Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir. Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.
Hatay’da 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde yaşamlarını yitirenler için anma programı yapıldı.
Valilik koordinesinde düzenlenen anma etkinliği kapsamında, Vali Mustafa Masatlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, kent protokolü, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar Vali Ürgen Parkı’nda bir araya geldi.
Kalabalık grup, “Sessiz Yürüyüş” adı altında Atatürk Caddesi’nden Cumhuriyet Meydanı’nda yürüdü.
İlk depremin meydana geldiği saat 04.17’de afette yaşamını yitirenler için 65 saniye saygı duruşunda bulunuldu. Bu sırada vatandaşların birçoğunun gözyaşlarını tutamadığı görüldü.
3 semavi dinin temsilcilerinden dua
Anma programı kapsamında, 3 semavi dinin temsilcileri tek tek dua etti.
Daha sonra depremde yaşamını yitirenler anısına Asi Nehri’ne kırmızı karanfil atıldı.
Merkez Defne ilçesinde de belediye ekiplerince Uğur Mumcu Bulvarı’nda “Unutmadık” yazılı platform kuruldu. Burada toplanan kalabalık, kayıplarını andı.
Kur’an-ı Kerim’in okunduğu, duaların edildiği anmada, vatandaşlar dilek fenerleri uçurdu.
Yunus Emre Parkı’nda toplananlar da saat 04.17’yi gösterdiğinde saygı duruşunda bulundu. Katılımcılar daha sonra Asi Nehri’ne karanfil, defne dalları ve reyhan attı.
İskenderun ilçesi Anıt Alanı’nda da 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenler için 04.17’de anma programı yapıldı.
Kaymakamlık koordinesindeki programa katılanlar, depremde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunup, İstiklal Marşı okudu.
Programda, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından 3 semavi dinin temsilcileri tek tek dua etti. (AA)
Kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle Düzce, Niğde, Ordu, Nevşehir, Adana, Sivas, Hakkari, Kayseri, Elazığ, Bolu, Zonguldak, Sakarya, Yozgat, Erzincan, ve Gümüşhane gibi birçok ilde eğitime 6 Şubat Perşembe günü ara verildi. Kamu çalışanlarına idari izinler de verildi.
Ülke genelinde etkili olan kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle bazı illerde eğitim öğretime ara verildi. Meteorolojik verilere göre, yoğun kar yağışı ve buzlanma riski sebebiyle okullar tatil edilirken, kamu çalışanları için de idari izinler verildi.
6 Şubat’ta eğitime ara verilen iller
1 – Düzce: Düzce’de etkili olan kar nedeniyle 6 Şubat Perşembe günü eğitime 1 gün süreyle ara verildi. Tüm resmi, özel eğitim kurumları, rehabilitasyon merkezleri ve Kur’an kurslarında eğitim öğretim durduruldu. Engelli ve hamile kamu personeli, çocuğu kreşe veya anaokuluna giden anneler ile kronik rahatsızlığı bulunan personel idari izinli sayılacak.
2 – Niğde: Niğde’de kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 6 Şubat Perşembe günü eğitime ara verildi. Taşımalı eğitim dahil, tüm okullar ve özel eğitim kursları tatil edildi. Hamile, engelli ve çocuğu kreş veya anaokuluna devam eden kadın personel idari izinli sayılacak.
3 – Ordu: Ordu Valiliği, Aybastı, Gölköy, Gürgentepe, Korgan ve Mesudiye ilçelerinde eğitim öğretime 6 Şubat Perşembe günü ara verileceğini duyurdu. Diğer ilçelerde ise bazı okullar tatil edildi. Engelli ve hamile kamu görevlileri idari izinli sayılacak.
4 – Nevşehir: Nevşehir’de de kar yağışı nedeniyle 6 Şubat Perşembe günü eğitime ara verildi. Tüm resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumlarında eğitim öğretime 1 gün ara verildi. Engelli, hamile, çocuğu kreşe veya anaokuluna devam eden, kronik rahatsızlığı bulunan kamu personeli idari izinli sayılacak.
5 – Adana: Tufanbeyli ilçesinde, kar yağışı nedeniyle taşımalı eğitime 6 Şubat Perşembe günü ara verildi. Kırsal mahallelerden taşımalı eğitimle okula gelen öğrenciler için tatil kararı alındı.
6 – Sivas: Sivas’ta kar yağışı nedeniyle il genelinde okullar tatil edildi. Tüm eğitim kurumlarında eğitime 6 Şubat Perşembe günü ara verildi. Kreşe ve anaokuluna çocuğu giden kadın personel ile engelli, hamile ve kronik rahatsızlığı bulunan kamu çalışanları idari izinli sayılacak.
7 – Hakkari: Hakkari merkez, Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde, yoğun kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime 6 Şubat Perşembe günü ara verildi. Yükseköğretim kurumları, özel kreş ve anaokulları dışında okullar tatil edildi. Hamile ve engelli kamu personeli de idari izinli sayılacak.
8 – Kayseri: Kayseri’de kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 6 Şubat Perşembe günü eğitime ara verildi. Tüm eğitim kurumlarında eğitime ara verilecek ve kamu personeli idari izinli sayılacak.
9 – Gümüşhane: Gümüşhane’de de olumsuz hava koşulları nedeniyle tüm okullar 6 Şubat Perşembe günü tatil edildi. Kamu kurumlarındaki engelli ve hamile personel idari izinli sayılacak.
10 – Elazığ: Elazığ’da kar yağışı nedeniyle 6 Şubat’ta şehir merkezindeki okullarda eğitime bir gün ara verildi. İlçelerdeki tatil kararları ise kaymakamların değerlendirmelerine göre belirlenecek. Ayrıca, engelli çalışanlar ve hamile personel de idari izinli sayılacak. Vali Numan Hatipoğlu, öğrencilere kitap okuma ve depremle ilgili risklere karşı tedbir almayı tavsiye etti.
11 – Bolu: Bolu’da etkili kar yağışı ve buzlanma nedeniyle 6 Şubat’ta resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında eğitime bir gün ara verildi. Ayrıca, hamile, engelli, çocuğu kreş veya anaokuluna devam eden anneler ve kronik rahatsızlığı bulunan kamu personeli de idari izinli sayılacak.
12 – Zonguldak: Zonguldak’ta etkili olan kar yağışı ve buzlanma riski nedeniyle 6 Şubat’ta tüm eğitim kurumlarında eğitime bir gün ara verildi. Ayrıca, hamile, engelli, çocuğu kreşe veya anaokuluna devam eden anneler ve kronik rahatsızlığı bulunan kamu çalışanları idari izinli sayılacak. Vatandaşlar, olumsuz hava koşullarına karşı dikkatli olmaları ve trafiğe çıkmamaları konusunda uyarıldı.
13 – Sakarya: Sakarya’da kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 6 Şubat’ta tüm eğitim kurumlarında eğitime bir gün ara verildi. Ayrıca, hamile, engelli, kronik rahatsızlığı bulunan kamu personeli ve anaokulu ile kreşe çocuğu devam eden kadınlar idari izinli sayılacak.
14 – Yozgat: Yozgat’ta kar ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 6 Şubat’ta il merkezi ve bazı ilçelerdeki tüm eğitim kurumlarında eğitime ara verildi. Ayrıca, hamileler, engelli bireyler, kronik rahatsızlıkları olan kamu görevlileri ve okul öncesi eğitim kurumlarına çocuğu olan anneler de 1 gün idari izinli sayılacak. Valilik, sürücülere zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamalarını tavsiye etti.
15 – Erzincan: Erzincan’da yoğun kar yağışı nedeniyle 6 Şubat’ta kent genelindeki tüm eğitim kurumlarında eğitime 1 gün ara verildi. Karın öğlen saatlerine kadar devam etmesi ve ulaşımda yaşanacak olumsuzluklar göz önünde bulundurularak, hamile ve engelli kamu çalışanları da idari izinli sayılacak.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Diyarbakır’da yıkılan 1’i boş 7 binada 411 kişi hayatını kaybetti, 912 kişi yaralandı. Kent genelinde 5 bin 494 bina ağır, 2 bin 645 bina orta hasar aldı. Bugüne kadar yürütülen çalışmalarda; 4 bin 716 ağır, 929 da orta hasarlı binanın kontrollü yıkımı gerçekleştirildi. Yıkılan 4 bina ile ilgili yargılanan 11 sanığa, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma’ suçlarından hapis cezaları verildi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen Diyarbakır’da yıkılan 1’i boş 7 binada 411 kişi hayatını kaybetti, 912 kişi yaralandı. Kent genelinde 5 bin 494 bina ağır, 2 bin 645 bina orta hasar aldı. Depremin ardından kentte 4 bin 158 çadır dağıtım ve kurulumu yapıldı, AFAD tarafından 619 konteyner konuldu. Kırsal alanlardaysa 515 konteyner kurulumu gerçekleştirildi. Bugüne kadar yürütülen çalışmalarda; 4 bin 716 ağır, 929 da orta hasarlı binanın yıkımı gerçekleştirildi.
9 bin 252 konutun inşası sürüyor
Depremden zarar gören aileler için de merkez Oğlaklı mevkisinde 13 bin 190, diğer ilçelerde 2 bin 861 konut yapımına başlandı. Kırsal mahallelerde 300 betonarme, 821 de hafif çelik olmak üzere toplamda bin 121 konut yapımına başlandı. Hak sahipleri için gerçekleştirilen 6 kurada, Oğlaklı Konutları’nda 6 bin 989, ilçelerden Çermik’te 238, Çüngüş’te 150, Dicle’de 146, Hazro’da 142 olmak üzere toplamda 7 bin 665 konut ile kırsal mahallelerde 255 köy konutunun kura çekimi gerçekleştirildi. Konutlardan 5 bin 255’inin teslimatı yapılırken, 9 bin 252’sinin inşası sürüyor.
Yıkıla 4 bina için yargılanan 11 sanık ceza aldı
Depremde yıkılan binalarla ilgili başlatılan soruşturmada, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan 1 Cumhuriyet Başsavcısı Vekili ile 3 savcı görev aldı. Binalardan Dündar, Galeria Sitesi, Hisami ve Yoldaş apartmanlarına ilişkin yargılanan 11 sanığa, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma’ suçlarından hapis cezaları verildi.
Galeria Sitesi’nde 4 sanığa 17 yıl 6’şar ay hapis
Yenişehir ilçesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki, 89 kişinin hayatını kaybettiği Galeria Sitesi’ne ilişkin tutuklanan müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir ile haklarında yakalama kararı bulunan M.E, H.M.Y. ve İ.H.Y.’nin, 23 Ekim 2023’te Diyarbakır 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarına başlandı. Mahkeme heyeti, 22 Mart 2024’teki duruşmada, oy birliğiyle 4 sanığın ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 17 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmasına hükmetti, haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar M.E., H.M.Y. ve İ.H.Y.’nin dosyalarının ayrılmasını kararlaştırdı. Tutuklu sanık Sedat Eser’in, 14 Ağustos 2024’te kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmesi ile davasının düşmesine karar verildi. Sanık avukatlarının ilk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf başvurusunu değerlendiren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10’uncu Ceza Dairesi, istinafın reddi nedenlerinin bulunmadığını kararlaştırarak, verilen hapis cezalarını hukuka uygun buldu. Sanık avukatları, bu sefer müvekkilleri hakkında verilen cezalar için Yargıtay’a temyiz yoluna gitti.
Dündar Apartmanı’nda 2 sanığa 13 yer 4’er ay hapis
Bağlar ilçesi Şeyh Şamil Mahallesi’nde yıkılan Dündar Apartmanı’nda 37 kişinin hayatını kaybetmesine yönelik tutuklanan müteahhitler İlhami Dündar, Sercan Erbey ile tutuksuz sanık arsa sahibi Seydo Bozkaya, 22 Aralık 2023’te Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, 22 Mart 2024’teki duruşmada oy birliğiyle tutuklu müteahhitler Dündar ve Erbey hakkında ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 13 yıl 4’er ay hapis cezası, tutuksuz sanık Bozkaya’nın da beraatine karar verdi.
Hisami Apartmanı’nda 4 sanığa 17 yıl 6’şar ay hapis cezası
Bağlar ilçesi Mevlana Halit Mahallesi’nde 100 kişinin öldüğü Hisami Apartmanı’na ilişkin tutuklu sanıklar müteahhit Mehmet Ali Korkut, Mehmet Meşe ile arsa sahipleri Nurettin Özcan ve Ahmet Özcan da 18 Ocak 2024’te Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. Mahkeme heyeti, 24 Eylül 2024’teki karar duruşmasında, oy birliğiyle 4 sanığın ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 17 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmasına, sanık Meşe’nin ise sağlık sorunları nedeniyle tahliyesine hükmetti.
Yoldaş Apartmanı’nın mmüteahhitine 16 yıl 3 ay hapis
Bağlar ilçesi 5 Nisan Mahallesi’nde yıkılan Yoldaş Apartmanı’nda 60 kişinin hayatını kaybetmesi sonucu tutuksuz sanık müteahhit Sadullah Yoldaş, 9 Mayıs 2024’te Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. Mahkeme heyeti, 26 Eylül 2024’teki duruşmada oy birliğiyle Yoldaş’ın ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 16 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve tutuklanmasını kararlaştırdı.
Serim-2 Apartmanı davası sürüyor
Bağlar ilçesi Mevlana Halit Mahallesi Tesisler Kavşağı’nda yıkılan ve 77 kişinin yaşamını yitirdiği Serin-2 Apartmanı’na ilişkin de tutuksuz sanıklar müteahhit Hüseyin B., statik proje müellifi Cihan U., statik betonarme projeye onay veren Nasir Ç. ve bina fenni mesulü Ekrem B.’nin, 19 Nisan 2024’te Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarına başlandı. Mahkeme heyeti, 14 Ekim 2024’te dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesine karar vererek, duruşmayı 13 Mart’a erteledi. Davanın iddianamesinde, tutuksuz sanıklardan binanın müteahhidi Hüseyin B., binanın statik proje müellifi Cihan U., statik betonarme projeye onay veren Nasir Ç. ve bina fenni mesulü Ekrem B. hakkında ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.
Sözel Apartmanı’nın müteahhidi, aynı binanın enkazı altındı
Yenişehir ilçesinde 48 kişinin hayatını kaybettiği Sözel Apartmanı’na ilişkin yürütülen soruşturmada, müteahhit Celal İrkören’in de aynı binanın enkazı altında kalarak yaşamını yitirdiği belirlendi. Bunun üzerine soruşturmada takipsizlik kararı verildi. (DHA)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bugün yazdığı iddianameyle İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası istedi.
İmamoğlu, İstanbul Başsavcı Vekili tarafından hazırlanan iddianamede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’le ilgili sözlerinden dolayı, “terörle mücadelede yer almış kişileri hedef göstermek” ve “kamu görevlisine hakaret ve tehdit” etmekle suçlanıyor.
Savcılık, hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nun kamu görevinden men edilmesi ve seçme ile seçilme ehliyetinden yoksun bırakılmasını talep ediyor.
Dört sayfalık iddianame, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirse davaya dönüşecek.
İmamoğlu iddianameye dönüşen konuşmada ne demişti?
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 20 Aralık’ta Kadıköy’de yaptığı konuşmada, CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın’ın gözaltına alındığını öğrenince İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i eleştirmişti.
İmamoğlu, “Başsavcı sana söylüyorum, biz var ya senin evlatlarının bile sana hiçbir faydamız olmaz. Senin zihnin çürümüş de, senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Bunu unutma. Sökeceğiz ki, senin evlatlarının kapısına birileri dayanmasın. Senin evlatlarını sabahın köründe evinden kimse almasın” demişti. Aynı gün başsavcılık, İmamoğlu hakkında soruşturma başlatmıştı.
Avukat Kemal Polat: “İçi boş bir iddianame ve dava olacağını değerlendiriyorum, bir müddet de bununla uğraşacağız”
İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, iddianamenin “içi boş” olduğunu belirterek, sözkonusu belgenin kendilerine bildirilmeden medyaya servis edildiğini söyledi.
Avukat Polat, X hesabından yaptığı açıklamada, “TBB ve İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında iddianame düzenlendiği haberleri bir anda yayıldı. Avukatlar olarak bilgimiz ve erişimimiz olmayan bir iddianamenin varlığı ve/veya mahkemesince kabul edilip edilmeyeceği de belli değilken, haberin servis edilmesi gizliliğin ihlalidir. Bu durum, müştekinin aynı adliyede başsavcı olmasıyla birlikte, adil yargılanma hakkının ihlali olacaktır. İçi boş bir iddianame ile karşı karşıyayız ve bir müddet de bununla uğraşacağız” dedi.
İmamoğlu: “Erdoğan, seçimde milletin önüne mertçe çıkmak yerine, masabaşı oyunlarıyla ayakta kalacağını sanıyor”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz Cuma günü binlerce kişinin destek vermek için geldiği Çağlayan Meydanı’nda yaptığı konuşmada, kendisine yönelik hazırlanan iddianamenin sorumlusunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade etti.
İmamoğlu, X hesabından yaptığı açıklamada, “Başsavcı incindi diye hakkımda hazırlanan iddianameyi, ifademi alan Savcı Bey yerine, incinen başsavcının yardımcısı yazmış. Daha mahkemeye ve avukatlarıma gönderilmeden iktidar medyasına dağıtılan evrak paniklerinin resmidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik eleştirilerini sürdüren İmamoğlu, “Seçimde milletin önüne mertçe çıkmak yerine masa başı oyunlarıyla ayakta kalmaya çalışan Erdoğan, milletin demokrasiye ve seçme hakkına itibar etmeyenlere artık itibar etmeyeceğini unutmasın” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu hangi davalardan yargılanıyor?
İstanbul Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame kabul edilirse, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan dava sayısı üçe yükselecek.
İmamoğlu, 2019 yılında açılan “Ahmak Davası” kapsamında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Dosya, 2 yıldır istinaf mahkemesinde bekliyor; üst mahkeme onama kararı verirse dosya Yargıtay’a gidecek ve Yargıtay’ın kararıyla İmamoğlu “siyasi yasaklı” hale gelebilir.
Bir diğer dava ise İBB Başkanı’nın Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde yapılan bir ihale ile ilgili. Bu davada, İmamoğlu’nun 7 yıl hapis cezası ile yargılandığı belirtiliyor. Dava, 15 Nisan’daki duruşmada savcının esas hakkındaki mütalaasını sunmasıyla devam edecek.
6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 kent, iki yılda 70 binden fazla kez sallandı. Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, “6 Şubat’tan bu yana bölgedeki deprem aktivitesine bakıldığında 70 bini aşkın artçı şok meydana geldi. Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ender görülen olaylardan biri. Son 120-125 yıllık verilere göre, Türkiye’de ortalama 1,5 yılda bir 6’dan büyük deprem meydana geliyor. Mevcut istatistiklere göre, yerini ve zamanını kesin olarak belirleyemesek de büyük bir depremin olma olasılığı her geçen gün artıyor” diyor.
Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bugüne kadar 70 binden fazla sarsıntı kaydedildiğini söyledi.
Özmen, 6 Şubat 2023’te 04.17’de Pazarcık-Kahramanmaraş ve 13.27’de Elbistan-Kahramanmaraş’ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerden etkilenen 11 ilin, 2 yıldaki sismik hareketliliğini değerlendirdi.
Bilim insanlarının bölgeyi yakından takip ettiğini belirten Özmen, “Bölgede çok sayıda artçı şok meydana geldi. Hatta bunların en yakını geçtiğimiz aylarda 5,9 büyüklüğünde Malatya’nın Kale ilçesinde meydana geldi ve küçük çaplı hasarlara da neden oldu. 6 Şubat’tan bu yana bölgedeki deprem aktivitesine bakıldığında 70 bini aşkın artçı şok meydana geldi. Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ender görülen olaylardan biri” diye konuştu.
En fazla sarsıntı Malatya’da
Bölgede meydana gelen artçı depremlerin illere göre dağılımına ilişkin Özmen, 2 senede bölgede en fazla depremin önce Kahramanmaraş’ta sonra Malatya’da meydana geldiğini ifade etti.
Doç. Dr. Özmen, Kahramanmaraş merkezli depremlerde kırılan faylarda uzun yıllar büyük bir deprem beklenmediğini ancak Doğu Anadolu Fayı’nın kırılmayan kesimlerinde riskin devam ettiğini vurguladı.
“Büyük bir depremin olma olasılığı her gün artıyor”
Türkiye’nin genel deprem aktivitesine de değinen Özmen, “Son 120-125 yıllık verilere göre, Türkiye’de ortalama 1,5 yılda bir 6’dan büyük deprem meydana geliyor. Mevcut istatistiklere göre, yerini ve zamanını kesin olarak belirleyemesek de büyük bir depremin olma olasılığı her geçen gün artıyor” dedi.
Özmen, deprem sonrası inşa edilen yapıların güvenliğini sağlamak amacıyla yer seçiminde titizlikle hareket edildiğini, yeni yapıların fay hatlarından uzak, zeminin sıvılaşma ve heyelan riski taşımadığı bölgelere inşa edilmesine özen gösterildiğini söyledi.
Ege Denizi depremleri
Muğla’ya 175 kilometre uzaklıktaki Santorini Adası’nın kuzeyinde “deprem fırtınası” yaşandığını aktaran Özmen, bölgede şu ana kadar 600’den fazla deprem kaydedildiğini söyledi.
Depremlerin 50’den fazlasının büyüklüğünün 4’ün üzerinde olduğunu anımsatan Özmen, “Bilim insanları bu depremlerin bir kısmının tektonik, bir kısmının ise volkanik kökenli olabileceğini değerlendiriyor. Bölgenin tarihine baktığımızda hem volkanik patlamalar hem depremler hem de tsunami riskinin bir arada bulunduğunu görüyoruz” dedi.
Özmen, Santorini Adası’ndaki depremlerin Türkiye’nin kıyı şehirlerini etkileyebileceği hatta tsunami oluşmasına neden olabileceği, bu nedenle de kıyı bölgelerinin teyakkuz halinde olması gerektiği uyarısında bulundu. (AA)
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat’ta hayatını kaybeden yurttaşları anmak için Adıyaman’da Deprem Şehitliğini ziyaret etti. Özel, “10 depremzededen 7’si konteynerda kalıyor hem de söz verdikten bir yıl sonra. O yüzden depremin öncesinde, sırasında ve sonrasında sınıfta kalmış bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi. Ayrıca İktidarın depremzedeye verdiği konut sözünü hatırlatan Özel, “Bir yılda herkes evine kavuşacak dediler ve bunu ana propaganda malzemesi olarak kullanıp oy istediler. Hatta biz ‘ücretsiz deprem konutları’ diyorduk, o ücretli olacak ama ‘onlarınki hayal, bizimki gerçek, bu konutları biz yapabiliriz’ dedi. Deseydin ki, ‘iki yılda ancak yüzde 30’unuza konut veririm, yüzde 70’iniz konteynerda. Bunu bilin, ona göre oy kullanın’. Millet de ona göre oy kullanırdı. Sen sözünü tutmamışsın” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılıç ile birlikte 6 Şubat’ta hayatını kaybeden vatandaşlar için Bahçecik Mahallesi’nde bulunan Deprem Şehitliğini ziyaret etti. Ziyaret sırasında Özel ve beraberindeki ekip mezarlara karanfil bırakıp dua etti. Ziyaretin ardından açıklama yapan ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, şunları söyledi:
“Adıyaman o günlerde depremden çok yoğun etkilenen, sokaklarında adım atmanın mümkün olmadığı, hiçbir arabanın seyir halinde olmadığı bir büyük yıkımı yaşamıştı. İki yıl öncesini hatırladığımızda, gözün gözü görmediği, toz toprak içerisinde, çığlıkların, Türkçe ve Kürtçe ağıtların birbirine karıştığı, gecesi gündüzü olmayan, yasın en yoğun yaşandığı kent olarak hafızalarımda. Buraya geldiğimde, burası adeta acının başkentlerinden bir tanesiydi. Abdurrahman Tutdere’nin yeğenlerini, üç yakınını hep birlikte çıkarıp köylerine defnettiğimizde orada bütün rakamların ve dışarıdan görünen her şeyin ne kadar gerçek dışı olduğunu hepimiz gördük. Kefensiz defnedilen, kurallara rağmen DNA vermenin mümkün olmadığı, sayıların birbirine karıştığı bir büyük acının içindeydik o gün. İki yıl sonra Adıyaman’ı bugün şehitliği ziyaret ederek başladık. Burada 4 binin üzerinde şehit yatıyor. Burada ortak bir proje yürütülüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Adıyaman Belediyesi şehitliği gelecek sene bugünlerde tüm şehitlerin adının duvarda yazıldığı, başkanımızın içine sinen, Adıyaman’a yakışacak bir projeyle buraya kazandıracağız.
“Esas kıymetli olan, o gözyaşını akıtmamak, o Fatiha’nın okunacağı şehitleri vermemektir”
Bugün siyasetin günü değil, acıyı hatırlamanın ve ders almanın günü. Gökan Zeybek, İzmir’de Ege’deki bütün belediye başkanlarımızla, Ege Denizi’ndeki sismik hareketlilikle ilgili görüştü. Devlet maalesef hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor. Uzmanlar, 6’nın üzerinde bir deprem olma ihtimalinden bahsediyorlar ama yetkililer gündelik hayatlarına devam ediyorlar. Deprem sırasında ve sonrasında yapılacaklar kıymetlidir, akan her gözyaşı, okunan her Fatiha kıymetlidir ama esas kıymetli olan o gözyaşını akıtmamak, o Fatiha’nın okunacağı şehitleri vermemektir. Bunun için ben devlet yetkililerine, Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; Yunanistan, adaları boşaltmışken, bilim insanları, basın yaptığımız çalışmaya bu kadar yoğun ilgi gösteriyorsa bu, burada yaşananlardan milletin bir ders aldığı yönündedir. Ama devletin ders almadığını büyük bir üzüntüyle takip ediyoruz. Zaten depremden önce hazırlık olsaydı, resmi rakamlara göre 8 bin, Adıyaman’daki inanca göre 15 binin üzerinde şehidimiz olmazdı. Ama hem Adıyaman’ı ve deprem illerini depreme hazırlamadık, hem depremin olduğu günlerde imdada koşmakta geciktik, orduyu üç gün kışlasında tuttuk, ardından verilen sözler tutulmadı. 100 depremzededen 63 tanesi ya konteynerda ya da gurbette. Oysa ki Sayın Erdoğan, depremin üçüncü gününde bir yıl içinde bütün konutları teslim edeceğiz demişti. Bir yılda yüzde 2,5’ini teslim ettiler. İkinci yıl oldu, maalesef yüzde 30’u noktasındalar. Üçüncü yılda biterse ben memnun olacağım. Sayın Erdoğan bunu bugün bile başarı sayıyor. Verdiğim sözleri tuttum diyor. 10 depremzededen 7’si konteynerda kalıyor hem de söz verdikten bir yıl sonra. O yüzden depremin öncesinde, sırasında ve sonrasında sınıfta kalmış bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunu da burada söylemek durumundayım. Aktif siyasete dair bir şey konuşmanın yeri değil ama bu kadar acının olduğu yerde ve bugün büyük İzmir depremi, Muğla depremi gündemdeyken Ege’de, benim geldiğim topraklarda büyük kayıplar beklenirken geçmişte yapılan hataları, eksiklikleri dile getirmeden olmaz ama teşekkürlerimizi de sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle sınırlı tutmuyoruz. Adıyaman’a ilk günden itibaren bir bardak su yollayandan, buraya elinden geldiğince yardım yapan tüm milletimize, iş adamlarına, AK Partili, MHP’li, DEM Partili yerel yöneticilere, buranın devlet memurlarına, herkese teşekkür ediyoruz. Eksiklikleri ders almak için hatırlatıyorum.”
“Sen sözünü tutmamışsın, bu insanlardan elektrik parası istiyorsun”
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, iki yılda teslim edilmeyen konutlar ve konteynerlerde yaşayan vatandaşlara yardımların yetersizliği oluğunnu söyleyerek şunları söyledi:
“Kötü bir yönetim olduğunu az önce de söyledim. Bir yılda herkes evine kavuşacak dediler ve bunu ana propaganda malzemesi olarak kullanıp oy istediler. Hatta biz ‘ücretsiz deprem konutları’ diyorduk, o ücretli olacak ama ‘onlarınki hayal, bizimki gerçek, bu konutları biz yapabiliriz’ dedi. Sen, vatandaşının canını, malını koruyamamışsın, ortadan kalkınca da faturayı yine vatandaşa kesiyorsun bu doğru değil. Deseydin ki, ‘iki yılda ancak yüzde 30’unuza konut veririm, yüzde 70’iniz konteynerda. Bunu bilin, ona göre oy kullanın’. Millet de ona göre oy kullanırdı. Sen sözünü tutmamışsın, bu insanlardan elektrik parası istiyorsun. ‘Konteynerda çorap satarak geçinen esnaftan vergi alacağım’ diyorsun. Konteynerda bir şeyler örüp geçinmeye çalışan esnaf ablama ‘beyanname ver’ diyorsun. Bunlar kabul edilecek şeyler değil. ‘Ekonomi kötü, yapamayız, vergi lazım’ diyecekler ama bütçeye 700 milyar lira zenginlerin ödemesi gereken verginin alınmaması için ödeneği koyuyorlar. Şuradan güya toplayacğı birkaç milyon verginin peşine düşüyor. Gerçekten bunları anlamak mümkün değil.
“43 zengin müteahhide para var ama Adıyaman’a yok”
Ümit ediyorum Sayın Erdoğan geldiğinde de gazeteci arkadaşlar bunları sorsunlar. ‘Her şeye para buluyorsunuz da Adıyaman esnafının mücbir sebeple vergi muafiyetine ya da konteyner kentin elektriğine niye para bulamıyorsunuz?’ diye bir sormak lazım. Yani beşli çeteye, 43 zengin müteahhide para var ama Adıyaman’a yok. Bunun izahı da yok.”
Özel, depremde kaybolan ve hala bulunamayan vatandaşlarla ilgili soru üzerine ise şunları söyledi:
“Daha biraz önce araçta Abdurrahman Başkan ile onu konuştuk. ‘Depremde resmi kaybımız, şehidimiz 8 bin 700 ama kentteki inanç 20 binin üzerinde’ diyor. Mesela Abdurrahman Başkan’ın üç yakınının enkazdan çıkarılışında birlikte buradaydık, alındı hiçbir kayıt olmadan köye gitti. Köyde 65 kişi mezardaydı. 30-35 mezar da boş, gelecekleri bekliyordu. Buradan alınıp Türkiye’nin dört bir yanında defnedilenler var. Kim yakınını bulabildiyse, adeta sevindi, şükretti. Aldı götürdü, defnetti. Tabii iyi bir afet yönetim programımız olmadığı için oldu. Bu kadar büyük bir afette, bu rakamlarla ilgili bir kötü niyet değil, ama bir eksiklik olduğunu açıkça ifade ediyorlar. İnsanlar öyle inanıyor. Aslında bir kapalı nüfus sayımı yapılmalıydı ve hızla kayda geçirilmeliydi. Türkiye’de hızla yapılacak bir kapalı nüfus sayımı, çok daha sağlıklı rakamlara erişmeyi sağlardı. Orada sorulacak, ‘Depremde yakınınızı kaybettiniz mi? Kaç yakınınızı kaybettiniz? İsimleri nedir? Nereye defnettiniz?’ sorusu, Türkiye’de bu kadar bilinmezliği ortadan kaldırırdı. Maalesef o zaman önerdik, yapmadılar. Gerçek sığınmacı sayısının tespitinde de önerdik biz bunu, yine yapmadılar. Şimdi bile yapılacak bir kapalı nüfus sayımında ki pandemide günlerce içeride kaldık, bir pazar günü devlet memurları ev ev gezer bütün Türkiye’de. Burada da bütün konteynerlerde, ‘Kaç yakınını kaybettin? Adı nedir? Nereye defnettin?’ sorusu çok hızlı şekilde birleştirilir ve gerçek rakamları görürüz, mağdurları görürüz. Bir de onun üzerine kayda geçmemişler ve gerçekten kayıp olanlar var. Halen daha toprak altında, enkaz altında olanlar var. Bunların hepsiyle ilgili mutlaka bilgi sahibi olunur. Burada akılcı davranmak lazım ama maalesef bunu tercih etmiyorlar.” (ANKA)
Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Maraş merkezli depremlerin 2. yılında ‘Türkiye’nin Kentleşme Raporu’nu açıkladı. Raporda, şehirlerin yerel dinamiklere uygun şekilde yeniden tasarlanmasının, sürdürülebilir ve yaşanabilir kentler için kritik olduğu vurgulandı
Kahramanmaraş merkezli depremlerin 2. yılında, Toplum Çalışmaları Enstitüsü konuyu birçok parametreden ele alan kapsamlı bir araştırma yayınladı.
“Türkiye’nin Kentleşme Raporu” isimli raporda, Türkiye’nin 1950’lerde başlayan hızlı kentleşme süreci, plansız yapılaşma ve afet risk yönetimindeki yetersizliklerden kaynaklanan sorunlar ele alındı.
‘Toplumsal katılım sınırlı’
Marmara, Van ve Kahramanmaraş depremleri gibi büyük ölçekli felaketlerin ortaya koyduğu yapısal eksikliklere dikkat çeken çalışma, sorunları kentleşme politikalarının tarihsel gelişimi çerçevesinde inceliyor.
Türkiye’de kentsel planlama anlayışının tarihsel olarak merkeziyetçi ve kısa vadeli çıkarlara odaklı bir modelden öteye geçemediğine değinilen araştırmada, “Bu durum, planlamanın uzun vadeli vizyon eksikliği, yerel dinamiklerin göz ardı edilmesi ve toplumsal katılımın sınırlı olması gibi temel sorunları da beraberinde getirmiştir. Son yıllarda yapılan kentsel dönüşüm projeleri, genellikle rant odaklı yaklaşımlar nedeniyle toplumsal ve çevresel sorunları daha da derinleştirmiştir. Son yıllarda yaşanan depremler, seller gibi felaketler ise bu anlayışın ne denli yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Özellikle yaşanan depremler sonrasında gözlemlenen altyapı çökmeleri, koordine edilmemiş kurtarma çalışmaları ve dayanıksız yapılaşma, yerel dinamikleri yok sayan kapalı planlama uygulamalarının sonucudur. Bu felaket, şehir planlamasında dayanıklılık ve topluluk odaklı yaklaşımların hayati önemini bir kez daha vurgulamıştır” denildi.
Uluslararası deneyimlerin sonucu: Açık Planlama
Uluslararası deneyimlerin, açık planlama anlayışının başarılı uygulamalarını gözler önüne serdiği aktarılan raporda, toplum katılımını merkeze alan, dayanıklılığı ve esnekliği önceliklendiren, aynı zamanda yerel dinamiklere uygun çözümler sunan bu planlama anlayışının, Türk şehirlerinin daha sürdürülebilir, kapsayıcı ve yaşanabilir hale gelmesi için kritik bir adım olacağı vurgulandı.
Planlama süreçlerinin halkın aktif katılımıyla şekillenmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:
“Halkın şehre dair ihtiyaç ve önceliklerini belirleyebileceği platformlar oluşturulmalı ve bu süreçler karar alma mekanizmalarına entegre edilmelidir. Böylece yerel bilgi ve toplumsal ihtiyaçlar, kentsel gelişim projelerine dahil edilerek daha etkili ve kapsayıcı çözümler üretilebilir. Aynı zamanda, kentsel yapılar, hızlı değişen ekonomik, sosyal ve çevresel koşullara uyum sağlayacak şekilde esnek bir yapıda tasarlanmalıdır. Esneklik, farklı ihtiyaçlara cevap verebilmek için çeşitliliği ve yeniliği teşvik ederken; dayanıklılık bu yapıların uzun ömürlü olmasını ve toplumsal krizlere karşı direnç göstermesini sağlar. Bu 2 unsur, şehirlerin hem bugünkü hem de gelecekteki zorluklara karşı hazırlıklı olmasını mümkün kılar. Bunun yanı sıra, uluslararası iyi uygulamalardan öğrenmek ve bu deneyimleri Türkiye’nin yerel dinamiklerine uygun şekilde uyarlamak da önemli bir adımdır. Hollanda, Japonya, Danimarka ve Kolombiya gibi ülkelerdeki başarılı örnekler, sürdürülebilir ve kapsayıcı şehirler inşa etme konusunda ilham verici modeller sunmaktadır. Başka bir ifadeyle planlama süreçlerinin bu ilkeler çerçevesinde yeniden tasarımı, Türk şehirlerinin sadece fiziksel değil, sosyal ve kültürel anlamda da daha yaşanabilir, adil ve kapsayıcı bir yapıya kavuşmasını sağlayacaktır.”
Yasal çerçevenin güncellenmesi şart
Türkiye’de şehirlerin değişen çevresel ve sosyal ihtiyaçlarına yanıt verebilmesi için yasal çerçeve uzun yıllardır imar planları, kentsel dönüşüm yasaları ve büyükşehir belediyelerinin yetkilerinin genişletilmesi gibi düzenlemelerle şekilleniyor. Ancak rapora göre bu düzenlemeler genellikle sürdürülebilirlik, toplumsal katılım ve çevre koruma ilkelerini tam anlamıyla karşılayamıyor, plansız yapılaşma ve kimliksizleşen şehirler gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Rapora göre, söz konusu dönüşüm sürecinde yönetişim ve yasal düzenlemeler de büyük bir öneme sahip. Buna göre şehirlerin geleceğini şekillendiren politikaların, yerel halkın ihtiyaçlarını ve önceliklerini göz önünde bulunduran, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla oluşturulması gerekiyor. (ANKA)
DEM Parti heyeti, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin temas ve açıklamalarıyla başlayan Kürt sorununa ilişkin yeni süreç kapsamında, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeleri Diyarbakır ve Şırnak’ta partililerle tartıştı. Diyarbakır’daki toplantıda, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Öcalan’ın, “İşin asıl sahibi olan halkımızın görüş ve önerilerini bana getirin” dediğini aktardı.
DEM Parti, Öcalan’ın gönderdiği mesajları tartışmak amacıyla düzenlediği ‘Toplumsal Barış ve Özgürlük Buluşmaları’ toplantılarına devam ediyor. Bugün Diyarbakır ve Şırnak’ta yapılan toplantılarda, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yeni süreci değerlendirdi. Bakırhan toplantıların Abdullah Öcalan’ın talebi üzerine yapıldığını belirterek, partililerin görüş ve önerilerinin Öcalan’a iletileceğini söyledi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Öcalan’ın karar vermeden önce halkın görüşlerini almak istediğini belirtti. Bakırhan, Öcalan’ın heyetle yaptığı iki görüşmede, “Asıl bu işin sahibi halkımızdır, halklarımızdır, Amed halkıdır. Bir karar almadan önce halkla konuşun, onların önerilerini ve düşüncelerini alın, bana getirin” dediğini aktardı.
Bakırhan, partilerinin Türkiye’nin dört bir yanında bu buluşmaları düzenleyerek, çıkan düşünceleri Öcalan’a ileteceklerini söyledi.
Öcalan ne mesaj verecek?
Tuncer Bakırhan, Öcalan’ın mesajının içeriğine ilişkin tahminlerde bulunarak, “Biz İmralı’da değiliz, sadece heyetin bize aktardıklarıyla yetiniyoruz” dedi.
Bakırhan, 2013 Newruz’unda Öcalan’ın silahların susması ve fikirlerin konuşması gerektiği çağrısının yapıldığını hatırlatarak, “Şimdi de fikirlerin ve siyasetin ön planda olduğu, çatışma ve şiddetin ortadan kaldırıldığı bir açıklama olacaktır. Bu temelde hukuki ve yasal zemin oluşturulacak” şeklinde konuştu.
Bakırhan, bu sürecin kendileri için önemli ve değerli olduğunu vurguladı.
Bakırhan: “Sayın Öcalan onurlu bir barışın formülünü hazırlıyor”
Tuncer Bakırhan, Öcalan’ın tarihi bir açıklamaya hazırlandığını belirterek, Kürt sorununun çözümü için yalnızca bir çağrı yapılmasının yeterli olmayacağını vurguladı.
Öcalan’ın Kürt meselesinin demokratik çözümü için önemli bir hazırlık yaptığını ve Türkiye’nin demokratikleşmesi, onurlu bir barış için bir formül sunduğunu ifade eden Bakırhan, “Sayın Öcalan yakın zamanda bu sorunun çözümüne dair düşüncelerini ve kamuoyunun beklentilerini açıklayacak” dedi.
“Dünyanın her yerinde bu tür süreçlerde böyle bozucu hareketler hayata geçiriliyor”
Tuncer Bakırhan, çözüm süreci devam ederken kayyum atamalarının sürdüğüne dikkat çekti ve süreci bozmak isteyenlerin olabileceğini belirtti. “Süreci baltalamak isteyen bir akıl her zaman devrede olabilir. Dünyanın her yerinde böyle bozucu hareketler yaşanıyor” diyen Bakırhan, zulme karşı duracaklarını, “kayyumcu anlayışı reddedeceklerini” söyledi.
DEM Parti heyeti, MHP lideri Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan Kürt sorununa ilişkin yeni süreç kapsamında Öcalan’la yapılan görüşmeleri Diyarbakır ve Şırnak’ta partililerle tartıştı.
Öcalan’ın müzakere koşullarını iyileştirmek için birarada olacaklarını vurgulayan Bakırhan, “Demokratik bir sürece evrilmesi için mücadelemizi daha da büyüteceğiz” diye ekledi.
“İktidara ve bu tartışmaları başlatan Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum: Baş müzakereci bir hücrede tutsak edilir mi?”
Tuncer Bakırhan, konuşmasında Öcalan’ın durumuna da değinerek, hükümetin Öcalan’ı baş müzakereci olarak kabul ettiğini savundu.
Bakırhan, “Madem Sayın Öcalan’ı baş müzakereci olarak kabul ettiniz, ama bir hücrede tutuklu olan bir müzakereci nasıl görevini yerine getirecek?” diyerek, Öcalan’ın toplumla bağ kurmasının engellendiğini savundu.
“Toplumdan yalıtılmış, ne düşündüğünü bilemeyen bir insan nasıl müzakere yürütebilir?” diyen Bakırhan, tecridin kaldırılması ve Öcalan’ın düşüncelerini topluma iletmesi için bir yol bulunması gerektiğini söyledi ve “Sayın Öcalan’ın düşüncelerini topluma taşıyacak bir yol bulmanız gerekiyor” dedi.
Erdoğan’a yol haritası çağrısı
Tuncer Bakırhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, Kürt sorununun çözümü için bir yol haritası açıklamasını istedi. Bakırhan, “Bu tarihi fırsat iktidarda, bu fırsatı değerlendirecek olan da iktidardır. Somut adımları atacak kişi de Erdoğan’dır” dedi.
Diyarbakır halkının demokratik bir müzakere ve sürece evrilen bir çözüm istediğini belirten Bakırhan, Erdoğan’a, “Diyarbakır halkı bir yol haritası bekliyor. Bu meselenin demokratik yollarla çözümü için hangi somut adımı atacağınızı merak ediyor” şeklinde çağrıda bulundu.
Kılıçgün Uçar: “Son gelişmeler iktidar için tarihi bir fırsattır”
Şırnak’taki toplantıda konuşan Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt sorununun çözümü için yaşanan gelişmelerin iktidar için tarihi bir fırsat sunduğunu vurguladı.
Öcalan’ın vereceği mesajın merakla beklendiğini belirten Uçar, “Kürt sorununun çözümü gibi önemli bir meseleyi görmezden gelmek kimsenin hakkı değil” dedi.
Yeni dönemde iki seçenek olduğunu söyleyen Uçar, “Ya bu fırsatı değerlendireceğiz ya da acılar yaşamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Uçar, Kürt halkının ve Öcalan’ın bu süreçteki duruşunun net olduğunu belirtti.
Tekirdağ’da darbedilen ve cinsel istismara uğradığı ortaya çıkan Sıla Yeniçeri’nin (2) ölümüne ilişkin davanın ikinci duruşmasında anne Behiye Yeniçeri (30), savunma yaptı. “Parkta düştüğünü biliyorum. Kesinlikle bakım yükümlülüğünü ihmal etmedim” diyen Yeniçeri’nin akıl sağlığının yerinde olduğunun belirtildiği rapor da duruşmada okundu. Savunmaların ardından duruşma, 7 Şubat’a ertelendi.
Malkara ilçesinde yaşayan Bakiye Yeniçeri, kızı Sıla Yeniçeri’yi 2 Ağustos’ta Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdü. Yeniçeri, vücudunda morluklar olan çocuğunun bıraktığı komşusu tarafından düşürüldüğünü ve yaralandığını söyledi. Muayene edilen Sıla Yeniçeri, daha sonra ailesine teslim edilip, evine gönderildi. Aile, 8 Eylül akşamı Sıla Yeniçeri’yi yeniden Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdü. Baygın haldeki Sıla Yeniçeri’yi muayene eden doktorlar, darp izleri ve morlukları görünce durumu polise bildirdi. Durumu ağır olan Sıla Yeniçeri, Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Muayenesinde Sıla Yeniçeri’nin beyin kanaması geçirdiği belirlendi, vücudunda fiziksel şiddete uğradığına yönelik bulgular elde edildi ve ameliyata alındı. Hastane ayrıca Sıla Yeniçeri’den aldığı DNA örneklerini incelenmek üzere Tekirdağ Adli Tıp Kurumu’na gönderdi.
5 şüpheli tutuklandı
Gizlilik kararı verilen soruşturmada, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Bakiye Yeniçeri’nin de aralarında olduğu 5 şüpheliyi gözaltına aldı. Soruşturmada Bakiye Yeniçeri, dini nikahla birlikte yaşadığı Sanlı Ö. (58), komşusu ve çocuklardan K.A.’nın babası Kani A. (33) ile bebeğin bırakıldığı komşunun çocukları G.K. (15) ve K.A. (14) tutuklandı. Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün, 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, Sıla Yeniçeri’nin cinsel istismara uğradığının adli tıp raporlarıyla kesinleştiğini açıkladı. Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’nin çocuk yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Sıla Yeniçeri, 7 Ekim’de 1 aylık yaşam savaşını kaybetti. Tutuklu sanıklardan Kani A., ilerleyen günlerde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.
2 iddianame birleştirildi
Olaya ilişkin soruşturmasını tamamlayan Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakiye Yeniçeri, Sanlı Ö., Kani A. ile G.K. ve K.A. için 2 ayrı iddianame hazırladı. İddianamede anne Bakiye Yeniçeri için ‘İhmali davranışla kasten öldürme’, ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’, ‘Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali’ suçlarından toplam 67 yıl hapis cezası talep edildi. Sanlı Ö. hakkında ‘Suçu bildirmeme, gizleme’ suçundan 1 yıl 6 ay, çocuklardan K.A.’nın babası Kani A. içinse ‘Çocuğun cinsel istismarı’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından 28 yıl 6 ay hapis cezası istendi. Suça sürüklenen çocuklar G.K. ve K.A. için hazırlanan iddianame ise Tekirdağ 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianamede G.K. için ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından toplam 66 yıl, K.A. hakkında da ‘Nitelikli cinsel istismar’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından 48 yıl ile ‘Kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Hazırlanan 2 ayrı iddianame, Tekirdağ 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirildi.
Ölüm sebebi, kafa travmasına bağlı iç kanama
İddianamede, Sıla Yeniçeri’nin İstanbul 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan Adli Tıp mütalaasında, bebeğin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafa içi kanama sonucu meydana geldiğinin bildirildiği belirtilerek, künt kafa travmasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu kaydedildi. Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde düzenlenen bilirkişi raporunda ise cinsel istismara uğradığı belirtildi. Bebeğin vücudunda ısırık izleri bulunduğu, izlerin K.A.’nın DNA profilini içerdiği ifade edildi.
“Bakım yükümlülüğümü ihmal etmedim”
Sıla bebeğin ölümüne ilişkin davaya bugün Tekirdağ 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2’nci duruşma ile devam edildi. Kapalı yapılan duruşmaya; başka dosya kapsamında ‘Müstehcenlik’ suçundan tutuklu bulunan sanık Sanlı Ö. ile tutuksuz sanık Kani A. ile taraf avukatları, TBMM Araştırma Komisyonu’ndan bir avukat, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve Tekirdağ Barosu’ndan da bir avukat gözlemci olarak katıldı. Anne Bakiye Yeniçeri ile suça sürüklenen çocuklar G.K. ve K.A. ise duruşmaya tutuklu bulundukları cezaevlerinden SEGBİS ile bağlandı. Duruşmada, anne Bakiye Yeniçeri’nin akıl sağlığının yerinde olduğu dair rapor okundu. Duruşmada savunmasını yapan anne Yeniçeri, “Parkta düştüğünü biliyorum. Kesinlikle bakım yükümlülüğünü ihmal etmedim” dedi.
Babaanne, sorulara yanıt veremedi
Suça sürüklenen çocuklardan K.A.’nın aynı evde yaşadığı babaannesi Melahat Ç., tanık olarak dinleneceği duruşmaya SEGBİS ile bağlandı. Mahkeme heyetinin sorduğu soruları anlamakta güçlük çeken Melahat Ç., sağlıklı yanıt veremedi. Melahat Ç.’nin sorulara, “Tanımıyorum, bilmiyorum” şeklinde cevap vermesi üzerine, soruları ‘algılama yeteneği olmadığı’ yönünde tutanak tutuldu. Savunmalarından ardından mahkeme heyeti, duruşmayı 7 Şubat’a erteledi.
“En ağır cezayı alsınlar”
Duruşma öncesinde Sıla bebeğin teyzesi Aslı Güler, gazetecilere açıklama yaptı. Güler, “Bugün ikinci duruşma görülecek, öncelikle adaletimize güveniyorum. Biliyorum ki Sıla mezarında rahat uyuyacak, içeridekiler en ağır cezaları alacak. Bizim acımız zaten bize yetiyor, canımız zaten yanmış. Türk adaletine güveniyorum. Dilerim Rabb’imden en ağır cezaları alırlar. Kelimelerin bittiği yerdeyiz. Biliyorsunuz kız kardeşimi de yeni kaybettik, acımız çok büyük, ailemiz paramparça oldu. Bizi bu hale getirenler, en ağır cezayı alsınlar” dedi. (DHA)
Türk Eğitim Derneği (TED), 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde ailesini kaybeden öğrenciler için başlattığı “Kapsamlı Afet Bursu Destek Programı”nı, öğrencilerin eğitim yaşamları boyunca sürdürecek.
TED, depremler sonrası ebeveyn kaybı yaşayan 5-18 yaş aralığındaki 692 öğrenciye desteklerini sürdürüyor. Okul devamlılığının sağlanması ana hedefiyle başlatılan Türk Eğitim Derneği afet bursu programı, öğrenciler için bir hayat desteği sunuyor. Burs, sadece maddi destek sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda öğrencilerin eğitim hayatlarına devam edebilmeleri için psikolojik, sosyal ve akademik yardımları da kapsıyor.
Derneğin uzmanları ve gönüllüleri tarafından saha ve ev ziyaretleri gerçekleştirerek çocukların ihtiyaçları belirlendi. Öncelikli ve en büyük ihtiyaç olan psiko-sosyal destek çalışmaları ile başlayan burs sistemi programı kapsamında öğrencilerin yüzde 94’ü psikolojik destek aldı. İhtiyaç tespit edilen çocuklar ve aileler, Sağlık Bakanlığı’nın destekleri ile uygun görülen travma merkezlerine yönlendirildi. Depremden etkilenen öğrenciler normal hayat akışına dönmeleri ve sosyal ilişkilerini desteklemek amacıyla motivasyon etkinlikleri ve şenlikler düzenlendi. 2024 itibarıyla, TED Üniversitesi Psikoloji Bölümü iş birliğiyle Hatay ilindeki öğrencilere yönelik psikolojik destek çalışmaları da başlatıldı.
Her öğrenci için bireysel destek
Afet Bursu kapsamında, öğrencilerin psikolojik iyi olma halleri desteklenmekte, okul terkinin önlenmesi ve sosyal hayata katılımlarının artırılması hedefleniyor. Saha çalışmaları kapsamında, Türkiye genelinde 257 okul ziyaret edilerek, öğrencilerin durumları takip ediliyor. Sınav gruplarına kaynak kitap desteği sağlanıyor; sınav kaygısı ve zaman yönetimi eğitimi, tercih danışmanlığı veriliyor. Aynı zamanda öğrencilerin dershane ve özel ders ihtiyaçları karşılanıyor. (DHA)