Kategori: Bilim ve Teknolji

  • Rekabet Kurulu’ndan Google’a yaklaşık 300 milyon lira ceza

    Rekabet Kurulu’ndan Google’a yaklaşık 300 milyon lira ceza



    Rekabet Kurulu, Google Reklamcılık ve Pazarlama, Google International, Google LLC, Google Ireland ve Alphabet’e 296 milyon lira para cezası verdi


    Arama ve turizm sorgularında kendini öne çıkarmakla suçlanan Google hakkında başlatılan Rekabet Kurulu soruşturmasında karar açıklandı.

    Buna göre Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti., Google International LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc.’e müteselsilen 296 milyon 84 bin 899 lira 49 kuruş idari para cezası verildi.

    Kuruldan yapılan açıklamada “Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti., Google International LLC, Google LLC, Google Ireland Limited ve Alphabet Inc.’ten oluşan ekonomik bütünlüğün (Google) genel arama hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu kötüye kullanarak kendi yerel arama ve konaklama fiyatı karşılaştırma hizmetlerini rakiplerini dışlayacak şekilde öne çıkardığı iddiasına yönelik olarak yürütülen soruşturma tamamlandı. 08.04.2021 tarihinde Rekabet Kurulunca dosyanın müzakeresi sonucunda Google’ın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine, dolayısıyla adı geçen ekonomik bütünlüğe idari para cezası verilmesine karar verildi,” ifadeleri kullanıldı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dünyanın en fazla VPN kullanılan ülkeleri açıklandı: Türkiye 6’ncı

    Dünyanın en fazla VPN kullanılan ülkeleri açıklandı: Türkiye 6’ncı



    VPN kullanan ülkelerle ilgili araştırmaya göre Türkiye, dünyada en çok VPN kullanan altıncı ülke. Dünya genelinde internet kullanıcılarının yüzde 28,3’ü VPN kullanıyor.


    Türkiye’de 2020 sonu itibariyle 467 bin 11 web sitesi 764 farklı kurum tarafından verilen 408 bin 808 farklı kararla erişime engellendi. İçerik kaldırma oranı da yükselmeye devam ediyor.

    Son zamanlarda internet sitelerinde çıkan haberler hakkında, kurum ve kişiler sulh ceza hakimliklerine başvurarak haberin erişime engellenmesini isteyebiliyor. Talepler çoğunlukla kabul ediliyor. Hatta yasaklamaların ‘sahte‘ kararlarla gerçekleştiği bile ortaya çıkmıştı.

    Bu yasaklar da kullanıcıları VPN gibi uygulamalarla yasakları aşmaya itiyor. VPN; İnternette gerçekleştirdiğiniz her harekette dijital izler bırakmadan, mahremiyetinizi koruyarak kısıtlama olmaksızın tüm internet sitelerine özgürce erişim sağlamanızı sağlayan bir altyapı.

    We Are Social’ın yeni raporuna göre dünya genelinde 2021 yılının üçüncü çeyreğinde en çok indirilen uygulamalar listesinde 10 mobil uygulamadan altısı VPN uygulamasıydı. Raporda paylaşılan tabloya göre en çok VPN kullanan ülke, yüzde 43,2’lik oranla Hindistan. Türkiye’deki internet kullanıcılarınınsa yüzde 31’inin VPN kullandığı belirtildi. Böylelikle Türkiye, bu veriyle dünya ortalamasının üstünde yer alarak altıncı sırada yer aldı. Türkiye geçtiğimiz senelerde listede 3’üncülükle zirveyi ‘zorlamıştı’.

    Rapora göre en çok VPN kullanan ülkeler listesi şöyle:

    1. Hindistan (yüzde 43,2)

    2. Endonezya (yüzde 40,5)

    3. Birleşik Arap Emirlikleri (yüzde 35,5)

    4. Suudi Arabistan (yüzde 33)

    5. Malezya (yüzde 31,8)

    6. Türkiye (yüzde 31)

    7. Vietnam (yüzde 30,6)

    8. Çin (yüzde 29,9)

    9. Singapur (yüzde 29,2)

    10. Nijerya (yüzde 28,8)


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Yeni nesil internet’: Metaverse nedir, sanal dünyayı nasıl değiştirecek?

    ‘Yeni nesil internet’: Metaverse nedir, sanal dünyayı nasıl değiştirecek?


    Peki fikri 1920’lerden beri gelen bu Metaverse kavramı gerçekte nedir? Bilim kurgu filmlerinde gördüklerimizi deneyimleyebilecek miyiz yoksa anlatılanların hepsi bir hayaden mi ibaret?

    Facebook’un, “Meta” ismiyle yeniden markalaşmasının ardından bütün gözler “metaverse” kavramına çevrilmiş durumda. Bu yeni sözcük sadece kullanıcıların dikkatini çekmiş durumda değil, aynı zamanda Apple, Google, Amazon, Facebook ve Microsoft gibi teknoloji piyasasının önde gelen şirketleri de metaverse alanında çalışmalara başlamış durumda.

    Peki, metaverse nedir? Bilim kurgu filmlerinde gösterilen sanal “evren” gerçekleşiyor mu? Bir akıllı telefon ve internet gibi hayatımızın merkezine girebilecek bir teknolojik gelişme mi? Bütün bu soruları cevaplamadan önce ‘metaverse’ kelimesinin nereden geldiğine ve neler sunduğuna bir gözatalım.

    METAVERSE NEDİR?

    Metaverse temel olarak “meta” ve “evren” kelimelerinden oluşuyor. Kullanıcılara açık dünya deneyimi sağlayabilen bu dijital evrende, insan hayalinin en uç noktaları yaşanabilecek. Her kullanıcın bir ‘avatar’ı olacak. Bu avatar sayesinde sanal evrende yürüyebilecek, uçabilecek, yüzebilecek, araba ve uçak kullanabilecek… Kısacası insanın hayal edebileceği her türlü aktivite burada gerçekleştirilebilecek. Metaverse birçok kişi için, internetin icadından daha büyük bir devrim niteliğinde bir teknolojik gelişme olacak.

    METAVERSE FİKRİ 1920’LERE KADAR DAYANIYOR

    Fikrin kendisi yeni değil: Metaverse kelimesi ve fikri ilk kez, 1922’de bilim kurgu yazarı Neal Stephenson’ın Snow Crash adlı romanında yer aldı. Siberpunk türündeki bu romanda, avatarlar olarak temsil edilen insanların birbirleriyle ve yapay zekâ ajanlarla etkileşime girebilecekleri bir üç boyutlu sanal dünya tasvir ediliyor. Neal Stephenson, romanda bu sanal dünya için metaverse ismini kullanıyor.

    METAVERSE’İN UYGULANABİLİRLİĞİ VE KULLANIMI

    Metaverse; hala son kullanıcıya erişebilecek boyuta getirilemedi, şimdilik sadece emekleme safhalarında ve hızla gelişmeye devam ediyor. Evrene erişim temel olarak giyilebilir teknolojiler ile gerçekleşecek gibi duruyor. Kullanıcılar şimdilik bir VR (sanal gerçeklik) ve artırılmış gerçeklik gözlükleri ile bu deneyimin demosunu tadabiliyor.

    Bazı laboratuvar denemelerinde bütün vücudun kontrollerini algılayabilecek konsol tulumları denenmiş durumda fakat telefonların cep boyutunu indiği bu günlerde, pek de kullanışlı gibi durmuyor. Gerçi Elon Musk’un sır küpü gibi sakladığı gizli projesi Neuralink gibi beyine çip yerleştirilebilen teknolojilerin gelişmesi ile bu giyilebilir konsollara ihtiyacımız kalmayacak gibi görünüyor.

    Konuyu daha iyi kavramak için 2018 yapımı Ready Player One filmi izlenilebilir. Ya da Metaverse’nin küçük bir ön ayağı olarak, çocuklar arasında oldukça popüler olan “Minecraft” ve “Roblox” gibi açık dünya online oyunları araştıralabilir.

    METAVERSE’DE ALIŞVERİŞ

    Kullanıcılar Metaverse’de, gerçek hayatta olduğu gibi eşyalara, binalara, arazilere sahip olabilecek. Bunların alışverişi için altyapı şimdiden hazır bile. Blockchain teknolojisi ile bir dijital nesnenin hem satışı hem de orijinalliği garanti altına alınmış durumda.

    İSTENİLEN HER ŞEY OLABİLME İMKANI

    Kullanıcılar Metaverse’de bir avatar aracılığıyla gezinebilecek. Dilerlerse birebir kendisinin bir kopyası veya bir film, kitap karakteri, robot, hayvan gibi formlarda avatarlar oluşturabilecek. Metaverse’de kullanıcılar arkadaşları ile toplu etkinlikler yapabilecek, partiler düzenleyebilecek.

    Hatta kullanıcılar, Ready Player One ve Westworld gibi yapımlarda yer alan ‘görevleri’ yapabilecekler. Kimi zaman bir süper kahraman, kral, uzaylılar ile savaşan bir astronot; kimi zaman da bir korsan, hapishaneden kaçmaya çalışan mahkûm veya büyük bir soyguncu olabilecekler. Bütün bu senaryolar üç boyutlu ve gerçek zamanlı hareket edilebilir olduğu için yaşanılan deneyim gerçeğe çok yakın olacak.

    ONLINE GERÇEK TOPLANTILAR

    Metaverse evreninde pandemi döneminden aşina olduğumuz uzaktan çalışma, ders işleme ve toplantı modellerinin yüz yüze fakat online versiyonları yapabilir. İnsanlar avatarları aracılığıyla gerçek zamanlı üç boyutlu ve de interaktif sunumlar yapabilir. Dinleyicilerle göz teması kurulabilir ve sanal bir toplantı masasına oturulabilir.

    BÜTÜN BUNLARA NE ZAMAN ERİŞEBİLECEĞİZ?

    Metaverse heyecan verici bir teknolojik devrim fakat bütün vaatlerini pek de yakın bir zamanda sunacak gibi durmuyor. VR gözlükler ilk çıktığında Metaverse konusu popüler bilim dünyasında fırtına gibi esmişti fakat gerek VR gözlüklerinin kullanışsızlığı gerek yeteri kadar ‘gerçekçi’ bir VR program üretilemediğinden bu gözlükler şimdiden raflara kalktı bile.

    Büyük teknoloji ve sosyal medya şirketlerinin olaya el atması yeni bir heyecan uyandırdı ve sanki hemen yarın sanal evrenlerin kapısı açılacak gibi beklenti oluştu. Bir anda piyasada Metaverse kripto coinleri türemeye, Metaverse temelli alışveriş ve arazi satışı yapılan siteler oluşturulmaya başlandı.

     


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Clubhouse hacklendi: 1.3 milyon kullanıcının verileri paylaşıldı

    Clubhouse hacklendi: 1.3 milyon kullanıcının verileri paylaşıldı



    Facebook ve LinkedIn ardından son dönemin en çok konuşulan sosyal medya platformu Clubhouse hacklendi. 1.3 milyon Clubhouse kullanıcısının kişisel verileri bir hacker forumunda yayınlandı.


    Cyber News’in haberine göre, 1.3 milyon Clubhouse kullanıcısının kişisel verileri popüler bir hacker forumunda yayınlandı. Clubhouse kullanıcılarının sızdırılan verileri arasında isimleri, sosyal medya profilleri ve diğer detaylar yer alıyor.

    IntSights’ta analist olarak çalışan Paul Prudhomme’un Insider’a verdiği görüşte ifşa edilen verilerin önemli olduğunu, çünkü kötü niyetli insanların bu bilgileri şirketlere saldırmak için kullanabileceğini söyledi.

    2020 yılından beri kullanılan ve sadece iOS işletim sistemli cihazlarda çalışan platform, anlık sesli içerik paylaşımı ile son dönemin en çok konuşulan alanlarından biriydi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • “Mars’ta medeniyet kurmanın ilk adımı”

    “Mars’ta medeniyet kurmanın ilk adımı”


    NASA ve SpaceX ortaklığında, Falcon-9 roketi ile uzaya fırlatılan Crew Dragon isimli uzay aracı ISS Uzay Üssü’ne kenetlendi. Türkiye saati ile 17.16’da kenetlenmeyi başaran Crew Dragon, böylece bu işlemi planlanandan 12 dakika erken başarmış oldu. Söz konusu uzay aracı ile ISS’e giden ABD’li astronotlar Doug Hurley ve Bob Behnken’in burada Rus kozmonotlarla birlikte, önümüzdeki dört ay boyunca bilimsel çalışmalar yapması planlanıyor.

    Uzay araştırmalarında bir ilk

    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Cumartesi günü, ülke tarihinde ilk kez NASA (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) ile özel bir şirketin (SpaceX) ortaklığında insanlı bir roket uzaya gönderilmişti. NASA tarafından yapılan açıklamada, ünlü ABD’li girişimci Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX ile gerçekleştirilen ortaklık, Amerikan uzay araştırmaları tarihinde “çok önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirildi.

    ABD Başkanı Donald Trump da, iki astronotu taşıyan Falcon-9 roketinin fırlatılış anını yerinde izlemişti. Fırlatmanın yapıldığı Florida eyaletindeki Kennedy Uzay Merkezi, 1969 yılında dünyanın uydusu Ay’a gönderilen ilk uzay aracının da fırlatıldığı yer olması bakımından Amerikan uzay araştırmaları tarihi için çok önemli bir yere sahip.

     ABD Başkanı Donald Trump (sağda( ve Yardımcısı Mike Pence Falcon-9 roketinin fırlatılışını Florida’daki NASA üssünde izledi

    NASA Başkanı Jim Bridenstine, fırlatmanın ardından yaptığı açıklamada, “muhteşem bir gün” yaşadıklarını ancak asıl kutlamanın, astronotların sağlıklı bir şekilde dünyaya dönmelerinin ardından yapılacağını ifade etmişti.

    SpaceX’in sahibi Elon Musk ise “olağanüstü duygular” yaşadığını belirterek, Falcon-9’un başarısının 18 yıllık emeğin ardından gerçekleştiğini ve bunun “Mars’ta medeniyet kurmanın ilk adımı olduğunu umut ettiğini’’ dile getirmişti.

    Rus meslektaşlardan tebrik mesajı

    Falcon-9’un başarılı bir şekilde uzaya gönderilmesinin ardından SpaceX’i tebrik eden kurumlardan biri de Rusya Uzay Araştırmaları Kurumu Roskosmos’un Başkanı Sergey Krikalev oldu. Krikalev yayınladığı video mesajında, “Amerikalı meslektaşlarımızı selamlıyorum” diyerek, Amerikan misyonunun uluslararası uzay araştırmalarının tamamına yarayacak fırsatlar yaratacağına inandığını dile getirdi.

    NASA’nın 2011 yılında uzaya insanlı araç gönderme programını durdurmasının ardından Amerikalı astronotlar Rus Soyuz kapsülü ile yolculuk etmeye başlamıştı. Falcon-9’un fırlatılışı ile dokuz yıl aranın ardından ilk kez ABD’den uzaya insanlı bir roket yollanmış oldu.

    Elon Musk’ın çarpıcı öyküsü

    Uzaya roket gönderen ilk özel şirket olan SpaceX’in kurucusu ve sahibi Elon Musk, dünyanın en önemli girişimcilerinden biri. PayPal ve Tesla gibi şirketlerin de kurucuları arasında yer alan Musk, 2002 yılında, o ana de biriktirdiği yüzlerce milyon dolarlık serveti ile, henüz 31 yaşında iken SpaceX’i kurmuştu.

     2006 ve 2008 yıllarında uzaya araç gönderme girişimleri başarısız olan SpaceX, 28 Eylül 2008’de ilk kez dünya yörüngesine insansız bir roket göndermeyi başarmıştı. 2012’de ISS Uzay Üssü’ne yine insansız bir araçla iaşe gönderen SpaceX, bu alanda da ilk özel şirket olma niteliğini kazanmıştı.

    SpaceX’in ürettiği roketlerin en önemli özelliğinden biri de, dünyaya dönerek bir platform üzerine iniş yapabilmeleri. Bu sayede şirket, roketleri yeniden kullanarak çok önemli miktarda tasarruf sağlayabilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Facebook, şirketin ismini ‘Meta’ olarak değiştirdi

    Facebook, şirketin ismini ‘Meta’ olarak değiştirdi



    Facebook’un kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg, şirketin isminin Meta olarak değiştirileceğini duyurdu.

    Zuckerberg, yaptığı yazılı açıklamayla köklü bir değişiklik yaptıklarını, söz konusu değişikliğin farklı uygulamaları ve teknolojileri tek bir yeni marka altında bir araya getireceğini aktardı.

    Yeni ismin şirketin metaverse yatırımını yansıttığını belirten Zuckerberg, yeni platformun daha sürükleyici olacağını, insanların sadece ona bakmakla kalmayıp deneyimin içinde olacağı somut bir internet olacağını söyledi.

    Zuckerberg, “Buna metaverse diyoruz ve ürettiğimiz her ürüne dokunacak” dedi.

    İnsanların metaverse’de hayal edebileceği her şeyi yapabileceğini ifade eden Zuckerberg, “Bu gelecekte, işe gidip gelmeden ofise, arkadaşlarınızla bir konsere veya ebeveyninizin oturma odasına anında bir hologram olarak ışınlanabileceksiniz” diye konuştu.

    Zuckerberg, farklı bir yaklaşım benimsemeye çalıştıklarını, hizmetlerinin mümkün olduğu kadar çok insan tarafından erişilebilir olmasını istediklerini, bunun da daha az maliyetli hale getirmek için çalışmak anlamına geldiğini dile getirdi.

    Mark Zuckerberg, “Umudumuz, önümüzdeki on yıl içinde metaverse milyarlarca insana ulaşması, yüz milyarlarca dolarlık dijital ticarete ev sahipliği yapması ve milyonlarca yaratıcı ve geliştiricinin işlerini desteklemesi” ifadelerini kullandı.

    Facebook markasının tek bir ürünle sıkı bir şekilde bağlantılı olduğuna işaret eden Zuckerberg, bugün bile şirketin yaptığı her şeyi temsil etmesinin mümkün olmadığını belirtti.

    Zuckerberg, “Umarım zamanla bir metaverse şirketi olarak görülürüz. Çalışmalarımızı ve kimliğimizi, inşa ettiğimiz şeye bağlamak istiyorum” dedi.

    Metaverse’in hem sosyal deneyimleri hem de gelecekteki teknolojiyi kapsadığını söyleyen Zuckerberg, markanın yeni adının “Meta” olduğunu açıkladı.

    Zuckerberg, “Şu andan itibaren, Facebook değil, metaverse öncelikli olacağız” şeklinde konuştu.

    Facebook’un New York borsasındaki hisselerinin ise 1 Aralık itibarıyla “MVRS” kodu altında işlem görmeye başlayacağı belirtildi. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 50 yıldır çözülemeyen matematik problemi çözüldü

    50 yıldır çözülemeyen matematik problemi çözüldü


    ABD’de bir doktora öğrencisi, 50 yıldır çözülemeyen bir matematik problemini, bir haftadan kısa sürede, boş zamanlarında çalışarak çözdü.

    BBC Türkçe’nin haberine göre, Lisa Piccirillo, Conway Düğümü problemini ele aldığında Teksas Üniversitesi’nde doktora öğrenimi görüyordu. Kendisi de bir matematikçi olan üniversitedeki profesörü Cameron Gordon ile konuşurken, gayet rahat bir şekilde hesaplamalarından bahsetti.

    Piccirillo bilim haberleri sitesi Quanta’ya yaptığı açıklamada “Birden ‘Neden daha çok heyecan duymuyorsun’ diye bağırmaya başladı. Çılgına dönmüştü” dedi.

    Conway Düğümü problemi, 1970’te İngiliz matematikçi John Horton Conway tarafından gündeme getirilmişi, ancak Piccirillo problemi ilk olarak 2018’de katıldığı bir seminerde duydu. Piccirillo’nun çalışması, geçtiğimiz aylarda Annals of Mathematics adlı bir bilim dergisinde yayımlandı ve problemi çözmesinin ardından Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) öğretim üyeliği görevine getirildi.

    Universidad Autónoma de Madrid ‘de (UAM) araştırmacılık yapan ve İspahya Matematik Bilimleri Enstitüsü’nün bir üyesi olan Javier Aramayona “Conway Düğümü problemi çok uzun süredir çözülemedi ve çok sayıda parlak matematikçi, bu problemi ele alıp, çözmeyi başaramadı” dedi.

    BİR MATEMATİK DÜĞÜMÜ NEDİR?

    Matematik düğümleri, matematiğin topoloji adı verilen çok belirli bir alanının konusu. Temel olarak, topoloji çalışmaları, nesnelerin kırılmadan deforme olduklarında, büküldüklerinde ve gerildiklerinde nasıl davrandıklarını inceleniyor.

    Düğüm teorisi de topolojinin bir kolu. Gerçek yaşamdan örnekler vermek gerekirse, bir matematik düğümünün uçları birleşiyor. En basit düğümse halka şeklinde ve çözülemiyor. Ancak düğüm, kendi üzerinden geçtiği yerler çoğaldıkça daha da karmaşıklaşıyor.

    Seville Üniversitesi Matematik Enstitüsü’nden Marithania Silvero “Sezgisel fikir, bir ipi hayal etmek. Düğüm teorisi bu ip üzerindeki deformasyonlar üzerine çalışır. Bir başka deyişle, bu ipi nasıl eğebileceğimize, bükebileceğimize, katlayabileceğimize, gerebileceğimize bakarız. Ama bu ipi kesemeyiz. Bu yasaktır” diye anlatıyor. Topolojinin bilimin bazı alanlarında önemli uygulamaları var ve bilim insanları tarafından ekonomi piyasalarının davranışları ve DNA moleküllerinin şekilleri gibi çok farklı konularda kullanıldı.

    CONWAY’İN DÜĞÜMÜ

    Düğüm probleminin ardındaki isim, John Horton Conway, Nisan ayında, 82 yaşındayken Covid-19’dan öldü. Liverpool doğumlu akademisyen, Cambridge ve Princeton gibi prestijli üniversitelerde çalışmış, üretken, etkili ve karizmatik bir matematikçiydi.

    Peki bir doktora öğrencisi, Conway’in ünlü problemini nasıl bu kadar çabuk çözebildi?

    Piccirillo, 11 farklı geçişi ve bükümü olan Conway Düğümü problemine, üzerinde çalışması biraz daha az karmaşık olan ve “kardeş düğüm” diye bilinen benzer bir versiyonunu yaparak yaklaştı. Bu düğüm üzerinde çalışıp, çözdükten sonra, bulgularını Conway’in düğümü üzerinde uyguladı. Quanta’ya konuşan Piccirillo, “Gündüz üzerinde çalışmadım, çünkü gerçek matematik olarak görmüyordum. Daha çok bir ev ödevim gibi bakıyordum ve ben de eve gidip, ödevimi yaptım” dedi.

    ABD’nin en kırsal eyaleti Maine’de dünyaya gelen Piccirillo, Boston College’ta matematik eğitimi gördü. 2013’te üniversite öğrencisiyken, Ulusal Bilim Vakfı’ndan daha ileri düzeyde eğitim alabilmek için bir burs kazandı.

    Piccrillo’nun profesörlerinden Elisenda Grigbsy, Boston College gazetesine yaptığı açıklamada “Başladığında, düğüm teorisinde ve doğrusal cebirin ötesinde bir eğitimi yoktu” dedi, “Ama bir hafta içinde çok sayıda doktora öğrencisinin zorlandığı denklemlerde başarılıydı.”

    Piccirillo’nun Conway’in düğümünü başarıyla “çözmesi” bir cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğu matematik alanında, daha çok kadının çalışmasına ilham verebilir.

    ABD Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göre, ülkede “matematik ve bilgisayar alanlarında çalışanların” sadece yüzde 26’sı kadın.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NYT: Koronavirüs aşı deneyi, felce yol açan Transvers Miyelit hastalığına neden oldu

    NYT: Koronavirüs aşı deneyi, felce yol açan Transvers Miyelit hastalığına neden oldu


    AstraZeneca, bir denekte “açıklanamayan” bir hastalığın görülmesinin ardından Koronavirüs aşısıyla ilgili tüm klinik denemelerini durdurduğunu açıkladı. Firma, hastalığın ne olduğu hususunda bilgi vermedi.

    New York Times’ın deney sürecine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberinde, bu hastalığın omurilik iltihaplanması olarak bilinen ve nörolojik bozukluklarla kendini gösteren ‘Transvers Miyelit’ olduğu yazıldı.

    Haberde, hastalığın AstraZeneca aşısıyla bağlantısının kesin olmadığı belirtilirken, Astra Zeneca’nın yorum yapmayı reddettiği söylendi. AstraZeneca’nın deneylerine maddi kaynak sağlayan ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri de sorulara yanıt vermekten kaçındı.

    AstraZeneca tarafından yapılan ilk açıklamada şu sözlere yer verildi:

    “Bu, klinik denemelerde potansiyel olarak açıklanamayan bir hastalık yaşandığında yapılan rutin bir hamledir. Büyük deneylerde, hasbelkader hastalıklar ortaya çıkacaktır fakat bunların dikkatli bir biçimde incelenebilmesi içintek tek değerlendirilmesi gerekir.”

    Harvard Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Profesör Michael Gibson, aşıda taşıyıcı olarak “şempanze adenovirüsü”nün kullanıldığını ve genelde zararsız olsa da bunun hastalığa neden olmuş olabileceği bilgisini paylaştı.

    Gibson bir sonraki tweet’inde şunları söyledi:

    “Not edilmelidir ki, her aşının testi farklıdır. Bu güvenlik incelemesi sadece AstraZeneca’ya uygulanıyor ve geçici bir durdurma. Vakanın aşıdan kaynaklı olduğu kesin değil. Aşılardan birinin başarıya ulaşacağı konusunda hâlâ iyimserim.”

    Harvard Ünversitesi’nden Prof. Gökhan Hotamışlıgil de bu gelişmeyi “Bence bir uyarı olması açısından olumlu bile olabilir, tüm programları biraz daha dikkatli olmaya teşvik edecektir” sözleriyle yorumladı. Hotamışlıgil şöyle yazdı:

    “AstraZeneca Covid-19 aşı çalışması bazı henüz açıklanmayan yan etkiler nedeni ile durakladı. Bu klinik çalışmaların bu fazında sık rastlanan ve ayrınılı değerlendirme yapılabilmesi için uygulanan bir tedbir. Umarım ciddi bir problem çıkmaz.”

    “Bu aslında rutin bir durum. Tabi şu anki koşullarda çok olumsuz algılanıyor. Bence bir uyarı olması açısından olumlu bile olabilir, tüm programları biraz daha dikkatli olmaya teşvik edecektir. Çok sayıda farklı program var, benim kanaatim mutlaka bazıları başarılı olacaktır.”

    Avrupa ve ABD’deki 9 büyük aşı geliştirici kurum Salı günü ortak bir açıklama yapmış, aşı deneylerindeki bilimsel güvenlik ve fayda standartlarını, pandemiyi savuşturma meselesinin aciliyetine rağmen üst seviyede tutacaklarına dair bir taahhütte bulunmuşlardı. 

    Siyasi baskılarla aceleye getirilmesinden endişelenilen koronavirüs aşısı çalışmalarıyla ilgili böyle bir ortak taahhüt verilmesini AstraZeneca da “tarihi” olarak nitelemişti. Oxford Üniversitesi’yle birlikte yapılan çalışmalar, başarıya ulaşmasına en çok ihtimal verilenler arasındaydı.

    AstraZeneca’nın yanı sıra, koronavirüs aşısı için çalışmalar yapan ve “taahhüt veren” 8 büyük şirket daha bulunuyor: Moderna, Pfizer, Johnson & Johnson, Merck & Co, GlaxoSmithKline, Novavax Inc, Sanofi ve BioNTech.

    Bu şirketlerin çalışmalarıyla ilgili bir durdurma kararı bulunmuyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pinterest de Türkiye’ye temsilci atama kararı aldı

    Pinterest de Türkiye’ye temsilci atama kararı aldı



    Görsel paylaşım sitesi olarak faaliyet gösteren Pinterest, Türkiye’ye temsilci atama kararı aldı.

    AA’nın aktardığına göre, Türkiye’de günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı son sosyal ağ sağlayıcısı olan ABD merkezli Pinterest de Türkiye’ye temsilci atayacağını duyurdu.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, “Yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılardan temsilci atayacağını bildirmeyen kalmadı” dedi.

    Türkiye’de 1 Ekim 2020’de yürürlüğe giren İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, Türkiye’de temsilci atamayan sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik ‘reklam yasağı’ uygulaması, 19 Ocak 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.

    Böylece temsilci atamayan Twitter, Periscope ve Pinterest’e reklam yasağı uygulanmıştı.

    Twitter, daha sonra Türkiye’ye temsilci atayacağını açıkladı. Periscope ise mart ayında dünya genelinde faaliyetlerini durdurma kararı almıştı.

    Pinterest’in de Türkiye’ye temsilci atamasıyla, kanun kapsamında olan ve temsilci atamayan herhangi bir sosyal medya şirketi kalmadı.

    Facebook, Twitter, YouTube, TikTok ve Dailymotion gibi platformlar da Türkiye’ye temsilci atayacaklarını duyurmuşlardı.

    5 AŞAMALI YAPTIRIM

    Yasaya göre Türkiye’de temsilci bulundurmayan sosyal ağ sağlayıcılarına 5 aşamalı yaptırım uygulanıyor.

    İlk aşamada 10 milyon TL, bir ay sonra 30 milyon TL idari para cezaları kesiliyor. Üçüncü aşamada üç aylık reklam yasağı uygulanıyor.

    Bu süreçte de temsilci atanmazsa sosyal ağ sağlayıcısının bant genişliği önce yüzde 50, daha sonra yüzde 90 daraltılıyor. Bu durumda söz konusu ağlara erişim kısıtlanmış oluyor.

    Temsilci atamayı zorunlu kılan uygulama, muhalefet tarafından sansürü artıracağı gerekçesiyle eleştirilmişti.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Batı taklitçiliği

    Batı taklitçiliği


    AKP adına başkanları Erdoğan milli eğitimi Batı taklitçiliği ile suçladı.

    Başta adının milli olması,  eğitim sistemimizin pek savunulacak yanı olmasa da biz onun Batı taklitçiliğinden ne anladığını biliyoruz.

    O Batı’nın sadece emperyalist ekonomi-politik geleneği değil; içinde bilimden, felsefe ve edebiyata Akdeniz’in batı tarafında üretilmiş her şey var. Bu dünyada Copernicus’un gök bilimi, Newton ve Einstein’ın fiziğinden, Lavasier’in kimyasından, Darwin’in türlerin çeşitlenme kuramından, Machiavelli’nin siyaset biliminden, Freud’un psikolojisinden, Durkheim, Marx ve Weber’in sosyolojilerinden, Descartes, Spinoza Leipniz, Kant, Hegel felsefelerinden, Shakespeare’nin, Goethe, Dostoyevski’nin metinlerinden asgari düzeyde haberdar olunmadan nasıl var olunabilir?

    Tabii Akdeniz’in batı tarafının ortaçağ ertesi kültürü, aynı sırada doğusunda Arapça üzerinden yeşermiş kültürü perdelememeli.

    Batı’nın fazlalığı bu holistik kültürü dünyaya taşırken benimsenebilir kılmış olmasındadır.

    Ama siyasal-islamın bünyesinde yetişmiş olanlar, hele ki, imam-hatiplerde eğitilmişlerse genellikle böyle anakroniktir. Yine Erdoğan’ın ağzından “Koskoca adam olmuş, ölü yıkamayı bile bilmiyor!” lafını da işitmiştik.

    Oysa günümüzün vazgeçilmez bilgisi derinlemesine değilse de hala o Batı zannettikleri bilimlerin tortusudur.  

    Galileo Galilei

    Ortaçağ’da ölü yıkamayı cenaze ve Cuma namazı kılmayı bilmemek mahcup olunacak şeylermiş. Onların yerini tüm dünyada ötekiler alalı çok oldu. Ölü yıkama, bazen yakınlarının da katılımıyla morg kurumundaki uzmanlaşmış personelin işi oldu. Cenaze ritüelinde de çoğumuz içeride namaza durmayıp, cami avlusunda yakınlarına eşlik etmekle yetiniyoruz.   

    Sosyal medyada dolaşan bir kayıtta bir hocanın “Şu ilacı alıp iyileştim demek Tanrı’nın inkârıdır. İyileştiren ilaç değil Allah’tır” diyen bir vaazı dolaştı. Biyoloji, farmakoloji gibi bilim alanlarından haberdar birinin gözünde mahcup olunacak şey bu ifadedir. Zaten ciddiye alınarak değil, espri niyetine dolaştırılıyordu.

    Erdoğan’ın, yine döviz kurunun yükseldiği bir zamanda, “Biz de dolar, euro yerine altına geçeriz, görürler” sözleri de seküler dünyanın kurallarıyla uzlaşamamanın ifadesiydi.

    İmam-hatipler, bugünün vazgeçilmezi seküler dünyaya yabancılaştırdığı için sorunlular.  

    Bir problem de seküler eğitimin alternatifine dönüştürülme eğilimi: modern dünyada uzmanlığa dönüşmüş bir zanaat kolu olarak namaz kıldırırken vaaz veren imamlığı bütün topluma yaygınlaştırma eğilimleri nedeniyle: Bütün toplumu imam olmaya hazırlayan bir sistem düşünülemez. Tıpkı marangozluk ya da berberliğe yöneltmenin de düşünülemeyeceği gibi. Zaten bütün toplumu istihdam edecek sayıda cami de düşünülemez.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***