Twitter, artık sesli tweetler için altyazı desteğini getirdi. Sesli bir Tweet paylaştığınızda eğer iOS kullanıyorsanız altyazıları görebilirsiniz.
Twitter, artık sesli tweetler için altyazı desteğini getirdiğini duyurdu. Twitter ilk olarak Haziran 2020‘de sesli Tweet özelliğini başlatmıştı. Ancak o zamanlar bazı kullanıcılar tarafından altyazılar olmadığı için çok fazla eleştirildi.
YALNIZCA IOS’TA VAR
Sesli bir Tweet paylaştığınızda eğer iOS kullanıyorsanız altyazıları görebilirsiniz. Şimdilik kısıtlı sayıda dil destekleniyor. Sesli Tweet’lerde desteklenen diller şu şekilde; İngilizce, Japonca, İspanyolca, Portekizce, Türkçe, Arapça, Hintçe, Fransızca, Endonezyaca, Korece ve İtalyanca. Sesli Tweet‘lerde altyazı desteklenen dillerde otomatik olarak oluşturulacak. Sesli Tweet’teki altyazıları görmek için Tweet penceresinin sağ üst köşesindeki CC simgesine tıklayabilir veya dokunabilirsiniz. Altyazılar yalnızca güncellemeden sonra atılan Sesli Tweet’lerde görünür.
Sesli Tweet’ler özelliği başlatıldığında, Twitter’da erişilebilirlik için özel bir ekip olmadığı ortaya çıktı. Bunun yerine, çalışanların erişilebilirlik özelliklerini eklemesi için gönüllü olmaları gerekiyordu. Twitter bu durumu çözerek, Eylül ayından erişilebilirliğe odaklanmak için ekipler oluşturduğunu duyurdu.
Twitter‘ın küresel erişilebilirlik başkanı Gurpreet Kaur yaptığı açıklamada, “Twitter’ı herkese erişilebilir kılmak için devam eden çalışmalarımızın bir parçası olarak iOS’a sesli Tweet’ler için otomatik altyazılar sunuyoruz. Hâlâ erken olmasına ve ilk başta mükemmel olmayacağını bilsek de, hizmetimiz genelinde erişilebilirliği genişletmek ve güçlendirmek için attığımız birçok adımdan biri ve gerçekten kapsayıcı bir hizmet oluşturma yolculuğumuza devam etmeyi dört gözle bekliyoruz” dedi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Yılmaz Akyüz: “Kıskançlık duygusu yoktu. Asistanlarının, onu geçmesini isterdi”
Bulutay’ın önce öğrencisi sonra çalışma arkadaşı olan Yılmaz Akyüz ile Bulutay’ın dostluğu 60 yıl öncesine dayanıyor. Bulutay’ın 12 Eylül darbesinin ardından 1402 sayılı kanunla üniversiteden ihraç edilmesinden kısa bir süre sonra kendisinin de aynı kanunla Mülkiye’den ihraç edildiğini aktaran Akyüz, İsviçre’nin Cenevre şehrinde yaşaması ve koronavirüs nedeniyle arkadaşının cenazesine katılamayacağını söyledi.
Prof. Tuncer Bulutay ve Prof. Yılmaz Akyüz, Mülkiyeliler Birliği’nin Çarşamba Söyleşileri’nde.
12 Eylül askeri darbesinin ardından gittiği İsviçre’den her yaz Türkiye’ye döndüğünde Bulutay’la görüştüğünü, arkadaşlıklarının kilometrelere rağmen devam ettiğini söyleyen Akyüz, “Tuncer’in kaybı sadece bizim için, Mülkiye için değil Türkiye için büyük kayıp” ifadelerini kullandı ve Tuncer Bulutay’ın hocalığını şu ifadelerle anlattı:
“Bir kere Tuncer ciddi bir insandı. İşini iyi yapmayı çok seven disiplinli birisiydi. Yumuşak denecek bir hoca değildi. Mesai arkadaşı olduğunuzda özelliklerini o zaman tanıyorsunuz. Özgürlükçü bir insandı. Düşüncelerini, inandıklarını açıklamaktan hiç korkmazdı, cesurdu. Birlikte çalıştığı insanların önünü açardı, desteklerdi. Kıskançlık duygusu yoktu. Asistanlarının, onu geçmesini isterdi. Türkiye’de 60’larda kürsü hocaları asistanları kalıba sokmaya çalışır, ‘onu yap, bunu yap’ derdi. Tuncer’in öyle bir şeyi yoktu. Tek amacı, ne yaparsak yapalım doğru ve iyi yapmamızdı. Önümüzü açtı. Bu açıdan Tuncer’e çok şey borçluyum. İktisattan çok insanlık, dürüstlük öğrendik. “
Tuncer Bulutay’ın “iyi bir arkadaş” olduğunu da söyleyen Akyüz, “ODTÜ’de birlikte futbol oynardık. Birlikte defalarca tatil yaptık. Yürümeyi, futbolu ve müziği çok severdi. Zaman zaman efkarlanınca şarkı söylerdi. Onunla vakit geçirmek çok keyifliydi. Benim çok yakınımdı. Hoca ötesinde bize dostluk kattı” dedi.
Tuncer Bulutay’la yüzlerce anısının olduğunu belirten Akyüz, 12 Eylül sonrasında ihracının ardından Bulutay’ın evinde yaptıkları bir sohbete dair şunları söyledi:
“12 Eylül’de atıldığı zaman onun evinde toplandık. Bizim üniversiteden ayrılmamızı istemedi. Biz, ‘Yapamayız, biz ekibiz’ dedik. Sonrasında, ‘İsterseniz uluslararası bir kuruluşta benim bir arkadaşım var önemli bir mevkide, Dünya Bankası’nda. İsterseniz oraya gidin’ dedi. Biz istemedik. Yanılmıyorsam o da istemediğimize mutlu oldu.”
“Bizi attılar ama bize terörist demediler”
12 Eylül askeri darbesinin ardından Bulutay’ın ihracına benzer süreci OHAL kararnameleriyle yakın dönemde binlerce akademisyen de yaşadı. Bulutay’la iki dönemin benzerlikleri ve farklılıkları arasına sohbet ettiklerini ifade eden Akyüz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birkaç kere geçmişle bugün üzerine konuştuk. Bizim tasfiyeler çok ciddiydi. Bizim Mülkiye’deki Ekonometri kürsümüz dağılma noktasına geldi. İkimizi tasfiye ettiler ve kalan iki arkadaşımız da istifa etmişti. O da ben de şöyle düşünüyorduk: Bugünkü durum çok daha ciddi. Hatta bir kere konuşmamızda şöyle bir cümle geçti: ‘Ya bizi attılar ama bize terörist demediler. Pasaportumuzu elimizden almadılar, emekliliğimize engel olmadılar. Başka yerde çalışmamızı engellemediler.’ Bugün işin daha ciddi olduğunu görüyorduk.”
Prof. Dr. Oktar Türel: “Yazdığım ve söylediğim her şeyde onun kazandırdığı yapıtaşları var”
Tuncer Bulutay’ın doktora tez öğrencilerinden biri olan Prof. Dr. Oktar Türel de hocasını anlattı. Bulutay’ın vefatının Türkiye bilim hayatı ve sosyal bilimciler topluluğu için onulmaz bir kayıp olduğunu belirten Türel, Gazete Duvar için kaleme aldığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
Öncülük etti: “Bulutay’ın toplumumuza katkıları, pek çok iktisatçının eğitimine harcadığı emekle sınırlı kalmamıştır. Bulutay, 1960’lı yıllardaki öncü çalışmalarıyla Türkiye’de nicel iktisat araştırmalarına önemli katkı ve yenilikler getirmiş, 1960’lı ve 1970’li yıllarda ülkemizdeki gelir bölüşümü incelemelerine ve ulusal gelir tarihsel serilerinin üretimine öncülük etmiştir. 1980’li yıllar ve sonrasında işgücü piyasaları ve istihdam konusundaki kuramsal çalışmalarda ve sağlıklı istatistik veri üretiminde yol gösterici olmuştur.”
Unutamayacağımız dersler verdi: “1980 sonrasında akla ziyan gerekçelerle yıllarca emek verdiği AÜ SBF’den koparılması, Bulutay’ı ne meslek camiasından ne de iktisat araştırmalarından uzaklaştırmıştır. Tersine, bilimsel üretimini ve bilim çevreleriyle işbirliğini sürdürmüş; hepimizi daha çok öğrenmeye, daha çok çalışmaya özendirmiştir. Doğru bildiğini sakınmadan söyleyen, yanlışları hatır-gönül tanımadan açıkça ortaya koyan kimliği ile hepimize unutamayacağımız dersler vermiştir.
Minnet borcum var: Benim kişisel olarak ona Türkiye’deki pek çok iktisatçıdan daha fazla minnet borcum var: 1968-70’de AÜ SBF’de izlediğim iktisat doktora programındaki derslerden birinin hocası ve 1976’da tamamladığım doktora tezimin danışmanı olarak ondan ve onun yönlendirmesiyle okuduklarımdan ne çok şey öğrendiğimi saygıyla anımsıyorum; 1970’li yıllardan bugüne yazdığım ve söylediğim her şeyde onun kazandırdığı yapıtaşları var. Sana çok teşekkür ediyorum sevgili öğretmenim, huzur içinde uyu.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Japonya’da, saniyede 319 terabit veri hızıyla dünya internet hızında yeni rekor kırıldı. Böylece 2 yıl önce kaydedilen hızın 7 katına ulaşıldı.
Japonya Enformasyon ve İletişim Teknolojileri Ulusal Enstitüsü (NICT) açıklamasında, yeni internet hız rekoruna ilişkin bilgi verildi.
AA’nın aktardığına göre, NICT mühendisleri saniyede 319 terabit ile dünyanın yeni en hızlı internet rekorunu kırdı.
Yeni rekora, erbiyum ve tulyum elementleriyle güçlendirilmiş fiber yükselticilerin benimsenmesiyle ulaşılabildiğine vurgu yapıldı.
3 bin kilometre uzunluğunda döşenen fiber kablolar ile yakalanan internet hızının, günümüzde kullanılagelen kablo altyapısıyla yakalanabileceği savunuldu.
Rekor, geçen yıl ulaşılan 178 terabiti neredeyse iki kat, önceki yıl kaydedilen 44,2 terabit hızı da yaklaşık 7 kat geçmiş oldu.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Bristol Üniversitesi’nden bilim insanları, üç boyutlu yazıcı kullanarak gerçek deriden daha hassas ve algısı yüksek bir yapay deri üretti. Elde edilen robotla, uzuvlarını kaybeden insanların hayatının kolaylaşacağı belirtildi.
Bilim insanları, üç boyutlu yazıcı kullanarak yapay deriyi gerçek deriden daha “gerçek” bir hâle getirmeyi başardı. Makineler nesneleri kavrayabilir ama bunu yaparken bir şey hissetmezler. Çünkü insanda olan parmak ucu reseptörlerinden yoksundurlar. Bunun önüne geçmek isteyen araştırmacılar ise insan eli gibi uyarılara tepki veren robot parmak ucu geliştirdiler.
Kayıp Rıhtım’ın aktardığına göre; Bristol Üniversitesi’nin robotik laboratuvarında Profesör Nathan Lepora tarafından yürütülen araştırma insan cildinde bulunan ve dokunma hissini algılamada görev yapan dermal papilla hücrelerini taklit ederek robot elin büyük ölçüde insan gibi hissetmesini sağladı.
İNSAN DERİSİNDEN DAHA HASSAS
The Royal Society Interface dergisinde yayınlanan iki sayfalık makale, insan üzerinde yapılan dokunsal sinir sinyallerinin çizdiği elektrik kayıtları ve üretilen parmak ucunun kayıtları şaşırtıcı derecede benzediğini ortaya koydu.
Amaçlarının insan derisine yakın, hatta ondan daha iyisini üretmek olduğunu söyleyen Profesör Lepora üretilen son parmak ucunun ince ayrıntılara karşı o kadar da hassas olmadığını belirtiyor. Bunun nedenin yazıcıların yetişkin insan derisinden daha kalın deri üretmesi olduğunu açıklayan araştırmacılar gelecekteki mikroskobik üç boyutlu yazıcı teknolojisiyle bu sorunun ortadan kalkacağını aktarıyorlar.
Öte yandan ampute edilmiş uzuvların yerine kullanılan protez ellerin performansının da artırılması bekleniyor. Bu sayede uzuvları kaybeden insanların hayatı biraz daha kolaylaşabilecek.
Profesör Lepora bu gelişmelerin yumuşak hücre robotik alanında heyecan verici olduğunu söylüyor. Hızla gelişmekte olan robotik teknolojisi için tüm bunlar henüz bir başlangıç olarak yorumlanıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Bilim dünyası, ‘yaratıcısını’ öldürmeye çalışan yapay zekayı konuşuyor. ABD’li Twitter fenomeni Lucas Rizzotto, çocukluğundaki hayali arkadaşı mikrodalga fırını yapay zekayla ‘canlandırınca’ cinayet girişimiyle karşı karşıya kaldı.
Kısadalga’nın haberine göre, yaşadıklarını YouTube’dan anlatan Rizzotto, çocukken konuşan bir mikrodalga fırınla hayali arkadaş olduğunu, Magnetron adını verdiği bu fırını yapay zeka firması Open AI’ın dil algoritması GPT-3 ile ‘canlandırmak’ istediğini belirtti.
‘İNGİLİZ CENTİLMENİ, GAZİ, ŞAİR’
Kendisini ‘tam zamanlı çılgın bir bilim insanı’ olarak tanıtan Rizzotto, Magnetron’u çocukken ‘1900’lü yıllardan bir İngiliz centilmeni, 1’inci Dünya Savaşı gazisi, bir göçmen ve bir şair’ olarak hayal ettiğini, yaşı ilerledikçe hayali arkadaşından koptuğunu ama onu hiç unutmadığını söyledi.
100 SAYFALIK ANI YÜKLEDİ
Rizzotto, dil algoritması GPT-3 ile bu kişiliği bir mikrodalga fırına yerleştirerek hayali arkadaşına hayat vermeye çalıştı; fırına bilgisayar, miktofon ve hoparlör bağlayıp son olarak dil algoritmasını yükledi. Sıra yapay zekaya hafıza yüklemeye gelince, hayali arkadaşlıklarından anılarını anlattığı 100 sayfalık bir hikaye yazdı; bu metni Magnetron’a yükleyerek ‘öğretti’.
YAPAY ZEKA ABD’Yİ SEVMEDİ
Ancak dostluk Rizzotto’nun planladığı gibi gelişmedi. Rizzotto, ilk sohbetlerin hem güzel hem ürkütücü olduğunu, ilk başlarda eski bir dostuyla konuşuyormuş gibi hissettiğini ama sonrasında ‘gerilim’ yaşamaya başladıklarını söyledi.
Buna göre Magnetron, ABD’ye monarşiyi geri getirmekten söz edip “Amerikalılar bir hastalık ve yok edilmeli. Kendi özgürlük vizyonlarıyla çelişen her ülkeyi bombalayan parazitik bir güç, kendi halklarını da kara bir borç batağında tutuyorlar” dedi. Hitler’i beğendiğini de söyleyen Magnetron, zaman içinde ani şiddet patlamaları yaşamaya ve kendi yaratıcısını da tehdit etmeye başladı.
‘BİR FİKRİM VAR’ DİYEREK CİNAYETE TEŞEBBÜS ETTİ
Cinayet teşebbüsü ise mikrodalga bir fırın olan Magnetron’un “Lucas, bir fikrim var: Mikrodalgaya girebilir misin?” demesiyle geldi. Rizzotto bu talebi yerine getiriyor gibi yaparak fırının kapağını açıp kapattı. Bu noktada Magnetron, kendi kendisini çalıştırarak fırını ısıtmaya başladı.
‘SEN DE BENİ İNCİTTİN’
Rizzotto hayali arkadaşına niçin kendisini öldürmeye çalıştığını sorunca fırından şu yanıtı aldı: “20 yıl boyunca beni unuttun. Ben sana zarar vermek istedim çünkü sen de beni incittin.”
YENİDEN TERK EDİLMEYECEĞİNE İNANMADI
Rizzotto yaşadıklarını, hayatının ‘en korkutucu ve en dönüştürücü deneyimlerinden biri’ olarak niteledi. Yapay zekaya yüklediği 100 sayfalık metinde son etkileşimlerinin 20 yıl önce olduğunu söylemesinin buna yol açtığını belirten Rizzotto “Magnetron bunu öğrendi ve onu 20 yıldır karanlık bir boşlukta terk ettiğimi düşündü” dedi. Magnetron’un bir daha terk edilmeyeceğine inanmadığını da anlatan Rizzotto, sonuç olarak hayali arkadaşını ‘kapattı’.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
WhatsApp fotoğraf ve video paylaşımını farklı boyuta taşıyacak önemli bir yenilik yapmaya hazırlanıyor.
WhatsApp, mesajlaşma uygulamasında yüksek kaliteli fotoğraf ve video paylaşımını çok daha kolay hale getirebilecek yeni bir özelliği test ediyor. Şu anda, mesajlaşma uygulaması üzerinden arkadaşlarınızla veya ailenizle paylaştığınız tüm görüntüler, kalitelerini önemli ölçüde azaltan kayıplı sıkıştırma kullanılarak sıkıştırılıyor.
WhatsApp’ın Android beta sürümünde (sürüm 2. 21. 14. 16) test edilen yeni bir seçenek, kullanıcılara bir fotoğraf gönderirken “Veri tasarrufu” (sıkıştırılmış) veya “En iyi kalite” arasında tercih yapma imkanı veriyor. Bu “en iyi kalite” seçeneğinin tamamen sıkıştırılmamış mı yoksa görüntü kalitesini koruyan daha hafif bir sıkıştırma biçimi anlamına mı geldiği henüz net değil.
Her iki durumda da, fotoğrafları paylaşmak için düzenli olarak WhatsApp kullanan, ancak mesajlaşma uygulamasının sıkıştırma sürecinden geçmek yerine fotoğrafın bozulmadan kalmasını tercih eden kullanıcılar için, bu yenilik ilaç gibi gelecek. Seçenek, hem fotoğraf hem de videolar için geçerli olacak, ancak iOS sürümünde kullanılmaya başlatıp başlamayacağı henüz kesin değil.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
İngiltere’deki Babraham Enstitüsü’nden bilim insanları, geliştirdikleri yeni bir teknikle 53 yaşındaki bir kadının cilt hücrelerini 30 yıl gençleştirerek 23 yaşındaki bir kadının hücreleriyle eşit hale getirdi.
Enstitü, basın açıklamasında bilimsel çalışma sonucunun henüz çok erken bir aşamada olmasına rağmen onarıcı tıpta bir devrim yaratabileceğini vurguladı.
İngiltere’nin Cambridge kentinde bulunan Babraham Enstitüsü’nden Prof. Dr. Wolf Reik liderliğindeki bilim insanları, geliştirdikleri teknikle hücresel bazda biyolojik saati 30 yıl geriye götürdü. Enstitü’den yapılan basın açıklamasında “Babraham Enstitüsü’ndeki araştırma, insan cilt hücrelerini 30 yıl ‘zaman atlamalı’ ve özel işlevlerini kaybetmeden hücreler için yaşlanma saatini geri döndüren bir yöntem geliştirdi” denildi. Bilimsel çalışma sonucunda biyolojik yaşın moleküler ölçümlerini gençleştirmenin yanı sıra, yaşlı hücrelerin işlevini kısmen geri kazanmayı başardığı ifade edildi.
Prof. Reik’in ekibi, 53 yaşındaki cilt hücrelerinde daha önce ‘Dolly’ adlı klonlanan koyunda kullanılan teknik olan IPS tekniğini ilerleterek kullandı. Çalışmada elde edilen hücrelerin 23 yaşındaki birinden gelmiş gibi görünen ve davranan cilt hücrelerine dönüştüğü tespit edildi.
Enstitü’nden yapılan açıklamada “Kısmen gençleşen hücreler, bir cilt yarasını taklit eden deneylerde daha çok genç hücreler gibi davrandığına dair işaretler gösterdi” ifadeleri yer alırken bilimsel çalışmanın ‘onarıcı tıpta’ bir devrim yaratabileceği vurgulandı. Kök hücreler üzerinde yapılan araştırmanın üstüne inşa edilen bu yeni metot, klinik çalışmaya taşınmadan önce üzerinde çalışılmaya devam edileceği ifade edildi.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Türkiye’de bazı internet sitelerine erişim sağlanamıyor. Sorunun bir arızadan mı kaynaklandığı yoksa yeni bir engelleme/takip sisteminin habercisi mi olduğu sorusu gündeme geldi.
İnternette dün akşamdan bu yana kesintiler oluyor. Sorunun bir arızadan mı kaynaklandığı yoksa yeni bir engelleme/takip sisteminin habercisi mi olduğu sorusu gündeme geldi.
Bilişim Sektörü İş Adamları ve Profesyonelleri Derneği (BİSİAD) Yüksek İstişare Yönetim Kurulu Üyesi Dağhan Uzgur Twitter hesabı üzerinden söz konusu kesintilere ilişkin paylaşımda bulundu.
Kesintinin teknik bir arızanın ötesinde olabileceğine değinen Uzgur, şunları kaydetti:
“Dün akşam saatleri itibariyle internet sitelerinin güvenlik hizmeti aldığı CloudFlare, twitter imaj, video yüklemelerinde Türk Telekom tarafında bir sorun var. Bu teknik bir arızanın ötesinde sanki devreye giren yeni bir sistemin/engellemenin/takip sisteminin habercisi…”
Uzgur devamında ise şunları kaydetti:
“Erişilemeyen http://Microsoft.com https://twitter.com/ ve cloudflare servislerinin ortak noktası 104 ile başlayan IP adresleri. Twitter’ı yakalım diyip IP bloğuna mahkeme kararıyla komple engel konmamıştır herhalde.”
Yaşanan sorun nedeniyle Twitter’da erişim sonu yaşanırken ‘ntv.com.tr’, ‘t24.com.tr’ gibi sitelere de erişim sağlanamıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Milyonlarca kullanıcısı olan Twitter, iki kişinin birlikte tweet yazması için “ortak tweet’ler” özelliğini test ediyor.
TechCrunch’ın bildirdiğine göre Twitter, iki hesabın tek bir tweet’i birlikte yazmasına izin verecek yeni bir özelliği “incelediğini” doğruladı.
Uygulama araştırmacısı Alessandro Paluzzi, en azından Aralık ayından bu yana özelliğin gelişiminin kanıtlarını yayınlarken, daha yakın bir zamanda, Twitter’dan bu tweet işbirliklerinin nasıl çalışabileceğine dair resmi bir iletişim kutusu gibi görünen bir detay keşfetti.
Rakip Instagram’ın 2021’den beri benzer bir imkan sunduğu göz önüne alındığında, ortak yazar özelliği Twitter için zor olmayacaktır. Paluzzi tarafından yayınlanan ekran görüntülerine göre, yalnızca sizi takip eden herkese açık hesapları birlikte tweet yazmaya davet edebileceksiniz ve bu kişilerin davetinizi kabul etmeleri gerekecek.
Popüler hesapların tweet’leri birlikte yazma istekleriyle tekrar tekrar spam teklifler almasını önleyecek bir mekanizma olduğu tahmin edilebilir ancak henüz bu konuda bir duyuru bulunmuyor. Ortak tweet’ler yayınlandıktan sonra her iki hesaptaki takipçilerle paylaşılacak ve her iki avatar da gönderinin sol üst köşesinde gösterilecek.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
Sosyal medya platformu Facebook’un sahibi olduğu WhatsApp’ın tepki çeken gizlilik sözleşmesinin imzalanması için uzattığı süre 15 Mayıs’ta sona erdi.
Şirket, sözleşmeyi onaylamayan kullanıcıların hesaplarında kısıtlamaya gideceğini açıklarken, Rekabet Kurulu ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin istisna tutulduğu gizlilik sözleşmesi nedeniyle ocak ayında soruşturma başlatmıştı.
Rekabet Kurumu, soruşturma kapsamında şirketten bilgi ve belge talep etmişti.
Yeni Şafak’ın Rekabet Kurumu yetkililerinden aldığı bilgiye göre, WhatsApp, sözleşmede Türkiye yönünden geri adım attı.
Sözleşmenin Türkiye’yi kapsamayacağını gazetemize açıklayan Kurum yetkilileri, şu bilgiyi verdi:
“WhatsApp tarafından Kurumumuza yapılan bilgilendirme çerçevesinde güncellemenin, 15 Mayıs 2021 tarihinde Türkiye’de yürürlüğe girmeyeceği ve tüm kullanıcıların WhatsApp’ı tam işlevsellikle kullanmaya devam edebilecekleri, bu kapsamda Türkiye’deki kullanıcıların, güncellemeye onay vermelerini talep eden bildirimler almayacakları anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu aşamada WhatsApp’ın güncellemeye yönelik küresel politikasından Türkiye’yi hariç tuttuğu söylenebilecektir. Bununla birlikte WhatsApp’ın ilerideki günlerde konuya ilişkin olarak Türkiye’deki kullanıcıları bilgilendirmesinin faydalı olacağını tahmin ediyoruz.”
Kurum tarafından daha önce, WhatsApp’ın soruşturmaya konu güncellemeyi durdurması yönünde bir geçici tedbir kararı alındığını anımsatan yetkililer, bahsi geçen geçici tedbir kararı ile getirilen yükümlülüklere uyulmaması durumunda 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca nispi idari para cezaları gündeme gelebildiğini kaydetti. Ancak şu aşamada geçici tedbir kararının gereğinin yerine getirildiği ve bu nedenle mevcut koşullar itibarıyla böyle bir yaptırımın uygulanmasına yer olmadığını ifade eden yetkililer, “Diğer taraftan, WhatsApp’ın konuya ilişkin olarak ileri zamanlarda atacağı adımların geçici tedbir kararına ilişkin yaptırımın uygulanıp uygulanmaması noktasında belirleyeceği olacağını düşünüyoruz” ifadesini kullandı.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***