fiili sınır köyü Panmunjom’a düzenlenen turistik bir tur esnasında ABD’li bir askerin ‘izinsiz ve isteyerek’ Kuzey Kore sınırını geçtiğini duyurmuştu.

    Daha sonra ortaya çıkan ayrıntılarda, 23 yaşındaki Travis King adlı erin, Güney Kore’de bir gece kulübünde bir sivili darbetmek ve polis aracını tekmelemek suçundan 2 aya yakın hapis cezası aldığı, 10 Temmuz’da serbest bırakılarak disiplin cezası için Texas eyaletinde bulunan Fort Bliss askeri üssüne geri gönderilmek istendiği belirtilmişti. Asker eşliğinde getirildiği havaalanında uçağın kapısından pasaportunu kaybettiği gerekçesiyle geri dönen King’in, daha sonra havaalanından ayrılarak turistlerin yer aldığı Kuzey ve Güney Kore arasındaki Askerden Arındırılmış Bölge (DMZ) olan fiili sınır köyü Panmunjom’a düzenlenen tura katıldığı ve bu sırada kahkaha atarak Kuzey Kore sınırını geçtiği ve burada gözaltına alındığına inanıldığı aktarılmıştı. (DIŞ HABERLER)

    Kaynak:
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TÜİK temmuz ayı enflasyon oranlarını açıkladı: Yıllık yüzde 47,83, aylık 9,49

    TÜİK temmuz ayı enflasyon oranlarını açıkladı: Yıllık yüzde 47,83, aylık 9,49


    Ekonomistlerin temmuz ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına (yüzde 9,07) göre bir önceki ay yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun yüzde 47,27’ye çıkacağı hesaplanıyordu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz ayı enflasyon oranlarını açıkladı. TÜİK’in verilerine göre temmuz ayı enflasyon oranı yüzde 9,49 olurken yıllık yüzde 47,83 olarak hesaplandı.  

    Ekonomistler, temmuz ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 9,07 artmasını bekliyordu.

    Ekonomistlerin temmuz ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına (yüzde 9,07) göre bir önceki ay yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun yüzde 47,27’ye çıkacağı hesaplanıyordu.

    ENAG: Yıllık enflasyon yüzde 122,88

    Temmuz ayına ilişkin enflasyon verilerini açıklayan ENAG ise Türk Lirası’ndaki değer kaybı ve vergi oranlarındaki artışların damgasını vurduğu temmuzda aylık enflasyonun yüzde 13,18, yıllık enflasyonun ise yüzde 122,88 olarak hesaplandığını duyurdu.

    ENAG’a göre 2023 yılı, Ocak-Temmuz dönemi enflasyon oranı ise yüzde 69,21 oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***