Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • 300 işletmenin 51’i turizm işletme belgesiz, 19’u ruhsatsız çıktı!

    300 işletmenin 51’i turizm işletme belgesiz, 19’u ruhsatsız çıktı!


    Bolu’daki otel yangınının ardından dünyaca ünlü turizm merkezi Trabzon Uzungöl’de denetimler sıklaştırıldı. Denetimlerde, eksiklikleri tespit edilen bazı otel ve pansiyonlar kullanıma kapatıldı. Çaykara Belediye Başkanı Hanefi Tok, “300’e yakın işletmemiz var. Bunların 169 tanesi bakanlık tarafından eksik belgeden ötürü kapatılmak üzere bizlere tebliğ edildi. 70 tanesini kapattık” dedi. Belediye Başkanı Tok, kapatılan otel ve pansiyonlardan 51’inin turizm işletme belgesinin, 19’unun ise hiçbir işletme ruhsatının olmadığını kaydetti. 

    Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de 78 kişinin yaşamını yitirdiği otel yangını sonrası ortaya çıkan denetim ve ihmal tartışmaları, gözleri turizm tesislerine çevirdi. Trabzon’un Çaykara ilçesinde dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl’de yangın güvenliği tedbirleri ve turizm işletimlerinin belgelendirilmesi süreci kapsamında denetimler artırıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bölgedeki 300’e yakın işletmenin 169’unda Turizm İşletme Belgesi olmadığı ve evraklarında eksiklik bulunduğu tespit edildi. Denetimlerde, bölgede faaliyet gösteren otel ve pansiyonlardan 51’inin turizm işletme belgesinin olmadığı, 19 işletmenin ise hiçbir ruhsatsız faaliyet gösterdiği ortaya çıktı. Çaykara Belediyesi ekipleri, söz konusu 70 işletmeyi kullanıma kapattı. Belgelerin tamamlanması ve gerekli inşaat düzenlemelerinin yapılmasının ardından işletmelerin yeniden faaliyete geçeceği belirtildi.

    “Turizm işletme belgesi olmayan 51 otel var”

    Çaykara Belediye Başkanı Hanefi Tok, ilçedeki işletmelerde denetimlerin arttığını belirterek, şu bilgileri paylaştı:

    “Bolu’daki yangın canımızı yaktı. Gönül arzu ederdi ki, hiç olmasaydı. 1 yıldan beri yangın yönetmeliği noktasında, bakanlığın bize vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda denetimlerimizi sıklaştırmıştık ama son yangından sonra daha da sıklaştırdık. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, İtfaiye Daire Başkanlığı, ilçe belediyesi, Çaykara Kaymakamlığı ortak koordineli olarak ruhsatsız işletmeleri 1 hafta önce kapatmaya başladık. Bu kapatma tamamıyla kapatma noktasında değil, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu doğrultusunda; işletme ruhsatı olup, bakanlıktan Turizm İşletme Belgesi almayan otellerimiz ve pansiyonlarımız var. Şu anda 51’e yakın Turizm İşletme Belgesi olmayan otel ve pansiyon var. Bunlar işletme ruhsatı almıştır, turizm işletme belgeleri bakanlıkta bekliyordur. Bakanlıktan geldikten sonra inşallah belgelerini ve işleme ruhsatlarını vermiş olacağız.” 

    “Hiçbir işletme ruhsatı olmayan 19 işletmemiz var”

    Bakanlığın tespit ettiği 169 işletmeden 70’inin eksik belgeden dolayı kapatıldığını aktaran Başkan Tok, kapatılan 19 işletmenin ise hiçbir işletme ruhsatı olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

    “9207 sayılı kanuna göre, hiçbir işletme ruhsatı olmayan, kapatmış olduğumuz 19 tane işletmemiz var. Onların da yapı kayıt belgeleri vardır. Belediyemize başvurdukları takdirde itfaiye yönetmeliğini ve eksikleri tamamlayarak, işletme ruhsatıyla beraber bakanlığa başvurup, Turizm İşletme Belgesi alıp faaliyetlerine başlayacaklar. Bakanlığın bize göndermiş olduğu 169 tane yapı vardı. Onların 70 tanesi bugün itibarıyla kapalı. Bunların yüzde 90’ı işletme belgesi alabilecek durumdadır. Şu anda kış şartları var. Yangın merdiveni, sensörü, yanmaz kapıları gibi inşaat faaliyetlerini devam ettiriyor. Bahar mevsiminin gelmesini de bekliyoruz. 3-4 ay içerisinde eksikleri tamamlayıp, kapatmış olduğumuz tüm işletmelerin belgelerini alıp turizm faaliyetlerine başlamış olacağız. Çaykara’da 300’e yakın işletmemiz var. Bunların 169 tanesi bakanlık tarafından eksik belgeden ötürü kapatılmak üzere bizlere tebliğ edildi. 70 tanesini kapattık. Kapatılan otellerin yüzde 90’ı eksik belgeden dolayı, bir kısmının da Turizm İşletme Belgesi bakanlıkta olduğu için işletme ruhsatı alamamışlardır.” 

    “Küçük tedbirlerle bile büyük önlemler alınabilir”

    Uzungöl Turizmciler Derneği üyesi ve turizmci iş insanı Mehmet İnan da yeni sezona önlemleri artırarak başlayacaklarını söyledi. İnan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Yaklaşık 2-3 senedir Uzungöl’deki işletmeler bakanlığımız ve Büyükşehir Belediyesi tarafından denetleniyor. İşletmeler ivedilikle yangına uygunluk durumu ile ilgili rapor almaya çalışıyor. Bu konuda ciddi bir gayret var. Bazı işletmelerimiz yangın raporlarını yetiştiremedi. Onlar da hızlı bir şekilde bu raporları almaya çalışıyorlar. Uzungöl’de yapı itibarıyla çok katlı binalar yok. Oteller en fazla 3 katlı. Manzarasının güzel olması nedeni ile Uzungöl’de çoğu otelin odasında balkon da var. Yangına uygunluk konusunda küçük tedbirlerle bile büyük önlemler alınabilir. Kalan eksikler de inşallah hızlı bir şekilde tamamlanacaktır. Mühürlenen işletmelerimizde süreç kalıcı değil. İnşallah bütün işletmelerimiz yeni turizm sezonuna açık olacak. İnşallah ülkemizin hiçbir yerinde sorunlar yaşanmaz.” (DHA)

     


  • İstanbul’da berberde sahte içki içen kişi öldü

    İstanbul’da berberde sahte içki içen kişi öldü


    İstanbul Esenyurt’ta, yemek yediği restorandan aldığı sahte içkiyi berberde içen Kazakistanlı Samat İmanbekov, hayatını kaybetti.

    TIKLAYIN – Sahte içki can almaya devam ediyor; bir ayda 103 kişi öldü!

    Olay, 6 Şubat’ta Esenkent Mahallesi’nde bir berberde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; Kazakistanlı Samat İmanbekov, her zaman traş olduğu berbere giderek, burada çalışan Ali Haydar K. ile Adnan B.’yi birlikte yemek yemeye davet etti. 3 arkadaş, yine aynı mahalledeki bir restorana giderek, yemek yiyip alkol tüketti.

    Yemekten sonra kalkan 3 arkadaştan Samat İmanbekov, restorandan daha sonra içmek üzere bir şişe içki satın aldı. İmanbekov, arkadaşlarına ertesi gün tıraş olmak için berbere geleceğini, aldığı içkiyi de burada beraber içebileceklerini söyleyerek ayrıldı.

    Ertesi gün akşam saat 21.00’de yanında içki şişesiyle berbere giden İmanbekov, tıraş olmak istedi. İmanbekov, bu esnada yanında getirdiği içkiden de tüketmeye başladı. Bir süre sonra uykusunun geldiğini söyleyen İmanbekov, yere uzandı. Berberde çalışan ve bir gün önce İmanbekov’la yemek yemeye giden Ali Haydar K. ile Adnan B., adamı uyandırmak istediler, ancak nefes almadığını fark ettiler. Çalışanlar bunun üzerine sağlık ve polis ekiplerine bilgi verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri İmanbekov’un hayatını kaybettiğini belirledi.

    Berber çalışanları Ali Haydar K. ve Adnan B. ifadeleri için karakola götürüldü. 2 kişi, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

    Polis, İmanbekov’un içkiyi satın aldığı restoranın sahibi Burhan S.’yi, ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürdü. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. (DHA)

     


  • Kadıköy bit pazarında bıçaklanarak ağır yaralanmıştı; ünlü İtalyan şefin oğlu Mattia Ahmet Minguzzi hayatını kaybetti

    Kadıköy bit pazarında bıçaklanarak ağır yaralanmıştı; ünlü İtalyan şefin oğlu Mattia Ahmet Minguzzi hayatını kaybetti


    Serbest Görüş Haber Merkezi

    İstanbul Kadıköy’deki bit pazarında bıçaklı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan ünlü İtalyan şef Andrea Minguzzi‘nin 14 yaşındaki oğlu Mattia Ahmet Minguzzi, hayatını kaybetti. 

    Beyoğlu’daki Özel İtalyan Lisesi’nde 8. sınıf öğrencisi olarak eğitim gören ve aynı zamanda İtalyan vatandaşı olan Mattia Ahmet Minguzzi, iki arkadaşıyla birlikte 24 Ocak Cuma günü, kaykay malzemeleri ve giysileri satın almak için Kadıköy Salı Pazarı’nda kurulan bit pazarına gitti. İddiaya göre; arkadaşlarıyla pazarda alışveriş yaptıkları sırada iki çocuk şüpheliden biri Minguzzi’ye laf atınca, sözlü tartışma yaşandı. B.B.(15) ve U.B.(16) isimli iki saldırgan çocuk, Mattia Minguzzi’ye bıçakla saldırdı, yerde tekmeledi. 5 bıçak darbesiyle ağır yaralanan Minguzzi, hastaneye kaldırılarak Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedaviye alındı.

    Zincirlikuyu’daki ünlü bir İtalyan restoranın Executive Şefi Andrea Minguzzi ile çellist Yasemin Akıncılar’ın oğlu olan 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, 15 günlük yaşam mücadelesini kaybederek, bugün hayata veda etti. 

    TIKLAYIN – Kadıköy bit pazarında bıçaklı dehşet: İtalyan Şefin 14 yaşındaki oğlu ağır yaralandı

    TIKLAYIN – Ünlü İtalyan şefin oğlunu Kadıköy bit pazarında ağır yaralayan saldırganın ifadesi: Bıçağı rastgele salladım, ona isabet etti

  • Ankara ile Atina arasında ‘Eurovision’ gerginliği: TRT, Yunanistan şarkısını inceleyecek!

    Ankara ile Atina arasında ‘Eurovision’ gerginliği: TRT, Yunanistan şarkısını inceleyecek!


    Serbest Görüş Dış Haberler

    2025 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Yunanistan’ı temsil edeceği ilân edilen şarkı, Türkiye’de tepkiye neden oldu. Ankara, şarkının “Pontus Olayları”na atıfta bulunduğunu savunurken Atina şarkının belirli bir tarihi olayın altını çizmediğini savunuyor. TRT, şarkıyla ilgili inceleme başlattığını ve söz konusu olaylara atıfta bulunduğu sonucuna ulaşılırsa Eurovision’un resmî makamlarına başvuracağını açıkladı. 

    Yunanistan’ın, İsviçre’nin Basel şehrinde yapılacak olan 69. Eurovision Şarkı Yarışması’na katılacağı şarkı “tarihî göndermeler içerdiği” gerekçesiyle Ankara’nın tepkisini çekti. Türkiye, Klavdia tarafından seslendirilecek “Asteromata” adlı şarkının içeriğinin I. Dünya Savaşı sırasındaki Pontus Olayları’na atıfta bulunduğunu düşünüyor. TRT şikâyetler üzerine şarkının gözden geçirileceğini duyurdu. 

    Yunanistan, I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Pontus Olayları’nı resmen “soykırım” olarak tanıyor. 

    TRT, şarkıda Pontus Olayları’na atıflar içerdiğini resmen tespit ederse Eurovision’dan sorumlu Avrupa Yayın Birliği’ne (EBU) resmî başvuruda bulunacak. 

    Klavdia, Pontus kökenli. “Asteromata”, “Yıldız Gözlü” anlamına geliyor. Şarkıcı, ülkesini temsil edecek şarkının herhangi bir tarihî olaya değil, genel olarak savaş ve çatışmalar nedeniyle vatanlarını terk etmek zorunda kalan herkesten ilham aldığını açıkladı.

    Klavdia, ERT kanalına yaptığı açıklamada, “Benim ailem Pontus kökenli, onlar mülteci ve bu yüzden şarkıyla bağ kuruyorum. Büyükannem bana hikayelerini anlattı, ailesinden bahsetti, o dönem nasıl sürgün edilip Sovyetler Birliği’ne gittiklerini aktardı. Ailem orada doğdu, belirli bir yaşa kadar orada büyüdü ve 1991’de Yunanistan’a dönerek burada yeni bir hayata başladı” dedi. 

    “Asteromata” sözleri 

    “Tatlı annem, benim için ağlama
    Siyah giyseler bile
    bedenimi parçaladım
    Alevler onu yenemez
    Ateşin kırlangıçları
    Denizler geçse de
    Onun için kök salıyorum

    Yıldız gözlü küçüğüm
    Seni öpmek için dön
    Kutsal gözyaşlarında
    Silmek için dudaklarım
    Yıldız gözlü küçüğüm
    Seni yakalama sırası bende
    Unutulmuş kanatlarım
    zar zor dinlenebiliyorum

    Ah yıldızım, hazinem
    Tatlı annem, bana ağlama
    Hayatım bir tekne
    Kim geri dönüş arıyor
    Elbisemi havalandır

    Yıldız gözlü küçüğüm
    Seni yakalama sırası bende
    Unutulmuş kanatlarım
    zar zor dinlenebiliyorum

    Ah yıldızım, hazinem
    Ah yıldızım, hazinem
    yıldızım”

    Pontus Olayları 

    Yunanistan’ın “Rum Kırımı” olarak adlandırdığı Pontus Olayları, I. Dünya Savaşı esnası ve sonrasında yaşandı. Osmanlı topraklarında yaşanan olaylar, Rum nüfusa karşı uygulanan politikaların “soykırım” olarak nitelendirilmesine yol açtı. 

    Karadeniz Bölgesi’nde Rumların bir kısmının Rusya’ya kaçmasıyla sonuçlanan olayların soykırım niteliği taşıyıp taşımadığı konusunda uluslararası anlamda bir fikir birliği bulunmuyor. 

     

  • 33 kişi öldü, 20 kişi yoğun bakımda

    33 kişi öldü, 20 kişi yoğun bakımda


    Ankara Valisi Vasip Şahin, sahte içki kullanımına bağlı olarak 33 kişinin öldüğünü, 20 kişinin yoğun bakımda tedavi altında olduğunu açıkladı.

    Valilikten yapılan açıklamada sahte içki sebebiyle 13 kişinin tutuklandığını söyledi.

    Valilik 4 Şubat’ta yaptığı açıklamada sahte içkiye bağlı ölümlerde artış olduğunu söyleyerek vatandaşları uyarmıştı.

    Vali Şahin açıklamasında sahte içkiyle mücadele amaçlı denetimlerde 62 tonu Düzce’de ve Konya’da ve yaklaşık 40 tonu da Ankara’da olmak üzere 102 ton etil ve metil alkolün ele geçirildiğini söyledi.

    İstanbul’da da Ocak ayında en az 90 kişi sahte içki nedeniyle hastanelere başvurmuş, 38’i hayatını kaybetmişti.

    Sahte alkol kaynaklı ölümlerin çoğu metanol zehirlenmesiyle gerçekleşiyor.

    Metanolün çok düşük oranlarda kullanılması bile kalıcı sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabiliyor.

    BBC Türkçe‘ye konuşan Prof. Dr. Pınar Erkekoğlu, “Sahte dediğimiz alkol metanol içeriyor. Metanol, alkolün yerine kullanılabiliyor ya da içine eklenebiliyor. Bu ekleme sonucunda da belirli toksik etkiler ortaya çıkıyor” diyerek açıklıyor.

    Metanolün, başta kalıcı körlük olmak üzere pek çok toksik etkisi bulunuyor.

    Sahte alkolü ayırt etmek mümkün mü?

    Prof. Erkekoğlu, sahte alkolü kokusundan ya da görüntüsünden ayırt etmenin mümkün olmadığını söylüyor:

    “Metanol, bildiğimiz alkolün yerine kullanabiliyor çünkü daha ucuz, daha kolay bulunuyor ve etanole göre sentezi daha kolay, daha hızlı elde edilebiliyor.”

    “Gözümüzle anlamamız mümkün değil çünkü metanol de etanol de berrak ve renksiz sıvılar.”

    Erkekoğlu’na göre sahte alkolden korunmanın en iyi yolu; iyi firmaların ürünlerini tercih ederek ucuz fiyatlı alkol kullanmaktan kaçınmak, güvenilir yerlerde içki tüketmek ve evde alkol üretiminden uzak durmak:

    “Sadece sahte diye tabir ettiğimiz içkilerin değil, ucuz fiyatlı içkilerin baş ağrısı, dönmesi ve mide bulantısı gibi etkileri daha fazladır.”

    “Bunlar yüzde 100 etanol içermek yerine; metanol, bütil alkol gibi başka alkollerin kalıntıları ve hatta sentez esnasında oluşan farklı ara ürünler içerebilir.”

    “Dolayısıyla burada sadece metanol toksitesinden değil, diğer ara ürünlerin ve başka alkol türevlerinin ciddi anlamda toksisitesinden de bahsetmemiz mümkün.”

    ‘Astronomik market fiyatları, sahte içki arzını ve talebini artırıyor’

    Sahte içki ölümlerinin alkol fiyatlarındaki artışla bağlantılı olduğunu düşünenler de var.

    Aralık ayında sahte içki kaynaklı ölümleri Meclis gündemine taşıyan CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Üst üste gelen maliyet ve vergi zamlarıyla birlikte astronomik market fiyatları, sahte içki arzını ve talebini artırmakta, vatandaşı merdiven altına yönlendirmektedir” demişti.

    Bulut insanların ağırlaşan ekonomik şartlar altında fiyatı daha ucuz olan ancak içeriği bilinmeyen ürünleri aldığını savunmuştu.

    Resmi Gazete’de 25 Aralık’ta yayımlanan bir kararla rakı ve bira hariç içkilerin maktu ÖTV miktarı yaklaşık yüzde 13 zamla 1269 TL’den 1428 TL’ye yükseltilmişti.

    Bu 70’lik şişe başına 60 TL’den fazla zam anlamına geliyordu.

    Yeni yılın ilk günlerinden itibaren farklı içki gruplarına yeni zamlar açıklandı.

  • Nasıl 28 Şubat, 12 Eylül darbecileri yargı önüne çıkarıldıysa, zaman aşımı yok

    Nasıl 28 Şubat, 12 Eylül darbecileri yargı önüne çıkarıldıysa, zaman aşımı yok


    Menajer Ayşe Barım‘ın, 12 yıl önceki Gezi Parkı eylemlerinin planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlamasından tutuklanmasını değerlendiren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Nasıl 28 Şubat sanıkları, 12 Eylül darbecileri yıllar sonra yargı önüne çıkarıldı. Zaman aşımı sözkonusu değil. Soruşturma kapsamında hangi deliller ortaya çıktı da böyle bir soruşturma başlatıldı, bunu ilerleyen zamanlarda göreceğiz. 12 yıl geçti aradan bundan sonra soruşturma mı olur diyemeyiz. O olayların çıkarılmasında, yönlendirilmesinde etkisi varsa, deliller varsa elbette yargı burada soruşturma başlatır” dedi.

    Gezi Parkı eylemlerinin planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlamasıyla 24 Ocak’ta gözaltına alınan menajer Ayşe Barım, 27 Ocak’ta tutuklandı.

    Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy‘un programına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yeni süreçte başlatılan Gezi soruşturması ile teğmenlerin TSK’dan ihracına ilişkin konuştu.

    Gezi davası 12 yıl sonra neden gündemde?

    2013 yılının mayıs ayında Gezi olayları. O günleri hatırlayacak olursak. Arap Baharı’nın Türkiye’ye geliyor gibi izlenim sözkonusu idi. Gezi Parkı’nda 2 ağacın yer değiştirimesiyle başlayan protesto eylemi maalese yakma, yıkma olarak başka bir şeye dönüştürüldü. İnsanlar öldü. Terörist paçavraları AKM’ye asıldı. Yargılama süreci başladı. Eylemleri koordine edenler, organize edelerle ilgili kamu davası açıldı. İlk derece mahkeme karar verdi Yargıtay kararı onadı. Kesinleşmiş karar sözkonusu. Gezi parkı olaylarının hükümete karşı darbe kalkışmasına yönelik bir karar sözkonusu. 12 yıl sonra ne oldu da tekrar soruşturma başlatıldı? Cumhuriyet Başsavcılığı burada zaman aşımı süresi sözkonusu değil. Anayasal düzene karşı işlenen suçlar bakımından zaman aşımı işlemez. Nasıl 28 Şubat sanıkları, 12 Eylül darbecileri yıllar sonra yargı önüne çıkarıldı. Suç bakımından 312. madde. Zaman aşımı sözkonusu değil. 12 yıl geçti. Bu süre içerisinde elbette bir delil ortaya çıkmışsa. Soruşturma kapsamında hangi deliller ortaya çıktı da böyle bir soruşturma başlatıldı, bunu ilerleyen zamanlarda göreceğiz. Şüpheliler savunmalarını yapabilirler. Eğer etkisi olduğuna ilişkin delil ortaya çıkarsa elbette yargılama mümkün olabilir. 12 yıl geçti aradan bundan sonra soruşturma mı olur diyemeyiz. O olayların çıkarılmasında, yönlendirilmesinde etkisi varsa, deliller varsa elbette yargı burada soruşturma başlatır. Burada yargının başlatmış olduğu, elde ettiği somut deliller olduğu kanaatinde ki böyle bir süreci başlatmış. İlerleyen süreçte kim kimlerle beraberdi? Hükümete karşı kalkışmada etkileri var mıydı? Burada olayları organize edenler. Sonradan çıkan deliller karşısında elbette savcılığın elinde deliller varsa elbette soruşturma konusu olur. Soruşturma etkin bir şekilde yürütülür. Davaya dönüştürülüp, dönüştürülmeyeceği önümüzdeki süreçte görürüz.

    5 teğmenin TSK’dan ihracı

    Biz hep yürüyen soruşturmalarla ilgili konuşurken dikkatli olmamız lazım. Hukukçuyuz, Adalet Bakanıyız. Devam eden soruşturmalarla ilgili yönlendirici olamayız. Bir taraftan siyasetçiyiz. Teğmenlerle ilgili konu disiplin konusu. Orada attıkları slogan ya da kendi aralarında gösteri nedeniyle değil. Bir yemin metni var, mevzuat değişikliği ile değişmiş. Mevzuata uygun şekilde törende yemin yapılmış. Tören bittikten sonra mevzuattan çıkarılan eski yemin metni ezberletilerek tören yapılmış sanki. Yetkililerin ısrarlarına rağmen yapıldığı şekilde bilgimiz var. Teşvik edildiğine yönelik de karar onu gösteriyor. O yemini organize eden teğmen ve komutanlarıyla ilgili disiplin kararı verildi. Yürürlükteki metni okudunuz, eski metni ısrarla okumanız askerlik açıdan disiplin suçu olduğuna MSB Yüksek Disiplin Kurulu karar verdi. Bu kararı idari yargı değerlendirecek. Burada bir disiplin suçu var mıdır, yok mudur bunu değerlendirecek olan idari yargıdır. Tamamen askerlik disiplini ile alakalı durum sözkonusudur.”


  • Narin cinayetinde Baba Güran’dan karara itiraz; “Bahtiyar için verilen karar, hukuka ve vicdana aykırı”

    Narin cinayetinde Baba Güran’dan karara itiraz; “Bahtiyar için verilen karar, hukuka ve vicdana aykırı”


    Narin Güran cinayeti davasında babası Arif Güran, mahkemenin kararına itiraz etti. İstinaf başvurusu yapan baba Güran’ın avukatının sunduğu dilekçede, Narin’in cesedi üzerindeki deliller için yeterince inceleme yapılmadığı söylendi, Nevzat Bahtiyar‘ın aldığı cezanın yetersiz olduğu dile getirildi. Diyarbakır Barosu tarafından Bahtiyar’ın Narin’i öldürme eylemine “müşterek fail” sıfatıyla iştirak ettiğini gösteren birçok delilin dosyada mevcut olduğu kaydedilerek Bahtiyar’ın cezası da istinafa taşınmıştı.

    Narin Güran cinayeti davasında Nevzat Bahtiyar’ın cezası istinafa taşındı

    Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Narin Güran cinayetinde, sanıklar Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ı müşterek fail oldukları gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırmıştı. Sanık Nevzat Bahtiyar ise ”iştirak halinde çocuğu kasten öldürme” suçundan beraat ederek, “suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme”den 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

    Narin Güran davasında karar: Anne, abi ve amcaya ağırlaştırılmış müebbet, cesedi taşıyan Nevzat Bahtiyar’a 4 yıl 6 ay hapis cezası

    “Kesin ve net bir şekilde maddi hakikate ulaşılamadı”

    Narin’in babası Arif Güran, mahkemenin kararını istinafa taşıdı. Baba Güran’ın avukatı tarafından kaleme alınan dilekçesinde, Diyarbakır Barosu’nun davaya katılmasına itiraz etti, mahkemenin kararında gerçek katilin belirlenmediğine itiraz ederek, şu görüşü savundu:

    “Müvekkilin göz bebeği olan Narin Güran’ın katline ilişkin yapılan yargılama sonucunda kesin ve net bir şekilde maddi hakikate ulaşılamadı, müvekkilin ifadesiyle bu dünya da ve inancı gereği ahirette yakasını tutacağı kişi veya kişiler belirlenemedi.”

    “Maddi gerçeğe ulaşma gayesine zarar verildi”

    Dilekçede bir diğer itiraz, adli tıp raporları için yapıldı. Narin’in cesedinden ele geçirilen bulguların yeterince incelenmediği değinildi:

    “Külot dış kısım ön sürüntü örneği, külot , mor renkli etek ve yazma üzerinde tespit edilen bir kısım lekelerden pozitif sonuç alınmıştır. Bahse konu örneklerde Menide ve idrarda bulunan Prostat Spesifik Antijeni tespit edilmiştir. PSA’nın meni ve idrarda bulunması Narin Güran’ın özel bölgesinde, mor renkli etek ve yazma üzerinde tespit edilmiş olması irdelenmeye ve bu husus üzerine gidilmesi gerekirken yok kabul edilmesi maddi gerçeğe ulaşma gayesine zarar vermiştir. Bu hususun detaylıca incelenmesi gerekmektedir.”

    “Bahtiyar için verilen karar, hukuka ve vicdana aykırı”

    Güran, Bahtiyar yönünden de itirazda bulundu. Bahtiyar’ın çelişkili beyanlar verdiği ve asıl katilin Bahtiyar olduğunun savunulduğu dilekçede şu ifadeler kullanıldı:

    “Narin Güran’ın bedenini bir çuvala sığdırıp dere kenarında gizleyen, soğukkanlı bir şekilde gidip baldızında çay içen, baldızında peynir alan sonra namazını kılan, normal hayatına devam eden, kayıp çocukla ilgili arama faaliyetine katılan, Narin Güran’ın bulunacağını başta baba olmak üzere ailesini teselli etmeye çalışan Sanık Nevzat Bahtiyar’ın Türk Ceza Kanunu 82/1-e çocuğu kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerekirken suç delillerini yok etme suçundan ceza verilmesi hukuka ve vicdana aykırıdır.”

    Narin Güran davasında gerekçeli karar: Cinayet evde tamamlandı; anne, abi ve amca ölmesine rıza gösterdi, Bahtiyar müşterek fail değil!

    Abi ve anne Güran da istinaf başvurusunda bulunmuştu

    Tutuklu sanıklardan ağabey Enes Güran ve anne Yüksel Güran da avukatları aracılığıyla istinaf başvurusu yapmış ve tahliye talep etmişti.

    Narin Güran’ın annesinin ardından ağabeyi de istinafa başvurdu; tahliyesini talep etti


     

  • İstanbul merkezli IŞİD operasyonunda gözaltına alınan 33 şüpheli tutuklandı

    İstanbul merkezli IŞİD operasyonunda gözaltına alınan 33 şüpheli tutuklandı


    İstanbul merkezli 4 ilde terör örgütü IŞİD’a yönelik operasyonda gözaltına alınan 47 şüpheliden 33’ü tutuklandı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü IŞİD yanlısı olarak faaliyet yürüten ve örgüte finansal destek sağladığı gerekçesiyle gözaltına alınan 47 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

    Şüpheliler sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesine sevk edildi.

    Nöbetçi sulh ceza hakimliği, 33 şüphelinin tutuklanmasına, 6 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına, diğer şüphelilerin ise serbest bırakılmasına karar verdi.

    Soruşturma

    Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında, terör örgütü IŞİD yanlısı olarak faaliyet yürüttüğü ve örgüte finansal destek sağladığı iddia edilen 47 şüpheli tespit edilmişti.

    Soruşturmada, şüphelilerin çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle örgütsel faaliyetler gerçekleştirdiği belirlenmişti.

    Şüpheliler hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından harekete geçen emniyet güçleri, İstanbul merkezli 4 ilde düzenledikleri operasyonda 47 şüpheliyi yakalamıştı. (AA)

  • Sağlık Bakanlığından “ölmüş bir vatandaşın taburcu edildiği” iddiasına ilişkin açıklama

    Sağlık Bakanlığından “ölmüş bir vatandaşın taburcu edildiği” iddiasına ilişkin açıklama


    Sağlık Bakanlığı, Aydın’daki bir özel hastanede “ölmüş bir vatandaşın taburcu edildiği” haberlerine ilişkin açıklama yaptı.

    Bakanlığın “Sağlıklı Çözüm” sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Aydın’daki bir özel hastanede ölmüş bir vatandaşın taburcu edildiğine dair haberler üzerine, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan olağan dışı denetim süreciyle ilgili vatandaşları bilgilendirme gereği duyulduğu belirtildi.

    Bahse konu hastanede 30 Ocak’tan itibaren 2. basamak yoğun bakımda tedavi gören hastanın, 6 Şubat’ta oksijen desteğine ihtiyacı kalmadığı, bu sebeple 7 Şubat saat 10.35 itibarıyla taburcu edildiğinin kayıtlardan görüldüğü ifade edildi.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Tekerlekli sandalye ile acil servis girişinde bekleyen hastanın, acil servis görevlileri ve hasta yakınları gözetiminde bulunduğu esnada fenalaştığı, bunun üzerine kırmızı alana alındığı kamera kayıtlarından anlaşılmıştır. Hastane kayıtlarından hastanın entübe edilerek 40-45 dakika hastaya müdahale edildiği ve 11.40’ta hastanın vefat ettiğinin kayıtlara geçtiği tespit edilmiştir. Konuyla ilgili il sağlık müdürlüğümüzün yürütmekte olduğu inceleme devam etmekte olup süreçle ilgili gerekli bilgilendirmeler yapılacaktır.” (AA)

  • BM Genel Sekreter Yardımcısı DiCarlo Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’ye gidiyor

    BM Genel Sekreter Yardımcısı DiCarlo Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’ye gidiyor


    Birleşmiş Milletler’in (BM) Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, 13 Şubat’ta Ankara’yı ziyaret edecek.

    BM Sözcüsü Farhan Haq’ın Cuma günkü açıklamasına göre, Ankara’daki görüşmelerinde DiCarlo, başta Kıbrıs olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele alacak.

    DiCarlo, Ankara’dan önce 10 Şubat’ta Kıbrıs’ta ve 12 Şubat’ta Atina’da temaslarda bulunacak.

    Kıbrıs’taki temasları kapsamında DiCarlo, Kıbrıslı Rum lider Nikos Christodoulides ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirecek.

    Sözcü Haq’ın açıklamasına göre, DiCarlo Kıbrıslı liderler ile “daha geniş formatta gayriresmi bir toplantı hazırlığı kapsamında Kıbrıs sorunuyla ilgili ileriye dönük yolu” görüşecek.

    BM Sözcüsü Haq, Kıbrıs’taki görüşmelerinde DiCarlo’nun, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonunun çalışmalarına odaklanacağını, gençlik ve kadın grupları dahil sivil toplum temsilcileriyle biraraya geleceğini belirtti.