Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir. Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.
Bolu’da, 78 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin soruşturmada tutuklanan Grand Kartal Otel’in sahibi Halit Ergül’ün eşi ve aynı zamanda otelin ortağı Emine Murtezaoğlu Ergül hakkında yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.
Kartalkaya’da bulunan Grand Kartal Otel’de 21 Ocak gecesi çıkan yangında 78 kişi hayatını kaybetti. Yangın soruşturması kapsamında gözaltına alınan 30 kişiden, aralarında otelin sahibi Halit Ergül, genel müdürü Emir Aras, itfaiyeden sorumlu Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun‘un da bulunduğu 19 şüpheli tutuklandı. 8 şüpheli adli kontrolle serbest kalırken 1 şüpheli ise savcılık ifadesi sonrası serbest bırakıldı.
Soruşturma kapsamında dün Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli ve Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, jandarma tarafından gözaltına alındı. Şüphelilerin sorgularının sürdüğü belirtildi.
DHA’da yer alan habere göre; tutuklu bulunan Halit Ergül’ün eşi ve aynı zamanda Grand Kartal A.Ş.’nin hissedarı olan Emine Murtezaoğlu Ergül için savcılık tarafından adli kontrol tedbiri olarak yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.
Türkiye’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden biri olan Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de, 21 Ocak’ta sabaha karşı çıkan yangında çoğu çocuk 78 kişi hayatını kaybetti, 51 kişi yaralandı. Soruşturma kapsamında 28 kişi gözaltına alındı, 19 kişi tutuklandı. Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun, itfaiye personeli İrfan Acar, otel sahibi Halit Ergül, otel müdürü Zeki Yılmaz, otelin muhasebe müdürü Kadir Özdemir, aşçı Faysal Yaver, elektrikçi Hüseyin Özer ve mutfak çalışanları Yusuf Karahanlı, Fidan Kurç ile Mehmet Gündüz tutuklandı. İş güvenliği uzmanı E.K. ile otelin 78 yaşındaki mimarı Ali B. de serbest bırakıldı. Ayrıca Ergül’ün diğer oteli Gazelle Resort & Spa Otel Müdürü Ahmet Demir ve 6 kişi daha tutuklandı.
CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke partisinin Cumhurbaşkanı adayı belirleme tartışmalarına ilişkin, “Ön seçim demokratik bir araç. Demokrasiyi yok eden bir iktidar karşısında demokrasiyi icra eden bir siyasi partiyiz. Yarın hemen seçim dediğimizde, seçim talep ettiğimizde hazırlığımızı yapmamız, adayı belirlememiz doğal sonuçtur” dedi.
Ekonomi alanında uzman Dr. Böke, CHP’nin siyasi stratejisini “değişim” diye yola çıktıklarından bugüne “iktidar olacağız” hedefiyle yürüttüklerini açıklayarak, “ön seçim” kararıyla da iktidar için hazırlık çalışmasına giriştiklerini vurguladı.
VOA Türkçe’nin de aralarında bulunduğu bir grup gazeteciye açıklamalarda bulunan Böke, CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş arasında gerilim nedeni olabileceği tartışılan “ön seçim” kararındaki gerekçeyi anlattı.
Böke, VOA Türkçe Ankara muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu’nun sorularını yanıtladı.
“Hazırlıklıyız”
Böke, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın İmamoğlu veya Yavaş’ın aday olmasını siyasi yasak veya görevden alma gibi hamlelerle engelleyebileceği iddialarıyla ilgili “Erdoğan hukuku ve her şeyi araçsallaştırmış vaziyette. Bu gerçeği bilmeden siyaset yapmak mümkün değil” diyerek “Hazırlıklıyız” mesajını verdi.
CHP Parti Meclisi’nin (PM) gelecek hafta başında “ön seçim” gündemiyle toplanacağını söyleyen Böke, Şubat, Mart ve Nisan aylarındaki üç aylık hazırlık süreciyle birlikte Türkiye’nin 81 ilinde Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için CHP’nin sandık kuracağına işaret etti.
CHP PM’nin sandık takvimi ve işleyiş kurallarına karar vereceğini kaydeden Böke, Özel’in halka parti üyesi olma çağrısı yapması üzerine 1,6 milyon üyesi olan CHP’nin son bir hafta içerisinde 40 bin yeni üyesi olduğunu ve üye sayında daha fazla artış beklendiğini kaydetti.
“Erdoğan oyun kurabiliyor diye geriye çekilip elimizi kolumuzu bağlayacak, oturacak halimiz olabilir mi?”
“Erdoğan’ın CHP’nin aday tercihine müdahale edebileceği” iddialarına ilişkin ise Böke, sadece Erdoğan’ın değil CHP’nin oyun kurma, siyaset yapma beceresine sahip olduğunu söyledi.
Böke, “Erdoğan oyun kurabiliyor diye geriye çekilip elimizi kolumuzu bağlayacak, oturacak halimiz olabilir mi? Biz niye kendi kurultayımızda CHP’yi yönetmeye dair bir iddia koyduk? Çünkü oyun kurucu olmak istiyoruz. Nitekim oyun kuruyoruz. Bakınız Cumhurbaşkanı’nı seçeceğiz diyorum kendi adayımız için. Çünkü biz iktidar oyunu kuruyoruz. Burada Erdoğan’ın da kenardan izlemeyeceğini söylememe gerek yok zaten. Bir siyasetçi aldığı her tavırda başka siyasetçiler ve kendisine siyaseten rekabet edenler tarafından dinamik bir şekilde adım atılacağını öngörür, bilir, düşünür. Ama ana ekseni o değildir. Ana ekseni iktidar olmak için oyun kurması aslında siyasi strateji belirlemesi demeliyiz. Nitekim onu yapıyoruz” ifadesini kullandı.
Son günlerdeki bazı gözaltıları anımsatan Böke, “76 yaşındaki Nermin K.’nın sekiz gün gözaltında tutulması, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın altı gündür tutuklu olması, Zafer Partisi Ümit Özdağ’ın 20 Ocak’tan beri tutuklu olması gibi başlıklara bakıldığında bir kuşatma yaşanıyor” görüşünü aktardı.
“Bu kuşatma CHP’ye yönelik değil tüm topluma yönelik yaşanıyor”
“Bu kuşatma CHP’ye yönelik değil tüm topluma yönelik yaşanıyor” diyen Böke, şunları söyledi:
“Sadece basın ve ifade özgürlüğü haklarını kullanmalarından kaynaklı hiçbir yurttaşımız hapse atılmamalı. Bunun için de bu iktidarın değişmesi gerekiyor. Asgari ücretle açlık sınırında kalmamamız için, yoksulluk içerisinde ölmememiz, gençlerimizin yarına dair umutsuz bırakılmaması için bu sandığın gelmesi gerekiyor. Bu kendisi zaten kendi başına bir iddia. Biz o sandığı getirmekte kararlıyız, nokta. Bu anlattığım ‘ön seçim’ dahil olmak üzere attığımız adımlara inanıyorum. Çünkü size kendi fikrimi veyahut da partideki bir kişiye ait görüşü paylaşmıyorum. Bir ortak akıl üretmiş olan CHP’nin iddiasını paylaşıyorum. Onun için de bendeki özgüven ve pozitivizm bir Polyannacılık veyahut da altı boş bir siyasi retorik değil. Ve halen birinci partiyiz. Ez cümle biz halkı kuşattığı gerçeğinden hareketle halkın iktidarını kurabilmek için bir siyaset kuruyoruz.”
“Toplumsal ittifakı siyasete taşıma sorumluluğunu kendimizde görüyoruz”
“CHP’nin Mayıs 2023’teki süreçten farklı olarak tek başına Cumhurbaşkanı adayı açıklaması kararıyla seçimde yüzde 51’lik desteği nasıl sağlayacağı” sorusu üzerine Böke, “CHP, kendi dışındaki bütün demokratlara ‘Türkiye ittifakı kuralım’ diyerek yerel seçimlerde birinci parti olmuştur. Bu parti birlikten güç doğacak gerçeğinden bir siyaset kuruyor. Biz tüm demokratlara, hangi etnik ve siyasi görüşe sahip olursa olsun eğer demokrasi talep ediyorsa, demokrat olduğunu düşünüyorsa herkese CHP’de buluşma çağrısı yapıyoruz” yanıtını verdi.
Böke, CHP’nin ‘ön seçim’ ile yüzde 51’lik oy alabilecek bir isim yerine kendi siyasi çizgisindeki bir ismi aday belirleyeceği görüşü kapsamında Yavaş yerine İmamoğlu’nun adaylığının kesin olduğu iddiasını ise eleştirdi.
CHP Genel Sekreteri olarak her ikisi de CHP’li olan başkanlar üzerinden yorum yapmayacağını söyleyen Böke, “Biz bu iktidar karşısında iktidarı değiştirmek için hali hazırda örneğin yerel seçimlerde yapılan toplumsal ittifakı siyasete taşıma sorumluluğunu kendimizde görüyoruz. Bizim üyemiz iktidar olmak istiyor. İktidar olmak için toplumun tercihleriyle kendi tercihlerini buluşturması gerektiğini de biliyor. Aksi yönde seçim yapacağını söylemek bizim üyemize haksızlık olur. Bizim 1,6 milyon üyemiz, seçmenimiz oy kullanacak ama tüm üyelerimiz bu toplum içinde yaşıyor. Ön seçim sonuçları, kamuoyu araştırmalarıyla neredeyse yüzde 100 örtüşüyor. Bizim üyemiz toplumsal dinamikleri içselleştirmiş ve onun için de çok kararlı. Dolayısıyla sandık kurulacak ve üyelerimiz sandığa gidecek” diye konuştu.
“İmamoğlu da Yavaş da CHP’nin bir neferi, aramızda toz zerresi ayrılığı yok”
CHP’nin “ön seçim” kararıyla ilgili Yavaş’ın “seçim tarihi belli değil, erken” eleştirisine karşılık İmamoğlu’nun destek vermesiyle ortaya çıkan görüş ayrılığı sorusu üzerine ise Böke, CHP’nin demokrasiyi hayata geçirme isteğinde olduğunu ve bu konuda hiçbir görüş ayrılığı olmadığını söyledi.
Böke, “Bugün ismi geçen İmamoğlu’nun da Yavaş’ın da bu iktidar değişmeli diyen CHP’nin bir neferi olduğunu unutmayalım. Biz aynı hedef için mücadele veriyoruz. Aramızda toz zerresi kadar ayrılık yoktur. Birleşilen ortak akıl iktidarı değiştirme iddiasıdır. Onun için kamuoyu bu fikir tartışmalarını bir ayrılık olarak görüyorsa yanılgı olur. Bazı cümleler üzerinden büyük fikir ayrılıkları varmış gibi gösterilmesine karşıyız. Bu parti kararlarını kurullarında alır. Bu partide mücadele veren herkesin çok net bir iktidar iddiası ve hedefi var. Hep birlikte iktidar olmak istiyoruz. İktidara yolculuğu tarif ederken farklı yöntemleri tartışmak demokrasinin ta kendisidir. Fikirler birbiriyle tartışır ve ortak akılda birleşilir” diye konuştu.
Böke, halkın yüzde 61,5 oranla yani neredeyse üçte iki oranında güçlü destekle CHP Lideri Özel’in erken seçim talebine katıldığını belirterek, keza “ön seçim” kararıyla ilgili de hem CHP’liler hem de diğer partilerden seçmenlerce olumlu bakış olduğunu anketlerde gördüklerini kaydetti.
“Biz bir ekibiz”
Aday gösterilmemesi durumunda Yavaş’ın partiden ayrılacağı gibi iddialara da isim üzerinden yanıt vermeyeceğini belirten Böke, CHP’de olası muhalif görüşler nedeniyle partide bölünme iddiasına karşı çıktı.
Böke, “Partidekiler ayrılır mı, birbirinden kopar mı? Bu parti bırakın kendi içindeki yol arkadaşlarının ayrışmasını, kendi dışındaki bütün demokratlara Türkiye ittifakını kuralım demiş ve bunun siyasetini yaparak birinci parti olmuş bir parti. Yani seçim olduğunda ise bir yol arkadaşımız Cumhurbaşkanı olacak. Başka yol arkadaşlarımız Meclis’te bizleri temsil edecek. Başka yol arkadaşlarımız belediyede temsil edecek. Başka yol arkadaşlarımız genel merkezi yönetecek. Biz bir ekibiz ve bu toplum diyor ki ben bu ekibi iktidara getirmek istiyorum” diye ekledi.
Aydın’ın Nazilli ilçesinde, Kuva-yi Milliye kahramanlarından Demirci Mehmet Efe, 64’üncü ölüm yıl dönümünde mezarı başında anıldı.
Milli mücadele kahramanı Demirci Mehmet Efe’nin ölümünün 64’üncü ölüm yılı nedeniyle anma töreni düzenledi. Demirci Mehmet Efe’nin Eğriboyun Mezarlığı’ndaki kabri başındaki anma törenine Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, Nazilli İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ahmet Refik Özsoy, Nazilli İlçe Emniyet Müdürü Şafak Yıldırım, Demirci Mehmet Efe’nin torunları ve diğer yakınları ile ‘Demirci Mehmet Efe’ kitabının yazarı İbrahim Kiraz katıldı. Demirci Mehmet Efe’nin mezarı başında önce Kur’an-ı Kerim okunup, dua edildi. Ardından mezarına çiçekler bırakıldı.
Daha sonra bir konuşma yapan Yazar İbrahim Kiraz, Demirci Mehmet Efe’nin, kurtuluş mücadelesinde ve birçok isyanın bastırılmasında üstün hizmet göstermiş, madalya ve övgülere layık görülmüş bir kahraman olduğunu söyledi.
Kiraz, “Demirci Mehmet Efemizi bir kez daha saygıyla ve gururla anıyoruz. Kendisi ve daha ismini sayamadığımız pek çok efemiz memleketimiz için çok ciddi hizmetlerde bulunmuştur. Memleketin Yunan işgalinden kurtuluşunda terlerini, kanlarını, canlarını ortaya koymuşlar. Hepsinden Allah razı olsun, emeklerinden dolayı katkılarından dolayı, vatanın kurtarılmasında gösterdikleri fedakarlıklarından dolayı. Bizlerde inşallah onlara layık olmak için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Onların o günkü emekleriyle yaptıkları fedakarlıklar ile biz bu günleri yasayabiliyoruz. Allah onlardan binlerce kez razı olsun. Ruhlarının şad mekanlarının cennet olsun. Allah bizlere bir daha o acıları yaşatmasın” dedi. (DHA)
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), 6 şubat depremlerinin ardından mevcut durum ve gelişim önerilerine ilişkin “Afet Bölgesi Mevcut Durum Değerlendirmesi ve Gelişim Önerileri Raporu”nu yayınladı. Raporda; ”Tarım arazilerinin konut alanı olarak kullanımı ve hak kayıpları gibi çevresel ve ekonomik riskler öne çıkmıştır. Veri ve bilgi eksiklikleri belirsizliklere neden olmakta, koordinasyon eksiklikleri ve merkezi idarenin yerel aktörlerle iletişim sorunları normalleşme algısını zedelemektedir. İmar affı ve tasarruf tedbirleri toparlanmayı zorlaştırmakta, yeterli iş birliği sağlanamaması iyileştirme süreçlerini zorlaştırmaktadır” denildi.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 2 yıl geçti. TBB, afet bölgesindeki mevcut durumu değerlendiren ve gelişim önerilerini içeren kapsamlı bir rapor hazırladı. 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 18 ayın ardından kentlerin mevcut durumu, toplum ve insan refahı, belediyeler ve genel kamu yönetimi ile paydaş ilişkileri gibi birçok ana konunun incelendiği “6 Şubat Bölgesi Mevcut Durum Değerlendirmesi ve Gelişim Önerileri Raporu”nda afet risk yönetimi sürecinde merkezi planlamaların bölgenin ihtiyaçlarını yeterince yansıtamadığının altı çizildi. Raporda, şu tespitler yer aldı:
”Tarım arazilerinin konut alanı olarak kullanımı ve hak kayıpları gibi çevresel ve ekonomik riskler öne çıkmıştır. Veri ve bilgi eksiklikleri belirsizliklere neden olmakta, koordinasyon eksiklikleri ve merkezi idarenin yerel aktörlerle iletişim sorunları normalleşme algısını zedelemektedir. İmar affı ve tasarruf tedbirleri toparlanmayı zorlaştırmakta, yeterli iş birliği sağlanamaması iyileştirme süreçlerini zorlaştırmaktadır.”
Depremden en çok hasar alan bölgelerde afetin etkilerinin halen hissedildiğine dikkati çekilen raporda, ”Bu felaketin Türkiye ekonomisine yükünün yaklaşık 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) olduğu tahmin edilmektedir. Strateji ve Bütçe Başkanlığının (SBB) raporuna göre, ekonomik kayıpların en büyük kısmı, konut hasarlarıyla ilgili olup, toplamı 1.073,9 milyar TL (56,9 milyar dolar) olarak belirlenmiştir. Kamu altyapısı ve hizmet binalarındaki yıkım ise 242,5 milyar TL (12,9 milyar dolar) zarara neden olmuştur. Ayrıca, özel sektör, imalat sanayii, enerji, haberleşme, turizm, sağlık ve eğitim gibi alanlarda ciddi hasarlar meydana gelmiş ve bu sektörlerdeki kayıplar 222,4 milyar TL (11,8 milyar dolar) olarak hesaplanmıştır” denildi.
“Deprem sonrası harcamalar 950 milyar TL’ye ulaştı”
Şubat 2024 tarihi itibarıyla konteyner kentlerde 691 bin 959 kişi yaşadığı belirtilen raporda TOKİ tarafından 11 ilde toplam 45 bin 901 konut inşa edilmesi planlandığı aktarıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Ocak 2024 itibarıyla açıkladığı verilere göre, deprem sonrası harcamaların yaklaşık 950 milyar TL’ye ulaştığı ifade edilen raporda, şöyle denildi:
”Bölgenin yeniden inşa süreci uzun vadeli bir planlamayı gerektirirken, TOKİ ve diğer ilgili kuruluşlar tarafından yürütülen konut inşa projeleri kapsamında, 2025 yılı 4 sonuna kadar tüm kalıcı konutların tamamlanması hedeflenmektedir. Ocak 2024 itibarıyla, 46 bin kalıcı konut sahiplerine teslim edilmiş, her ay 25-30 bin konutun tamamlanması planlanmıştır. Deprem bölgesinde inşa edilen konutlar ve ticari alanlar için ise merkezi bütçeden 811 milyar TL tahsis edilmiştir. Ayrıca, Dünya Bankası tarafından finanse edilen acil inşa projeleri kapsamında hak sahiplerine yönelik konut yapım çalışmaları devam etmektedir.”
“Hukuki durumları zarar görmesin diye bu şehirlere ikamet değişikliği yapmıyorlar”
Merkezi planlamaların, bölgenin ihtiyaçlarını yeterince yansıtamadığı vurgulanan TBB raporunda, bölgede tarım arazilerinin konut alanı olarak kullanımı ve hak kayıpları gibi çevresel ve ekonomik risklerin öne çıktığı kaydedildi. Yapılan toplantı ve ziyaretlerde TBB heyetine en çok iletilen hususlardan birinin “hak sahiplerinin hukuki durumları hakkında yeterince bilgilendirilmediği” olduğu ifade edilen raporda, “Öyle ki hak sahipleri başka şehirlere taşınmış olsalar bile, hukuki durumları zarar görmesin diye bu şehirlere ikamet değişikliği yapmıyorlar. Bu durum, deprem nedeniyle göç alan belediyelerin resmi nüfusundan çok daha fazlasına hizmet sunmasına neden olurken bu belediyelerin aynı oranda gelirlerinin artmamış olması kamu hizmetlerinde aksamaya neden olabilmektedir” denildi. Raporda, iyileştirme süreçlerinden sorumlu kurum ve kuruluşların birbirinden farklı bilgiler paylaşıyor olmasının vatandaşları ümitsizliğe ve belirsizliğe sevk ettiği vurgulandı.
“İmar affının çıkarılacağı ve yapılarının yasal zemine kavuşacağı inancı hakim”
Ayrıca kalıcı konutların teslim edilmeye başlandığı yerlerde alt yapının aynı hızla ilerlemediği aktarılan raporda, “Konutlar hak sahiplerine teslim edilse bile kullanmanın mümkün olmadığı bildirilmektedir” denildi. Deprem sonrası kaçak yapılaşmanın arttığına da değinilen raporda, “Söz konusu yapıların sahiplerinde, bir gün elbet imar affının çıkarılacağı ve yapılarının yasal zemine kavuşacağı inancı hakimdir” değerlendirmesine yer verildi.
“Depremzede belediyeler için mücbir sebep süresinin uzatılması gerekmektedir”
Deprem bölgesinde gerçekleştirilecek birçok faaliyetin, tasarruf tedbirleri ile ilgili genelge hükümlerine takıldığına dikkat çekilen raporda, ”Depremden doğrudan etkilenmemiş belediyelerin deprem bölgesine yapacağı harcamalar da kısıtlamaya maruz kalmaktadır. Belediyelerin deprem bölgesine yapacağı harcamaların Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nin kapsamı dışına çıkarılması, depremzede belediyeler için mücbir sebep süresinin uzatılması gerekmektedir” görüşü savunuldu. (ANKA)
İstanbul’da kara para akladığı öne sürülen şüphelilere yönelik İstanbul merkezli 12 ilde operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınanların sayısı 40’a yükseldi. Şüphelilerin suç gelirlerinden elde edilen paralarla aldığı 125 milyar lira değerindeki araçlar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’nde sergilendi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ve MASAK tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, kentte farklı suçlardan elde edilen paraları, paravan şirketler üzerinden aklayan şüphelilere yönelik çalışma başlatıldı.
Yapılan çalışmalarda şüphelilerin Kapalıçarşı’da değerli madenler ve döviz alım satımı yapan 8 şirketin altında kurulan 93 paravan şirket olduğu tespit edildi. Bu şirketlerin suç örgütleri tarafından nitelikli dolandırıcılık ve sanal kumardan elde edilen suç gelirlerini, yasal bankacılık sistemine entegre ettiği ve kara para akladığı belirlendi. Şüphelilerin bu yolla 9 milyar liralık yasadışı para dolaşımına ulaştığı da tespit edildi. Yürütülen soruşturma kapsamında kimlikleri tespit edilen şüpheliler arasında Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faik Özbey‘in de bulunduğu belirlendi.
12 ilde operasyon
Çalışmaların ardından şüphelilere yönelik İstanbul merkezli 12 ilde düzenlenen operasyonda gözaltı sayısı 40’a yükseldi.Şüphelilerin suç gelirlerinden elde ettiği değerlendirilen değeri 125 milyon lira olan 10 araçla, 4’ü zırlı toplam 30 araç, 6 tarla, 2 arsa, 1 dükkan, 8 daireye de el konuldu. El konulan araçlar emniyette sergilendi. (DHA)
6 Şubat 2023’deki depremin en çok etkilediği kentlerden biri olan Adıyaman’da yaşayan genç piyanist Dicle Hayat Dağdeviren, yaralı kurtulduğu evinin enkazından çıkan kırık piyanosuyla yeniden hayata tutunmaya çalışıyor.
Kahramanmaraş merkezli, 11 ilde etkisini hissettiren ve 50 binden fazla insanın ölümüne neden olan deprem felaketinin üzerinden iki yıl geçti. Yıkıcı depremde yakınlarını kaybedenler bir yandan yeni hayatlarına alışmaya çalışırken diğer yandan da yaşadıkları travmaları atlatmaya çabalıyor.
Adıyaman’da yaşayan 16 yaşındaki Dicle Hayat Dağdeviren, 6 Şubat depremine ailesiyle birlikte yakalandı. Depremin ilk anında çöken evlerinin enkazından babasıyla birlikte yaralı kurtuldu. Annesi ve erkek kardeşinin cansız bedenlerine ise ancak üç gün sonra ulaşılabildi.
Müzik tutkusuyla büyüyen ve çocukluğundan beri piyano çalan Dicle’nin, hastanede geçirdiği iki aylık zorlu tedavi sürecinin ardından ayağa kalktığında ilk sorduğu şey piyanosu oldu.
Kırık piyanonun yeniden çalıştığını duyduğunda gözyaşlarına hakim olamadığını söyleyen Dicle, acılarını ve umutlarını notalara dökerek hayata yeniden tutundu.
“Annem ve kardeşimin cenazeleri üç gün sonra çıkarılabildi”
Aylar sonra kızının yeniden ayağa kalktığını gören baba Mehmet Dağdeviren, evlerinin enkazında kalan piyanonun parçalarını tek tek bulup birleştirdi.
Kırık piyanonun yeniden çalıştığını duyduğunda gözyaşlarına hakim olamadığını söyleyen Dicle, acılarını ve umutlarını notalara dökerek hayata yeniden tutundu. Besteleri ve çaldığı melodilerle hem kendi ruhunu iyileştirdi hem de yaşadığı büyük kayıplara rağmen umudun asla kaybolmadığını gösterdi.
Adıyaman’da yaşayan 16 yaşındaki Dicle Hayat Dağdeviren, 6 Şubat depremine ailesiyle birlikte yakalandı.
VOA Türkçe’ye konuşan 16 yaşındaki piyanist Dicle Hayat Dağdeviren, enkaz altında kaldığı anlardaki zorluktan bahsederken, “Sanki ince bir ipin üzerindeyiz ve bir tarafımız hayatta kalmakken diğer tarafımız ölüm” ifadelerini kullandı.
Dicle Dağdeviren 6 Şubat gecesiyle ilgili şunları anlattı:
“O gece ailecek sanki vedalaşmaya hazırlanıyor gibiydi, normalden farklı bir durum yaşıyorduk. Sabaha karşı deprem olduğu zaman her zamanki gibi duracak sandım. Çünkü zaman zaman deprem oluyordu ama aniden şiddetlenince babam beni yatağın yanına koydu ve üzerime kapandı. Sarsıntı tam duruyorken evimiz yıkıldı. Enkaz altında kalmak anlatamayacağım bir duygu. Bir süre sonra insanların seslerini duymaya başladım, daha sonra itfaiye sesi geldi. Birbirine karışan bütün seslerin arasında annemin bana seslenmesini duydum. Daha sonra beni ve babamı enkazdan çıkardılar ama maalesef annem ve kardeşimin cenazeleri üç gün sonra çıkarılabildi.”
Aylar sonra kızının yeniden ayağa kalktığını gören baba Mehmet Dağdeviren, evlerinin enkazında kalan piyanonun parçalarını tek tek bulup birleştirdi.
“Babam piyanomu çıkardığında enkazdan bir arkadaşım çıkmış gibi mutlu oldum”
Enkazdan çıkan piyanosuyla travmalarını iyileştirmeye çalıştığını ifade eden genç piyanist, şunları söyledi:
“Benim için hastanede geçirdiğim o iki aylık süreç çok zordu. Ayağa kalkamıyordum, bir daha yürüyemeyeceğimi düşünüyordum. Bir labirentte kaybolduğumu hissediyordum. Ben hastanede yatarken babam da enkazdan eşyaları çıkarmakla uğraşıyordu. Babam enkazdan piyanomu çıkardığını ve çalıştığını söylediğinde enkazdan bir arkadaşım çıkmış gibi mutlu oldum. Yapboz gibi biraraya getirdiğimiz piyanom şu anda ayakta durabiliyor. Kendi bestelerimi oluşturup hayatımın geri kalanına müzikle devam etmek istiyorum. Bu alanda kendimi mutlu hissediyorum, o yüzden kendimi bu alanda geliştirip en iyisi olmaya çalışacağım.”
Dağdeviren, 6 Şubat depreminde annesi ve kardeşini kaybetmiş.
6 Şubat 2023 depremlerinden en çok etkilenen kentlerden Adıyaman’da 30 binden fazla bina yerle bir olurken, resmi rakamlara göre 8 bin 387 kişi hayatını kaybetti.
Ankara’nın Keçiören ilçesinde 2023’ten bu yana aralıklarla meydana gelen heyelanlar, bazı mahalle sakinlerini tedirgin ediyor.
Kanuni Mahallesi Şehit Uğur Akgündüz ve 930. sokak çevresinde meydana gelen heyelanlar sonucunda, riskli 9 bina boşaltıldı. Geçen yıl bu binaların yıkılmasının ardından, bölgede zemin iyileştirme çalışmaları başlatıldı.
Risk altında olduklarını öne süren mahalle sakinleri, yetkililerden alanda yapılan çalışmaların bir an önce bitirilmesini talep ediyor.
“Evlerimizde güvenle oturmak istiyoruz”
Mahalle sakinlerinden Esra Karabacak, bölgede hala heyelanların sürdüğünü anlatarak, “12 bina heyelan yüzünden risk altında. Karşı bölgede bir çalışma yapılıyor ancak çatlaklar ve yarıklar burada devam ediyor. Bir an önce bu sıkıntımızın giderilmesini ve çalışmaların daha da hızlanarak ve bilinçli şekilde yapılmasını istiyoruz. Evlerimizde güvenle oturmak istiyoruz.” dedi.
Vatandaşlardan Sibel Yarıtaş ise “Huzurlu uyku uyumak istiyoruz. Sabahlara kadar komşularımızı düşünüyoruz. Hep kapılarda, camlarda, balkonlardayız. Bir an önce çalışmanın hızlanmasını istiyoruz.” diye konuştu.
Bölgede ikamet eden Davut Aydoğdu da “Yetkililerden sadece çalışmayı sıkılaştırmasını istiyoruz.” ifadesini kullandı. (AA)
Mezuniyet töreninde, kılıç çatarak ”Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atıkları için ihraç edilen beş teğmenle ilgili YDK kararının gerekçesi tebliğ edildi. CHP ise teğmenlerin tazminatını üstlenme kararı aldı.30 Ağustos 2024’teki Kara Harp Okulu resmi mezuniyet töreni sonrasında kılıç çatarak, ”Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atmalarının ardından haklarında disiplin soruşturması başlatılan beş teğmen, ”Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ayırma” cezası istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilmiş ve dokuz üyeli YDK’nın beş üyesinin oy çokluğuyla aldığı kararla TSK’dan ihraç edilmişlerdi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun beş teğmen için verdiği, “Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası”nın gerekçesi teğmenlere yazılı olarak tebliğ edildi.
ANKA Haber Ajansı’nın ulaştığı 47 sayfalık gerekçede, teğmenlerin, yemine ilişkin metnin okunmasını daha önceden planlandığının anlaşıldığı, disiplin amirleri tarafından talep reddedilmesine rağmen, tören sonrası dahi olsa emirlerin hilafında, Türk Silahlı Kuvvetleri”nin itibarının millet nezdinde zedelendiği öne sürüldü. Ayrıca teğmenlerin, TSK’yı tartışılır hale getirerek, “toplumda ayrışmaya sebep oldukları” ve “ordunun vatan millet Atatürk’e olan sevgisinden hiç şüphe duymayan millet nezdinde yıpranmasına neden oldukları” belirtildi.
“Toplumda ayrışma yaratıldı”
Teğmenlerin eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, toplumda ayrışma yaratan bir sonuca neden olduğu ifade edilen gerekçede, Ebru Eroğlu’nun, andın değiştirilmesine yönelik düzenlemeyi protesto etmek yönünde planlama yaparak, yönergeden kaldırılan andın okunmasında öncü rol oynadığı aktarıldı.
Gerekçe metninin devamında şu ifadeler yer aldı:
“Somut olayın her biri tek tek değerlendirildiğinde TSK ve Harp Okulları’nın temel değerlerine ilişkin olan fiillerin tören gününden daha önceki günlerden başlayan süreç ve olayın oluş şeklinin toplumda karşıtlık hissi oluşturabilecek, Subay Andı olarak bilinen ve yönergeden kaldırılan andın içeriğindeki değerlerin dışlandığına dair algı yaratacak ve sonuç olarak TSK’nın tartışılmasına neden olabilecek protest bir davranış disiplinsizlik olarak kabul edilecektir. Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığı ifade eden ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sözünü amacı dışında ve karşıtlık içeren protest bir eylemde kullanmak disiplinsizlik olacağı gibi sözün değerini de azaltan bir davranış olacaktır.”
Karar gerekçesinde, “söz konusu eylemin, toplumda asker yemininden vazgeçilmiş gibi TSK’ya olan güveni sarsar bir kanaat oluşmasına sebep olduğu da” savunuldu.
Karşı oy kullanan dört üyenin gerekçesi
Oylamada Kurmay Başkanı dahil karşı oy kullanan dört YDK üyesi de gerekçelerini kaleme aldı. Karşı oy gerekçesinde, 30 Ağustos resmi töreninde de yürürlükteki yönergede yer alan andın okunduğu, resmi tören bitiminde söz konusu andın okunmayacağı yönünde malum ve muayyen hale getirilmiş hizmete ilişkin bir emrin bulunmadığı belirtildi.
“Disiplinsizlik teşkil eden fiil olarak kabul edilemez”
Resmi törenin bitiminde söylenen “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” söylemi ile okunan andın içeriğinin, Anayasa’nın 2. maddesi ile Harp Okulları Kanunu’nun maddeleri dikkate alındığında hukuka aykırılık teşkil etmediği aktarılan karşı oy yazısında, “Bir önceki gece yapılan kutlamada bir kısım Harbiyelilerce söz konusu andın plansız şekilde de olsa okunması hususu birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, personelin eyleminin Devletin ve TSK’nın itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranış veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiil olarak kabul edilemeyeceği ve buna bağlı olarak Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezasını gerektirir ‘Hizmete engel davranışlarda bulunmak’ disiplinsizliğini de oluşturmayacağı” görüşüne yer verildi.
Karşı oy yazısının devamında, “Aksi yöndeki kabulün orantılılık, gereklilik ve elverişlilik alt ilkelerini içeren ‘ölçülülük’ ilkesine uygun olamayacağı gibi hakkaniyete de uygun düşmeyeceği, bu nedenle personel hakkında Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği vicdani kaanatinde olduğumuzdan aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmadık” ifadeleri kullanıldı.
Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TSK’dan ihraç edilen teğmenlerin “Atatürk’e, orduya, bayrağa bağlılıklarını dile getirmek için kılıçlarını çekip Ata’ya, bayrağa, devlete sadakatlarını belirtmek istediğini” ifade ederek “Beş Teğmen ve üç komutan hepimizin onurudur gururudur. Onlar kendilerini hangi mevki makamda görmek istiyorlarsa bunu sağlamak boynumuzun borcudur. İktidar değişene kadar misafir edeceğiz, iktidar değiştikten sonra mümkün olan en kısa sürede teğmenlerimizin hiçbir kayıpları olmadan maddi manevi dönem arkadaşlarından asla geri bırakmadan teğmenlerimizin bu kayıplarını telafi edeceğiz ve şanlı üniformalarına kavuşturacağız” dedi.
Özgür Özel ayrıca, daha önce Tuzla Piyade Okulu’ndan atılan beş teğmenden talep edilen 128’er milyon TL ve yemin töreninden sonra TSK’dan uzaklaştırılan beş teğmenden istenmesi muhtemel tazminatın, CHP milletvekillerinin maaşlarından yapılacak kesintilerle ödeneceğini dile getirdi. Bunu grup toplantısında oylamaya sunan Özel, kararın oy birliği ile kabul edilmesinin ardından, “Teğmenimin yediği ekmek de, yaktığı kurşun da borç bizim borcumuzdur” ifadelesini kullandı.
Suriye’deki geçici Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) yönetiminin Cumhurbaşkanı Muhammed El Colani‘nin Türkiye ziyaretine Alevi demokratik kitle örgütleri tepki gösterdi. Açıklamada, “Onun taktığı kravat elindeki kanı kapatamaz” ifadelerine yer verildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın davetiyle Ankara’ya gelen HTŞ liderliğindeki geçici yönetimin Cumhurbaşkanı olarak ilan edilen Colani, Türkiye’ye geldi.
Colani’nin Türkiye’ye ziyaretine tepki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ortak bir açıklama yayımladı.
Yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Uluslararası çete liderini devlet başkanı statüsü ile karşılamak başta Ortadoğu halkları olmak üzere biz Alevilere de parmak sallamaktır.
AKP’nin 22 yıllık iktidarları döneminde birçok antidemokratik uygulamalarla karşı karşıya bırakıldık. Fakat bu durum hepsini de aşan bir haldir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Dünya’da birçok ülkenin terörist ilan ettiği Colani katildir, teröristtir.
Yargılanması gerekirken onu protokolde karşılamak işlediği suçları aklamaktır.
Onun taktığı kravat elindeki kanı kapatamaz. O, Suriye’de on binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Alevi’nin katilidir. Colani Suriye halklarının katliamından sorumludur. Milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilmesinden sorumludur.”
Suriye geçici yönetimi lideri Colani, ilk kez Türkiye’ye geldi: Colani’yi Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na ait uçak Ankara’ya getirdi
Aksaray’da bir emlakçıda çıkan kavgada Bülent A. (54), kardeşi Mehmet A. (44) ile yeğeni Şevket A.’yı (22) bıçakla yaraladı. Olay yerinden kaçan Bülent A., daha sonra polise teslim oldu. Yaralı yeğen, ambulanstan indirildiği sırada sedye üzerinde “Dükkan bıçakla basılmaz amcacığım. Canımsın, dükkan bıçakla basılmaz. Erkek ol erkek. Seni seviyorum amcam” diyerek seslendi.
Olay, saat 14.00 sıralarında Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ndeki bir emlakçıda meydana geldi. Bülent A. ile kardeşi Mehmet A. ve yeğeni Şevket A. arasında henüz belirlenemeyen nedenle çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Kavgada Bülent A., kardeşi Mehmet A.’yı kasığından, yeğeni Şevket A.’yı karnından bıçakladı.
Bülent A. olay yerinden kaçarak polis ekiplerine teslim oldu. Apartmanda oturanlar, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Baba ve oğul ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Sedyeyle hastaneye götürülen Şevket A., “Amcam bıçakladı bizi. Mevzu çekememezlik. Amcam dükkanımızı bastı” dedi.
Yaralı halde ambulanstan indirilen yeğen Şevket A. sedye üzerinde amcasına, “Dükkan bıçakla basılmaz amcacığım. Canımsın, dükkan bıçakla basılmaz. Erkek ol erkek. Seni seviyorum amcam” diyerek seslendi. Olayla ilgili Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sürüyor. (DHA)